bağırsaktan yapılan bir yemektir. uç noktada bir yiyecektir, ya hiç sevilmez, ya da hastası olunur.
izmir usulü, ankara usulü, istanbul usulü gibi türleri vardır, bu usuller pişirme tekniğinden ve kullanılan malzemeden kaynaklanır: - ankara ve izmir usulü közde pişirilir. izmir usulünde is kokusu daha belirgindir. - istanbul usulü saç üzerinde pişirilir, is kokusu olmaz. genellikle yanında domates ve biber ile birlikte harmanlanır.
lezzeti etkileyen bir çok faktör vardır; örneğin daha yağlı olan bağırsak daha korlu ateşte pişirilip yağ yakılır, is kokusu alırsa mangal lezzeti de verir. bazı ustalar bağırsağı bir gün önceden süte yatırırlar.
olmazsa olmaz baharatı kimyondur.
pişirme usulü ne olursa olsun, ekmek önceden ısıtılmalı, kızgın ateşte pişen kokoreçin yağı ekmeğe emdirilmelidir.
gelelim markette satılan türlerine. az pişirilmiş halde paket ile satılan bir kokoreç var, gecenin bir vakti kriz gelir, evden çıkmaya da üşenirseniz diye buzlukta bulundurabilirsiniz. ama kesinlikle mikrodalgada pişirmeyin, kokoreçin başına gelebilecek en kötü durum. vıcık vıcık sulanıyor. (ha gideri var o ayrı) teflon tavada yapabilirsiniz ama unutmayın eve öyle bir koku siniyor ki iki gün geçmiyor. pişirirken aspiratör, kapı pencere falan sonuna kadar açık olsun. bir de, teflon tavanın dibinde kalın bir yağ tabakası birikecek, tava sıcakken onu yoğurt kabı gibi bir şeye döküp çöpe öyle atın. yoksa soğuyunca temizlemesi zor oluyor. yağ sıcakken kesinlikle lavaboya dökmeyin, tıkıyor. bir çaydanlık kaynar su ve deterjan dökmeden de açılmıyor.
kokoreçi ilk kez yiyecekler için istanbul usulü, domatesli ve biberli olanı öneririm. diğerleri ağır gelebilir ve bir daha yemek istemeyebilirsiniz. ha, ben istanbul usulü mü tercih ediyorum, kesinlikle hayır.
şahsen en sevdiğim kokoreç türü izmir usulüdür, ankara usulü de çok güzeldir. güzel bir kokoreç için önerim: - yağlı olacak, kızgın kömürde yağı yakılarak hızlı pişirilecek ama bağırsak biraz az pişmiş olacak - parçalar biraz iri doğranacak, ufak doğrayınca soğuyor. bazı ustalar doğradıktan sonra da ısıtırlar ama sadece saçta pişiren ustalar bunu yapabiliyor. közde pişirirken pek böyle bir şans olmayabiliyor, ustanın ocağı ile de ilgili. bazı ustaların mangalın üzerinde saç bölme de oluyor. - domates ve biber olmayacak, saf kokoreç olmalı - pul biber, kimyon ve kekik - ekmeğin içi de, dışı da közde ısıtılmalı (hatta yer yer ufak noktalar halinde yanmalı) ama kurumaması için kokoreçin yağı emdirilmeli - domates ve yeşil biber hem tadı bozuyor, hem de soğutuyor, tavsiye etmiyorum. -yanında bir şey içmeyin, ayran tercih edilir ama kokoreçin yağını ağzımda donduruyormuş gibi geliyor. ayran içecekseniz de çok soğuk olmasın. şalgam suyu da iyi gider. - acı biber turşusu gereklidir. - ilk porsiyonu alır almaz ikinci porsiyonu sipariş verin, ilk porsiyonu bitirene kadar diğeri hazır olur. bir porsiyon asla yetmez. ikisini aynı anda sipariş ederseniz de siz yerken ikincisi soğur.
bunun yunan versiyonun (ki aslı o galiba) içine dalak, böbrek, yürek de konuyor. amerika'da bir yerde bir yunan festivaline gitmiştik, kocaman yazmışler kokoreço mu ne, bir heves atladık ki bağırsak falan yok. şişte yağa sarılı sakaktat çeviriyor eleman. elemana sordum "vallahi türkiye'de olsaydık da yeseydik, burada bağırsak yasak" dedi.
sonra türk bir abi inat edip new jersey'de istanbul usulü kokoreçci açmıştı. besin yönetmeliği o kadar oturmuş ve zor ki, adam halledene kadar atla deveyi seçmiş (bu laf böyle değil ya). "zarar ettim ama biliyordum, ben prensip icabı sonuna kadar gittim" diyor. kokoreç kahramanı adam.
artık çiğ hali soğuk zincirle her eyalete geliyor ama kendi yapan var mı bilmiyorum.
neredeyse en ilginç evrim geçiren sözcüklerden biridir. dilimize yunanca "kokorotsi" yani "mısır koçanı" sözcüğünden geçmiştir. yunancada daha çok arnavut ağzı olarak bilinen argo bir sözcüktür. türkçeye "ince bağırsaktan yapılan yunan yemeği" olarak evrilmiştir.
