-
Starsucks dediğim mekan.
İçerdeki kitleyi sevmiyorum genelde. -
en büyük dükkanını shanghai'da açmış olan kahve firması.
açıkçası asya'da bu tür girişimler yapmak epey riskli. çünkü daha çok çay içiliyor o taraflarda. örneğin japonya'da pepsi, coca-cola falan bile yeşil çay aromalı satılıyor. adamlarda öyle bir çay manyaklığı var.
ayrıca en ucuz ürünün 78 yuan olduğu bir kahveci, çin şartları için epey lüks kaçmakta.
bir bildikleri var ki açtılar demek ki... -
filtre kahvelerinin sigara ile beraber tüketilmemesi gereken kahveci.
geçmişte öyle bir hata yaptım da sanırım yaşadığım en ilginç günlerden birisiydi. -
Filtre kahveleriyle anlaşamasak da termosları ve konseptinin hatrına vazgeçmediğim ‘kahveci’ -
soğuk kahve olarak migros'ta yerini aldı ama içeriği biraz fena. frappucinosunda 13 küp şeker bulunuyor. -
3-5 sene önce yaz ayına banana yoghurt frappuccino adında süper (ve muhtemelen sağlıksız) bir içecek çıkartmışlardı. sadece o yaza özeldi, arkası gelmedi.
buradan yetkilelere SESlenmek istiyorum; Banana Yoghurt Frappuccino'muzu geri verin. -
Her köşebaşına açılmaya başlamış kahve zinciri. -
coca cola'nın kahveci verisyonu.
ikisinde de pazarlama mantığı aynıdır aslında. hayran olduğun kişi de sen de aynı kahveyi içiyorsun.
bana göre tek güzel yanı bir kahve alıp 8 saat oturabilmektir. hatta öyle şubeler var ki kahve almadan bile saatlerce oturabiliyorsunuz ama benim içime sinmiyor işte öyle yapmak. en azından bir tane kahve alıyorum.
ankara'da arjantin caddesi şubesi ders çalışmak, makale yazmak, kitap okumak için kütüphaneden bile daha ideal bir ortam sağlamaktadır. cidden çok ilginç bence. -
herhangi bir şubesinde, hiç bir şey yemeden/içmeden istendiği kadar oturabiliniyormuş.
mesela ders çalışmak istiyorsunuz ama açık havada ferahlamak istiyorsunuz, evin içine tıkılıp kalmak istemiyorsunuz; ve fakat paranız da yok..
gidiyorsunuz bir starbucks şubesine, açıyorsunuz defteri kitabı..
her çalışana ilk öğretilen şey "sakın kimseyi rahatsız etmeyin, ellemeyin, kaldırmayın, sipariş falan sormayın"mış.
tevekkeli değil; her starbucks'ta mutlaka bir masada laptop'ını açmış çalışan bir zat, başka bir masada defteri kitabı açmış ders çalışan öğrenciler, başka bir masada da oturmuş kitap okuyan bir kişi görürsünüz. -
ders çalışmak için çok da güzel bir mekan olmasa da yazı yazmak, ödev yapmak vs için güzel bir yerdir.
