1. fırtınayla birlikte yağan yağmur 1 tam günde merkezi yerlerinin birkaçını mahvetmiş olan şehir. "izmir'de çevirme radar" gibi olup biraz özet geçeyim; eşiniz dostunuz buradaysa telefona sarılmak için bahaneniz olsun:

    - alsancak, karşıyaka, mavişehir ve çandarlı felç. geceden itibaren yükselip taşkın yaratan deniz suyu baya bi' sokağı sulara gömmüş durumda. alsancak'ta sahile yakın çoğu iş yeri sular altında, dün geceden beri mekanlardan su boşaltmaya çalışıyor insanlar. mavişehir'deki 4 lüks site otoparkları ve arabalarıyla birlikte sular altında, millet evinde mahsur. karşıyaka'nın sahil şeridi pert, sahile yakın yerlerdeki apartmanlarda oturanlar evden çıkamıyor. çandarlı'nın sahile yakın kesimlerindeki sokaklardan dereler akıyor halâ.

    - afad'ın ve meteorolojinin uyarıları dün gece içindi ama bugünkü saçma sapan yağmurun etkisi ölçülemedi sanırım. dün önce akşamüstü 6'dan itibaren tüm gece fırtına ve sel uyarısı vardı. bugün ise sadece sağanak deniyordu ama şu saat olmuş, halâ 5-10 dakikada metrekareye 150-200 metreküp su boşaltan ani yağmur yağıyor; birkaç dakika sonra da hava açıyor ve bu sürekli devam ediyor sabahtan beri. asıl yağmurun salı-çarşamba günlerinde yağması bekleniyor. yani dün ve bugünkü manzaraların daha kötüsü geliyor 2-3 güne.

    - denizin taşması ile ilgili belediyeyi suçlayanlar çok oldu ama ben böyle düşünmüyorum. 1 metre yükselen ege denizi söz konusu ve bunun içinde yağmur değil, fırtına etkili. dün gece uyarılarda rüzgarın 50 kilometre hızla esebileceğini söylüyorlardı. alçak-yüksek basınç ilişkisinin ani değişimi ve çarpışması her zaman fırtına yaratıyor ve bu denizde olunca da gene her zaman korkunç sonuçlar doğuruyor. ayrıca "körfezde bu kadar su yükselir mi yaae?" diyenler 'nde seferihisar'da tsunami çıktığını unutuyor. özetle; yağmurdan çok fırtınanın etkilediği bir deniz taşkını bu. zaten özellikle izmir'in iç kesimlerinde ara sokaklarda hiç taşkın olmamasından da bunu anlayabiliyorsunuz, eğer anlamak isterseniz tabii.

    - henüz can kaybı haberi veren bi' yerel medya kanalı olmadı ama beni korkutuyor bu durum halâ. bostanlı balıkçı barınağı dün geceden beri berbat halde. uyarılara karşı çıkıp açılan denizci olduysa, geri dönmesi mümkün olmamış olabilir. kötü düşünmemek gerek tabii.

    bi'kaç link verip bitireyim:

    - bugün öğleden önce alsancak

    - bugün öğleden önce kıbrıs şehitleri'ndeki ara sokaklar

    - bugün öğleden sonra kantar karakolu'nun hemen yanı

    - bugün mavişehir (entry )

    - dün geceden toplu manzaralar (ilgili entry ve gırla link )

    lake, dünden beri venedik'e benzemeye çalışan izmir'den bildirdi.
    #289155 lake of the hell | 1 yıl önce (  1 yıl önce)
    0şehir 
  2. 'ndeki sonuçlarıyla türkiye'den bağımsız, kendi halinde ve tamamen bağnaz olduğunu tekrar ve tekrar göstermiştir. bu şehrin insanları arasında izmir'in bari 10-15 yıllık halini bilen kimse kalmamış, ben buna inandım artık.

