senelerdir sayısal olarak yeterli olmayan kadrolar peşinde ağlarken, bu sezona 11 defans, 10 orta saha, 4 de forvet olarak başlayacak olmamız güzel. "milli maç arasından sonraki haftayı mağlubiyetsiz geçelim, takım oturur" diye düşünüyordum. haftaya pazartesi kayseri maçında göreceğiz bakalım kimler iyi hazırlanmış, kimler yatmış.
mevki mevki bi' yazayım:
kale: mateusz lis zaten kolay kolay sakatlanmıyor. polonya a milli takımına da çağrılmıyor. o yüzden arda özçimen'e mahkum kalabileceğimiz tek tük maçlar olacaktır. yoldaş stanimir stoilov kupayı önemser diye düşünüyorum. kadro zaten geniş, sakatlık derdini de en azından ocak ayına kadar rafa kaldırabilirsek, 2 kulvarda baya iyi durumda oluruz. transferin son günü haziran'da neden aldığımızı bilmediğimiz ekrem kılıçarslan'ı gönderip iskenderun'un 1 ay önce sözleşmesini yenilemediği emircan seçgin'i kadroya kattık. çocuğu bilen yok tabii. 1,92 boyu iyi ama zaten bizdeki sözleşmesi 1+1. fırsat bulabildiğinde sıçmazsa kalede sorun yok.
defans: yoldaş, ligteki maçlarda bir şeyler denedi ve pek anlayan da yoktu. heliton'un formsuzluğu, taha altıkardeş'in ligue 1'e transferine kulübün izin vermemesi (ve çocuğun oynamak istemesi), ne nazım sangare'nin ne malcom bokele'nin ne de zorunluluktan orada 1 maç oynamış olan lasse nielsen'in sağ beki içimizi rahat ettirecek kadar doldurabileceği, djalma silva'nın baya savruk bir oyuncu olması, novatus miroshi'nin geçen seneki ümit akdağ performansına benzer bir oyun oynayabilmesine kimsenin inanmaması ve koray günter'in tam da bu ligin adamı olduğunu göstermesi defansın özellikleri. miroshi-heliton-koray olarak başladık lige ama sonrasında bokele-heliton-taha da gördük sahada. sağ bekte nielsen'i deneyen hocayı da kimse anlamadı ama durum böyleyken ogün bayrak'ın sezon başından beri atlatamadığı sakatlıktan dönmesini olumlu görmek mümkün. ismail köybaşı da 5-10 dakika da olsa sağ bek oynayabildiğine göre, bu saydığım oyuncuların hepsi öyle ya da böyle süre bulacak demektir. heliton yaz kampını berbat geçirmemiş olsaydı miroshi-heliton-koray 3'lüsü ligin tozunu attıracaktı ama adam fiziksel olarak salmış durumda. sakatlıklar başa bela olsa bile 3 stoperin hepsinin yedeğinin olması güzel bir rahatlık. tek sıkıntı sağ bek gibi görünüyor. hem oyuncu fazlalığı o mevkide hem de sol beki djalma ile iyi kotarmışken, bi' bekten kötü performans görmek defansın dengesini bozabilir diye korkuyorum.
- orta saha: yoldaş her koşulda anthony dennis-isaac solet ikilisini oynatacağını gösterdi. solet fazlasıyla savruk ve 10 numara gibi özellikleri olan adamı ön libero ile yan yana oynatma mevzusunu biz geçtiğimiz senelerdeki obinna-david tijanic ya da obinna-yalçın kayan orta saha kurgusundan iyi biliyoruz. benim içime sinmiyor halâ solet ama önünde oynayacak olan 10 numaraya iyi paslar gönderebildiğini de görmedik değil. dennis bu sezondan sonra yüklü bonservisle satılacak bence, baya geliştiriyor kendisini. yedeği de doğrudan doğan erdoğan gibi görünüyor. ahmed ıldız'ı da solet'nin yedeği gibi görüyor hoca, ki makul olan da bu zaten. 10 numara pozisyonu ise kaos oldu resmen. tijanic 4 maçta 2 asist yaparak formayı almış gibi görünse de bu filmi biz geçen sezon da gördük. adamı kasım-araık gibi gene arabistan'a göndermezler umarım. tsubasamız olarak fena halde gaza geldiğimiz kuryu matsuki sakat geldi ve çok az süre buldu. vizyonunun iyi olduğunu ve zaten liderlik özellikleri tavan olduğu için takımı iyi yönlendirebileceğini de görmüş olduk. bir de nam-ı diğer sefiler'imiz victor hugo gomes silva var. 2004 doğumlu ama pek fazla bilinen bir özelliği yok. kalıplı ve hızlı bir 10 numara olduğunu biliyoruz sadece. yoldaş eğer antrenman performasından memnunsa, kendisini doğrudan ilk 11'e yazıp arkasına matsuki'yi dennis ile birlikte yerleştirebilir. gene de tijanic'in bu performansına rağmen taca çıkması kötü olacak. orta sahanın yaş ortalaması (izzet furkan malak'la birlikte) 23. baya genç bir yapılanma var orta sahada. defansta da köybaşı ve nielsen'i çıkardığımızda en yaşlımız koray oluyor, ki o da 30 yaşında. orta sahanın bu kadar genç olması sıkıntı yaratabilir. bir de yalçın'ın yoldaşla atışması ve büyük ihtimalle kadro dışı bırakılmanın kıyısından dönmesi mevzusu var. eylül'de satılır diyorduk, başakşehir baya ilgilenmiş ve 500 bin euro gibi komik bir bonservis bile önermişti. sakatlıklar, cezalılar artarsa yalçın da kendisini göstermek için sahada olacaktır ama taraftarla arasını nasıl düzeltecek, bilmiyorum.
