-
trt spor'da yayınlanan "spor bahane" programının dünkü bölümüne konuk olmuş ve yaklaşık 1 saat boyunca özellikle göztepe taraftarının merak ettiklerini açıkça cevaplamış başkan.
bölümü izle
video youtube'tan kaldırılırsa, trt spor'un kendi sitesinden de bölümün tamamını izleyebilirsiniz (link ).
programın özeti şöyle:
- başkan, adis jahovic'e halâ kızgın: gerçi olay adis özelinde değil, göztepe'ye gelen futbolcuların akıllarının nerede olduğunda. tamamen göztepe için oynamayacak ve amiyane tabirle "götü başı oynayacak" hiçbir futbolcu bu kulüpten içeri giremeyecek. en azından sepil başkanken, buna müsaade etmeyecektir.
- stat 25 bin kişi kapasiteli olabilir: aslında 20 bin kişi olacak, burası net. ama hem passolig fişlemesi ve 6222 sayılı berbat yasa le ilgili sorunlar giderilirse, kale arkaları ayakta seyirci alabilecek bir yapıya bürünecek ve kapasite 5 bin kişi daha artacak. sepil bunun düşük bir ihtimal olduğunu da belirtmiş. 20 bin olarak düşünmek, 25 kişilik olarak düşünüp da sonradan hayal kırıklığı yaşamaktan daha iyidir.
- hem göztepe'nin sıfır borcu var hem de kulüp adına çekilmiş 1 kuruş bile banka kredisi yok: başkan bunun nefis olduğunu ama kendi başkanlığında geçen 4 yılda hep cebinden ödediğini de söylemiş. yani başkanın karakteri tüpçü gibi olsa, kulüpten para isteyebilir sonradan. başkanın bu denli çapsız bir karaktere sahip olmadığını biliyoruz. gene de bunun sürdürülebilir olmadığını, kendisinin de buradaki bütün teknik ekip ve futbolcular gibi gelip geçici olduğunu ve göztepe'nin kendi başına ayakta durabilecek duruma gelmesini istediğini de belirtmiş. stat seneye açıldıktan sonra, sanırım bunun ilk adımları da atılmış olacak. belki de dünya çapında olan yıldızlar da kadroya o zaman dahil edilebilecek.
- demba ba önündeki 15 yılı planlayan bir insan: başkan ba'dan etkilendiğini de söylemiş. ba'nın yurt dışında futbol okulları var ve türkiye'de kalıp genç yetenekler yetiştirmek istiyormuş. sanırım 2 yıllık kontrat da önerilecek kendisine.
- başkan tam bir liboş: kendisi de dedi bunu açık açık. zaten satır aralarında devlete biraz yakın bir profil çizmesi, beşiktaş maçındaki kale arkasındaki küfürlü pankarttan sonra oradaki taraftarları, zamanında bir benzerini aziz yıldırım'ın da yaptığı gibi, aforoz etmesi ve tribündeki uç taraftar gruplarını inceden inceye dışlaması veya dışlanmasında 3 maymunu oynaması bu liboşluğuna işaret ediyordu. ben kendisinin iyi niyetli olduğunu düşünmeye devam ediyorum. ya basta viva göztepe'yi kavga ede ede, tehditler ede ede, yüzlerine "teröristler!" diye diye hentbol maçından çıkartan yalı grubuna da laf edebileceği günler gelir umarım bir gün.
- tamer tuna sene sonunda beşiktaş'a gidebilir: hocaya 2 senelik sözleşme teklif ettiğini ama henüz anlaşamadıklarını da söylemiş. "sene sonunda bakarız" diyor ama hemen bundan sonra "kafasını tamamen göztepe'ye verebilecek insanlarla çalışmak isterim" demesi kafa karıştırıcı. ligin ikinci yarısında takıma oynattığı futbolu hiç beğenmeyen biri olarak hoca giderse üzülmem açıkçası.
- beto, selçuk, demba ba, sabri, castro gibi oyuncularla arası çok iyi: yaşı 35 civarındaki oyuncuların birkaç yıl sonra sahada yürüyemeyecek hale geleceğini bilip onların yerine gençlerin yerleştirilmesini istiyor. bu oyuncuların lider oyuncular olduklarını söylemiş ve "tavla oynayın, onda bile yenilmek istemeyecek karakterde insanlar bunlar" yorumunu yapmış.
- günay güvenç'in kontratını 2 yıl daha uzatmak istiyor.
- bilal meşe'nin "büyük takım/küçük takım" lafına tepki vermedi, üzdü.
- 1967'deki efsane atletico madrid maçını statta izleyerek göztepe'ye gönül vermeye başlamış.
- maç izlerken gırla totemi olan bir başkan.
- göreve geldikten sonraki 2 yıl boyunca iş yoğunluğu sebebiyle takıma çok fazla zaman ayıramadığını itiraf etmiş. gerçi bunu fark eden pek taraftar da yoktu. o zamanlar da "biz hapşuralım, sen çok yaşa büyük başkan" diyorduk, durum halâ aynı.
