kulzos yazarlarının itirafları

  1. güzel memeli kadınların memelerine başımı koyup, o memelerin kokusunu içime çeke çeke uyumak istiyorum.
    #4503 thedirector | 8 yıl önce
    1anket 
  2. işlerim hep rast gitti. ne zaman boka sarsa, devamı daha iyi geldi şu hayatta. yakınmaların, ağlamaların dünyasında bunu nadiren söyleyebiliyorum ama hayat bana ortalamanın üzerinde davrandı.
    #4510 son kurtadam | 8 yıl önce
    0anket 
  3. Evet sözlük yıllar geçse bile içimden atamıyorum kadriye teyzeyi her gördüğümde.

    yer üsküdar.o zamanlar sokaklarda araba görsek kaçardık.bizim mahalle harbi mahalleydi, ki halen öyle.birimiz yere düşse bütün bina inerdi aşağı.malumunuz üsküdar'ımız da camiler de boldur.maç oynar, deli gibi koşar eğlenirdik.lakin mahallemizin kadrolu kocakarısı kadriye teyzemiz hep gürültü yapardık diye başımızdan aşağı sıcak su dökerdi.bu süreç bizde alışkanlık yapmıştı.gülüp eğleniyorduk.bir gün yaz sıcağında öyle bir hal aldı ki, suyun sıcaklığını arttırmıştı.o kovayı dökmeyecektin kadriye teyze, bildiğin o yaşta Allah Allah diye bağırıp sokağı tavaf etmiştik.haşlandık bildiğin.film burada kopuyor sözlük..

    Biz bunun altında kalmamalıydık, bir intikam almak gerekti.düşündük taşındık.sokağımızda camimiz vardır.dedik selasını verdirelim.her sabah teyzemiz balkonda oturur, kahvaltısını yapardı.ertesi gün sabah 3 afacan elimizde futbol topu, ayağımızda şortla gittik camiye.bir gün evelden kapı zilinden isim soyisim alıp yazmıştık kağıda.neyse, geldik camiye imam efendiyi arıyoruz ve bulduk.

    +imam efendi kadriye bilmem ne teyze ölmüş, öğlen kalkcakmış.
    -çocuklar sizi kim gönderdi?
    +imam efendi bizi ordan gönderdiler bak bu da isim soyisim.
    -evladım siz kimsiniz siz, dedi ve bizim 2 nolu afacan korkudan başladı ağlamaya.bunu gören imam inanmış olsa gerek ki,
    +bizde ordan geliyoruz dedik.
    -ağlama evladım ağlama, cennete gitti teyzeniz demek dedi ve kağıdı aldı imam efendi.

    Biz hızlı hızlı koştuk ve bir arabanın altına saklandık.o esnada sela başlar.biz başlarız kakara kikiri gülmeye tabi.sela verilirken herkes cama çıkar merak ederdi kim acaba diye? Mahalle pür dikkat bekler.sela bitiminde mahalle sakinlerimizden kadriye bilmem ne vefat etmiş.öğle namazına camimizden kaldırılacaktır diye anons.o anda kadriye teyze balkondaydı.ne hikmetse ayaktaydı ve o anda oturdu.türbentiyle kendine yel yapıyordu.anonsu duyan kadriye teyzeye koşuyordu.vah kadriyem diye ağlayan mı, dizine vura vura koşan mı ararsın.bu olanları teyzemiz seyrediyordu.düşünsenize onu sevenleri sayemizde görmüştü ama kitlenmişti ya kadıncaz.bir süre sonra kalabalık arttı ama haberler yaşadığı yönündeydi sanki.yukarı çıkan aşağı iniyordu.ortada bir yanlış anlaşılma vardı ve bunu kim yapmıştı?

    Mahalle büyüklerimiz camiye gider, olayın aslını araştırır.akşam evde büyükler birbirine anlatırkene duydum.3 afacan gitmiş.kadriye ölmüş diye imama kağıt vermişler.imamda ne bilsin, inanmış diyordu:) sonra araştırmaya başladılar bunlar kim diye ama nerde bulcaksın.inkar ettik durduk.aslında tahmin ediyorlardı ama.korkudan yıllar oldu halen o caminin önünden geçemem.sanki imam çıkıp ahanda bunlardı diyecek gibi geliyor bana.ulan o imam on kere tayini çıkmıştır ama işte.etkisi kaldı.neyse, yıllar geçti halen bulunamadı.tabi unutuldu gitti.peki kadriye teyzeye ne oldu?