    bayındır, tire, kemalpaşa ve kınık'ın 20 yıldır chp'de olmaması, aliağa ve menemen'in halen yobazitenin ve kafatasçı olduğu kadar kolpa olan milliyetçiliğin esiri olarak kalması önemli ayrıntılar olsa da, özellikle şehrin en büyük nüfusunun olduğu yerlerde kimse adaya göre oy kullanmadı, partiyi gören bastı, geçti. şehrin oy kulanabilen kısmının %23'ü sandığa gitmedi (neredeyse 850 bin seçmen). çeşme'deki %35'lik mhp etkisi, karaburun'daki akp etkisi, dikili'nin bağımsız adayı neredeyse belediye başkanı yapacak olması (700 oy fark var, toplam oy zaten 30 bin), bayraklı'da akp adayının neredeyse %40 oy alabilmesi garip işler. izmir'i bilmeyen zevzek yayıncılar "izmir'de no-name aday almış olm, ahaha" diye gülerken, 3 kuşak karşıyakalıların bile belediye başkanlığı döneminde ne yaptığını bilmediği, adını zor hatırlayabildiği, cengiz holding peşkeşçisi cemil tugay'ın neredeyse %50 oy alarak büyükşehir belediye başkanı olması akıl alır gibi değil benim adıma. hamza dağ akp'nin oyunu artıramazken, tugay chp'nin oyunu 2019'a göre %10 kadar düşürmüş oldu. millet eğlencede, kutlamada ama yaklaşıyor yaklaşmakta olan işte. adaylarının da etkisiyle refah+saadet+deva= 40 bin oydan fazla almış durumda. ümit özlale de büyük hayal kırıklığı yaşamış olmalı alabildiği neredeyse 100 bin oyla.

    kadın adayları kimsenin araştırdığı yoktu ama konak'taki 2 kadın aday kullanılan geçerli oyların neredeyse %90'ını almış durumda. asıl no-name bu işte. dem parti'nin öğrenci adayı bile %7 oy aldı, ki izmir adaylarını tanıttıkları toplantıda sırrı sakık falan gelip konuştu burada. il genel meclisindeki oranlardaki sapmalar da garip bence. chp ve akp %4'er oy kaybetmiş durumda. bundan faydalanmış görünenler ise dem ve iyip (toplam oyları %10 civarında). zafer partisi'nin de 100 bine yakın oy alması önemli bence. gene de izmirlilerin kafasının baya baya köktendinci kafasına yaklaştığını görmek moral bozuyor.
    #289768 lake of the hell | 1 yıl önce
    5şehir 
  3. berbat yönetilmeye devam eden ülkenin en büyük 3. şehri.

    birkaç hafta önce alsancak'ın göbeğinde yürürken yerdeki suyun içinde dolaşıp kurban arayan elektrik akımına kapılıp hayatını kaybeden 2 genç ülke gündemindeydi bir süre. bunun üzerine hem savcının hemen de bilirkişi raporlarının ortaya koyduğu birkaç gerçek ortaya çıktı, ki izmir'de uzun süre bulunduysanız izsu-gediz aş-bilimum ilçe belediyeleri-büyükşehir belediye arasındaki berbat iş yapmama denklemini iyi biliyorsunuzdur. pek de farklı değil aslında bu son mevzu da ama yazayım ben gene de geniş geniş:

    - olayın yaşandığı yerde 2 tane mazgal var. bu mazgalların hemen altından da elektrik kabloları geçiyor. tabii ki bu kablolar açıktan değil, çevrelerini tamamen kapatması gereken kalın plastikten bir borunun içinden geçiyorlar. 2019'dan beri bu alanda hem kaldırım hem asfalt hem de mangal temizliğinden dolayı çok fazla şey yapılmış. ama hiçbirini ege bölgesi'nin tek elektrik dağıtım şirketi olan gediz elektrik aş yapmamış. 2019'dan beri aynı bölgede, mazgalların çevresinde bir elektrik akımı olduğunu anlayan çevre esnafı bunu belediyeye ve gediz aş'ye bildirmiş. gelen giden olmamış tabii.

    - geçen yılki fırtınayla karışık su baskınında gene mazgallardan su taşmış ve çevre esnafı artık "burada birileri ölecek, bu suyun içinden elektrik geçiyor, bastığımız her ıslak yer tehlike saçıyor. ilgilenin şu sorunla" diyor. sanırım büyükşehir belediyesi gelip asfaltı, kaldırımı falan düzeltmiş. bunun dışında hiçbir şey yapılmamış gene.