- yapılacak yeni stadyumun mimarı, vodafone park'ın da mimarı olan bünyamin derman'mış. başkan da odtü inşaat mühendisliği mezunu olduğu için o da destek vermiş.
- yabancı sınırı konusunda yerli oyunculara önem verilmesinin gençlerle başlaması gerektiğini açıklamış. devlet goy goyu da yapmış ama bu durum, yukarıda da bahsettiğim liboşluğundan ötürü.
- torbalı'da yapımı devam eden futbol akademisinden sonra türkiye'den ya da yurt dışından bir pilot takıma sahip olma amacı var. bütün bölümde dinlerken en çok heyecanlandığım açıklama bu oldu.
- tam bir "taraftar-başkan" kendisi. hem dünya çapında fularlı bir iş adamı olmak hem de tribünde çılgın gibi maçı yaşayan bir taraftar olmak kolay iş değil. türkiye'de böyle bir başkan olduğunu sanmıyorum.
gelip geçici olduğunu bilen, taraftarın ise sabit kalacağının farkında olan ve takımın asıl sahibinin taraftar olduğunu da anlamış bir başkana sahip olmak, türkiye'deki bokanzi futbol kültürü içinde büyük nimet. seneye yeni stadyum açılışında atletico madrid, 52 yıl sonra izmir'e gelecek sanırım. açılış faşşolig'siz olacağı için o tarihi anı gözyaşları içinde yaşamam mümkün olacak.
edit: atletico'nun izmir'e daha önce geldiğini yazmış @endingcredits, sağolsun. hazırlık maçı olduğu için sallamamıştım ben onu. gene de yukarıya dokunmayayım. 52 yıl sonra lafı beni duygulandırıyor. -
göztepe spor kulübü başkanı.
her şeyden önce çok kaliteli bir insandır. iki lafı bir araya getiremeyen türkiye'deki spor yöneticilerinin aksine çıkar cnn international'de ingilizce röportaj verir. iş hayatındaki başarılarıyla zaten dünya çapında saygın bir insan kendisi. göztepe'nin kültürüne, tarihine ve vizyonuna çok yakışıyor.
2014 yazında göztepe'yi devraldığında kendisini tanımıyorduk ve haliyle endişeliydik. kulüp 2. lig'den 1. lig'e yükselme play-off'larını kaybetmişti ve bu hayal kırıklığının üstünden çok geçmeden bir sabah böyle bir devir haberine uyanmıştık. mehmet sepil yaptığı açıklamalarla daha ilk günden vizyonunu belli etti ve herkesin yüreğine umut serpti. daha geldiği ilk günden "göztepe'yi uluslararası bir kulüp haline getirmek istiyoruz." diyordu.
bugün mehmet sepil'in göztepe başkanı olduğu 2014 yılı haziran ayının üstünden sadece üç buçuk yıl geçmesine rağmen göztepe o günden bu güne inanılmaz yol kat etti ve seviye atladı. o gün spor toto 2. lig'de olan futbol takımı iki lig yükselerek bugün süper ligde ilk yılında çok iyi bir konumda. o gün 2. ligde olan göztepe hentbol takımı ise bugün hentbol süper ligi'nde fırtına gibi esiyor ve avrupa'da kupa kaldırmanın peşinde.
sportif başarıyı bir kenara bırakırsak;
güzelyalı'da toki'nin bize dayattığı 15 bin kişilik niteliksiz bir stadyum projesi yapılacakken bugün yine aynı yerde ama çok daha nitelikli, çok daha güzel 25 bin kişilik bir göztepe gürsel aksel stadyumu yükseliyor. urla adnan süvari tesisleri süper lige çıkmamızla birlikte çevre araziler kiralanarak büyütüldü ve geliştirildi. bugün biraz küçük de olsa türkiye'nin en nitelikli antrenman tesislerinden birine sahibiz. keza urla tesislerinin hemen yanında deniz kenarında türkiye'nin en iyi yelken tesisleri yapıldı göztepe yelken şubesi için. torbalı'da çok iyi bir yerde devletten 103 dönüm arazi tahsis edildi ve türkiye'nin en iyi futbol altyapısı burada kurulacak. urla adnan süvari tesisleri alan olarak küçük olduğu için menderes'te devletten 136 dönüm arazi tahsis edildi ve birkaç yıl içinde a takım için buraya türkiye'nin en iyi tesisi yapılacak. bakın bu kulübün yüz yıla yakın süredir antrenman yapacak tesisi, bir dikili ağacı bile yoktu. kolay değil öyle devletten yüzlerce dönüm arazi tahsis edip tesis yapmak stat yapmak.
biz güngören'de, bozüyük'te, rize pazar'da bu takımın peşindeyken buralara geleceğimiz aklımın ucundan bile geçmezdi. ki biz göztepe'mizi başarı için şan şöhret için sevmemiştik hiçbir zaman. ama bugün kurumsal, yönetimsel ve sportif başarı olarak öyle bir noktaya geldik ki cristiano ronaldo göz-göz çekiyor, onur air uçağında göztepe'mizin arması göklerde süzülüyor. bunların hepsi öncelikle bu takımı en kötü gününde bile yalnız bırakmayan, amatör kümede statları dolduran, türkiye'nin her karış noktasında tek bir ağızdan isyan marşını haykıran göztepe taraftarının, sonra da senin başarındır mehmet sepil. bunlar daha başlangıç. gücümüz dünyayı sarsacak.
