1. pandemiden sonra resmi olarak kurulmuş, , ve 'ın yönetim kurulunu oluşturduğu dev şirket. solak'ın bizim benzeri bir medya patronu olması ve 'in bütün balkan ülkelerindeki yayın haklarını elinde bulundurması temel finansal kaynağını oluşturuyor. sr'nin (sport republic) 'nin %80 hissesinin sahibi olması da hem bu yayın gelirleri hem de solak'ın ve 'un neredeyse bütün alt taşeronlarıyla iş yapması nedeniyle kolay olmuş gibi görünüyor. ayrıca, ülkemizdeki ilk yabancı sermayeli takım olan 'nin %70'i ve fransız 'in büyük bir kısmının sahibi de gene sr.

    solak'ı az çok anlattım ama biraz daha bilgi vereyim. solak'ın medya patronu olması bizim acun gibi yoktan var olmuş gibi bi' şey değil. 2007'de kurduğu küçük bir sırp telekomünikasyon şirketi olarak başlamış. birkaç yıl içinde ise sadece sırbistan'ın değil, balkanların en büyük medya şirketi olmuş. united group o kadar büyüyor ki, slovenya ve bosna'daki birkaç yerel ama büyük medya şirketini de yutuyor. zaten sadece sırp merkezli bir şirket olarak kalsaydı solak, buradan çıkıp premier league yayın haklarını balkanların tamamına servis edemezdi. "pay tv" olarak bilinen ve bizde digiturk, d-smart gibi platformlara benzetilebilecek bir yapıda başlamış yola united group. amerikan dev şirket "kkr" (kohlberg kravis roberts & co.) 2014'te neredeyse 100 milyar dolar yatırım yapıyor united group'a. ardından 2018'de "bc partners" adındaki ingiliz emlak şirketi neredeyse 3 milyar euro ateşleyerek ortaklığa giriyor. solak halen en büyük hissedar ve kararları kendisi veriyor. united group bir süre sonra ingiltere'deki yayın ihalesi şartları değişirse (bizdeki araplara yayın ihalesi verebilme gibi), premier league'in yayın haklarını birkaç yıllığına alabilecek ölçekte dev bir şirket şu anda. solak'ın kişisel mal varlığı birkaç yıl önce açıklandığında 1 milyar doların üstündeydi, şimdilerde daha da çok olabilir.

    ankersen'i kendi başlığında anlattım ama özetleyeyim gene de: vasat bir futbolcuyken hem sakatlıklar hem de artık futbolun finansmanı ve ar-ge kısmıyla ilgilenmek istediği için önce uefa a lisansı alarak futbolcu olarak da oynadığı 'ın altyapı hocalığı yapıyor. o sıralar 'nin sahibi olan matthew benham midtjylland'ı da satın alıyor ve ankersen'i kulüp başkanlığına oturtuyor. "her iş sende, ben arkandayım" diyor ve ankersen'in yükselişi başlıyor. zaten ankersen ile benham'ın tanışması da brentford'un futbol direktörü olarak işe alınmasıyla başlamış. neyse, hızlanalım. newcastle hastası hoca phil giles ile birlikte yürüttükleri brentford'un kulüp içi ve futbolun evrenselliği üzerindeki taktiksel yenilik geliştirmeleri işe yarıyor ve brenfort birkaç şampiyonluk alarak istikrara kavuşuyor ama ankersen artık işin saha dışıyla daha fazla ilgilenmek istediği için pandemiden sonra, 2021 gibi brentford'tan ayrılıyor, sr'yi kuruyor.

    kraft, doğrudan solak'ın adamı aslında. kkr united group'a finansal destek verdiğinde, kraft zaten kkr'nin teknoloji koordinatörüymüş. solak ile ankersen de sr için ortak olunca, kraft da yönetim kuruluna girmiş. özellikle futbolun teknolojik değişiklikleri konusunda avrupa'nın en önde gelen medya adamlarından biri. medya derken, tabii ki gene acun gibi birinden değil, kamera arkasındaki teknolojik ilerlemelere göre yayıncılığı koordine eden adamların oluşturduğu çatıdan bahsediyorum. kraft'ın sr içindeki payı zaten küçük ama beyin fırtınasındaki en önemli adam da kendisi.

    sr'nin bu 3 başlı sistemi, southampton'ın (soton) eski çinli sahibi gao jisheng'in kulübe finansal destek aradığını açıklamasıyla birlikte neler yapabileceğini göstermek için fırsat buluyor. jisheng aslında soton'un %80'lik hissesini devredip kulüpten kurtulmak istiyor çünkü soton fanları adamın kulübün içine sıçıp batırdığından yakınıyor sürekli. ankersen solak'a söylüyor ve zaten ingiliz ligleri konusunda kolunun uzanamadığı adam olmayan solak sr'nin ceo'su olarak southampton'ın %80'lik hissesini alıyor. solak pek söylemiyor bunu ama ankersen yazdığı kitaplarda ve katıldığı sempozyumlarda sık sık sr'nin model olarak %81'i arapların elinde olan 'u örnek alarak kurulduğunu ama bunu daha efektif olarak yapmak istediklerini, sadece futbolcu al-sat üzerinden ilerleyecek bir şirket olmayacaklarını, futbolun hem teknolojik hem planlama hem de hocalık kısımlarındaki gelişimlerle daha fazla ilgileneceklerini söylüyor. soton macerasının yanına 2 yıl önce göztepe'yi, geçen yıl da valenciennes'i kattılar.