    Hacım kadın taş gibi be.hiç değişmedi Maşallah.da ne zaman beni görse kaşları hep çatıktır.sevemedik birbirimizi.belki onun ben olduğumu tahmin ediyor ama ne bileyim işte.diyemedim.şimdi çıkıp desem.o bizdik diye bu sefer kadına cidden bir şey olursa, al başına iş.o tayfada bende vardım kadriye teyze.itiraf ediyorum.keşke çocuk kalsaydım da o suyu her gün ellerinden yeseydim.ellerinden öperim:) belki okur bir gün.
    #4860 vay hayvan vay | 8 yıl önce
    0anket 
  4. Hayatımı habire kiyasliyorum.

    izlemeye başladığımda ilk isim o yaşlara geldiğimde hayatımın neye benzeyecegini sormak olmuştu. Gerçi friends'deklerin yaşları da muallaktir ama 20ler sonu 30 lar başıdır işte. Adam gibi iş bulacak miyim, bu kadar kızla bu kadar şey yaşayacak miyim, böyle düzgün evlerde yaşayacak miyim? Çocuk? Evlilik... Sonra her ilişki, is, döneminde bir Joey'den, bir Ross dan ileri mi geri mi olduğumu sorar buldum kendimi.

    Bu dizilerle bizim kuşağın hayatını siktiler bak. insanlar mantığın sesini dinleyen partnerler, iyi niyet ve azimle çıkılan is hayatı basamakları, yalnizca 5 kişinin karıştığı düğünler, yemini suyunu verince 17 saat uyuyan bebekler aradı hayatında. Bulamadı, patladı. Sonra kocisimle at siki paylaşımları sardı dört yanı.

    Neyse konuyu dağıttık, ne gördüysem, onunla kıyasladim hayatımı. Mudavimi olduğum barı daki McLaren la, okulumu 'la, gittigim tatili 'nun yalniz tatiliyle... lan cin gorsem alaaddin'iki kaç santim diye gececek aklimdan. Amcam bir konuşmamızda "ben de 35 oldum" demişti, hala onun 35indeki halinin ilerisinde mi gerisine mi ilerlediğini sorar durudum.

    Yani ozentilik desen tam değil: o kadar etmen varki sonunda özgün bir şey çıkıyor ortaya, memnuniyetsizlik desen o da degil: sidik yaristiridigimdan ileride oluyorum cogu zaman.. TuhaF ama orası kesin.
    #7381 son kurtadam | 8 yıl önce (  6 yıl önce)
    0anket 
  5. Geçmiyor be sözlük.içmeyle de olmuyor uyumayla da olmuyor.sözlük kafayı yiyorum galiba.
    #10075 vay hayvan vay | 8 yıl önce
    2anket 
  6. bilseydim sallarmıydım ellerimi bindiğin otobüsün ardından. koşardım, otobüsün önüne atardım kendimi, ben de binerdim.

    yüreğimi alıp yanında götüreli en az 18 yıl olmuş. sen gittikten sonra 4 yıl daha yandım ben. sen gittiğinde olduğun yaşa kadar yandım. kahrolası 4, yere batası 4, doğmaya geciktiğim 4 yılın cezasını bir o kadar yanarak ödedim.

    öyle ya, erkek dediğin sevdiğinden küçük olamazdı, hem de 4 yaş. kahrolası 4 ...

    evlendiğini öğrendiğimde çoktan sönmüştüm ben. evlendikten bir yıl sonra beni arayıp telefonda ağladığında küllerim taş kesmişti.

    eşinin adı levent ti değil mi? seni ağlattığı için tüm leventlerden nefret ettim yıllardır.

    telefonunu kaybettim. seni de kaybettim.

    ben de evlendim sonra, kendimden 4 yaş küçük biriyle. 12 yıl olmuş evlendiğimden beri.