-
neredeyse 8 yıldır yürüttüğü göztepe başkanlığını bu yılın mart ayında bıraktığını açıklamış, sonrasında ise kulübü tam bir kaos ortamının içine bile isteye atmış insan. büyük başkan olarak anılmanın kıyısından dönmesi bir yana, arkasında tam bir enkaz bırakması yüreğimize oturdu; aylardır da kalkmıyor. maddi olarak milyonlarca lira borcu olup halen oyuncu transferi edebilen kulüplere ağzımızdan sular akarak bakmayı da kendisinden öğrendik.
göztepe bir şirket olduğu için hisselerin büyük kısmı (sanırım %85-90 arası) sepil'e ait. başkanlığı öyle "bıraktım" diyerek bırakamayacağını, hisseleri birine devretmesi gerektiğini biliyoruz zaten. aylardır berbat magazin haberlerine bile manşet olmamız da, göztepe ile adı yan yana gelmemesi gereken insanlarla ilgili gırla haber okumamız da kendisinin eseri. nihayet bugün basın mensuplarının karşısına geçip 1 buçuk saatlik bir toplantı yaptı. tabii ki canlı yayını yoktu (kahpe bizans dediğimizde kızıyorsunuz) ama burak cilasun gibi sadece işini yapan gazeteciler her söylediğini paylaştı. tweet dizisini toplayayım buraya, tek bir yerde dursun. ardından topa tutayım (spoiler içine aldım çünkü baya uzun oldu. penguen medyada da haber olmuş ama cilasun'un anlık yazdıklarından çok farklı açıklamalar da okudum. ben aşağıdakine güvenirim, o yüzden burada bulunsun istedim):
-- spoiler --
- "ben göztepeliyim, yaşamım boyunca da böyle kalacağım. göztepe'nin en uzun süre koltukta oturan başkanı oldum. hizmet vermek sadece başkanlık değil. göztepe'ye her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. belki göztepeliliğimin daha iyi bir seviyeye geldiği bir süreç de olabilir. eleştirileri doğal karşılıyorum. göztepe'yi yönetecek yeni bir kurgu peşinde olmam eskiye dayanıyor. yaptığım işlerin yüzde 90'ı türkiye dışında. neden yabancı yatırımcı getiremediğimizi düşünüyordum. sebebi belli. hırçın yönetilen futbola kimse gelmek istemiyordu. göztepe'nin yabancı yatırımcıya cazip gelmesinde 2 nokta var; ilki şirket olması. ikincisi çok önemli, taraftar kitlemiz. çünkü oyuncunun patlaması için tribünde de heyecan olması gerekiyor. bizim yapımız da, yönetimimiz de basit bir yapıydı. enternasyonal dünyadan gelen gidenler oldu. avrupa birliği ve amerika ağırlıklı çok sayıda fonla görüştüm. bu görüşmeler profesyonel ve uzun sürüyor. en az 3-4 fonla uzun görüşmeler oldu. bunlardan en ilerleyeni danimarkalı girişimcinin fonu oldu (rasmus ankersen). mesela gelip önce altyapıyı görmek istediler. sonuç alamadık. sonuç alamama nedenlerimizden biri de küme düşmemizdi.
esas sorun türk futbolunun ekonomik değerinin düşmesi oldu. bu senaryolarda ben zaten hep olacaktım. tüm fonların teklifi benim en az birkaç yıl daha devam etmem şeklindeydi. tabii çoğunluk hisse onlarda olacaktı, amatör şubeler bende olacaktı ama netice sıfır. 500 milyon dolardan başlayan yayın geliri 150 milyon dolara düştü. bunun daha da aşağıya düşecek olması fonların türkiye'ye ve göztepe'ye olan ilgisini yitirmesine neden oldu. bu durum süper lig kulüplerinin tamamı için kötü sonuçlar doğuruyor. birçok nedenden sonra ben ayrılma kararı aldım. bunu da kasım-aralık gibi almıştım. arkadaşlarımla değerlendirdim. sonuçta benim için de kolay değil, 8 yıl başkanlık yaptığınız kulübü bırakıyorsunuz. arkadaşlarım da eleştirdiler kararımı. kulübü kaos içine sokmamın yanlış olduğunu söyledim çünkü lig bitecek ve 3 hafta sonra yeniden başlayacak. büyük bir değişim geçirmek zorundasınız. zamanlamayı erken yapmasaydım, çok daha büyük bir dedikodu ve kaos olacaktı. her şeyi denedik.
