adı süper, içi bokasyo olan ligin ilk haftasından sonra ne oynayacağı, nasıl bir kadro düzenine sahip olacağı, stanimir "yoldaş" stoilov'un aklındakileri sahaya yansımasının ne ölçüde kendisini başarıya götürebileceği az çok kesinleşmiş olan izmir'in gururu.
antalyaspor maçında da gördük ki, bu takım doğrudan 3-5-2 oynayacak, rakibe ya da oyuna göre de 5-3-2'ye dönecek. ilerideki 2'linin biri, şu anki kubilay kanatsızkuş gibi, top alıp indirip servis edebilen, rakip savunmacılarla boğuşabilecek, ayağı ve düşündüğünü yapabilme yetenekleri iyi olmasa da istikrarlı bir şekilde rakip defansın oyun kurmasını engellemek için pres yapacak bir deve forvet. diğeri de, şu anki romulo cardoso gibi, bitiriciliği vasat üstü, kısmen hızlı, aklını iyi kullanabilen, yanındaki deve forvetle iyi anlaşıp ver-kaç yapabilen, hücumu da doğrudan bu özellikleriyle yönlendirebilen bir bitirici olacak. ortadaki 3'lü, geçen yılki baskılı oyunun değişmeyen kısmıydı zaten, bu da sabit kalacak. yalçın kayan'ın geçen yılki performans patlaması ile edindiği 10 numara pozisyonunda yoldaş biraz değişiklik yapıp buradaki oyuncuyu forvetlerin arasına artık sürekli sokuyor. antalya maçında david tijanic'in kaçırdığı maçın en net pozisyonu bunu gösterdi bize: forvet hattı topu saklayarak bekletecek ve 10 numaranın rakip savunmayı delip geçmesini bekleyecek. uygun zamanda da ara pas tanrıları yardımımıza yetişip topu bu oyuncuyla buluşturacak. yan yana oynayan iki orta saha ise, birinin defansif özellikleri olmasını pek umursamayan bir yapıda olacak bence bu sene. anthony dennis'in halâ çok genç ve dengesiz bir oyuncu olmasının ceremesini bu sezon çekeceğiz. yanında oynadığını gördüğümüz isaac solet de pek hazır bir görüntü vermedi. yoldaş'ın bu ikiliden bekledikleri ise; birbirlerinin açıklarını kapatmaları, rakibin orta saha oyun kurgusunu bozacak yerlerde pozisyon almaları, hücuma çıkışlarda 10 numarada oynayan oyuncuya yakın olmaya çalışmaları, bizim defans top çıkarırken alan açmaları ve tabii ki rakip kontrayla bize yüklenirken geriye iyi koşmaları. klasik bir alt lig orta sahası bu aslında ama yoldaş bulgaristan'da da sıklıkla yaptığı şeyi istiyor burada: hızlı oyun ve hızlı düşünme. antalya maçının son yarım saatindeki oyun kaos futbolunu andırıyordu belki ama aslında bizimkilerin yapmak istedikleri defanstan topu hızlı çıkarıp forvettekilerin yukarıda bahsettiğim hücum varyasyonunu rakip henüz alan paylaşımı yapmamışken uygulamaktı. bu noktada orta sahadaki ikili toplu oyunda yokmuş gibi göründü. gerçi antalya da sürekli kendi sol kanadından gelmeye çalıştığı için orta sahanın göbeğiyle hiç ilgilenmedi ama son tahlilde istediğimiz oyun planını uyguladık mı; evet. defansın 3'lü-5'li yapısının çok fazla değişmeyeceğini düşünüyorum ben geçen seneki gibi. djalma silva'nın zaten çizgi beki olmaması, nazım sangare'nin korktuğumuz gibi futbolu unutma kıyılarında olması nedeniyle beklerin işlevi sadece defansif olarak olarak kaldı. 3 stoper ise aralarında iyi anlaştılar. zaten 3'ünden de beklenen tek şey minimum hata ile oynamaları ve rakip topu almadan önce topu savuşturmaları. heliton bu noktada "yazın yedi, içti herhalde bu" dedirtti bize çünkü sezona hiç de hazır bir görüntü vermedi. zaten dev gibi adam, bir de hantallaşırsa (kilo alma, reflekslerini kaybetme, oyun bilgisini* unutma, sıcaktan etkilenme) defansta çok hata yapmamıza neden olacak. koray günter'in sağ stoper katkısı ile çok tehlike yaşamadık ama yoldaş sağ stoperi kesici* olarak kullanıp heliton'a sigorta görevi vermiş. rakibi önde karşılayan hep koray oldu. sol stoperdeki novatus miroshi sayesinde geçen seneki ümit akdağ performansını aramayacağız. baya çabuk bi' stoper olduğunu gördük, ki djalma ile birlikte rakibin sağdan gelen hücumlarında içimiz rahat edecek bu sezon sanırım. taha altıkardeş'in satılıp satılmayacağı da halâ belli değil sanırım. fransızlar istemeye devam ediyor kendisini. lasse nielsen de elde kaldı ve katkı verebileceği sağ bek-sağ stoper olarak rotasyonda olacak. ogün bayrak sağ bek için 3. alternatif olmuş nielsen'den sonra. uğur kaan yıldız da 4. sağ bek herhalde. ismail köybaşı'nın bu yaz günlerinde djalma'yı iyi yedekleyebileceğini ve hatta gole ihtiyaç olduğu anlarda önlü arkalı oynayabileceklerini de görmüş olduk.
ilk 4 maç baya kritik bizim için. 5. haftayı bay geçeceğiz ve transfer dönemi bitmiş olacak. antalya'dan 2 hafta sonra alanya ile deplasmanda oynamak baya kötü fikstür. araya da avrupa'da henüz istediği yere ulaşamamış bir fener kombosu bekleyecek bizi bu hafta. alanya sonrası da alt ligten belalımız bodrum'u konuk edeceğiz. transferler bitene kadar namağlup gitmeyi önemli görüyorum. fikstürün ilk yarısında fener hariç, bütün istanbul takımlarıyla deplasmanda oynamak da baya kötü. ekim ortası gibi takım oturacak bence ama o zamana kadar da ligin dibinde olabiliriz. halen deve forvet ve iyi bir kaleci yok kadroda. kulüp halâ ligue 2'de 60 maça çıkıp ligue 1'de hiç oynamamış fransız sağ bek falan almaya çalışıyor. transfer kısmında sadece sport republic döneminde değil, öncesinde de berbat olduğumuz için kötü transferi kanıksamış haldeyiz. sahada iyi çıkarsa mutlu oluyoruz falan.
100. yıl formaları da bugün sabahın köründe tff'nin sitesine yüklendiği gibi resmi sosyal medya hesaplarından paylaşılmış. gerçekten berbatlar . şuna 2 bin lira ve üstü vermek baya içimi acıtacak. biz çubuklu ya da parçalı bekliyorduk ama 1. forma ile benzer bi' tasarımı önümüze koymuşlar. armanın yeri, sarı renginin sarı olmaması, ipler, iç yaka gibi korkunç ayrıntılar var. umbro değil de, mahalledeki merdiven altı tekstilcisi ali abiye yaptırılmış gibi. baya moral bozdu.