    Kaç zamandır boşanma kelimesini telaffuz ediyoruz. benden 4 yaş küçük karım hiç büyümedi çünkü.

    uzaklığında çok ağladım ben. yokluğunda diyemem hiç yok olmadın. bulamadım seni yine de yok olmadın.

    Kaç zamandır boşanma kelimesini kullanıyoruz konuşmalarımızda. Çünkü bir şeyler hep yarım kaldı.

    18 yıl önce elimi sallayabildim sadece, bindiğin otobüsün ardından...

    dört yaş büyüktün benden ve sevdiğimi söyleyemedim.

    :(
    #12144 macro | 8 yıl önce
    0anket 
  7. dal gibi olup "çok şişmanım" triplerine girenlerin ağzına terlikle vurasım var sözlük.

    edit 1: hayır kırk yaş bunalımında değilim.
    edit 2: boyum 1.72. tüm sumo camiası kilon iyi diyor ama değil işte değil.
    edit 3: tanrım lütfen yüz olsun düz olsun. sübhaneke dinimiz amin.
    #12340 larden loughness | 8 yıl önce
    0anket 
  8. Cihazların üzerinde bulunan sembolleri yorumlama sıkıntım var.

    Örneğin klima üzerinde güneş ve kar sembolleri var.

    Aklım karışıyor. Güneş İşareti:
    - "Klimayı ısıtma moduna getir, güneş gibi ısıtsın" mı demek?
    - "Güneşli havalarda bu modu kullan, soğutsun" mu Demek?

    Sorun şu ki bana her ikisi de eşit oranda mantıklı geliyor.

    Kendimi aptal gibi hissediyorum.

    Hoş, istediğim sıcaklık seviyesini derece olarak ayarlayabilirken neden ısıtma ya da soğutma modunu seçmek zorunda kaldığımı da anlamıyorum. 25 dereceye ayarladığımda hava daha soğuksa ısıtsın, daha sıcaksa soğutsun.
    #12341 Keltox | 8 yıl önce
    0anket 
  9. Çocukken denen şeyi askerlere verilen maaş zannediyordum.
    #12360 macro | 8 yıl önce
    0anket 
  10. affettim sözlük. ama artık onu yanımda istemiyorum. onu aramaya ya da gidip almaya hiç niyetim yok. unutmaya başlama evresine giriyorum. bundan bir ay öncesi cehennemin dibinde olsa gidip alır gelirdim ki bana attığı kazığın tarifi yok. ben affettim, gerisi tanrıyla onun arasında.
    not: kuzenlerine aratıp durma beni. o telefon artık açılmayacak.
    #12366 ruzgar gibi gecti | 8 yıl önce
    0anket 
  11. Aynı hataları tekrar tekrar yapmamam gerektiğini birileri bana sıkça hatırlatmalı. Ya fazla aptalım ya da fazla iyimser. İki durumda da fazlasıyla aptalım anlayacağın, benden bi halt olmaz.
    Tüplerimi bağlatsam harika olur, soyum kurumalı bir an evvel.
    #12386 rosante | 8 yıl önce
    0anket 
  12. Yey. Yey. Ben geldim!
    Allam heyecandan elim ayağım dolaştı nereye saldırıp yazsam şaşırdım.

    Girdi kutusunun arka planında yazma mı yazıyor bana mı öyle geliyor?

    #15315 midnight | 8 yıl önce
    0anket 
  13. Aslında yalnızlığın tamamen kendi seçimim olduğunu, ilişkilerden nefret ettiğimi, kimsenin kimseyi o kadar da sevmeyeceğini düşünüyorum. Hatta bundan eminim. arkadaşlarım sevgilileriyle alakalı sorunları anlatırken "bugün de haklı çıktım ehehe" diyorum. Velhasılıkelam kendimi kandırdığımı, aslında o kadar çok yalnız kaldığım için bunu içselleştirdiğimi, bunu sevdiğimi geçen gün farkettim. Bundan sonra da alışkanlık olduğu için yalnızlığımla devam edicem iyi mi? Aramızda kalsın ama. Yalnızlık benim arkadaşım aslında, dostum öyle di mi? Evet, entrynin başına döneyim o halde.
    #16897 limonlukek | 8 yıl önce
    0anket 
  14. Bir saat kadar önce internet üzerinden kuş yemi satan bir dükkandan bir kilo tohumu siparişi verdim.