    solak soton'un, ankersen göztepe'nin, kraft ise valenciennes'in başkanı. 4. bir kulüp satın alırlarsa 4. ortak gelir mi sr'ye, bilmiyorum ama solak'ın maddi yeterliliği bitecek gibi görünmüyor. böyle bir şeye ihtiyaçları olmaz büyük ihtimalle. ayrıca, solak'ın premier league'in yayın haklarını tek başına almak için gelecek yıllarda savaşacağını aklınızda tuttuğunuzda, sr için soton'un göztepe'den de, valenciennes'ten de daha önemli olduğunu anlarsınız. hem premier league'e yükselme parası (ayakbastı parası) hem yayın gelirlerinden alınan pay hem de ligin galibiyetlere verdiği peşin ücret soton'u sr için hep gözde yapacak. geçen yıl hem göztepe hem de soton ülkelerinin en üst ligine yükseldi. valenciennes tam bir pilot takım olarak kalacak uzun yıllar zaten, satın alınma amacı da buydu. ingiltere'deki sıkı denetlenen çalışma izni meselesi ile birlikte genel görüntü, soton'un anlık olarak ihtiyacı olmayan ya da çalışma izni alamayacağı ve genç olan futbolcuları göztepe'ye kiralamak; göztepe için bu oyuncular yeterli değilse doğrudan valenciennes'in altyapısına yollamak üzerine şimdilik. asya pazarına da hakim olan sr'nin özellikle oyuncu izleme ve genç yetenekleri kendi havuzunda toplama açısından müthiş bir artısı daha var: rasmus ankersen'in kardeşi 'in kurduğu şirketi dünya'daki en büyük oyuncu izleme şirketlerinden biri. 3 kıtada, 100'lerce ligte oynayan binlerce oyuncu var ellerinde. bu havuzun sr'nin bünyesi içindeki 3 kulüp için de ortak kullanıldığı bir ortam, zaten bu 3 kulüp taraftarlarının en çok heyecanlandığı şey.

    özetle; arapların city football group'unu model olarak almış olsa da, ondan daha geniş vizyonlu ve özellikle "deli gibi para ver, oyuncu al, oyuncuyu 1-2 yıl sonra daha da deli gibi paraya sat, şirketi döndür" gibi berbat bir hedefi olmayan, genç yeteneklerin kendilerini geliştirmeleri için ortam sağlamayı ön plana koyan, bunun için de 3 farklı ligte 3 kulübü bulunan dev bir şirketten bahsediyoruz aslında. ankersen'in bu konularda yazdığı 2 kitap ( ve ) tamamen yukarıda yazdıklarımdan bahseder. yani, bu adamların 3'ü de zengin değil (zaten solak haricinde acun ölçeğinde zengin insan yok şirketin içinde) ama kafalarının çalıştığı alanlarda bir ortaklık kurmuş durumdalar ve birkaç yıldır da iyi adımlar atıyorlar. göztepe kısmında biraz sıkıntılı görüyorum ben kendilerini çünkü bu ülke insanını da, izmir'i de ve göztepe'yi de pek anlamış değiller. burayı soton gibi bir sahil köyü sanıyorlar ama özellikle benim gibi on yıllardır göztepe uğruna deplase olmaktan yerinmemiş taraftarların eleştirilerini ve korkularını dinlemek zorundalar. bu noktada da sr'nin göztepe'nin %70'lik hissesini satın aldığında amatör branşların başına geçen ve kulüpte halen kayda değer bir hissesi bulunan onursal başkan 'e çok büyük görev düşüyor. "valenciennes'in dert etmeyeceği bu ortaklık sonucu ortaya çıkabilecek sorunları göztepeliler cam çerçeve indirerek ortaya koyabilir bak, aman diyeyim dikkatli olun" falan demeli. ama henüz böyle bir adım görmedik. gene de sr'nin bu ülke için büyük bir şans olduğunu isimleri ilk açıklandığı andan beri düşünmeye devam ediyorum. soton championship'ten sonra league one, league two diye düşecekken (burton, bristol rovers, bolton, hartlepool, doncaster gibi olacaklardı) ellerinden tutup kendilerini kaldıran da gene sr'ydi. göztepe için kötü günlerin artık tamamen geride kaldığını henüz söyleyemiyor olsak da, kulüp tarihinde önemli bir sayfa açtıkları karşı çıkılamaz bir gerçek.

    futbol haricinde de aktif olan şirketin neler yaptığını kendi siteleri nden okuyabilirsiniz.
    #290999 lake of the hell | 8 ay önce
    0şirket