    - bu yılın 12 temmuz'unda ise, 1 gün boyunca sıklıkla sağanak şeklinde yağan yağmur nedeniyle taşan su mazgaldan çıkıp yolu kaplıyor. bu yol, alsancak'ın en işlek caddesine bağlanıyor ve milyonlarca insan geçiyor buradan. önce 23 yaşındaki tıp fakültesi öğrencisi özge ceren deniz, bu suyun içine adımını attığı gibi yüzünün üstüne doğru suyun içine düşüp yığılıyor. hemen önünde yürüyen ve aslında şans eseri bu akıma kapılmamış olan inanç öktemay, özge ceren'in düştüğünü görüp ona yardım etmek için geri dönüyor. kendisi de neredeyse bileklerine kadar suyun içindeyken genç kızın elini tuttuğu gibi o da sırtının üstüne doğru suyun içine düşüyor. bu andan sonra çevre esnafı bu iki kişiyi kurtarmak için adeta debeleniyor. içlerinden biri suda akım olduğunu erken fark edince daha fazla ölüm olmuyor. video baya korkunç. gore videoları izlerken içi acımayan insanlardan biri olsanız bile baya yüreğiniz burkuluyor. sudaki elektrik akımı fazla olsa da, iki insanın da hemen ölmediğini görüyorsunuz ve çevredekilerin çaresizliğini de iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

    - olaydan sonra tamamen sosyal medya gücü sayesinde savcılık re'sen soruşturma başlattı. belediye, izsu ve gediz aş daha olayın üzerinden 24 saat geçmeden bölgeye asfalt döküp mazgalları değiştirdi, kabloları onardı falan. 10 yıldır yapmadıkları göt kadar işi 2 insan korkunç şekilde ölünce yaptılar yani.

    - 20'den fazla izsu ve gediz aş çalışanı ile yetkilisi gözaltında şu anda. büyük kısmı da tutuklu yargılanacak. şuradaki bilirkişi raporunda mazgalın altına sıkışmış besleme kablolarının ezildiği ve kaçak oluşturduğundan bahsediliyor. kabloların yerin en az 60-80 santim altında olması gerekirken, kaçağın olduğu bölgede 15 santimde olduğu, çevresindeki kalın plastik koruyucunun bulunmadığı, hem izsu hem de gediz aş'in kabloların yerleşimi ve mazgalın durumunu kontrol etmediği için baş sorumlu oldukları yazılmış. belediye de sürekli asfalt atmaktan başka bi' bok yapmadığı ve kendisine iletilen şikayetlere karşı 3 maymunu oynadığı için aynı şekilde suçlu olmalı ama raporda bundan bahsedilmiyor. belki farklı bir dosyada bu da değerlendiriliyordur, bilmiyoruz.

    2 hafta kadar oldu bu olay olalı ve tamamen unuttuk biz. ölümlerin gerçekleştiği ve üzerinden 24 saat bile geçmeden yenilenen mazgalların üzerinden halâ günde milyonlarca insan yürüyerek geçiyor. sonbaharda yağacak olan yağmurdan sonra benzer haberleri görmemeyi sadece odin'e havale edebiliyoruz.
    #290923 lake of the hell | 8 ay önce
    1şehir 
  4. Ulan göz göre göre koca şehir yanıyor, kimsenin dilinde değil. Ne devletin, ne medyanın, ne milletin.

    Umarım sabaha kadar kontrol altına alınabilecek duruma gelmiş olurlar.
    #291190 becoolnotfool | 8 ay önce
    0şehir 
  5. neredeyse 2 aydır içinde yaşayan herkesin etkilendiği 2 temel sorunu olan şehir.