    (bkz: )
    #16933 macro | 8 yıl önce
    0anket 
  15. az önce o ses türkiye yılbaşı programını izledim. seviyorum o ses türkiye izlemeyi. belki dünyadaki acılardan uzaklaşmayı sağladığı için. bilmiyorum.

    programı izlerken kıskandım. her birini. ayrı ayrı. murat boz shakira'ya vokalistlik yapmaktan bahsediyor, arda turan yengemiz diyor, acun ılıcalı emre belözoğlu ile takılıyor, anılarını paylaşıyor. cüneyt çakır o ses izlediğini anlatıyor. boz ile ılıcalı muhtemelen pes ya da fifa oyununda 4 attıkları eser'e mesaj yolluyorlar. arda acun ile kasksız motorsikletle gezmesinden bahsediyor, o oluyor, bu oluyor ve ben özeniyorum.

    hepsi yaptıkları işte başarılı olan insanlar. bugün ulaştıkları noktaya gelirken muhtemelen çok çaba gösterdiler. çok çalıştılar. ama bunun yanı sıra, doğuştan sahip oldukları yetenekler vardı. şanslıydılar. hem yetenekli oldukları için. hem de doğru yüzyılda doğdukları için.

    kendi hayatımı düşündüm. onlar gibi olamaz mıydım? zor. çünkü en başta onların ekonomik özgürlüğüne sahip değilim. adamlar, filmlerde özendiğimiz hayatı sürdürüyorlar gerçekte diye geçti içimden. hani filmlerde öyle olur ya. bu iş beni mutlu etmiyor dersin, sevdiğin işi yaparsın. aşk her şeyden önemlidir. tüm hayatını bir anda değiştirebilirsin. pek çok şeyi yapabilirsin.

    onlar bu güce sahipler. dünya üzerinde istedikleri her noktada istedikleri gibi bir hayatı sürdürebilirler. ama ben, biz, o kadar şanslı değiliz.

    sonra aklıma başka hayatlar geldi. markette çocuğuna istediği gofret'i alamayan bir baba geldi. gofret'i geçtim, eve ekmek götüremeyenler. ekmeği geçtim, ekmek götürecek bir evi olmayanlar. evi geçtim, yaşayacak bir ülkesi kalmayanlar.

    ben çok yetenekli değilim. belki de hiç bir yeteneğim yok. yahut varsa bile keşfedemedim. bilmiyorum. ama dünyayı ve insanlığı çok anlamsız buluyorum.

    bazen kendimi kötü hissediyorum. kredi kartı borcumu nasıl ödeyeceğim diye düşünmeden uyuduğum bir gece olmadığı için. kıskanıyorum başkalarını. ve sonra benim yerimde olmak isteyebilecek kaç tane insan olduğu aklıma geliyor. üzülüyorum.

    dünya gerçekten anlamsız bir hal aldı. tiksindiği bir böceği bile öldürmek zorunda kaldığı için üzülen insanlar çok az. hemen herkes birilerinden nefret ediyor. ve ben eğlenmek için izlediğim bir programdan, nasıl böyle bir hüzne daldım hiç bilmiyorum.
    #17241 larden loughness | 8 yıl önce
    0anket 
  16. Her gece, herhangi bir şeyi her beklemem gerektiğinde, her elimi cebime attığımda, işyerinde masamda, evde yatağımda, kitap okurken bile mesela, o yüzükle oynuyorum.
    Oynuyor mu denir onu da bilmiyorum. elimde işte. kızılötesi gibi bir şeyle bakılsa ellerimde yıldız tozları görülebilir. Yıldız'ın yüzüğünden başka ne beklenir?
    Yaz mıydı kış mı, gündüz, gece, saat, yer hiçbir tanım ve tasvir yapamıyorum o yüzüğü yıldız'ın bana verdiği anı.
    Zaman bu kadar ışık hızında geçip giderken nasıl oluyor da zaman geçmiyor?
    ayrıca kolyesi de bende. fakat korkuyorum zarar veririm diye. Nasıl ince, narin, zarif. Yıldız gibi.
    Muhtemelen yarısından çok daha fazlasını devirdiğimi düşündüğüm hayatımın en lezzetli anları.

