Futboldan zerre kadar anlamam. İlgimi de çekmez. Milli maç dahil bir tane maçı başından sonuna izlediğim olmadı. Maç anlatılan radyoya tahammül edemem.
Sağda solda "ali koç fenere başkan olacak" dedikleri zaman başarısız olacak dedim inandıramadım.
"Yav kel, adam eğitimli, karizmatik, görmüş geçirmiş aileden geliyor nasıl olmaz bi xtir git allasen futbol topunu voleybol topundan ayıramayan adam yorum yapıyor " dediler.
Arkadaşlar futboldan anlamam ama ali Koç'u bilirim.
Koç şirketlerinde çalışmaya başlayalı 20 yıla yaklaştı. Bu şirketlerde zaman zaman koç aile bireylerinin dedikoduları döner. Ali Koç'un yıllardır fenerbahçe başkanlığını istediği ama adamın yeteneksizliğinin ortaya çıkmaması için diğer aile bireylerinin karşı çıktığı anlatılır. Tek sebep bu değil elbette ama önemli sebeplerden biri.
Diğer yandan aile bu adamın yeteneksizliğini bildiği için büyük şirketlerinden bu adamı uzak tutar. Hep küçük şirketlerde sorumluluk verir ve bu şirketler de genellikle başka koç şirketlerinin çalışmak zorunda olduğu şirketlerdir. Zarar etme ihtimalleri yoktur. Örneğin koç sistem. Dijital dünyada bir iş yapılacak ise koç şirketi önce bu şirkete sorar. Koç sistem İte kaka bir şekilde çözüm bulmaya çalışır. Umarım çözüm bulup teklif vermezler diye dua edersiniz çünkü 3 aylık işi bir yılda tamamlarlar. Maturity sertifikaları vardır ama versiyon bile yönetemezler. Geliştirilen yazılımı Ali yazar veli bozar. Hatalarını müşteri ayıklar. İçlerinde çok değerli yazılımcılar var, haklarını yemeyeyim. Onlar da kısa sürede yönetici olup projeden ayrılırlar. Başladığınızdaki yazılımcı ile bittiğindeki yazılımcı farklı olur. Aslında proje bitmez ama "lanet olsun şaka mısınız siz" der kurtulmaya bakarsınız.
Bunun nedenini oranın eski yöneticileri ile bir sohbet sırasında samimi olarak konuştuk. Ali Koç etkisiymiş. İşten anlamaz, yönetimden anlamaz , ikna olmaz, gergin atmosfer kaynağı.
Sanırım ali koç fenere sardırdıktan sonra bu şirketler biraz toparladı gibi ama şaka gibi olmak kurumsal kültürleri haline gelmiş. Bazı konularda hiç değişmediler.
Adamın elini dokunduğu yerin karıştığını bildiğim için söylemiştim. Karıştığı yerde kaos kalıcı hale geliyor. Umarım fenerbahçe ali koç sonrasında kurumsal zehiri üzerinden atabilir. Ha, atmasa üzülür Müyüm? Bana ne ya futboldan. Futbol topu ve voleybol topunu ayırt edemem ben. Belki anlattıklarım ile adamın icraatları arasında eşleşme gören birileri vardır diye anlattım.
Bundan 6 yıl önce, tam da 4 Nisan 2015 günü akşamı türkiye'nin teksas'ı Trabzon'da takım otobüsü kurşunlanmış fenerbahçe spor kulübünün şu anki başkanı. Göt yakar.
taşın altına eline soktuğu için her başarısızlıkta istifaya davet edilen adam. neymiş misal, 20 yıldır cimboma kaybetmiyorken kaybetmişiz. o 20 yılda cimbom kaç kez şampiyon olmuş, sen kaç kez olmuşsun, onun hesabını yapan yok...
ben ali koç olsam çoktan bırakıp gitmiştim. aslında bırakıp gitmeyi bırak, baştan hiç bu işe soyunmazdım. çünkü aklı olanın uğraşacağı bir şey değil. nitekim varını yoğunu ortaya koysan da birileri çıkıp laf edecek bir şey bulur. ki sağolsun o da laf edilecek bir şey aramasın insanlar diye laf edecek bir sürü şey sundu...
velhasıl kelam, işi zor. lakin ben fenerliyim diyen herkesin anlaması gereken mevzu şu, ali koç kadar geniş maddi imkanlara sahip olup bu yükün altına girmeyi göze alacak başkası yok. git sor bakalım murat ülker'e veya ferit şahenk'e, mali açıdan kulüp bu durumdayken gelip başkanlık yaparlar mı?
fenerin geleceği için fırsattır. dilerim yılmadan yoluna devam eder. nitekim görebileceği başka dip kalmadı.
ali koc u hep duyuyordum. Televizyonda 2-3 dakikalik spor haberlerinde ve koc holdingle ilgili haberlerden gordugum kadariyla temiz, duzgun, beyefendi bir durusu var.