    1- körfezden buram buram yükselen ölü balık kokusu: karşıyaka, bayraklı, çiğli önünde korkunç boyutlara varınca cemil tugay "halledelim" dedi ama zaten 1 haftadır tüm şehir böyle kokuyordu. belediyenin bok gibi açıklaması hiçbir yaraya merhem olmadığı gibi, kafamızı da karıştırdı. iyi ki biraz araştırmayla sorunun nedenini anlayabiliyoruz halâ: hava sıcaklığı ortalaması bu yaz izmir için korkunç seyretti. daha önce de yazmıştım; meteorolojinin ölçümleri saklayabildiği 1930'lardan beri izmir'de yazın ilk kez 40+ derece üst üste 7 kere ölçüldü. bunun etkilerinden biri de körfezde olmuş. önce dipteki yosun ve algler ölüyor, ortaya deli gibi oksijen çıkıyor. oksijenle beslenen bakterilerin sayısı deli gibi artıyor, körfezdeki ekosistem boku yiyor. doğal yaşam döngüsünü tamamlayıp ölen bu bakteriler, hem oksijensiz hayatta kalabilen bakterilerin sayısını patlatıyor hem de denizdeki oksijeni yok ettikleri için balıkları da öldürüyor. bu sırada oksijensiz hayatta kalabilen bakterilerin sayısında artış oluyor çünkü körfezde yaşayabilen başka canlı kalmıyor. bu bakteriler de yaşam döngüleri bitip ölünce, ortaya çıkan koku sülfür dioksit ve metan oluyor. ayrıca daha önce ölmüş olan balıklar çürürken ortaya deli gibi koku yayıyorlar. temel olarak sorun bu. belediye ise "körfezdeki oksijen ve besin fazlalığı" diyerek açıklama yaptı ve kestirip attı. ulan, şunu birkaç satırla bu kadar kolay açıklamak varken, ne bu eziyet ya? ekşi'de de benim yazdığıma benzer bir entry mevcut, onu da okuyabilirsiniz şuradan . izban ve metro halâ berbat kokuyor. karşıyaka tarafındaki koku azalmışa benziyordu 2-3 gün önce oraya gittiğimde ama bu sefer de bizim taraftaki koku arttı. belediye ve izsu da ölü balıkları toplamaya yeni başladı, ki özellikle büyük çipuraları sahilden toplayıp restoranlara satan insanları duyduk, okuduk, gördük. en azından eylül sonuna kadar izmir'den çıkmış hiçbir balığı yememenizde fayda görüyorum.

    2- metro istasyonlarının çoğunda çalışmayan yürüyen merdivenler: üçyol'daki en uzun yürüyen merdiven temmuz'un başında bozulup üzerindeki insanları yaraladığından beridir bu durum böyle. belediyede çalışanlara sorduğumda isveç'ten mi nereden parçalar beklendiğini ve parçalar gelene kadar da yürüyen merdivenlerin açılmayacağını söylediler. özellikle halkapınar-fahrettin altay arasındaki her istasyonda bu sorun var. hatta bazılarında asansör de çalışmıyor ve engelliler "nereye sıçacağız?" şeklinde donup kalıyorlar trende indikten sonra. izmirspor ve hatay istasyonlarında temmuz ayının başından beri bu sorun var. üçyol'daki saçmalık olduktan hemen sonra benim buradaki merdivenleri durdurdular. sarı şeritlerle adeta fiyonk attıkları merdivenler suç mahalli gibi görünüyor aylardır. izban'ın artık 20 dakikada 1 sefer sıklığına düşürülmesi ile bu sorunu birleştirdiğinizde, işe gidiş çıkış saatlerindeki kalabalık gerçekten de insanı bezdiriyor. tek bir açıklama gelmedi belediyeden ya da gelmiştir ama "hallediyoruz" şeklinde olduğu için kimse umursamamıştır.

