bir avukat.
yargılanmasının her aşaması,
tutukluluğunun her saniyesi,
hukuk tarihine bir ibret vesikası, bir kara leke olarak geçmektedir.
kendisine yaşatılanlar trajediden çok komediye benziyor.
kendisinin başta soma davası olmak üzere yaptığı çalışmalar, fedakarlıklar; barolara, avukatlara verdiği dersler; yetiştirdiği hukukçular, adalete yaptığı hizmetler ayrı bir mesele. şimdi yaşadığı adaletsizliklerin anlatılması sürece asıl niteliğini vermekte.
hukuk fakültelerinde pratik dersleri vardır. teorisi anlatılan hukuk, farazi somut olaylara uygulanır ve öğrencilerin konuları daha iyi özümsemesi sağlanır. ileride, selçuk kozağaçlı davası öğrencilere anlatılacaktır; yargılama nasıl yapılamaz, ceza muhakemesi ne değildir, delil ne değildir, tanık ne değildir, soruşturma ne değildir, kovuşturma ne değildir, hakim kim değildir, savcı kim değildir...
son duruşmasında verilen ara karardan sonra duruşma 23 mart 2022'ye ertelendi, tutukluluğunun devamına karar verildi. bundan bir önceki duruşmasına dünyanın her yerinden yüzlerce avukat gelmişti. gelmeye devam ediyorlar ve edecekler. usul esasa mukaddemdir denir. kendisinin yargılandığı dosyada usul namına hiçbir şey olmadığından, esasa değinmeye bile gerek yok. son duruşmasına katılan kimi hukukçuların, duruşmada söz alarak beyan ettikleri ifadeleri paylaşacak olursak benim yazacaklarımdan daha aydınlatıcı açıklamalar yapılmış olunur:
av. hasan fehmi demir: Sizin ve emniyetin ‘orijinal’ dediği CD, orijinal değil. Bu belgeler, Belçika Hollanda’da ele geçirildiği iddia edilen belgelerin CD’ye kaydedilmiş halidir. DVD ve CD biçimindeki kayıtlar orijinal olamaz! Bunlar, Belçika’da bulunduğu söylenen evrakların kopyası ve bilirkişiye gönderilmesi gerekiyor. İddianamedeki belgelerin dijitallerde olup olmadığı değil; CMK usullerine uygun şekilde incelemeler yapılmış mıdır, bu önemli! Tutukluluk konusunda; Barkın Timtik zaten mahkûm etseniz yatacağı süreyi yatmış durumda. Barkın yönünden fiilen atılı suçlamanın infazı tamamlanmıştır. Selçuk Kozağaçlı yönünden, 37. ACM’deki dosyaların içerikleri tamamen aynı ve üstelik soruşturma savcısı da bunu böyle beyan etmiştir. Aynı evraklar ile 37 ACM, yöneticilikten değil üyelikten ceza veriliyor. Şimdi aynı evraklar ile yöneticilikten ceza isteniyor. Bu, daha önceki öngörü ile tamamen hukuksuz olan o eski kararla bile çelişiyor.
tbb başkanı av. erinç sağkan: Bugün duruşmanın başlangıcında bazı belgelere ulaşabildiğinizi söylediniz. Müvekkillerimin uzun zamandır uğraş verdiği bir konuda siz de çaba göstermişsiniz. Bir delilden bahsediyoruz, bir dijital veri. Savcılık makamının, bu dijital veri üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Buna dair savcılık makamının hiçbir görüşü yok, bir rapor mütalaayı değiştirmesini gerektirebilir. Belki de bu veriler hakkında Adli Tıp’tan gelecek sonuçlar doğrultusunda o mütalaa değişecek. Maddi gerçeğe ulaşmak için yapılması gereken bir husustur. Artık tutukluluk bir tedbir olmaktan çıkıp, cezalandırma aracına dönüşmüştür. Selçuk’un ‘kaçma ihtimali’ olmadığı buradaki herkes tarafından bilinmektedir. Savcılığın dinlemek istemediği sanık meslektaşlarımızın dinlemek istediği tanıklar üzerinde bir etki etme ihtimali olduğu ortadadır. Bugün itibariyle bu tutukluluğa son verilmesi gerekir.