düşmemek için yüksek prim vaad ettik, olmadı. oyuncuları motive etmeye çalıştık. giresun maçı öncesi ofise bile gitmedim. netice alamadık. öz eleştiri yapmak gerekirse, ulusal basının olmadığı yerde kapalı kapılar ardında kendi içimizde yaparız. ben konuşacaksam, anlamı olmalı. abramoviç balonu çıktı. ona ne diyeyim ki? biri bir şey diyor ve herkes inanıyor. ilk çıkışı ingiliz gazeteleriydi ve onlar da niyet okudu sadece. ingiliz basınının saçma sapan haberi işte. kendisi arabulucu olarak türkiye'deydi (rusya-ukrayna savaşı). abramoviç'i ben yıllar önce sadece chelsea maçında el sıkışırken gördüm. sonra türkiye'de bir balon çıktı. bu arada fan token vs. var. çıkmasın diye talat başkanım açıklama yapmış. telefona mesajlar gelmiş, herkes abramovic'i soruyor. yok dedik, inanmadılar. fan token pazarlayan çok şirket var, biz en iyisi ile anlaştık. anlaşmalarınız kulübün gücü ve koşullara bağlı oluyor. biz buradan nasıl gelir elde ettik? şu ana kadar 1 buçuk yılda fan token kazancımız adana demirspor'dan fazla değil. çevreme "kesinlikle almak yok" dedim. sepil parayı götürdü sözleri hikaye. yanlış algı var. herkes kulüp istiyor ama kimin bunu yapıp yapamayacağını anlayıp elemek gerekiyor. gelen kişi önce beni ikna etmeli, ikincisi taraftarım var. onların da itiraz etmesi senin için iyi olmaz. üçüncüsü, kulübü sıfır borçla devredeceğim.
geçmişin bütün sorumluluğunu alırım. göztepe'nin hiçbir yabancı oyuncuyla davası yoktur. sadece öngörülen ödemeleri vardır. sepil'e ne gelecek? bunu hiç önemsemiyorum. harcadığım paranın çok küçük bir kısmını geri alabilirim. 8 yıldır verdiğim parayı geri alacağımı düşünürsem, aptal bir adam olurum. harcadığım hiçbir paraya pişman değilim. zaman zaman üzüldüğüm şeyler olabilir. biri çıkıp "sepil başkan ile konuştum" derse, inanmayın. zaten ben onu diyecek adama kulübü vermem. zaten ben gizlilik anlaşması imzalıyorum. şu an bitmiş bir süreç yok ama çok kısa zamanda bitirilmesi gereken süreç var. lig biter bitmez devir işlemini çok hızlı yapmalıyız. benim görüşüm, birinci önceliğim gelenin göztepe'yi yöneteceğine inanmam lazım. işin maddi kısımda iki üç yıllık planlarını duymak istiyorum. ne kadar kaynak ayıracaklarını sorguluyorum. onlara futbolu teklif ediyorum. diğer branşlar için gönüllüyüm. şu an sağlık sorunum yok. bu yönde çıkan haberlerin hiçbiri doğru değil. maalesef söylentilere üzülüyorum. başkanlığı bırakmamda sağlıkla ilgili bir şey yok. tabii ailem üzülüyor, onlara vakit ayıramadığım için. devir olmama ihtimalini düşünmek bile istemiyorum. kriterlerim çok yüksek. gelecek hafta yönetimi toplantıya çağırıp değerlendireceğiz. futbolda kesinlikle kalmak niyetinde değilim. hayallerim lafı yüzüme çok çarpıldı ("hayallerimi duysanız uyuyamazsınız"). keşke yapsaydım dediğim şeyler var tabii. ben geldiğimde camia beni tanımıyordu. 14 haziran öncesi yeni devralmıştım kulübü. o gün birkaç genç geldi, ne istediklerini sordum; "dikili ağacımız yok" dediler. "tesis ve stat, hayalimiz" dediler.
"lig fark etmez" demek olmaz. göztepe'nin olması gereken lig, en iyi ligdir. bakın, ben altınbaşlara müteşekkirim. "tesis hazırdı" demek doğru değil. tesisi bitirdik. şu an türkiye'nin en modern tesislerinden biridir. şehir içinde stadı ben de baştan istemiyordum ama sonradan anladım ki, takım ruhunu şehrin ortasında sağlarsın. ali koç dahil, herkes "sizin stadınız türkiye'nin en etkili stadı" diyor. başka şehirde altyapıyı size belediye yaparken, biz 8 takla attık; yapamadık. rahmetli olduğu için arkasından konuşmak istemiyorum (ismail uygur) ama başlamış projeyi belediye değişti diye "buğday ekeceğim" dedi; yapamadık. en büyük noksanlık bu. torbalı çok iyi bir yerdi. o arsa tekrar göztepe'ye geçiyor. süper lig'e çıkarken para verecekti büyükşehir belediyesi. şimdi düşüyoruz; bunu tesis olarak verecekler. ayrılırken en büyük üzüntüm altyapı tesisinin bitmeyişi. amatör branşlar için salonda da imar sorunu çıktı. tabii süper lig'de değil de, birinci lig'de ayrılmak benim de içime sinen bir şey değil. lakin "tesis mi, avrupa mı?" derseniz, tesis derim. göztepe'nin önünün açık olduğunu düşünüyorum. "sepil pinti" deniyor ("sepil'in cebinde akrep var"). her şeyi söylesinler ama bu bana en komik geleni. türk futbol tarihinde benden daha fazla cebinden para veren ali koç olmuştur. 10 tane fabrika alabilirdim ben. "neden kendini ifade etmiyorsun?" diyorlar. bana bakış açısını yeni gelen arkadaşa yaparsak çok zor olacak. taraftar diyor ki "göztepe'nin sahibi taraftar". bence de öyle. benim yerime gelecek olan da bunu kabullenmeli. biz sadece göztepe'yi yönetiyoruz. benim yanımda bir tane sevilen birini söyleyin. türkiye'de tff ve kulüpler birliği dahil, futbol sil baştan yapılmalı. spor yasası iyi bir başlangıç. kulüpler birliği başkanı seçildiğinde, amerika'da evimdeydim. ben futbolu sevdiğim için kulüpler birliği başkanı olmadım. göztepe'yi sevdiğim için oldum.