    aslında bir de yangın var ama zaten izmir içinde yanabilecek bir yer kalmadı. urla, çeşmealtı, çeşme, torbalı, ayrancılar, ödemiş gibi yerlerde halâ yanmamış yerler vardır. gidip oraları yakmaya çalışırlar yaz bitene kadar. "poyraz ve kuru hava" diye diye ağladı resmen bakan ama bu poyraz, yamanlar dağı yangının olduğu günden sonra 5 gün boyunca aralıksız esti ama yangın çıkmadı. bilemiyorum altan.
    #291324 lake of the hell | 7 ay önce
    1şehir 
  6. Yılbaşı dolayısı ile bulunduğum ve buram buram yerimi yadırgayıp uyuyamadığım şehir. Yakınlarımın burada yaşaması sonucu yaklaşık 6 7 senedir yılda ortalama olarak 4-5 kere birkaç günlük olmak üzere geliyorum. İlk başlarda hasretle ve keyifle geldiğim şehir, zaman içerisinde daha çok daha da çok İzmirli ile tanışma ve yaşayanların da asimile olması sonucu iyice ayaklarımı sürüdüğüm hale gelmiştir. Her İzmirliye bok atmak istemem; benim tanışık olduğum çeşitli yaş, meslek grubu, yaşanılan semt gibi farklara sahip olan bu tatlı insanların en bariz ortak yönü hiçbir şeyi beğenmemek/şikayet/aşırı eleştiri gibi kaotik bir şey.

    Ya arkadaşım bir yemeği de beğen, bir kişiye de kulp bulma, hayıflanmadan keyifli bir şey anlatabil dimi? Yok, benim başıma gelenler bu şekilde. Ehveni şer hali bile örnek olarak: "o mekan güzel ama sen asıl 7 sene önceki halini görecektin..." gibi hevesi kursağında bırakıyor.

    Yine de İzmir, İzmirlilere rağmen güzeldir.
    #292929 kitkatcat | 3 ay önce (  3 ay önce)
    0şehir 
  7. Gelen göçler ile içine sıçılmış şehirdir.
    Gitmeden evvel iç Anadolulu çomar kafasıyla İzmirlilerin şehri aşırı benimsemesi ve dışarıdan gelenlere meh çekmesi sinir ediyordu.

    Lakin 2016dan 2024e kadar geçirdiğim süreçte gördüm ki adamlar haklı. Kendine ait bir kültürü ve yaşam tarzı olan bir yere doğudan gelen, iç Anadoludan gelen, Karadeniz'den gelen ve de mülteci olarak gelenler yüzünden içine iyice sıçılmış, halihazırda zaten Romanlarla dolu olan şehrin batak yerlerine dızo nüfusu ihraç edilmiştir.

    Artık her yerde kara kafa, dızo kesim saçlı lavuklar, laf atanlar, mekanlardan haraç isteyenler vs duyuyoruz, görüyoruz, anlatılıyor.
    0şehir 
  8. bugün sabahın köründe, valiliği tarafından yazılı basın açıklaması geçilmiş, 5 gün boyunca toplantı, gösteri, yürüyüş ve basın açıklamaları yasaklanmış şehir. valilik açıklaması burada .

    istanbul'da durduramadılar, anlara'da odtü "yok öyle bi' dünya" dedi. dün bornova ve bayraklı'da bir avuç kaldıraç gençliğine karşı 20 polis, 3 toma sürekli su sıkıp durdu. bu yasağın geleceği belliydi ama izmir'in farkı olarak salı günü gecesine kadar yasak gelmiş. sanırım yasak en son bizde kalkacak, en azından uzatmazsa bunu valilik.

    chp il başkanı 1 saat kadar önce akşam 18:00'de lozan meydanı'na çağırmış halkı (haber linki ). oradan da alsancak'a yürünecek belli ki. birkaç yerde de 19:30'da büyük park diye söyleniyor ama bornova'da bi' şey olmaz. ege üniversitesi'nin oldukça karışık, kürtçü öğrencilerini kullanmak istiyor chp ama asıl mevzu, basmane'de, fuarın dibindeki akp konak ilçe başkanlığı olmalı. sanırım bu yüzden lozan meydanı çağrısı yapılmış. bornova-bayraklı arasındaki gepgeniş yollarda organize olmak da, oradaki akp il teşkilatı genel merkezinin gene apaçık olan çevresinde toplaşmak da sıkıntı. dün geceki gibi azıcık çevik de göndermez artık izmir emniyeti. ben dün fellik fellik t35 tomasını aradım görüntülerde çünkü gezi'de bunu alsancak'ta yakmaktan beter etmiş, 35'ini falan kapkara yapmıştık. o yoktu mesela. ama bugün gırla toma olacaktır. dün bayraklı'daki bir avuç genci dağıtmak için ellerinde tomarla plastik kelepçe tutan polisler, bugün o kelepçeleri bileklere takmaya çalışacak belli ki.