istanbul barosu başkanı av. mehmet durakoğlu: Bu davanın ilk celsesi başladığında ben barolar açısından çok önemli olduğunu belirtmiştim. Bu dava bizim için çok önemli, burada avukat yargılaması yapılıyor. Bunun nasıl yapılması gerektiği konusunda elimizde net bir değerlendirme var. Bu dava başladı ve hafta içi süren duruşmanın sonucunda Cuma akşamı TÜM AVUKATLAR TAHLİYE EDİLDİ! Bir itiraz üzerine harekete geçildi, üstelik cumartesi günü aynı yargıçlar yakalama kararı verdiler. Bana hiç kimse, bir hâkimin ıslak imzayla aldığı kararın, 10 saat içinde elektronik imza ile neden değiştirildiğinin ikinci bir nedenini anlatamaz! Türkiye yargısının içinde bulunduğu durum ortadadır. Siz bugün bu celseye başlarken “evraka” diye başladınız. “Buldum” dediniz. 8 yıldır getirilemeyen delilleri bulduğunuzu söylediniz. Tanıklar bir türlü getirilemiyor, tutuklular hala tutuklu. Bu dava, Türkiye’de yargının durumunu gösteriyor bize, bunun için önemli. Siz ilk heyetin adını tarihe yazdırdığı gibi, adınızı tarihe yazdırabilirsiniz. O nedenle tahliyelerini talep ediyoruz.
izmir barosu başkanı av. özkan yücel: Yargılananlar bizim meslektaşlarımız, arkadaşlarımız, yoldaşlarımız. Onlar bulunmaları gereken yerde değiller, yanımızda omuz başımızda olmalılar. Siz 8 yıl aradan sonra, aslında en başından beri ulaşmanız gereken delile ulaştığınızı söylediniz. Savcılık bu gelişmeye rağmen mütalaayı tekrar etti. Bu dosyayı önemsemiyor anlaşılan ama biz önemsiyoruz. Bu dosya Türkiye’de hukuk sisteminin içine sürüklendiği karanlığın aynası. Karanlığın biraz olsun dağılmasını, bir çatlak oluşmasını ve bu çatlaktan ışık yayılmasını istiyoruz. Bu dosya Türkiye’nin hukuk sisteminin alnına çalınmış kara bir lekedir. Sizden beklentimiz sadece kendi adımıza değil, sizin adınızadır da aslında. Selçuk ve Barkın’ın tahliyesini talep ediyorum.
siirt barosu başkanı av. kenan bilge: Selçuk Kozağaçlı’nın tanıklarla ilgili beyanlarını ben hayretle izledim, dinledim. Bu beyanlardan sonra meslektaşlarımızın tahliyesi gerekir.
adana barosu başkanı av. semih gökayaz: Zaten duruşma sonrasında alınacak karar belli şeklinde bu aşamaya kadar gelindi. Çok kudretli bir salon yapılmış; ama buradan adalet çıkacak mı? Önemli olan bu.
ankara barosu başkanı av. kemal koronel: bu dosyanın soruşturmasını hazırlayanların fetö hükümlüsü olduklarını unutmayın., meslektaşlarımızı serbest bırakın.
diyarbakır barosu başkanı av. nahit eren: Aslında size neyi anlatalım bilmiyorum. Biz her celseden sonra klişe tutuklama gerekçeleri ile tutukluluğun devam ettiğini görüyoruz. Bu celse dijitalleri buldum dediniz. Bugüne kadar olmadığını itiraf ettiniz, bu davanın temeli bunlar. Meslektaşlarımızın, arkadaşlarımızın bir saniye bile tutuklu kalmaması gerekir. Daha önce olması gereken dosyanın dayanağı olan deliller dosyada yok. Hazırlık aşamasında bu deliller iddianame ile birlikte sizin önünüze getirilmeli. Çünkü tutuklamanın gerekçesi yapılıyor. Avukatları tutuyorsunuz bunlarla. Selçuk bu belgelerden 2004 yılında yargılandı, beraat etti ve kesinleşti. Hukuki olarak söylenebilecek her şeyi Selçuk az önce ifade etti. Ben bu davadan hiçbir şey çıkmayacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımız da zaten bizim nezdimizde suçlu değillerdir.