    Neyse itiraf filan yok burda der konu ve hatta komşu diye;
    dakika sayıyorum. manyak gibi ama. hop 53 oldu. aha 54.
    #18190 Tukenmekte olan kisi | 8 yıl önce
    0anket 
  17. bazen tek birşey istiyorum
    vurmak istiyorum
    bir değil birkaç kişiyi belki
    o mermi o alın çatına girdikten sonra
    ne yatacağım yıllar umrumda ne de yanacağım ateşler
    başka sebepler var ya işte vurmak isteyemiyorum işte istesem yaparım ya hani isteyemiyorum işte
    #19000 tiger | 8 yıl önce
    0anket 
  18. Bak bebeğim, bu sessizliğin iki nedeni Olabilir:

    1- her şeyi içime atıyor olabilirim, patlama zamanım henüz gelmemiştir
    2- seni, yaptıklarını ve yapmadıklarını zerre kadar dikkate almıyor olabilirim.

    Hangisi daha kötü sen seç.
    #19636 macro | 8 yıl önce
    0anket 
  19. * boş bakınızlara uyuz oluyorum.
    * vurgulamak amaçlı gizli bakınız verenlere daha çok uyuz oluyorum.
    * vurgulamak amaçlı gizli/açık, boş bakınız verenlerinse allah evlerine ateşler salsın!

    (bkz: )


    #19707 xeun | 8 yıl önce
    0anket 
  20. hala ateşli oy almak mı iyi yoksa karlı oy almak mı hiç bilmiyom. kimse de söylemesin, karlı da ateşli de oy alsam ikisine de seviniyom mal gibi.
    #19893 timoteus | 8 yıl önce
    0anket 
  21. işe başladım. yarın üçüncü salı olacak.
    normalde mesai 08:30'da başlıyor. ilk hafta riayet ettim. baktım orta seviyelerden kimse yok 08:30'da ortalıkta, ikinci salı 08:45'i sondaladım; ses çıkmadı. çarşamba'sına yine 08:30'da geldim. perşembe bu sefer 09:00 attım; yine sıkıntı çıkmadı. cuma yine 08:40 yaptım. bugün de 09:15 gibi sondaladım; yine sorun yaşanmadı.
    böyle küçük şımarıklıklar yapıyorum kendime 8 ay işsizlikten sonra.
    kaşınıyorum biraz belki de.
    ama sınırları zorlamak gibi bir hastalığım var ne yapayım.
    ne zaman bir sistem görsem, hemen sınırlarını test edesim geliyor.
    engel olamıyorum kendime.
    hem normal dağılımın içinde kalayım istiyorum hem de medyandan olabildiğince uzak olmak istiyorum.
    #20397 cladi | 8 yıl önce
    0anket 
  22. gün içinde yaşanılabilecek olayların hepsini düşünüp onlara önceden cevap hazırlıyorum.
    #20723 humblesquirtle | 8 yıl önce
    4anket 
  23. Bir arkadaşım demişti ki "gözlerine baktığımda mutsuz olduğunu görüyorum ama orada umut da var." Var belki de ama şu an gitmiş gibi duruyor.
    Umudum azalıyor, bu bana evsiz biri gibi hissettiriyor. Hoş hiç evsiz kalmadım ama evsiz biri öncelikle başını sokacak bir yer arar sanırım.
    Yağmurlu bir gecede, mesela bu saatler çok uygun, evsiz biri gibiyim. Yağmuru severim. Kahküllerimi bozup onları Kıvır Kıvır yapsa da çekinmem ondan. Umrumda olmaz. Zıplayıp şarkı söyleyerek yürürüm, köpekleri severim. Ancak şu anda düşüncelerimde yağan yağmura teslim olmak istemiyorum. Kaçmam lazım ıslanmamalıyım. Oraya gidiyorum buraya gidiyorum. Amansızca yer arıyorum kendime. Sağa gidiyorum sola gidiyorum, o dükkanın altı bu tabelanın uzantısı her yere bakmalıyım. Biraz da panik olmuşum. Koşuyorum ama bulunduğum boyut normal anlamından çok farklı. Nereye adım atsam karşıma aynı yer çıkıyor.(john frusciante kulağıma there are no escapes no escapes diye söylenmesi ne de anlamlı oldu) O kadar uzun olmayan dik bir yokuş görüyorum sokak lambasının loş ışığı elverdiğince. Artık enerjim yok, duygularım yok, bir yere saklanmak da istemiyorum. Çöküyorum yere, her yerde aynı manzara. Başlıyorum ağlamaya. Uzaklaşmak istiyorum her şeyden, bir daha gelmek istemiyorum ama anlattım ya, kaçacak yerim yok.

