Rize halkının genel cahilliğinin sebebi olan bitkidir. Ekrem Orhon ile başlayan çay üretimi o dönemde yüksek maddi gelir getirdiği icin insanlar eğitime önem vermemiş hemen hemen herkes çay toplama- Satma işi yapmıştır. Maalesef ilerleyen zamanlarda çayın o maddi getirisi azalmış ama cahillik baki kalmıştır. Günümüzde Rize bölgesinin kültürel bocalamasi ve döneme ayak uyduramamasi bu yüzdendir. Yine de şimdiki jenerasyonun eğitime önem verdiğini görmek umutlarımı arttırmıyor degil.
İçeriğinde (bkz: tein) bulundurması sebebi ile vücut da demir emilimini engellediği ve suyu tutmama gibi özellikleri barındırdığından özellikle demir eksikliği yaşayan kişiler için önerilmeyen bir içecek türüdür.
üretimini de tüketimini de zevkle yaptığım, hayatımda her anlamda büyük yer tutan bir tür bitki.
çalı biçiminde, yerden ortalama 80 cm - 1 metre kadar boyu olur. senede dört kez yaprak açar. bu yapraklardan siyah ve yeşil çay üretilebilir.
uzakdoğu kökenlidir (bkz: chai tea ). uzakdoğu'dan kara yoluyla ulaştırılan coğrafyalara (bkz: türkiye ) chai, deniz yoluyla ulaştırılan ülkelere ise (bkz: ingiltere ) tea ismiyle gitmiştir. zaten bu iki isim dışında bilinen başka anlamlandırması yok.
türklerin çok büyük çoğunluğunun severek tükettiği, kahvaltıların olmazsa olmazı, günün her saatinde içilebilen, üretimi büyük oranda türkiye de olan içecektir.
Ülkemizde yetiştiridğimiz çayın demlenme süresi , Çin ve uzakdoğudaki birçok ülkede yetiştirilenden uzun ve bu sürede sıcak tutulma ihtiyacı farklıdır.
kara yolu ile ulaştığı topraklarda adı chai veya türevi; deniz yoluyla ulaştığı topraklarda ise tee veya türevi şekillerde geçen; anayurdu yukarı birmanya, güneydoğu çin ve orta vietnam olan yapraklı, birkaç metre boya erişebilen bir ağaççık ve bu ağacın yapraklarının belli yöntemlerle suda harşlanmasıyla elde edilen, kendine özgü kırmızı renkli ve genelde sıcak olarak içilen içicek. *
anadolu topraklarında ise yolculuğu tüketiminin yaygınlığına nazaran yenidir denebilir. osmanlı döneminde çay üretimine ilişkin en eskiye dayanan veriler 1879 tarihli. hopa, artvin gibi lokasyonlarda toplam 25 bin ton çay üretildiğine ilişkin belgeler mevcut.
zamanın toplumunda moskov çayı olarak biliniyor zira çalışmak için rusyaya giden erkekler oradan çay fidanları getirip ekmeye başlıyorlar. bingo mevzu bahis çay bildiğimiz çin çayı. çin'e kadar gidemedikleri için gördüğü yerin adını vermiş adamlar. ilk yetiştirildiği bölge ise artvin. sonra alıp yürüyor tabi... ll. abdülhamit de baya önem veriyor bu arada çay üretimine.
cumhuriyetle birlikte modern çay tarımına giden yolu çayhaneler ile birlikte incelemek daha da keyifli.
konu hakkında okurum yazarım benim üzerime kaynak at diyenler için;
Milli içeceğimiz. Bir zamanlar epey popüler olan kahvenin tahtını anormal derecede hızlı şekilde ele geçirmiştir. Özellikle ülkemizde üretilmeye başladıktan sonra.
Türkiyede çay yerine ot satılıyor. Asıl çay Ahmedi ceylon uk versiyonu. Adam yarım kilo çayı 25 tl’ye satıyor demek ki o çay değil hasadın kalıntıları. Çayı türkiye üretiyor bize tozunu satıyorlar mk.
Çay/#165074 numaralı girdide değerli yazar @ooogooo (çok mu aradın bu ismi mübarek?) güzel bir tanım ile çayı tarif etmiş, şimdiye kadarki gördüğüm en güzel tanım olduğunu bilmeni isterim. üstüne ekleme yapayım: asosyali bile sosyalleştirip bir geveze meczup insana çevirir, mutluluk kaynağı dost meclislerinin vazgeçilmezidir.
ülkemizde ağırlıkta rize'de üretilen, ülke genelinin tükettiği içecektir. en güzel çay sarı çaydır,tabi soğuk içmek gerek. hele sıcak yaz günlerinde hararet basmışken bu çayı içince insanın içi inanılmaz ferahlıyor. döküyor ağzından bütün kelimeleri şakır şakır. çay candır
rize'de yetişen ve makasla toplanan çayı içiyoruz. rizeli makası icat etti, çay, çay olmaktan çıktı. tek tip çay içiyoruz. peki dünya ne içiyor. dünyada bi dünya çay çeşidi var. yetiştirildiği ve hasat edildiği yöreye bağlı olarak adlandırılan ve iklim etkisiyle farklı lezzetleri olan çaylar var. toplandıktan sonra fermentasyon ve kurutma aşamalarında farklı işlemlerden geçirilen ve farklı lezzetlere ulaşan çaylar var. bu işlemler sırasında aromatik bitkilerle birlikte bekletilip farklı aromalar kazandırılan çaylar var. çay yaprakları çevredeki kokuları çeken ve barındıran bir yapıya sahipmiş. bu bilgiyi edinirken eskiden içtiğimiz çaylardaki bakkal dükkanı kokusu geldi aklıma. deterjan aromalı çay içmişliğimiz çoktur. eski çay paketlerinin içinde yalıtım sağlayan bir malzeme yoktu. çay ince kağıttan bir keseye ambalajlanır dışında da ezilmesin patlamasın diye kartondan ikinci bir kat olurdu. bakkal dükkanında ne satılırsa kokusu sinerdi çaya. en çok da kiloyla satılan açık deterjanların kokusu sinerdi. bütün bu çaylar hazırlandıktan sonra içerken içine eklenen şeylerle de çeşitlenebiliyor. bunların başında şeker geliyor. türklerin aksine dünyada çay illa ki şekerli içilir diye bir kaide yok. çünkü şeker pahalı bir şey. dünya çayı rafine şekerden önce tanımış. çaya katılacak şeker uzun zaman yalnızca üst ve üst orta sınıfların erişebildiği bir şey. biz çay içmeye başladığımızda ise şeker herkesin erişebileceği bir şey haline gelmiş durumda. o nedenle ayrılmaz ikili haline gelmişler. özellikle ingilizler çaya süt ekliyor. süt çayın acılığını alıyor biraz. limon dilimleri aroma katıyor. tibet'te çaya tuz ve tereyağı katıyorlar. hintliler tarçın kakule ve karanfil üçlüsüyle zenginleştiriyor çaylarını. her kültürde farklı şekilde hazırlanan tüketilen çaylar var.