biz düştük. o zaman başkan "her şeyi doğru yaptım" diyebilir mi? sorumluluk bende. tüm bu nedenler içinde acaba bizi düşüren en önemli parametre oyuncu transferi midir, diğer konular mıdır; hepsi konuşulur. ben sorumluluğu almak zorundayım. her türlü maddi imkanı ortaya koymuşsun. 2 senedir işlerime bu kadar vakit ayırmadım. hayatta beklentilerle sahip olduğun şeyi birleştiremezsen olmaz. sol beke 500 bin euroluk oyuncu mu bekleniyor? yayın geliri olacak 3 milyon euro, hangisine yetecek. ayrılma nedenlerim içinde bazen aptal yerine konduğumu da gördüm. okan buruk ve ilhan palut giderken ağladı. seçimlerimde hata yaptım. hele de bu sene... başarısız olmak da var. çikaleşi'yi aldık (sokol cikalleshi), ilk günden "çöp alındı" dendi. şimdi adama bakın. ben göztepe'nin hala iyiliğini istiyorum, başarısı benim için çok önemli. taraftar ve camianın da aynaya bakıp yüzleşmesi lazım. ben buna hazırım. gelecek hafta fon yöneticisi burada olacak. futbol içinde kalmak gibi bir düşüncem yok.
düşmenin kaldırılması için girişimimiz olmaz. bu göztepeliliğe yakışmaz. göztepe taraftarına müteşekkirim. başka tribünler erirken, taraftarımız tribünü bırakmadı. son iki sene çok daha fazla para harcadım. yeni belediye başkanı ve izvak elinden geleni yapıyor; onları hariç tutuyorum ama siyaset yardım etmedi. mart ayında bıraktım dedim, daha önce bıraktım demedim."
-- spoiler --
yukarıda sanırım 50 cümleden fazlası var. 20'sini kenara not ettim çünkü okurken bile gözlerim çakmak çakmak oldu. izninizle aşağıya kusacağım:
- "neden yabancı yatırımcı getiremediğimizi düşünüyordum. sebebi belli. hırçın yönetilen futbola kimse gelmek istemiyordu." ---> bu noktada haklı. futbol, rize başkanı gibi mafyatik ve olur olmaz her yere ve her kuruma sallayan müteahhit bozmalarının ele geçirdiği bir sektör. ya koç ailesi gibi bir aileden çıkma olacaksınız (doğuştan zengin) ya da böyle mafyatik tipleri başkan yapacaksınız (rize, ads gibi). sepil ilk geldiğindeki "beyefendi" kimliğini hiç bozmadı, hakemler ırzımızın, tff de haysiyetimizin üzerinden geçerken bile sadece stadı terk etmekle yetindi. en azından bu konuda halâ tutarlı. bence beyefendi olup haksızlığa karşı "ben bu oyunu bozarım aga" diye böğürmeliydi.
- "bunlardan en ilerleyeni danimarkalı girişimcinin fonu oldu. mesela gelip önce altyapıyı görmek istediler. sonuç alamadık. sonuç alamama nedenlerimizden biri de küme düşmemizdi." ---> koca bir yalan bu. rasmus ankersen türkiye'ye geldiğinde mevsim kışın başıydı. bütün yerel medya, tesisleri gezen bir fon ekibinin olduğunu yazdı, çizdi. fısıltı gazetesi aracılığıyla hepimiz de duyduk bunu. stada maça giden tribündaşlar da, tribünde farklı bir yüz gördükleri gibi "bu sefer de japonlar geldi" falan demeye o zamanlarda başlamıştı. yani, küme düşmenin bu ilerlemedeki payı çok az olmalı çünkü devre arasıydı o zaman. küme düşme, matematiksel olarak 2-3 hafta önce kesinleşti, sepil bunu unutuyor.
- "500 milyon dolardan başlayan yayın geliri 150 milyon dolara düştü." ---> şampiyonluk sayılarını mahalle maçları turnuvalarını da katıp hesaplayanlara güzel laf çakmış ama anlayan olmaz bunu. yeni spor yasası'ndan sonra başkanlığın bir zulüm haline geleceğini de çok geç görecekler.