    Açgözlü olduğum için mutlu olamadığımı ve olamayacağımı düşündüm birkaç gün önce. Mükemmeli istediğim için de aynı zamanda. Bunu da şimdi düşündüm. Açıklayayım.

    İnsanları yorduğumu düşünüyorum. Eşyaları bile yoruyorumdur.
    Yetinmeyi pek bilmiyorum. Bir şey bana iyi hissettiriyorsa ondan daha fazla istiyorum. Bu normal geliyor kulağa ama öyle değil. Olmamalı. Bir insan bana her zaman vakit ayıramaz ya da bir eşya her zaman kullanıma uygun olamaz.
    Bu anlatmayı beceremediğim açgözlülüğüm yüzünden mutlu olamayacağım çünkü beni hiçbir şey tatmin etmiyor. Bu açlığım yüzünden çabuk tüketiyorum her şeyi. Kullanıp atıyorum çoğu şeyi. Bazen bunu yapmak hoşuma gidiyor. O kadar iğreniyorum ki kendimden bunu düşündükçe.
    Bir de farklı bir zamandan bakayım dedikten sonra zamanda ileri gidiyorum. 10 yıl sonrası olsun. O içinde olduğum sokaktan çıkmışım. İyi şeyler düşünelim. Güzel bir ev. Hep hayal ettiğim gibi yeşil etraf. Gündüz işime gitmişim, iyi vakit geçirmişim, danstan dönüp duş alıp oturdum salonuma. Yine bu saatlerdeyiz.
    İşte bu noktada ne güzel gün diyip uyumak gerekir. Ama ben yine aynı hislerdeyim. Yine kimsesiz, yalnız, çaresiz, parasız belki. 10 yıl sonrasına baktığımda etrafım insan dolu ama benim kimsem yok, çözemediğim sorunlarıma çarem yok, kocaman muhteşem bir evim her şeyim var ama asla yeterli gelmiyor bana.
    neden doymuyorum?neden tatmin olmuyorum? Neden bir şeylere razı olamıyorum?
    10 yıl öncesine bakayım. Biri beni muhteşem şekerlerin arasından çıkardı ve o sokağa bıraktı çaresizliklerimin ortasına. Bana bir tokat çaktı ve gitti. Öğrendim hayatta kalmayı. Ama ben ölmeyi öğrenemedim. Son vermeyi öğrenemedim.