ihd eş genel başkanı av. öztürk türkdoğan: Öncelikle Ebru Timtik’i anarak başlamak istiyorum. Bu ülkede vicdan konusunda çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Adalet Bakanlığı ile çok ciddi görüşmeler gerçekleştirdim. Eksik olan bir şey gördüm; vicdan... Bu Belçika-Hollanda belgelerinden bıktık artık. Yıllardır bu evraklar dosyalara gelip gider. Bunların sahte olduğu da ortaya çıkacak, göreceksiniz. Selçuk bu belgelerden 2004 yılında yargılandı, beraat etti ve kesinleşti. Hukuki olarak söylenebilecek her şeyi Selçuk az önce ifade etti. Ben bu davadan hiçbir şey çıkmayacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımız da zaten bizim nezdimizde suçlu değillerdir.
bu başlık mitya tarafından ukde olarak kaydedilmiş
Kendi ağzından; "bir kod adı verildiği ve örgütsel yazışmalarda adımın geçtiği iddia ediliyor. 2004 yılından bu yana bu tip iddialar yahut belgeler polis tarafından öne sürülüyor. bu örgütsel dokümanları gören yoktur. polis var olduğunu iddia ettiğinde yahut fotokopi koyduğunda orijinalleri bulunamamaktadır. tamamı gerçek dışıdır. hiçbir tarihte hiçbir örgüte üye olmadım. şifaen veya gıyabımda kendi ismim dışında bir isimle çağrılmadım.”
Kavala uygulamasının benzeri yaşatılan bir avukat.. rejim "aykırı" gördüğüne çektirmekte kararlı, ne yazık ki, bir kavala sesi yükselmiyor hiç bir yerde...
kendisinin 2014'te mirgün cabas karşısında konuştukları ve hukuka, siyasal iktidarın gücüne, avukatlık mesleğine, ezilenlere ve çhd gibi derneklerin neden var olması gerektiğine dair sözleri çok önemli. 8 yıl olmuş, rte o zaman başbakandı ve kozağaçlı'nın söyledikleri şimdi de geçerliliğini koruyor. düzene bak.
"yargıya güvenmek bir zorunluluk olmamalı. yargı-halk ilişkisi güven üzerine kurulmamalı. ancak o zaman yargının denetimi ve kötüye kullanımın cezalandırılması mümkün olabilir. bu nedenle, yargıya güvenin tekrar inşa edilmesine gerek yok. 80 yıldır kuramadığımız, 300 yıldır kurulamamış bir düzenden bahsediyoruz. kötüye kullanıma eğilimli olan yargının bu hali ancak bizimle birlikte değişebilir".
çhd* avukatları dahil olmak üzere kendisiyle birlikte 20 kişinin "örgüt üyeliği" ve "örgüt yöneticiliği" suçlamalarıyla neredeyse 10 yıldır devam eden davalarının "sadece" 7. duruşması geçen ay yapılmış. gündem sadece karnımızı doyurmak olduğu için unutuyoruz tabii. gene tahliye yok, 8. duruşmanın 7 kasım 2022'ye ertelenmesi var sadece.
adil yargılanma hakkı için açlık grevine başlayan ve 7 ay sonra da hayatını kaybeden ebru timtik'in ölümünün üzerinden bile 2 yıl geçmişken, en azından kozağaçlı'ya tahliye çıkmasını bekliyordum ben. kozağaçlı tahliye bile istememiş; tutuklu olarak 7 yıldır içeride olduğunu, 10 yıldır da yargılandığını söyleyerek hukuk savaşı vermeye devam edeceğini söylemiş. duruşma çağrısı ile yurt dışından ülkeye gelenleri bile "kaçma şüphesi" bulunduğu için tutuklu yargılayan mahkeme heyetinin hukuku üstün gördüğü falan yok. 7 yılda heyetin üyeleri değişse bile, baktıkları açı hep aynı oldu. çhd'yi bütünüyle dhkp-c uzantısı olarak görüp yaftaladıkları noktada 1 adım bile esneme mevcut değil.
kozağaçlı ülkenin ayakta kalmaya devam eden hukuk savaşçılarından biri benim gözümde. ölene kadar da böyle kalacak. 8. duruşmanın tarihini de not edeyim, daha güncel şeyler yazarım o zaman.
başlığın temelini oluşturan çhd* yargılamaları çerçevesinde, 7-11 kasım 2022 arasında sürmüş olan son duruşmalardan sonra kendisiyle birlikte yargılanan 21 avukata adeta ceza yağmış; kendisi ve baran timtik'in 1,5 yıldır yargıtay'da bozulması beklenen cezaları onanmış hukuk kahramanı.