Kendisiyle ilgili bir on yargim vardi. On yargi derken olumlu yonde. Adam turkiyenin en zengin 3-5 ailesinden birisinin uyesi, iyi egitim almis, dunya gormus, vizyon sahibi bir adam diye hayal ederdim kendisini. Kendisi ayni zamanda koc holdingde ve sirketlerde tepe yonetimde yer aldigi icin liderlik, hitabet, etkili iletisim vs egitimi almistir illa ki.
Ama bugun ilk defa kendisinin 30-35 dakikalik konusmasini dinledim, biraz hayal kirikligi oldu bende. Hitabet cok kotuydu, konusma dinleyeni hic kendisine baglamiyordu, bi tutukluk vardi. Ben beklerdim ki ciksin ve siir gibi hitab etsin, herkes agiznin icine baksin, ama bence olmadi.
Demek ki bu kadar egitim, para, sirketler vs cok da muhim degilmis, insanin icinde olcakmis
yabancı sınırı hakkında yaptığı yorum sonrası, türk futbolculara güvenmeyen, seromonide istiklal marşı okunduğu sırada hiçbir oyuncusunun bu marşı okumadığı takım ve taraftarların tepkisini almış son türk futbolu karşıtı bükücü, büyük başkan.
yabancı kuralıyla ilgili ‘gelecek’ demiyor zaten, ‘gelmesi beklenen’ diyor. yani ihtimal dahilinde işimizi yapıyoruz deyip noktayı koyuyor. ali koç tek başına bu kararı verecek kişi değildir. zaten yabancı sınırı kuralını tek bir kişi ağzından çıkacak cümlelerle getirebilir. siz onun kim olduğunu iyi biliyorsunuz. kendisi de yabancı sınırının getirilmesi gerektiği düşüncesinde.
Ali Koç adına, doğal olarak Fenerbahçe adına da * takım taraftarlarının büyük bir beklenti içerisine girmemesi gerekmekte diye düşünüyorum.
Başkan seçildiğinde göbek atmıştım. Kocaman adam 3-4 gün sırıta sırıta gezdim. Arkadaşlara çirkin espriler yaptım. Samimi arkadaşlarım “şunu yapsana, gidelim mi, ne yapalım, akşam x yerde görüşelim mi” gibi çeşit çeşit sorular sorduklarında ve öneri cümleleri kurduklarında, cevaben ben bilmem Ali Koç bilir gibi salakça cümleler bile kurdum. Ne söylemler döndü aramızda, saymakla bitiremem. Uzunca bir müddet de sürdü üstelik. Maksat yakın arkadaşlar arasında yeşillikti tabii ki.
Sebebe gelelim. Bu kadar sevincin nedeni Koç’un kulübü bir noktadan alıp, sansasyonel transferlerle zirveye taşıyacağına olan inancım değil; kurumsal kültürün tüm hususlarını getirecek ve başarıya adım adım ulaştıracak olmasıydı.
Nitekim bu inancım devam ediyor. Taraftarlarımızın sabırlı olması gerekiyor. Mali durumu defalarca açıklandı kulübün. Merak edenler bir çırpıda bulabilir mali tabloları, Fenerbahçe halka açık bir şirket. FFP denen illet şeyin getiri ve götürüleri de yazıyor her yerde. Başkan da açıkladı. Para yok, transfer yapılamıyor. Belli bir sınırı geçerek transfer Yaparsan ceza alırsın diyor UEFA açık açık. Hal böyleyken kendinizi Koç yerine koyun. Kulübün yıllardır gidemediği yer olan Avrupa sahnesi için sabırlı ve sakin adımlar atmak mı yoksa şampiyonluk için büyük paralar harcayıp, şampiyon olunsa bile alınacak ceza yüzünden Avrupa’ya gidememek mi?
