26 mayıs'ta doğup 25 mayıs'ta ölen, türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri. tabi doğum ve ölüm tarihleri arasında 79 senelik de bir fark var :)
şair; fikir adamı olarak benimsemesem de, şairliğine hayran olduğum birkaç üstad'dan biridir. mistisizm i edebiyata sezai karakoç ile birlikte en iyi sentezleyen kişidir.
şiirlerini/edebiyat anlayışını birkaç dönem olarak ele alabiliriz: gençlik dönemi, olgunluk dönemi, ihtiyarlık dönemi.
gençliğinde serkeş, serseri, berduş, kumarbaz bir yaşam süren necip fazıl; daha çok kadın ve şehvet üzerine şiirler yazmıştır. o döneme dair en beğendiğim şiirlerinden biri veda isimli 1923'te kaleme aldığı eserdir:
elimde sükutun nabzını dinle, dinle de gönlümü alıver gitsin! saçlarımdan tutup, kor gözlerinle, yaşlı gözlerime dalıver gitsin!
yürü, gölgen seni uğurlamakta, küçülüp küçülüp kaybol ırakta, yolu tam dönerken arkana bak da, köşede bir lahza kalıver gitsin!
ümidim yılların seline düştü, saçının en titrek teline düştü, kuru yaprak gibi eline düştü, istersen rüzgara salıver gitsin!
1934 yılına kadar bu hayatı yaşayan necip fazıl, abdülhakim arvasi ile tanışır ve hem dünya görüşü hem de edebiyat anlayışı açısından bu bir dönüm noktasıdır. hatta aynı sene şu şiiri yazmıştır:
tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum; gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...
o dönemde yine aşk şiirlerine devam etse de salt dünyevi bir aşk değil, ilahi ve dünyevi aşkın bir sentezini yaparak eserler vermiştir üstad. beklenen ve bekleyen şiirleri de tam da böyledir.
son dönemlerinde ise daha çok allah ve ölüm üzerine şiirler yazan kısakürek, bence cahit sıtkı ve haşim ile birlikte ölümü en iyi anlatan üç isimden biri, edebiyatımızın köşe taşlarından biridir.
"su çekildi, göründü sanki zamanın dibi, korkuyorum, bu akşam kıyamet varmış gibi..."
"kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse; her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse!"
"dostlarım ev eşyamdı, bir bir gitti, diyorum. artık boş odalarda ölümü bekliyorum."
gibi şiirlerinden de anlayacağımız üzere son döneminde mistisizmi aşırı bir şekilde eserlerinde işleyen kısakürek 1983 yılında vefat etmiştir. tüm şiirleri çile adlı şiir kitabında toplanmıştır.
kendisi hakkında şu kısa hikayeyi de anlatıp entryme son vermek istiyorum: üstadın en beğenilen şiirlerinden olan kaldırımlar serisinin yazılış hikayesi.
necip fazıl henüz 23 yaşında genç bir delikanlı, yeni türk devletinin fransa'ya eğitim amaçlı gönderdiği öğrencilerden biri iken; paris'te devlet bursunu ve cebindeki tüm parasını kadın, kumar ve alkol üçlüsünde kaybetmiş aç, biilaç dolaşan bir gariptir. derme çatma bir otelde bile kalacak parası yoktur, üstelik eşyalarını da rehin vermiştir. işte o dönemde gecenin karanlığında kaldırımlarda dolaşırken yazdığı ve edebiyatımıza kazandırdığı en önemli eserler kaldırımlar şiirleridir.
şiirlerden en sevdiğim kısımlar ise;
kaldırımlar 1'de:
kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
kaldırımlar 2'de:
yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur! sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları. ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur... ne senin anladığın kadar, kaldırımları...
kaldırımlar 3'te ise:
varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; bana rahat bir döşek serince yerin altı, bilirim, kalkmayacak, bir yar gibi başımdan...