yakınımda olan bir tanesinde bir kadının 5-6 saat oturduğunu gözlemlemiştim bir seferinde. eğer benim görmediğim zamanlarda başka yerlere gidip geldiyse bilemem de derse giderken gördüğüm kadın okuldan dönerken de aynı yerde oturmaktaydı. -
mobil uygulaması sayesinde aldığınız içecekler karşılığı yıldız topladığınız, bu yıldızlar karşılığında da beleşe içecek aldığınız cafe zinciri. ben normal şartlarda espresso dışında kahve içmiyorum. tabi espresso menüdeki en ucuz içecek. haliyle beleş içecek hakkı kazandığımda bu hakkı en ucuz içecekle heba etmek işime gelmiyor. ben de ne yapıyorum, menüdeki uzun ve afilli, italyan kökenli isimlerden birisine sahip içeceklerden seçiyorum. lakin alışmadık götte don durmaz; bu uzun, yabancı kökenli içecek isimlerinin bir kerede dudaklardan süzülmesi için ciddi çaba sarf etmek, belki evde ayna karşısında tekrar yapmak ve daha da önemlisi medeni cesareti toparlamak gerekiyor. tabi iş bununla da kalmıyor. hakim karşısında ifade veren sanık gibi, siz söyledikçe karşınızda söylediklerinizi tekrar eden barista, arada yapıştırdığı sorularla kafanızı karıştırmaya çalışacak. bu, eğer içeceğin ismini bir çırpıda söyleyemedi iseniz işin sonunda elinizde saçma sapan bir içecekle dükkandan ayrılabileceğiniz sonuçlar bile doğurabilir. kısacası altın kural, ne istiyorsanız bir çırpıda derdinizi anlatıp baristaya boşluk bırakmamak. yoksa aşağıdaki gibi bir sahne yaşamanız içten bile değil:
-merhaba
-merhaba. bir adet entressso frasçino isytiyorum
-efendim?
-bir adet entressono fırabolçino istiyorum
-beyfendi anlayamadım, bir adet???
-ya işte şey, brestifillo branticillo
-beyfendi anlayamıyorum,
-ya işte, entrsoon frasfbinı
-???
-estrasimo fabricyo
-?????
-embrsosis fafafff
-??????
-brefolfini farpiçao
-beyfendi menüden gösterin isterseniz
-ha tamam, işte şu yukarıdan 5. sıradaki
-hangisi, espresso frappacino mu caramel macchiato mu?
-şey, entrsao fukfara
-anlayamadım beyfendi? caramel macchiato mu? beyfendi ne oldu, terlediniz birden?
-şey ondan işte, evet o, o olsun lütfen o...
-hangisi, caramel macchiato mu oluyor?
-hıhı, evet evet o olsun, bitsin bu eziyet lütfen...
-tamam, grande, venti?
-nasıl?
-hangi boy beyfendi?
-ya aslında boyu değil işlevi...
-yok, yani hangi boy bardakta beyfendi, grande, venti? yani büyük, küçük, orta?
-haaa, ya benim ikram var da onu kullanacağım
-ah tamam, küçük boy o zaman. yanında kahveli pasta vermemi ister misiniz?
-yoo
-havuçlu kek?
-yok, teşekkür ederim. ama şey unutmadan, yağsız süte lütfen.
-tamam, yağsız süte bir caramel macchiato.
-ohhh
-kahve bazlı mı olsun, süt bazlı mı?
-ney?
-içeceğiniz, kahve bazlı mı, süt bazlı mı?
-haydaa, kahve bazlı olsun
-sıcak mı olsun, soğuk mu?
-ala ala, ya ben bunu... tamam sıcak olsun o zaman, kafam karıştı iyice; ne almaya gelmiştim ben!!!
-kahvesini yumuşak içimli ister misiniz 1.25 farkla?
-yok hayır, ben sert seviyorum???
-o zaman 2 shot yapabilirim kahvenizi, nasıl?
-yok gerek yok
-tamam isim alabilir miyim?
-xxx
-xxx beye bir adet caramel macchiato, başka bir isteğiniz var mıydı?
-yok, ama şey yanlış olmaz değil mi, benim frafonfini fontrifiniydi, çok karıştı birden
-yok beyfendi işte caramel macchiato demedik mi?
-ya işte benim kafam karıştı iyice, daha önce de çok içtim ama...
-bir daha söyleyin isterseniz ben yardımcı olmaya çalışayım.
-efredssp rapfpfı...