Koltuğa oturduktan sonra büyük yanlışlar da yapmadı değil. Örnek verelim. Bana kalırsa en büyük yanlışı beklentiyi bizzat kendisinin yükseltmesi. Gözümüzü karartacağız demişti. Çok vahim bir açıklama olarak hafızamda yer etmişti, hâlâ aynı. Yıldız getireceğiz demişti, hayalden öte hayalcilikti bu. Hiçbir futbolcu bu kulübün kara kaşına kara gözüne hasret değil. Beklentiyi düşürebildiğin kadarı düşüreceksin ki; kamuoyu, başarısız olduğunda seni ayağından tavana asmasın. Dediği çoğu şeyi yapamadığı için bu denli eleştiriliyor. Büyük fedakarlıklar yapmış olmasına rağmen bu şekilde yönetmeye devam ederse üzgünüm ama gerçekten çok sevdiğim Ali Koç için veda şarkıları çalar.
Bana kalsa en az 2-3 dönem bu kulübü yönetmesi gerekiyor ama taraftarımız üst üste başarısızlıklara katlanamayabilir. Akabinde hemen yukarıda yazdığım olay gerçekleşebilir.
geldiği günden bu yana ilk kez fenerbahçe'nin ihtiyaç duyduğu kalitede bir hocayı olabilecek en erken tarihte takımın başına geçirmeyi başarmıştır kendisi. ilk hocası cocu ne zaman açıklanmıştı hatırlamıyorum ama erken tarihte gelmiş olsa da, ihtiyaç duyulan kalitede değildi maalesef. sonra taraftar baskısı ile çalışmam dediği yanal ile çalıştı. yanal emre ile geçinemedi gitti, emre'nin liderliğinde bulut'a şans verildi. sonra ağızdan bielsa kalitesinde lafı çıktı, kimseyi bulamayınca vitor'u getirip, sezonu kartal ile bitirdi. ve ilk kez bir haziran ayında, hem de altı ay öncesinden görüşmeye başlayarak, takımı izleterek, haziran başında takımı jj'e emanet etti.
jj akıllı adam. hırslı adam. ve her şeyden önce içi dışı bir düzgün adam. kendi karakterini/sizliğini onda yansıtmayak isteyenlerin sandığı gibi bir adam değil. ve pragmatik de bir adam. tek bir hedefe, tek bir oyun planına, tek bir oyuncuya bağlı hareket eden birisi hiç olmadı. ve şu an türkiye'de, futbol bilgisi menajerlik oyunlarından ibaret olanlardan sanıyorum ki az da olsa daha fazla şey bildiği için, başlığa konu adam ile birlikte transferleri belirliyor.
taraflısı, tarafsızı, ya bu takıma tek başına 30 atacak santrafor alınmadı diye çemkiriyor. o ise, jesus'un isteği doğrultusunda, tek başına 30 değil, parça parça 40-50 atacak adamlardan bir hücum hattı oluşturuyor. muhtemelen jesus, gol ihtiyacını tek adamla çözmeyi hayal etmiyor. etse, eski öğrencisi seferovic'i cimbom'a bırakmazdı. aynı pedro'yu bıraktırmadığı gibi.
ilk kez doğruları yaptığı sezonda bile, ağzı olan konuşuyor. dilerim ilk kez doğru olanı yapıyorken, doğru sonucu da alır.
33. Fenerbahçe başkanı. Çok büyük değişimlere gebe olacak bu haziran çok güzel geçecek gibi. Bu dikta rejiminin düşmesi ile ülke adına ümitlerimiz tekrar yeşerdi.
Başta Larden Loughness reyisimiz olmak fenerlileri kutluyorum. umarım son derece başarısız olur ama türk futbolunda kavgaların, terbiyesizliklerin artık sonuna geliriz. valla yeter lan sıkıldım artık.
Sayesinde asparagas habercilik zirve yaptı yeniden. Fotomaç, sabah gibi götümü silmeye tenezzül etmeyeceğim gazeteler her gün yeni bir teknik direktör, onlarca topçu transfer ediyor, bütçeyi düzlüğe çıkarıyor maşallah.
bugün yaptığı açıklamaları canlı izleyemedim ama oturup en başından hepsini izledim.
önce devir aldığı ekonomik tablodan bahsetti. sonra teknik ekipte gönderdikleri kişilerin yaptıklarından. akabinde kadro dışı kalan faslı futbolcularımızdan. ve elbet büyük kaptanımız volkan demirel'den. ersun yanal'dan da bahsetti. en kolayının taraftarın istediğini yapmak olduğunun altını çizdi ama kolayı seçmeyeceklerini de izah etti. pek çok uydurma haberi yalanladı. comolli'den de bahsetti. cocu'dan da. değinmedi hiçbir konu kalmadı neredeyse.
en son da inanmaya devam dedi. şimdi twitter'da trend topic zaten...
adama hayran olmamak elde değil. zor bulduk, kolay kaybetmeyeceğiz.
maalesef en büyük hatası geçiş döneminde cocu'yu seçmesi olan fenerbahçe spor kulübü başkanı.