    neyse, evde oturmak isteyen umutsuz, apolitikleşmiş, artık kahve dayısı moduna girmiş beyaz yakaya inat destek vermek lazım. cumartesi günü de gündoğdu meydanı'nda büyük bir toplanma gerçekleştirilecek. izdeniz hemen harekete geçip o gün alsancak vapur iskelesi'ni kapattığını açıklamış (haber linki ). metro ve izban'ın bazı istasyonlarını da pazar günü kapatmalarını bekliyorum ben. böylece şehrin kuzeyi ile güneyini bağlayan tek ulaşım araçlarını da yok etmiş olacak valilik. eh, gezi zamanı onlarca kilometre yürüyüp basmane'ye varan bucalı, eşrefpaşalı, kaleli, yeşilyurtlu, balçovalı, narlıdereli insanla muhabbet etmiştik. bunlar engel olamaz, o evde oturan vatandaşı zorlar sadece.

    yıllar sonra hep birlikte "faşizme karşı omuz omuza" demek güzel olacak.
    #295611 lake of the hell | 2 hafta önce
    0şehir 
  9. dünkü protesto yürüyüşleri "chp bu şehri tam anlamıyla güdüyor" fikrini apaçık vermiş olan şehirdir.

    dün valiliğin 5 günlük protesto, yürüyüş, gösteri ve basın açıklaması yasağından hemen sonra chp il başkanının lozan meydanı'ndan alsancak'a yürüyüş çağrısına en büyük katkıyı her zaman olduğu gibi gene sendikalar vermiş. ben lozan'daki başlama saati olan 6'dan bi' yarım saat kadar sonra tramvayla oradan geçiyordum ve bomboştu. büyük ihtimalle sendikalar bi' kordon turu atıp eski sevinç pastanesi'nin önüne yönelmişti. zaten kıbrıs şehitleri girişi de ana baba günüydü. neler gördüm, onları yazayım ben:

    - chpli teyzeler gene vardı ama ben bu sefer kürtçü dedeleri daha çok gördüm. tramvayda da bir lavuk telefonda konuştuğu arkadaşına baya saydırıyordu "doğudaki şehirlere kayyum atanırken bu halk neredeydi?" diye. eh, izmir'den kendisini ilgilendirmeyen mevzularda tepki beklemek baya pollyannacılık zaten. gene de kitlenin yaş ortalamasının 50+ olması, gezi'den beri nerede olduklarını bilmediğimiz bu kürtçü dedeleri görebilmek beni gülümsetti.

    - sendikalar kıbrıs şehitleri önündeki caddenin kapanmasını sağlamış. polis yolu tek şeritten vermeye çalışıyor, 3 belediye otobüsünü karşı şeride çekerek yolu kapatmaya çalışıyordu. disk, kesk, belediye iş (ki kendilerini bir protestoda görmeyeli bir asır oldu herhalde) en yoğun ve flamaları en belirgin olan gruplardı.

    - chp, tyna ile eko pub'ın arasına, cumhuriyet meydanı'da çıkan yoldan hemen önce bir miting arabası çekmiş. arabanın üstünde dev ekran, kenarlarında deli gibi hoparlörler vardı. arabaya bağlı bir de kürsü gibi bi' şey kurmuşlardı. benim görebildiğim kadarıyla 3 chpli belediye başkanı vardı orada (konak, balçova, karabağlar). bir de sendikaların başkanları tek tek konuştular. chp'nin yürüyüşü olması gereken şeyi gene sendikalar sırtlanmış.

