bir pink floyd başyapıtıdır. pink floyd benim ruhuma en çok dokunan gruptur. time ise bu grubun, beni en çok etkileyen şarkısıdır.
tek başına time değil de breathe ile arka arkaya geldiği zaman -her ne kadar bu tür şeyler sürekli değişse de- daha fazla sevdiğim bir pink floyd şarkısı yok sanırım.
görece uzun introsundan sonra david gilmour'un "ticking away" diyerek girişi çok coşkulu. ardından david gilmour'un kısmı bitip rick wright şarkıya girdiğinde şarkının bir anda modu değişip sizi sakinleştirirken aynı zamanda gözlerinizin dolmasına sebebiyet verebiliyor. ardından o şahane solo giriyor. david gilmour'un en sevdiğim özelliği; sololarının bu kadar sade olmasına karşın duyguyu inanılmaz bir yoğunlukla aktarabilmesidir. solonun özellikle şu kısmı beni çok etkiler.
süre dolar, şarkı biter ve breathe'e geçilir. time'da yaşanan duygusal alçalmalar, yükselmeler yerini bir anda bir rahatlama hissine bırakır ve david gilmour insanın içine işleyecek bir şekilde "home, home again." der. şarkının bu kısmı da beni fazlasıyla etkileyen kısımlardandır.
müzikal yönden çok etkileyici bir şarkı fakat sözleri de gerçekten muazzam. roger waters'ı çok itici bulsam da söz yazarlığı konusunda başka bir seviyede olduğunu kabul etmek gerek.
her şeyin bu kadar kusursuza yakın olması, bundan tam 46 yıl önce çıkmış bu şarkıyı hala ağzımız açık, gözlerimiz yaşlı bir şekilde dinlememizi sağlıyor.
ilk kez 1920'lerde new york'ta yayımlanmış ve haftalık yayımlanan ilk dergiymiş. zamanla farklı ülkelerde de baskıları çıkmaya başlamış. şu anda 4 milyona yakın tirajı ile amerika'nın en çok satan dergisi. ilk çıktığında ismi "olaylar" ya da "gerçekler" gibi anlamlara gelen facts imiş. daha sonra, yoğun iş temposuna sahip insanların da kısa sürede okuyabileceğine dikkat çekmek amacıyla ismini time, yani zaman olarak değiştirmişler.
hemen hemen her büyük şirket gibi hisseleri birkaç kez el değiştirmiş. şu anda marc benioff adlı bir girişimciye ait.
dergi genellikle, kapağında kırmızı bir çerçeve ile yayımlanıyor ama mesela 11 eylül saldırılarının olduğu dönemdeki sayısı siyah çerçeve ile ya da 28 nisan dünya günü sayısı yeşil çerçeve ile yayımlanmıştı. bazı sayıların kapakları ise, üzerine kırmızı bir çarpı atılmış isimleri içeriyor. yani derginin genel olarak kendine özgü bir görünüşü olmakla beraber, günün anlam ve önemine ya da kapak yaptığı isimlere bağlı olarak ufak değişiklikler yapabiliyorlar.
şu ana dek derginin kapağında en çok (55 kez) yer alan kişi richard nixon olmuş. bazı sayılarında kapakta yılın kişisi seçilen bir isim yer alıyor. bazı sayılarda da yılın ya da yüzyılın en önemli 100 ismi gibi listelere rastlayabilirsiniz.
bu da derginin ilk kapağı imiş. kapakta gördüğünüz kişi, amerikalı eski politikacılardan biri (Cumhuriyetçi Parti lideri) olan joseph gurney cannon.
time, flowing like a river time, beckoning me who knows if we shall ever meet again if ever but time keeps flowing like a river to the sea
goodbye my love, maybe for forever goodbye my love, the tide waits for me who knows when we shall meet again if ever but time keeps flowing like a river (on and on) to the sea, to the sea
till it's gone forever gone forever gone forevermore
goodbye my friends, maybe for forever goodbye my friends, stars wait for me who knows when we shall meet again if ever but time keeps flowing like a river (on and on) to the sea, to the sea
till it's gone forever gone forever gone forevermore
ticking away the moments that make up a dull day you fritter and waste the hours in an offhand way. kicking around on a piece of ground in your home town waiting for someone or something to show you the way.
tired of lying in the sunshine staying home to watch the rain. you are young and life is long and there is time to kill today. and then one day you find ten years have got behind you. no one told you when to run, you missed the starting gun.
so you run and you run to catch up with the sun but it's sinking racing around to come up behind you again. the sun is the same in a relative way but you're older, shorter of breath and one day closer to death.
every year is getting shorter never seem to find the time. plans that either come to naught or half a page of scribbled lines hanging on in quiet desperation is the english way the time is gone, the song is over, thought i'd something more to say.
home, home again i like to be here when i can and when i come home cold and tired its good to warm my bones beside the fire
far away across the field the tolling of the iron bells calls the faithful to their knees to hear the softly spoken magic spells
haftalık olarak çıkan ve dünyanın en seçkin politika ve haber dergisidir.
amerika merkezli derginin avrupa sürümü "time europe", eski adıyla "time atlantic", londra'da basılmaktadır. "time europe" orta doğu, afrika ve latin amerika'yı da kapsamaktadır. Ayrıca asya sürümü, kanada sürümü ve avustralya sürümü de bulunur.