Eğer bu sezon aykut kocaman ile devam etseydi çok rahat şampiyonluk kovalayabilecek biriydi. Belki oyunu zevk vermiyor, belki iyi teknik direktör değil ama ligi tanıyan, fenerbahçe'nin ne olduğunu bilen ve en önemlisi bu tip durumlar için mükemmel bir tercih olurdu.
Şimdi ali koç vizyon diyerek yine farklı bir yabancı hoca mı getirecek yoksa aykut, daum veya ersun gibi sürekli konuşulan isimlerden birini mi getirecek? Merak ediyorum...
"kulüp başkanı olsam, önde iyi forvetlerin, gerideyse kötü savunmacıların olduğu bir takım kurmazdım. Bu, sadece taraftarı aptal yerine koymak için yapılan aldatıcı bir reklam hareketi olurdu"
andrea pirlo, düşünüyorum, öyleyse oynarım
Bu vizyonla giderse olaganustu kongre karari almak zorunda kalacak.
Aziz yildirim’i elestirdigi ne varsa yapiyor, saka gibi. Vitor hamlesi de cok buyuk risk. Uzun uzun yazmaya gerek yok; cok buyuk hayal kirikligisin baskan.
hızla aziz yıldırım'laşan başkan. genç dinamik farklı diye gelip, aynı selefi aziz yıldırım gibi kalabalığın gazını almak için taraftar toplamalar, asarımlar keserimler falan derken fenerbahçe'de yine hiç bir şeyin değişmediğini ve değişmeyeceğini, göstermiştir.
Yeni aldığı Gustavo ve Bruma'yı göndermeye çalışırken, satış listesinde olan Lemos ve serdar'ın 11 oynamasın anlamadınız tabi. Peki bunu anlayacak kadar futbol biliyor musunuz? Hiç sanmam.
Bu kararların nedenlerini anlamak istiyorsanız celal Şengör ve İlber Ortaylı gibi ikili takılan ve futbolla ilgili her şeyi bilen iki yazar var bu sözlükte. onları okuyun.
Bakın Gomez vakasını da anlamamıştınız ama ben anlattım.
başa ilk geçtiğinde futbol takımını büründürmek istediği kurumsal yapının ülke gerçekleriyle örtüşmediğini fark ettikten sonra bir dönüşüm yaşadığını düşünüyorum. bu dönüşümden ben hoşnut değilim lakin ülke futbolu da bundan fazlasını hak etmiyor.
bundan sonrası da hakemleri, federasyonu daha fazla baskı altına alacak adımlar olmalı gibi görünse de siyasi konjonktür buna müsaade etmeyecektir muhtemelen. şu siyasi ortamda işi çok zor olmakla birlikte kulübü finansal yükten ne kadar kurtarabilirse fenerbahçe'ye o kadar faydalı olmuş olacaktır. hasbelkader şampiyonluk gelirse o da bonusu olacaktır ki basketbol takımının içine girdiği açmazı gördükçe kulübün tüm enerjisini futbol takımına yüklediğini görebiliyorum.
kendi adıma en büyük hatasının ilk sezonunda aykut kocaman'la çalışmaya devam etmemesi olduğunu düşünüyorum. buna rağmen ne cocu ne de pereria hamlesinin de yanlış olmadığı kanaatindeyim. her ikisinin fenerbahçe çapında olup olmadığı tartışılır ama takımın vakti olsaydı ve fenerbahçe'nin iç dinamikleri izin verseydi başarılı olabilirlerdi; doğru transferlerle tabi. o noktada cocu'nun da en büyük şanssızlığı kiralık, dolayısıyla da aidiyet duygusu fazla olmayan oyuncularla doldurulmuş kadroydu bana kalırsa. sonrasında gelen ersun hamlesi vb. başarısızlığın tuzu biberi oldu, aşı tutmadı derken ali koç işin sportif tarafında başarısız oldu. umarım gidişat düzelir biz de hem ekonomik hem de sprotif anlamda istediğimiz başarıları bütün kulvarlarda alırız. günün sonunda futbol takımının elinde taraftarın uzun zamandır hasretini çektiği arda ve muhammed gibi genç yetenekler yanında kaliteli yerli ve yabancı oyuncular var. yani un var, şeker var hesabı; artık olay biraz ayak oyunları biraz da teknik direktör öncelikli yönetim kabiliyetine kalıyor sanırım.