madde madde gideyim çünkü bu 1,5 yılda celse olarak fazla bir şey olmamış olsa da, kararlar ile kozağaçlı'nın savunmaları bu ülkenin gelecekte oluşturulması şart olan hukuki altyapısı için müthiş önemli:
- kozağaçlı'nın üzerine atılı "dhkp-c terör örgütüne üye olmak" suçunu sabit tutan istanbul 18. ağır ceza mahkemesi, kendisine 12 yıl hapis cezası verdi. geçtiğimiz günlerde de yargıtay bu cezayı 10 yıl 15 ay olarak düzelterek onadı.
- kozağaçlı'nın 7-11 kasım duruşmalarında sunduğu 72 sayfalık savunmasını şuradan okuyabilirsiniz. biraz sadeleştirilmiş hali de wikisource'ta burada arşivlenmiş.
- ablası ebru timtik "adil yargılanma hakkına erişemediği için" girdiği 238 günlük açlık orucundan sonra hayatını kaybedince timtik ailesinin tutuklu yargılanan tek üyesi olarak kalan baran timtik'e de 12 yıl hapis cezası verildi, yargıtay bu süreyi onadı.
- çoğu haber metninde yer almıyor bu ama yazmak lazım: kozağaçlı ve timtik hakkında verilen ve onanmış bu cezalar sadece örgüt üyeliği suçundan verildi. üzerilerine atılı diğer suçlarla ilgili istinaf kararı çıktı. yani; sadece örgüt üyeliğinden ötürü aldıkları bu hapis cezalarının üzerine eklenerek hapiste kalacakları süre artabilecek.
- kozağaçlı, yargıtay'ın kararı açıklanmadan önce, antonio gramsci'nin ünlü ve kallavi eseri "hapishane defterleri" ile aynı ada sahip bir blog'ta yazılarını paylaşmaya başladı. siteye buradan ulaşabilirsiniz. kendisinin hem hapiste kaldığı sürede neler yaşadığını hem hukuk ile ilgili düşüncelerini hem çhd ve özgür avukatlık müessesesi ile ilgili fikirlerini hem de daldan dala atladıkça okuması pek keyifli olan anılarından derlediği denemelerini okuyabilirsiniz. genelde haftada 1 yazı yükleniyor ama son 1 haftadır baya okunduğu için 2-3 günde bir yazı da paylaşılmaya başladı.
kendisinin umutlarının tükenmemesine, hakimidir, savcısıdır, adli polisidir, uydurma kanıtlar üreten bilirkişileridir; bu kadar berbat bir ortamın içinde halen "sizi tanımıyorum" diyerek kükremesine halâ hastayım, halâ her yazdığını okurken tüylerim ürperecek kadar etkiliyor beni. size de kozağaçlı'yı tanımak için bir fırsat daha vermiş olayım. adam 8 yıldır hapiste, 10 yıldır hakkında açılan bütün duruşmalarda kendisini dinlemekle yükümlü olanların içlerinden geçmek üzere savunmalar yapıyor. hrant dink cinayetinin kilit isimlerinden olduğunu bilmeyen kalmayan, uzunca bir süre emniyet istihbarat'ın en önemli insanı olmuş ramazan akyürek'in bile uydurma belgelerle bütün çhd avukatlarının üstüne attığı suçlamalar hem bölge mahkemesi hem de yargıtay nezdinde cezaya çarptırılmış oldu. çhd davasının 30 bin küsur sayfalık iddianamesi bir gün roman olarak basılırsa, edinip okuyun. şimdi mi? kozağaçlı bile bütün hepsini okuyamadı, ki siz okuyabilesiniz. rte'nin "11 çelik kapı kırıp öyle alabildiler onları" dediği olayın aslında 1,5 dakika süren bir olay olduğunu ve zaten ofiste oturup polisin kendilerini almasını beklediklerini söyleyen de gene kozağaçlı'ydı.
