hazır futboldaki kış tatili gelmişken ve bu başlık en az 1 ay daha girdi yüzü görmeyecekken 1 girdi daha yazayım.
ligte 2 yıldır en az ciddiye alınan takım olan bodrum'a 3-0 yenilerek 17 maçta 32 puan toplayarak ligin ilk devresini sakarya'yla aynı puanda kapattık. lig biterken ikili averajda da bizden yukarıda olacaklar bence. böylece "4.'yüz" diyebilirim (lider eyüp'le puan farkı 10 olabilir, eğer eyüp yarın erzurum'u yenerse). eyüp maçındaki cennetten çıkma oyun, bodrum'a karşı tam bir boşvermişliğe dönüştü. bodrum maçından sonra stanimir stoilov da eyüp maçını çok fazla kutladıklarını ve bu maçtan önce takıma kendilerine gelmelerini söylediğini açıkladı. sorumluluğu da üzerine alarak "belki de daha sert uyarılar yapmalıydık. bu ligten çıkmak istiyorsak her maçı kazanmalıyız. bugün kazanabilecek, gerçek göztepe yoktu sahada" diye eklemiş. en azından kokovic'ten 2 yıldır hiç duymadığımız keskinlikte açıklamalardı bunlar. ama gene de bazı yanlışlar var:
- göztepe 2 yıldan fazla bir süredir, geriye düştüğünde ne oynayacağını bilmez, ayakları birbirine karışarak adım atmayı bile unutan bir gulliver'e dönüşüyor. gürsel aksel spor ve sağlıklı yaşam merkezi'ndeki maçlarda taraftar desteğiyle bu gulliver'liği minimuma indirip ayağa kalkabiliyoruz belki ama deplasmanlarda bize karşı 1-0'ı bulan takım sanki 3-0 öndeymiş gibi görünüyor çünkü yok oluyoruz. bu kadar tek amaçlı, tek ana mantığa sahip bir takımın geçen seneki samsun, bu seneki eyüp kadar başarılı olmasını beklemek hayalcilik olacaktır tabii. stoilov'un bunu değiştirmesi gerek.
- defansif olarak gene 2 yıldır bireysel hatalarla goller yiyoruz. ya penaltı yaptırıyoruz ya geri paslarda fena sıçıyoruz ya rakip biraz yüklenmeye başladığında adam ve alan paylaşımlarında kritik hatalar yapıyoruz ya da topu kendi sahamızda tutmaya çalışıp özellikle defans oyuncularının üzerine gelen baskıyı kıramayıp oyundan düşüyoruz (maçın geneli üstünlüğümüzle geçiyor olsa bile fark etmiyor bu). tablolarda bunu açıklayan büyük istatistik kalemleri bulamazsınız. sözüm ona süper olan sirk gibi leş ligte bile yok. geçen senenin en az gol yiyen 2. takımıydık (lider samsun 1.'ydi). gene geçen sene rakibe en az pozisyon veren takımları arasındaydık. maç başı çektiği 11 şutun 5'inde isabet bulan samsun'u 2 maçta da %40'ın altında topla oynamada ve 3-4 isabetli şutta tutmuştuk, ki aynı samsun, deplasman ya da iç saha fark etmeksizin 20 maçlık yenilmezlik serisi yakalayan samsun'du. ama geçen sene de tabela beraberliğe kilitlenmişken, en berbat defansif hataları yapıp geriye düştüğümüz hemen hemen hiçbir maçı kazanamamıştık. ligin en çok penaltı yapan takımıydık son maçlara kadar. aynı durum devam ediyor aslında. halen ligin en az gol yiyen takımıyız, halen rakipler özellikle izmir'e geldiklerinde sabit oyun planlarını değiştirmeye zorlanıyorlar (eyüp'ü gördük işte geçen hafta), halen akan oyunda bize karşı net gol pozisyonları bulabilen rakip sayısı 18 takımlı ligte en fazla 3-4. ama defansif açıdan bu kadar kırılgan olmamız kağıt üzerinde görülmediği için (ve hatta kağıt üstünde bunun tam tersi bir algı oluştuğu için) bize karşı gol atan takım "aha, gol yemeyen takıma attık. bundan sonra kapanıp galibiyeti alalım" mantığına bürünüyor. eyüp 2-1'den geri dönebilseydi, 2-2'den sonra bize karşı tamamen kapanacaktı mesela. stoilov'un hem bu algıyı kırması hem defanstaki bireysel hataların tekrarlanmasının önüne geçmesi hem 3 stoperin olası hatalarına karşı anında müdahale edebileceği b ve c planları geliştirmesi hem önceki maçta ligteki bütün takımların korkulu rüyası olan lidere 5 gol atan takımın sonraki maçta 3 bireysel hatayla 3-0 yenilmesine neden olan defoları dikmesi gerek.