    Varsayımları bir tarafa bırakıp gerçek durumuma bakalım.
    zihnimi bir odaya benzetiyorum. Geniş,taş duvarları olan bir oda. Tek bir masa var bir de sandalye. Kağıtlar birikmiş üstünde. Yerde bir mum. Koca odayı aydınlatan tek bir mum. Ona Tutunuyoruz 3 kişi. Evet 3. Küçüklüğüm, geleceğim bir de ben. Biraz bizden bahsedeyim. Odamızın başka yerlere açılan kapıları olsa da pek kullanmayız onları. Açamayacağımız kadar ağırlar çünkü, itemiyoruz. Bir kere birini açtık da soğuktan donduk.
    Bize döneyim. Birbirimizin yaşını bilmiyoruz. Ama sınıflandırırsam büyük, küçük ve ben diye bahsedeceğim bizden.
    Küçük olanımız muma biraz yakın durur. Yerde bir şeylerle oynar. Yuvarlanır, hayal kurar. Mutludur o. Umutludur. Büyük olanla beni teselli eder. Vazgeçmez bundan. Çok değer verir bize. Hepimiz aynı şeyleri giyeriz, kıyafetlerimiz de bize büyüktür ama onun giysileri daha temizdir daha topludur. Gömleğinde kırışıklık yoktur. Taşlarla oynadığı kısım topraktır ama o oturmaz. İyidir.
    ben. Ben bildiğiniz gibiyim.
    Büyük olanımız. Katıdır. Çok katı. Daha da taviz verdiğini düşünür. Daha katı olmalıdır. Giysileri biraz yıpranmış, saçları biraz karışmış.
    Farklı olsak da bir bütünüz. Yuvarlanıp gidiyoruz. Çalışmam lazım. Küçük olandan mumu istiyorum. Mızmızlanıyor. Vermek istemiyor. Aldım zorla. Büyük olanla bakışıyoruz. Bana kızdı küçüğü üzdüm diye. Ama napayım muma ihtiyacım var. Dikkatini dağıtmak için gitarını alıyor eline. Ben de küçük de bilmeyiz gitar çalmayı. Büyük ne ara öğrendi bilmiyoruz. Ama ders çalışmam gerek. Uyarıyorum onu, anlamıyor. Kavga etmeye başlıyoruz. Küçük olan hala mumun derdinde. BüyüK kalkıyor ayağa,korkuyorum ondan, küçüğe bir tane geçiriyor. Sussun diye. Kızdım alıyorum küçüğü kalk gidiyoruz. Gitmemiz büyüğün umrunda değil. Buna kızıyorum ben bizi durdurmasını isterim. Gidiyorum yanına. Her şeyi yüzüne vuruyorum...
    nasıl başarısız oldun, nasıl da yalnızsın, o kadar kötü birisin ki seni kimse sevemez, sen sevilemezsin, nasıl da tembelsin şu giysilerini bile düzeltmiyorsun, nasıl da mutsuzsun, nasıl da mutsuzdun...
    herkes ağlıyor odada.
    mutsuzuz ve yorulduk.
    #21460 iflaholmazmetalci | 8 yıl önce
    0anket 
  24. hayat bazen çok boş geliyor bana. size de öyle oluyor mu sözlük? kendimle ilgili hayaller kurmaktan vazgeçiyorum. kurduğum hayaller plan yapmak, mezun olmak, iş bulmak, kariyer yapmak, hayatımın aşkını bulup evlenmek, anne olmak, çocuk büyütmek ve ölmek hepsi bu kadar. düşünüyorum düşünüyorum mutluluk kaynağı olacak başka hiçbir şey bulamıyorum. düşündükçe işin içinden çıkamıyorum ve böyle durumlarda hep hayatı akışına bırakıyorum. ama hayatın akışı hep daha kötü bir yer oluyor genelde.
    #22445 itsmeasli | 8 yıl önce
    3anket 
  25. Alış veriş yaparken alacağım ürünün arkasını okumak gibi bir alışkanlığım var. Tuvaletteyken de çamaşır suyu şampuan vs arkasını okurdum zaten. Yani alacağım ürünün reyonunda bir süre vakit geçiriyorum. Bugün oda parfümü kısmına geçince bir baktım bir kadın yan taraftaki bezlere bakıyor. Şimdi orada benim minimum 2 3 dakikalık mesaim var. Direk kadının dibine girip parfümlere bakamam. yanlış anlar korkusu ile başka şeylerle ilgilenmeye başladım. Bir yandan da kadını izliyorum ne zaman gidecek diye. Kadın bir türlü gitmek bilmedi. Gerçekten bir insan 15 dakika nasıl mutfak bezleri ile ilgilenir anlam veremiyorum. Sonra benim önünde durduğum raflara bakıyorum. Sıra sıra orkidlerle göz göze geliyorum. Etrafımı hızlıca kontrol edip olay mahalinden uzaklaşıyorum.

    Ve artık insanlar 15 dakika boyunca bir mutfak bezini inceleyen kadına değil 15 dakika boyunca pedlere bakan bana anlam veremiyorlar. Migros artık daha bir pembe daha bir siyah oluyor.
    #22489 Kurt adamdan hallica | 8 yıl önce
    0anket