    - tip en kenetlenmiş topluluktu. kalabalığın en arkasında ama sürekli bağıran haldeydiler. yaşları da gene 50 civarıydı. baya şaşırdım buna. tkp ise, kıbrıs şehitleri'ni birkaç tur dönen kitlesiyle bence şov yaptı. polis çevrelerinde fiziksel bir kordon kurmuş, onlarla birlikte yürüyordu. protestolara yalnız katılacak olsaydım, kesin bunlara eklemlenirdim. yıllardır verdiğim oyların gözle görünür bir şekle bürünmesi beni hep mutlu ediyor.

    - beni en sevindiren ise, 'nin elemanlarını görmek oldu. bir avuçlardı ama 'nın neredeyse bir ömürdür hapiste olmasına tepki olarak görünürlükleri bile gözlerimi yaşarttı. bir genconun sırtını sıvazlayıp "aynen, devam" bile dedim.

    - chp'nin bu şehri gütmesi ise şöyle: türkü, şarkı çaldıkları, üzerindeki belediye başkanlarının halkı sürekli selamladığı arabadan başka hiçbir etkileri yoktu protestoya. konuşan sendika başkanları ve temsilcileri sürekli birlik ve beraberlik mesajı verdiler ama chpli belediye başkanlarından tek bir söz duymadık. halkı selamlamak yetmiş onlara sanırım.

    genel olarak alsancak'taki protesto toplaşması berbat geçti denebilir çünkü 1 saat kadar slogan, yarım saat halay, türkü, marş sonrasında "yarın 21:00'de cumhuriyet meydanı'nda toplanıyoruz" diyerek dağıttılar koca kalabalığı. elindeki imkanı bu kadar kötü kullanan bir akıl iktidar olabilir mi ya? tkp, kıbrıs şehitleri'ni dönmeye devam etmiş olmalı çünkü seslerini 10 civarında gene duyduk. tip de bunlara eklenmiş olabilir çünkü en çok sesi çıkan gruplar bu ikisiydi ama sanmıyorum. geneli barışçıl, polisin sadece çevredeki ilgisiz vatandaşı koruma amacı güttüğü bir toplaşmaydı dünkü. bornova'da gene toma dehşeti yaşatmış polis öğrenci ve gençlere. ege üniversitesi'nin kürtçü kutupları orada olacak her gün. ben aynı şehirde 2 farklı yerde aynı saatte gösteri düzenlemenin mantığını da anlamıyorum. kürtçülerin mantığı ayrı, chp aklı zaten sadece şarkı, türkü eşliğinde oynamaktan anlıyor. bugünkü alsancak toplaşmasına bornova'da 2 gündür deli gibi su ve gaz yiyen gençlerin de katılması gerek bence. en azından oynayan laikçi ve etkisiz teyzelere "protesto için slogan atılır" mantığını öğretebilirler.

    bunu yazmazsam vicdanım çürür: bu protestolarda, haksız olarak tutuklu yargılanan, adil yargılanma hakkı elinden alınmış 'ın hiçbir şekilde anılmaması da çok garip. ben bunu iktidarın bebek katili apo'yu ve selahattin demirtaş'ı içerden çıkarmak için yaptığını düşünmeye devam ediyorum. gene de, fikirleri bir yana, ümit hoca'nın bu protestolarda anılmaması baya kötü. gene chp işbilmezliği ve halkı bir araya toplayamaması bunda etken oluyor bence. sendikalara da bu yönde bir mesaj bile geçmiş olabilirler: "hapiste olan diğerlerine dair slogan atmayın, eko başkan'da toplaşalım". körleşmiş bir siyasi hamle bence bu.

    lake, izmir'den bildirdi.

    not: ben alsancak'a gitmeye çalışırken, oradaki arkadaşım ihsan oktay anar'ı gördüğünü söyledi. eşiyle birlikte birkaç slogan atıp çevresindekilere "gelin, 2 bira içek" diyerek gitmiş. ben geldikten sonra da ali nesin'e çok benzeyen bi' dayı gördük. konuşmasını duyabilseydim emin olurdum ama sanırım o değildi. gene de benzerlik baya şaşırttı beni. ekleyeyim onu da.
    #295635 lake of the hell | 2 hafta önce (  2 hafta önce)
    1şehir