- "kulübü kaos içine sokmanın yanlış olduğunu söyledim çünkü lig bitecek ve 3 hafta sonra yeniden başlayacak. büyük bir değişim geçirmek zorundasınız. zamanlamayı erken yapmasaydım, çok daha büyük bir dedikodu ve kaos olacaktı. her şeyi denedik" ---> sepil'in dev sıçtığı yerlerden biri. kaos istemeyen adam 1 buçuk yıl stada uğramamış, futbolcuların içindeki gruplaşmanın teknik direktör kovdurmaya bile gittiğini çok geç görmüş ama gördükten sonra da bi' bok yapmamış; şimdi "kaos olurdu" diye açıklama yapıyor. a be götüm, sen mart ayından ağustos ayını görmüşsün, süper ama neden o zaman küme düşme riski devasa olmadan kendi yönetim ekibinden başlayarak bütün kulüp hizmetkarlarına ayar çekmedin? neden sessizliğe büründün en az 1 buçuk yıl? halâ kendini övüyor "kaos daha da büyürdü" diye. ulan, kendi kendine kapo diyen ilhan şahin 3 yıldır otel hayatı yaşıyor benim store'dan satın aldığım ürünlerin parasıyla. bunu da mı görmedin?
- "düşmemek için yüksek prim vaad ettik, olmadı. oyuncuları motive etmeye çalıştık. giresun maçı öncesi ofise bile gitmedim. netice alamadık" ---> eleştirdiği başkan tiplemesini yaptığını itiraf etmiş. yahu, prime falan ihtiyaç yoktu; sadece maçlara gelecek, tesislerde sürekli bulunacaktın. prim vaadi giresun maçından hemen önceydi, bu doğru. biz zaten hatay ve galatasaray maçlarıyla büyük darbe yemiştik. neden? çünkü devre arasında takıma kayda değer bir takviye yapmamıştın.
- "öz eleştiri yapmak gerekirse, ulusal basının olmadığı yerde kapalı kapılar ardında kendi içimizde yaparız. ben konuşacaksam, anlamı olmalı" ---> senin anlam arayan dimağına sıçayım ben. takımın içi aşiretciklerden geçilmez, yönetim elemanları sadece mamalarının derdinde, teknik direktörleri parmağında oynatan bir kapo yıllardır kulübün her şeyini emer. kapalı kapılar ardında sen önce kendi içinde bu adamları kulüpten atmalıydın, sonra bize martaval okurdun.
- "talat başkanım açıklama yapmış. telefona mesajlar gelmiş, herkes abramovic'i soruyor. yok dedik, inanmadılar." ---> abramovic mevzusunu kendisi de haberlerden öğrenmiş.
- "şu ana kadar 1 buçuk yılda fan token kazancımız adana demirspor'dan fazla değil. çevreme "kesinlikle almak yok" dedim. sepil parayı götürdü sözleri hikaye. yanlış algı var" ---> bence bu da büyük bir yalan. göztepe sk fan token %400 değer kazanmış, 65 liraları görmüş. çıkışı 10 lira ve uzun süre 10-15 lira bandında kalmış. sen bundan para kazanmadığını söyleyemezsin. o zaman "sepil büyük iş adamı" lafı da yalan oluyor. madem bu balon şişti, sen de illa ki yatırımının karşılığını alma yoluna giderdin. ben göztepe token'ın geçen ay gördüğü 67 lira seviyesinden bozdurduğunu düşünüyorum. adana demirspor fan token'ı kaç lira, biliyor musunuz? şu anda 12 kuruş . aralık 2021'de 2,5 liraymış ve sürekli düşmüş, sabit bile kalmamış. sepil kime masal anlatıyorsa, umarım inanmışlardır çünkü bu kadar desteksiz atılmaz.
- "harcadığım paranın çok küçük bir kısmını geri alabilirim. 8 yıldır verdiğim parayı geri alacağımı düşünürsem, aptal bir adam olurum. harcadığım hiçbir paraya pişman değilim" ---> harcadığı paradan pişman olmayan insan, her eleştirildiğinde "para harcadım" diye ağlamaz. yemezler anam.
- "hayallerim lafı yüzüme çok çarpıldı" ---> az bile çarpıldı. çünkü göztepe'nin maddi gücüne yakın 4-5 takım olan ligte, matematiksel olarak henüz küme düşülmemişken, mental açıdan mart ayında küme düşmeyi kabullenmiş bir takımı sen yarattın.
- "14 haziran öncesi yeni devralmıştım kulübü. o gün birkaç genç geldi, ne istediklerini sordum; "dikili ağacımız yok" dediler. "tesis ve stat, hayalimiz" dediler" ---> gene yalan. sepil başkan olduktan hemen sonra 14 haziran kutlamaları vardı ve altınbaşla geldi kutlamaya da. o zaman da hüseyin altınbaş urla'daki tesis ve torbalı'daki altyapı hakkında ilerleme kaydetmişti. dikili ağacımızın olmadığını söyleyen paleler, inciraltı'ndaki eshot garajı'nda iyi piizlenip öyle gelmiş olmalılar sepil'in yanına ya da sepil gene iyi üfürmüş.