-caramel macchiato
-ala ala ya, acaba diyorum başka bir şey miydi....
sonuç olarak, soğuk bir espresso frappacino alıp serinlemek için girdiğimiz cafeden, döktüğümüz soğuk ecel terleri eşliğinde elimize sıcacık bir karamel makiato alıp çıkma ihtimalimiz çok yüksek. ciddi çalışma, özgüven ve medeni cesaret istiyor baristalardan içecek istemek. bu yüzdendir ki espresso dışında içecek içmiyorum genelde... -
zamanında amerikada bir uyanığın, mekanın vermiş olduğu kartlardan 365 tane alıp, her birine ayrı doğum tarihi girip sonra da her gün başka bir kartla "doğum gününüzde kahve bedava" promosyonunun bokunu çıkardığı ve gazetelere bile haber olduğu kahve zinciri. -
bu starbuckslarda soruyorlar ya karton bardağın üstüne yazmak için isim neydi diye. kendi ismim baristalara tuhaf geldiğinden çoktan bıraktım. ayşe diyorum kolaylık olsun diye. henüz üstünde ayşe yazılı bir bardak alamadım. ayşen, aysel, neşe ve en harikası yanlış anlamanın şahikası hacer. ben mi söyleyemiyorum onlar mı anlamıyor bilmiyorum. dört harfi tutturan yok neredeyse. loto filan oynamasınlar hiç. -
Şu bardak üzerine isim yazma muhabbetinde gördüğüm en uç noktanın yurtdışında taylan isminin thailand olarak yazıldığı über kahve zinciri. -
filtre kahve yapmayı bir türlü beceremeyen kahve zinciri. yurt dışındakileri bilmem ama en azından türkiye'de yapamıyorlar arkadaş. hangi kahve olursa olsun gereksiz bir acılık var. aynı kahveyi alıp evde yapıyorum içimi gayet güzel oluyor. ya bunların servis ettiği kahveler bayat ya da servis edilen kahveyi ekstra bir kavuruyorlar çözemedim. en iyisi evde yapıp termosla yanında gezdirmek. -
ambleminde, şeytanı ve gizli bir tarikatı temsil eden figür olduğunu bilmeyen birçok insanın gidip kahve içtiği mekan. Araştırmadım lakin logonun altın oranla yapıldığını düşünüyorum. Ayrıca logosunun tarihsel gelişimine bakıldığı vakit, her güncellemede ufak birer ayrıntıyı gizledikleri de ortaya çıkıyor.
Mesela başında neden yıldız var? İlk logoda yok oysa ki. baphomet ile bağlantısı ne? Yoksa o yıldız bahsedilen gizli tarikat olan baphomet yıldızı mı? Logolar çok benziyor hatta birebir aynı. Her birinin bir anlamı var. harbiden masumca hazırlandığını düşünmüyorum.
-- spoiler --
İnternetteki tanımda bu yazıyor ancak logonun anlamının bu olduğunu düşünmüyorum.
''Starbucks, yeşil bayan simgesini Yunan mitolojisindeki Siren'den alıyor. Siren'ler, mitolojide denizcileri güzellikleriyle kandırıp öldüren tehlikeli canavarlar olarak karşımıza çıkıyor.''
-- spoiler -- -
lüks sayilacak hatta ortalama üstü fiyatlari olmamasina ragmen türkiye'de neden lüks bir marka havasinda elestirildigini anlamadigim dünyanin en büyük kahve zinciri.
türkiye'deki ortalama bir kafe ile fiyatlari ayni, hatta 1-2 lira dusuk ama buradan kahve icenler neden elestiriliyor gercekten anlamiyorum. yazmak isteyen varsa zevkle dinlerim.
türkiye'de ozellikle son zamanlarda uzun zamandir gorusmedigim arkadaslarimla gorustugumde burayi cokca tercih ediyorum. cunku 2-3 saatlik oturma karsiliginda 1 sise su, 1 dilim kek, 2 fincan kahve ve 3 bardak cay icmek istemiyorum. sohbetimi ikide bir garsonun baska bir isteginiz var mi diye bolmesini ve icmeyince baski altinda kalip muhabbetimi sekteye ugratilmasini istemiyorum. yuksek muzigi kismalarini istediginizde 5 dakika kisip sonra tekrar acmalari ve rahatsiz sandalye yahut koltuklarinda birbirinizi duyasiniz diye one egilip sirtinizin aci icinde birakmaniz bence akil kari degil. kalitesiz kahvelere ederinin iki kati odememe ragmen bu sorunlari neden cekeyim?