forvet: sezon başından beri kubilay kanatsızkuş-romulo cardoso ikilisiyle oynuyoruz. milli aradan önce de, izmir'e geleli henüz birkaç gün olmuş juan santos'u da gördük. juan ile romulo daha iyi anlaşabilirken, kubilay resmen "ben bu kontratı bozuna uzatmadım" der gibi canla başla oynuyor, hiçbir özelliği yeterli olmasa da. uzun süre paul onuachu'nun takıma katılacağı ama rasmus ankersen'in trabzon'dan yüklü bonservis gelme ihtimalini de cebinde tuttuğunu biliyorduk. iyi ki olmamış çünkü bu adamın bonservisi de, maaşı da takımdaki dengeleri bozacaktı. kendisini süperstar gibi görüp genç yıldız adaylarının kendilerini geliştirmesi için en büyük engel olabilecekti. onuachu'nun yerine chelsea'den 20 milyon euro satın alma opsiyonuyla birlikte david datro fofana kiralandı. 2002 doğumlu, parladığı ve chelsea'ye gittiği 2 sezonluk molde performansı şu 1,5 yılda yok gibi. union berlin'le şampiyonlar ligi gördü ama sonrasındaki burnley macerası baya kötü geçti bence. burnley ile premier lig'te 15 maçta 4 gol, 1 asist yapabilmiş 6 ayda ama union berlin'de şampiyonlar ligi'nde 4 maçta 1 gol atmış olması daha önemli bir yere konuyor. gencecikken molde'de ligin içinden geçmiş ve 24 lig maçında 15 gol, 5 asist yaparken, avrupa ligi'nde de golünü atmış. youtube videolarında hem fizikli hem de hızlı görünüyor. premier lig'te attığı gollerden biri 30 metreden hareketli halde yolladığı füze mesela. savrukluğu da belli oluyor ama romulo kesilemeyeceğine göre onunla nasıl anlaşabileceği, juan-romulo arkadaşlığını bozmaya mı çalışacağını falan bilmiyoruz tabii. kendisini geliştirmek için izmir'e geldiğinden herkes emin. ama yoldaş takım kimyasını bozma uğruna kendisine 11'de alan açabilir mi, bunu bilmiyorum. gene de, 4 forvetin de yerlerde yatmayacağı, pozisyona girmek için kendilerini yırtacağını biliyorum, biliyoruz.
kayseri ile başlayacak olan mili maç sonrasındaki fikstürün 8 maçı bizim ne oynadığımızı gösterecek. yenemeyeceğimiz rakip olmadığı gibi, en zor deplasman da antep gibi görünüyor. zaten 9. maç beşiktaş'la istanbul'da (edit: 8. maçmış, 1 maç fazla saymışım). takım kimyası olarak uyuşmazlıklar olmaz, sakatlık ve cezalı faktörleri takım omurgasını korkunç boyutlarda zedelemezse (lis-heliton-dennis-romulo) bu sene düşmeyeceğimiz garanti bence. tribün ise şunu söylüyor hep: "bizden daha kötü takımların sayısı çok. biz düşmeyiz". ben buna inanmıyorum. ocak transfer döneminde şaha kalkan takımların hikayeleriyle dolu bu lig. henüz namağlup durumdayız ve ben bunun beşiktaş maçına kadar değişmemesi için bütün totemlerimi uygulayacağım. ligin 13. maçına namağlup girebilen bir göztepe olursa, işte o zaman avrupa şarkıları söylemenin zamanı gelmiş demektir. şimdilik sadece sakin olup yeni gelenlere zaman vermek gerek.