Sanırım bu yemek sokak’ta, seyyar satıcılardan, pis ortamlardan, tam bir pişmiş bok olduğundan emin olduğunuz yerlerden yediğiniz zaman daha lezettli geliyor gibi.
Popüler yerlerden yemeği sevmediğimden de olabilir belki. Bana göre bu yemek, tam bir seyyar satıcı yemeği abi.
yerken hiç birinizin aklına gelmiyo di mi... ulan bir bağırsak ne kadar temizlenebilir içine yarım saat hortum tutsan bile? tamam tadı güzel ben de yerdim/yerim de... boktan bir şey yiyoruz lan bildiğin... en azından bunu kabul edin.
Yürek, böbrek, karaciğer, işkembe, beyin, vb. gibi iç organlar sakatat olarak adlandırılır. Ayrıca buna ayaklar ve baş da dahildir. Koyunun ince bağırsağından yapılan (barsak değil bağırsaktır efendim) bir yiyecek türü olan kokoreç de sakatat kısmına girer. Diğer tüm sakatatlarda olduğu gibi ya çok beğenilir ya da hiç beğenilmez. Şahsen beğendiğim ve yine tüm sakatat türleri gibi normal etten daha sağlıklı olan yiyecek türüdür. Normal etin taşımadığı birçok bakteri ve mikroorganizmalar sayesinde sakatat türleri son derece faydalıdır. Ancak hepsinin -neredeyse hepsinin- son derece iyi temizlenmesi gerektiği, yoksa acillik edeceği de unutulmamalıdır. Evde yapılabilenleri kendiniz yapın, kokoreç gibi şeyleri de temiz olduğuna inandığınız bir yerde yemeye gayret gösterin derim.
Ansızın akıllara düşer. Baharat yoğunluğunu genzinde hissettirir. Bir ısırık alındığında dünya unutulur. Gecenin ilerleyen saatlerinde yoğun bir istek mide kapakçığına dayanır.. Hayır derim hayır dur! bu saatte mi ? Dayanamam.. Dayanamıyorum.. CanımKokoreç.. salyalar şelale..
ikibinli yılların başında avrupa birliğine girersek kokoreç yasaklanacakmış diye sansasyonel bir haber furyası vardı. bunun üzerine mirkelam kokoreç güzellemesi bir şarkı çıkarmıştı. işte o kokoreç:
yanlış bilmiyorsam yunanistan'da da epey sevilen bir yiyecektir. hatta yurtdışında kokoreç, karnıyarık, ıspanak, musakka gibi şeyler yemek istiyorsanız yunan restoranlarında yiyebilirsiniz.
Bunu yemenin bir vakti zamanı vardır. Gün ortasında yenmez. Gece biraz geç saat olacak. O anda aç veya tok olmanız çok mühim değildir. İyi bir kokoreç her türlü yenir. Ekmeğinin taze olmasıda önemli tabi.
boklu bağırsak diyorlar buna. hayır yani bağırsak dediğimiz solucanımsı organın olayı zaten bok püsür. yine de severek yiyenlerin midesi bulansın diye derler bunu. annem der misal hep. "ay yine mi boklu baarsak yedin carbon?" kadın sanki avrupa birliği. "sana ne anne?" diyemiyorum tabi. "yedim annecim" diyorum, "bok ye" diyor, "e yedim zaten" diyorum, sonra kaç! kaçmazsan o terliği alnının ortasına çakar. hawk eye ile legolas arası bişi kadın. eli ayağı rahat durmuyor. nerdeyim la ben? konu neydi?
leziz bişi bu şimşik ya. böyle pul biberi de bascan. yarım ekmeğin arasında mmhh mhmmh mhhhmm var ya. yanında da ayranla şahane gidiyor. götü büyütmese her gün yerim.
Midye, ne bileyim çiğ böcek, deniz ürünü ve bilimum garip canlılar, canlıların olur olmadık yerleri (ayak, göz, miğde, dalak, kafa, beyin vs) yiyenleri anlayamadığım gibi bunu sevenleri de anlayamıyorum.