önümüzdeki eylül'de tam 5 yıldır göztepe forması giymiş olacak olan türk stoper.
göztepe'ye ilk geldiğinde pandeminin patlamasının futbolunu etkilediğini düşünürüm. ilk sezonunda aynı pozisyonda oynadığı alparslan öztürk, titi, wallace reis, leo schwechlen ve hatta saçma sapan yerlerde oynatılmış celso borges deli gibi forma şansı bulurken, atınç 10 maç bile oynayamamıştı. 2. sezonunda takım ligte 10. olurken, formayı kapmış ama bu sefer de seyircisiz maçlar nedeniyle göztepe iç saha avantajını hiç kullanamadığı için takıma etkisi az olmuştu. gene de marko mihojevic ve alparslan'la forma savaşı vermesi futbolunu geliştirmişti. zaten sözleşmesini de bu sezon biterken uzatmıştı. 3. sezonunda berbat bir stoper rotasyonu, futbol anlamında korkunç bir mehmet sepil yönetimi, mart ayında küme düşmesini sineye çeken bir futbol ruhu olması nedeniyle takımla bağının kopma noktasına geldiğini düşünüyorum. takım 15 maç kazanamamış, kulüp tarihinde 7 gol yediği maç olmamasına rağmen o sezon 2 kere 7 gol yemiş, taraftar adeta küfürler ederek her maça gelip ağlamıştı. ortam böyleyken ve sezon bitip küme düşülmüşken, göztepe'yi bırakmaması taraftarın unutmadığı gerçeklerdendi.
geçen sene 1. lig'teki stajyer teknik direktör sarmalından çıkamamış göztepe'yi play-off'a taşıyan oyuncuların başında gelmişti. kariyer ortalaması olan "bir sezonda 30 civarı maça çıkma"yı gene gerçekleştirmiş, özellikle emir ortakaya'nın gelişimi için elinden geleni yapmıştı. ismail köybaşı gibi iyi bir kaptandan sonra 2. kaptan olarak kendisini sahada görmek de bize güven veriyordu açıkçası. bu sezon ise, radomir kokovic'in berbat oyun planından sonra "yoldaş" stanimir stoilov'un kendisini takımdan kesip yerine heliton'u transfer etmesi, taraftar gözünde onun devre arasında transfer olacağını gösteriyorken, kulüp içinden alınan bilgilerde de "hoca ile atınç'ın arası çok kötü, kesin gidecek" söylentilerin ayyuka çıkarmıştı. takım stoilov'la birlikte ligin en iyi takımı haline gelirken, atınç'ın göztepe ile ilgili düşüncelerinin de bambaşka bir hale geldiğini düşünüyorum. stoilov'la olan problemlerini çözdü, taha altıkardeş'in gelişimi için her şeyini verdi, yerine oynayan heliton'a bile gaz verdi, ne eksik-hata gördüyse gösterdi kenardan. henüz 30 yaşında olmasına rağmen, sakatlıklar haricinde kariyerinin en az maçına çıkmıştı atınç ve takım onu hiç mi hiç aramıyor, eksikliği hissedilmiyordu. bu sezonu böyle bitirirken, atınç'ın 2. kaptan olarak medyada boy göstererek açıkladığı şeyler bin yıllık göztepeli olan beni bile ağlatmış durumda.
önce bu nu, sonra şu nu izleyebilirsiniz. ikisinde de söyledikleri atınç'ın izmir'i ve göztepe'yi çok sevdiği, buraya olan aidiyetinin beşiktaş'a karşı hissettiği sevginin bile önüne geçtiği, "ben izmir'de doğmadım, göztepe'ye tatile bile gelmedim geçmişte ama ben artık buralıyım" sözünün gerçekliğini kanıtlıyor. aidiyeti burada tavan yapmışken "göztepe ile avrupa kupalarında bir maça kaptan olarak çıkıp huzur içinde futbolu bırakabilirim" diyen adama bu sene devre arasında en az 3 kulüpten teklif geldiğini bilmeyen yok.
kendisinin sözleşmesi 1 ay sonra bitecek, tivibu röportajında bunu da sormuş karşısındaki. "göztepe ile konuşmadan hiçbir şey yapmayacağım, ben buraya aidim" demesi ile birlikte atınç artık burada kalmak zorunda. bu takımın bin yıllık taraftarları her zaman aidiyet aradı futbolcularda, teknik ekipte ve hatta kulüp başkanlarında. bunu hiçbir şey değiştirmeyeceği gibi, taraftar baskısı altında bu aidiyeti yok edip adeta siktirip gidenler de oldu. göztepe'den kaçarak gidip belçika'nın sikindirik bi' takımına transfer olduğu gibi de "avrupa hayallerimi gerçekleştirdim" diyen andavalları da biliyoruz. bu yüzden, atınç'ın değeri artık bizim tarihimize çakılmış durumda. umarım yetkili olan ivan mance olmasına rağmen, rasmus ankersen de buna dikkat eder. 3 yıllık sözleşme imzalansın ve bu iş huzur içinde çözülsün. kameranın içine dümdüz bakıp "göztepe bu, her şeyi yaşayacaksın" diyebilen izmir doğumlu olmayan, istanbul ve yurt dışı görmüş futbolcu görmeyeli baya olmuştu. sadece bunu başardığın için bile teşekkür ederim atınç. çapraz bağ sorunların nedeniyle kağnı düzeyine inmiş hızına, fazla öz güven patlaması yaşayıp kaptırdığın toplara, duran toplarda ileriye çıkıp geri dönememene ettiğim küfürler götüme girsin, sen bizde kal hep; mahallede falan birbirimizi görüp selamlaşak, parkta piize çağırak seni. öpüyorum upuzun boyundan.