- hücum hattı ligin dibindeki takımlarla eşdeğer bir takımız. mame diouf futbolu bitirmiş, kubilay kanatsızkuş yardımcı forvet olarak bile tek görevi olan top indirmeyi yapamıyor, kenneth obinna mamah sahte forvet olarak belki işe yarayabileceği kadar yetenekli sadece. başka da adam yok ileri uçta. stoilov hücumla rakibi parçalamayı amaçlayan bir hoca, bunu öğrendik artık. ligin son maçında bize beraberlik yeterken bile, öyle "0-0'a yatayım, son dakikada 1 tane sallarım, maçı da alırım" mantığına hiçbir zaman bürünmeyecek. ama golcüsü yok bu takımın. orijinali amc olan aliou traore'den bile forvet yaratmaya çalışıyor. ama yetmeyecektir. eğer kafasındaki 4-2-3-1'in o 1'ini bitiriciliği vasat, hava toplarında dengesiz, pozisyon alması berbat, ikili mücadelelerde tek devrelik enerjisi ve azmi olan topçular arasından seçmek istiyorsa, bizim kadroda yukarıda saydığım gırla isim var orada oynayabilecek. ama adis jahovic-umut nayir ikilisinden 7 yıl önce aldığımız müthiş 40 gol, 12 asistlik katkıya benzer yapıda güçlü bir forvet hattı istiyorsa, illa ki 2 oyuncu alınması gerek buraya ve kendisinden başka bu takviye için bastırabilecek kimse yok. umarım "elimdekiyle de hallederim ben" mantığına bürünmez çünkü biz bu tiyatroyu geçen yıl da izledik.
- yalçın kayan ve doğan erdoğan bağlantısını 5-6 maçtır kullanıyoruz ve memnun olmayan kimse yok tribünde. david tijanic'in geriden alacağı pas bağlantıları kesildiğinde ya da işlemediğinde (bugünkü bodrum maçı gibi) hocanın ne yapacağını bilmiyoruz. bugün şok tedavisi uyguladı devre arasında ve tijanic, mamah ve kubilay'a kesti farutayı ama ikinci yarı gördük ki, sorun hücumdaki yaratıcılıkta değil, geriden oyun kurulmamasında. yalçın-doğan etkisizleştiğinde, onlara yardımcı olacak bir oyuncu daha bulmalıyız. atınç nukan kokovic döneminde sweeper olarak bildiğimiz pozisyondan ileriye topla çıkıp hücumu beslemeye çalışıyordu. ismail köybaşı geçen senenin önemli bir bölümünde kanat beki olarak çizgiden ayrılarak rakip ceza sahasının önündeki yaya kadar deliyordu ve hem orta sahadaki pas istasyonlarının üzerindeki baskıyı kırıyordu hem de forvettekilerin kendilerine alan açmalarını sağlıyordu. yunus emre gedik de çizgi üzerinde böyle bir bek. sağ taraftaki ogün bayrak'ın hücum gücü bunları yapabilecek seviyede değil. önünde oynayan billal messaoudi ise zaten oyun tarzı olarak diğerlerinin oyun yapısını rahatlatacak bir oyuncu değil. yani, hocanın elinde ya atınç'ın önceden kullanıldığı "ayağa pasla ya da dribbling'le ileri çıkabilen stoper" silahı var ya "delici kanat bek" opsiyonu var ya da transfer isteme şansı var. bunlardan biri olmadıktan sonra doğan-yalçın ikilisinin üzerine baskı geldiğinde hücumun oyundan kopması ve üzerine deli gibi yük binen defansın ağır sıçışlara başlaması her maç olasılıklar dahilinde olacaktır.
devre arasına biraz buruk bir tatla girdik biz. 11 ocak-9 şubat arası transfer dönemi. birkaç oyuncuyla fesihler olabilir (diouf, lasse nielsen), sürekli yedek kaldığı için takımdan ayrılmak isteyenler olabilir (traore, celil yüksel, fıratcan üzüm, ümit akdağ, belki atınç), yeterince fırsat verilmediği düşünülen gençlerin kiralanmasındansa a takıma entegre olması üzerine çalışılabilir (ensar aksakal). bunlar hep olasılık ama kesin olan bir şey var ki, "yoldaş" stoilov transfer istediğinde ankersengillerin yapması şart oğlu şart. 4 derse 4, 6 derse 6 oyuncu alınmalı ve hocaya tam yetki verildiği ve bu uğurda da istediklerinin yapıldığı mesajı verilmeli. geçen seneki transfer hataları ve transfer yapmama hastalığı tekrar nüksederse, bu sefer son sıradan da olsa play-off'a kalmamız hayal olabilir çünkü eyüp'ü 5-1 yenip 4 gün sonra bodrum'a 3-0 yenilebilecek kadar kırılgan bir takımız biz.
hoca, masaya yumruğunu vur ve ne istiyorsan onu yapmalarını iste. biz arkanda dururuz senin. 99. doğum gününde 1. lig şampiyonu görelim şu takımı be.