- "şehir içinde stadı ben de baştan istemiyordum ama sonradan anladım ki, takım ruhunu şehrin ortasında sağlarsın" ---> ölse bile arkasından konuşmaya devam edecek binlerce göztepeli arkasında bırakarak siyaset tarihine karışmış aziz kocaoğlu versiyon 2.0. o zamanlar iyi ki bastırmışız ya. yoksa kim bilir nerede stat yapılacaktı.
- "başka şehirde altyapıyı size belediye yaparken, biz 8 takla attık; yapamadık. rahmetli olduğu için arkasından konuşmak istemiyorum ama başlamış projeyi belediye değişti diye "buğday ekeceğim" dedi; yapamadık" ---> eski torbalı belediye başkanı ismail uygur yattığı yerde bile halâ laf yiyor bizden. sepil'in bu birkaç cümlesi izmir'in sahipsizliğinin güzel bir özeti olmuş. sırtına ülker'i, şortuna pizza pizza'nın adını değiştiren halini reklam olarak alanlar "her şeyi kendimiz yaptık" falan diye ağıt okumasınlar hiç. izmir takımlarının hiçbiri arkasında büyük bir güçle var olamadı yıllardır. belediyeler zaten "buğday ekicem oraya, tesis falan olmaz, aman ha" falan diyor işte.
- "lakin "tesis mi, avrupa mı?" derseniz, tesis derim" ---> 5 sene önce avrupa yapabilirdik ve bunu senin sığ bakış açın yüzünden kaybettik. şimdi küme düşüyoruz, avrupa'ya gidemedik, torbalı'daki tesis mevzusu arapsaçı, amatör branşların spor salonları muamma. keşke avrupa yapaydık, taraftarın ve göztepe'nin adını duyuraydık.
- " "sepil pinti" deniyor. her şeyi söylesinler ama bu bana en komik geleni. türk futbol tarihinde benden daha fazla cebinden para veren ali koç olmuştur. 10 tane fabrika alabilirdim ben" ---> daha önce de "10 kola fabrikası kurabilirdim" diye demeç vermişti. berkan emir'i roberto carlos, murat paluli'yi de süper lig'in aranan beki olarak gördüğün için eleştirilerin hangilerinin doğru, hangilerinin gerçekten de acımasız olduğunu fark edemiyorsun.
- "taraftar diyor ki "göztepe'nin sahibi taraftar". bence de öyle. benim yerime gelecek olan da bunu kabullenmeli. biz sadece göztepe'yi yönetiyoruz. benim yanımda bir tane sevilen birini söyleyin" ---> efsane başkan bülent özkul yıllar önce söylemişti: "göztepe'ye verdiğinizi, göztepe size misliyle geri verir". başkanlar, yöneticiler gelip geçici, taraftar ve göztepe kalıcı.
- "her türlü maddi imkanı ortaya koymuşsun. 2 senedir işlerime bu kadar vakit ayırmadım. hayatta beklentilerle sahip olduğun şeyi birleştiremezsen olmaz. sol beke 500 bin euroluk oyuncu mu bekleniyor? yayın geliri olacak 3 milyon euro, hangisine yetecek" ---> başkan olmaya karar verdiğinde amacın bu değil miydi zaten ya? "süper lig'e değil, avrupa'ya gideceğiz" diye inletiyordun yeri göğü. şimdi 500 bin euroluk oyuncu almaya erinmene mi bahane arıyorsun yoksa? millet 10 bin euroya imzalattığı oyuncuları 1-2 sene içinde avrupa'ya milyon eurolar bedel biçerek gönderip çarkı döndürürken, sen andre castro ve beto hariç, hiçbir kaliteli oyuncu getirmedin bu takıma. bu yetmez gibi, gene hiçbir oyuncudan deli gibi para kazanamadın, hep cebinden yedin. taraftara sallayacağına, dönüp damadının başında olduğu oyuncu gözlem ekibine ayar çekseydin keşke.
- "ayrılma nedenlerim içinde bazen aptal yerine konduğumu da gördüm" ---> kulüp içindeki mamacıları ve aşiretcikleri zamanında görmediğin ya da görüp de aptala yattığın için sen de aptal oluyorsun, üzgünüm.
- "okan buruk ve ilhan palut giderken ağladı. seçimlerimde hata yaptım. hele de bu sene..." ---> dev sıçışlardan biri daha. buruk ile olmayacağını kendin söylemiştin. palut'un oyun anlayışı da sürekli kapanma üzerineydi, bıkmıştık. biz 2 yese 4, 5 yese 7 atmayı zorlayacak takım istediğimizi her yerde yazdık, çizdik, söyledik. bu yüzden de nestor el maestro'nun oyun tarzına bayılmıştık. bahsettiğin bu ikili bizden ayrıldıktan sonra başarılı olmuşsa, oklar hemen neden bize dönüyor? belki de hocalar kendileri geliştirmişlerdir. belki de stajyerliklerini bizde geçirip sonrasında gerçek birer teknik direktör olmuşlardır. belki de sen az maaşlı hoca derdine düşüp sürekli stajyer hocaları takımın başına getirmesen, en azından bir iskelet kadro ile devam edebildiğimiz en azından 1 sezon olur; böylece avrupa'ya gitme meşalesini 5 sene önce yaktığımız gibi, 1-2 sene içinde de orada olurduk. özetle; seçimlerinin çoğu hatalıydı, sadece bu senekiler değil.