çhd davasıyla biraz ilgilendiğinizde, biraz da yan okumalar yaptığınızda, aslında ülkenin kokuşmuş adalet düzeninin gerçekten de rüşvetle, al gülüm ver gülümlerle, uydurma kamera kayıtlarıyla, yalan beyanlarla, gizli denilen ama uyuşturucu müptelası sözüm ona tanıklara işkence yoluyla söyletilenlerle ve bu söyletilenlerin "kesin tanık beyanı" olarak dosyalara girmesiyle oluşturulduğunu da anlayabilirsiniz. sen ben 3-5 yılla yargılandığımız davaları görüp "böyle adalet olmaz olsun" diyoruz. peki, 25 yıllık avukat 8 yıldır hapiste ne düşünsün o zaman?
birkaç link kaydetmişim kenara, aşağıya bırakayım. neyle alakalı olduğuna bakmaksızın okumak istersiniz belki:
yalan beyanlara ve ortada olmaması gereken suçlamalara rağmen, kendisi ve çhd avukatlarının "buradayız lan işte, ne diyorsanız deyin. biz kazanacağız" tavrı, umarım gelecekteki hukuk insanlarına ışık tutar. şimdi ise sadece karanlığı biraz dağıtmak için hemen hemen tamamen yok olmak üzere olan birer mum fitili görevi görüyor hepsi.
edit: linklerin bazıları açılmıyordu, onları düzelttim.
edit son: zamanında soma'da neler olduğunu 10 dakikada mükemmel anlatmıştı. tekrar tekrar hatırlamak için onu da şuradan dinleyebilirsiniz.
kendisiyle benzer bir kaderi paylaşan tutuklu ayten öztürk'ün başından geçenleri anlattığı bir kasırga habercisi: ayten başlıklı köşe yazısı kesinlikle okunması gereken gözü pek avukat.
lake of the hell sağolsun anlatmış ama bilmeyenler için selçuk kozağaçlı, 10 yıl önce soma'da ölen madencilerin* avukatıdır ve onların hakkını aradığı için de içeridedir şu an.
19 mart 2025 gözaltıları'ndan sonra çhd'nin meydanlara inen az ama öz kitlesi tarafından gündemde tutulmaya çalışılan, ülkenin en iyi hukuk insanlarından biridir. kendisi 9 yıldır hapiste; 11 yıldır da mahkeme salonlarında kendisini dinlemekle yükümlü olan savcılara, hakimlere karşı yaptığı kallavi savunmalarla "hukuk böyle olmalı" dedirtti. ekim 2024'ten beri, hapishane defterleri alt başlıklı, kendi notları, savunmaları ve denemelerinden oluşan sitede yeni yazı da yok. kasım'da duvar'a konuk yazar olarak yahya sinvar'ın ölümü ile ilgili yazmıştı, buradan okuyabilirsiniz. kolay kolay depresifleşecek bir adam değil kendisi ama yazılarını daha sık okusak kendisi ile ilgili daha iyi hissedeceğim. çoğu yerde kendisi ile ilgili bilgiler hep yıllar öncesinden kalma, soma ile ilgili söylediklerinden oluşuyor. millet beylik lafları seviyor, doğru bir insan bunları ettiyse o insanın güncel olarak ne halde olduğundan bağımsız olarak bu lafları pazarlayıp duruyor. al işte, günlerdir bu video dönüyor her yerde. yıllar önce bunu izleyip harekete geçmemiş kitleler, şimdi ehe ühe diyor. midem bulanıyor şunları gördükçe.
kendisinin kesinleşmiş hapis cezası 10 yıl kadar ama yukarıda bir yerlerde de illa ki yazmışımdır bunu; bu cezaya ek olarak, suçlandığı diğer dosyalardan da istinaf sonucuna göre ceza alabilir. 40'lı yaşlarında olan kozağaçlı, en iyi ihtimalle 50'li yaşlarının sonunda hapisten çıkabilecek, şimdiki hukuk sisteminin tahakkümü devam ederse. 2 gün önce çhd avukatlarının 3'ü adana, izmir ve ankara'da gözaltına alınmıştı, salıverildiklerine dair bir haber okumadım. çhd'nin halen dimdik ayakta durarak bütün hukuki yanlışları hönkürerek bağırmasının takipçisi olmak zorundayız her birimiz.
umarım en kısa zamanda dışarıda olur kendisi. umut, canlılığı devam ettiren şey. kozağaçlı'nın da umutlu olmaya devam etmeye ihtiyacı var. ben kendisinin yıllar önceki yazılarının sonuna her zaman eklediği "biz kazanacağız"'ı her göztepe girdisinin sonuna bu umut için yapıştırıyorum. umut var oldukça, aynen devam edeceğim. siz de kendisini unutmayın.