- "cikaleşi'yi aldık (sokol cikalleshi), ilk günden "çöp alındı" dendi. şimdi adama bakın" ---> geldiği ilk gün "deve bu" demişliğim var, halen de aynısını söylüyorum. golcüler, özellikle sokol gibi tek vuruştan başka bi' meziyeti olmayan golcüler takım kimyası iyiyse iş yapar, kötüyse deve olur. geldiği gibi deve olmuştu bizde, öyle de kaldı adı. keşke yanına iyi bir yardımcı forvet ve arkasına da yıllardır bağıra bağıra istediğimiz iyi bir 10 numara transferi yapaydın da, deve altın yumurtlayan tavuk haline dönüşseydi.
- "taraftar ve camianın da aynaya bakıp yüzleşmesi lazım" ---> taraftarına asalak demiş bir başkan olarak, bu yüzleşmeyi doğrudan taraftardan isteme hakkın yok. önce git kapo'nu, damadını, fedai'yi ve diğer mamacıları yüzleşmeye davet et. sonra bize dönersin yüzünü belki.
- "yeni belediye başkanı ve izvak elinden geleni yapıyor; onları hariç tutuyorum ama siyaset yardım etmedi" ---> ülkenin en büyük 3. şehrinin futboldaki yalnızlığının kısa özeti.
oh, kustum ama gene de rahatlamadım. keşke bülent özkul'la yan yana anabilseydim seni be sepil. ama sen ne yazık ki direkten döndün.
edit: basın toplantısının videosu dün gece yüklenmiş, amele gibi yazmışım ben de tüm konuştuklarını. çok değişen bi' şey yok, cilasun'a güvenmeye devam. -
bugün sabah bülteninde halk tv'ye canlı canlı konuk olmuş olan insan. tam o kısmı şuradan izleyebilirsiniz (zamanını da ekledim, video oradan başlayacak).
genel olarak göztepe ile adı yan yana geldiğinden beri çizgisini bozmamış durumda; en azından bazı noktalarda. ali koç'un saçmalaması ile ilgili taraftara çok giydirmemiş olması olumlu. futbolun sistematik yapısı ve maddi sıkıntıları güzel açıklamış. özellikle finansal fair-play mevzusu hakkında "ben bunu anlamıyorum. bunun kurallarını koyduk, herkese de sorduk ve tamam dediler. sonra, uyan yok. istedikleri gibi transfer yapıyorlar. komik bir durum var: kasımpaşa bizim gibi borçsuz kulüplerden biri. kendilerine en az transfer bütçesi verdi tff. en borçsuz takım, transfer için en az bütçe verilen takım. böyle şey olmaz" sözlerini çivileyerek her yere çakmak lazım. büyütülmüşler dememizin temel nedenlerinden birini çözmek için bu adam kulüpler birliği başkanıyken finansal fair-play kurallarını uygulatmaya çalıştı bu sıçtığımın süper ligine. kimse uymadığı gibi, 100 milyon euro bonservis bedeli olan adamları 6 aylığına kiralayıp milyonlarca euro da bayılabiliyorlar. e kasımpaşa, sivas, göztepe? bunlar borçsuz kulüpler ama biz gönderdiğimiz kadar oyuncu alabiliyoruz, mali gelir-giderleri dengeli olarak belgelemek zorundayız mesela. olm, rasmus ankersen'in premier ligue'den önce soton'a*, ardından da göztepe'ye getiremeyeceği oyuncu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. bizim uyduğumuz bu kurallara uyulmuyorsa, neden bazı takımlara göt içi kadar bütçe veriyorsunuz o zaman a be bacağına sıçtıklarım? herkes salsın, eşit transfer bütçeleriyle savaşalım. o da yok. sıçayım (x2).
genel olarak halen aklı başında konuşuyor. sport republic'e kulübün a.ş. hisselerinin %70'ini henüz satmamışken, takım da süper lig'ten düşmeyebilir durumda savaşıyorken, neden takımın içini boşalttığını, bütün ayakta durabilen oyuncuları göndermeye çalıştığını, tarihimizde eşi benzeri olmayan 7'şer gollü 2 yenilgiyi de o sezon aldığımızı açıklayamaz. bütün bunlar neticesinde kendisinin taraftardaki kredisi "stadı yaptırdığı için teşekkürler, minnettarız ama o kadar"dır, böyle de kalacaktır. en azından ceo kerem ertan ile birlikte sorulan sorulara "o iş öyle değil kardeş" diyebilecek insanlar var göztepe'nin üst düzey yönetiminde. bunun için sevinmek de hakkımız bence. -
isyan marşından süper lige uzanan, çamur sahadan modern bir stada dönüşen bir başarı hikayesinin başrol aktörüdür.
Dününü unutup bugününe yananlar değerini bilmeyebilirler.
20 yıl sonra adı gürsel aksel'le fevzi zemzem'le, ali artuner'le beraber anılacak, tarihi bir göztepe efsanesidir