ustundeki komplo teorilerine de hic kulak asmiyorum. diger isletmeciler bu konsepti getirsin, amerika'nin israil'in oyununu bozsun. hadi osmanli torunlari, bekliyoruz! -
gezi parkı eylemleri sırasında, şubelerinden birinin duvarına "yaşasın tam bağımsız kuru kahveci mehmet efendi" yazılan zincir. -
sevenlerinin polatlı'da boş bir arazide şubesini aradığı efsanevi kent:
twitter.com/... -
Güzel de şu kasa önünde hocasıyla deney düzeneği tartışır gibi uzun uzun tarif icadeden tipler bayıltıyor. "Bilmemne moka olsun ama dur o Kenya kahvesi miydi? Nasıl kavruluyor? Yok o olmasın etiyopya haramilerinin şapkasında kuruyan olsun icine bir şat expresso... yok yok sütünü de soya sürü yapın ama havuca yatırın..."
beaaaaah! Abi kahve içcen ya. Sanırsın bütün Kuzu çevirmeye kuyusunu sosunu anlatıyor. -
Göt kadar bahçesinde sigara hadi onu da geçtim püro içen andavalları barındıran kahve zinciri. En uyuz olduğum bir bu bir de kendi kendine çalışıyorum ayağına telefonla 1 saat konuşup kafa sikenler.
Bazı ülkelerdeki Starbucks sayıları;
İtalya 1
Belçika 26
Yunanistan 31
Rusya 135
İspanya 154
Fransa 175
Almanya 168
TÜRKİYE 470
Karton kutudaki 1 liralık kahveyi 15 TL’ye alıp olimpiyat meşalesi gibi elinde dolaştırdığı an statü atladığını sanan zavallılar... -
Tükanlarına sadece tuvaleti kullanmak için bir kez girdiğim amerikalı girişimci Howard Schultz markası. Aynı zamanda Türkiye'de bazı kesimlerce statü sembolü haline gelmiş marka. O bardak elde taşınacak, sağda solda görüntü veeilecek!... Bir de bunların her lafta emperyalist güçler diye diye amerika'ya giydiren, ülkesini çok seven(!) solcu türleri var ki en iyisi onlara hiç girmeyim.
Konudan bağımsız ama eklemeden geçemedim- Schultz şimdilerde kahve satmaktan emekliye ayrılıp trump'a rakip olma işleri ile meşgul. -
bok gibi kahvesi olan mekan... bak bunu ben diyorum. baştan anlatayım.
ben çocukken türk kahvesi vardı sadece. onu da bize içirmezlerdi. kahve içince kararırsın demişlerdi. ben de zenci olmayayım diye içmedim. sonra büyüdüm, ama yine içmedim. sanıyorum ilk kahvemi, kız istemeye gidince içtim. dedim boşuna tuz biber vesaire koymayın, zaten kahvenin normal tadını bilmiyorum...
sonra yıllar yılları devirdi. ben yaklaşık bir sene önce, şirketin merkez ofisine geçtim. böyle söyleyince çok havalı oldu di mi? konteynır lan. dört tane. merkez ofis o. ama içi güzel bak. bir ara foto paylaşırım. merkez ofisin numarası şu, sürekli kahve pişiyor mekanda. ki gittiğim ilk zamanda, çekirdek kahveden espresso yapan iki tane de makine vardı. ee biz de lavazza satıcısıyız. kaldı ki onları internette satışa açan adam da benim. işte o günlerde, sürekli kahve kokuları arasında yaşayan birisi olarak kahve içmeye başladım. hem de espresso ile. taze çekirdekten. tadını alınca, insan istemsizce müptelası oluyor. ve haliyle bir süre sonra, neymiş bu starbucks diye denemeye de karar verdim. ve denedim.
o zaman neymiş? bok gibi kahvesi olan mekanmış. gerisi hikaye.
ha zaten filtre kahveyi, americanoyu kahveden saymıyorum şahsen. americano dediğin şey zaten espressonun su ile seyretilmiş hali. filtre kahve iyice işe yaramaz. ama starbucks'ın espressosu da bir işe yaramaz.
verilen paraya yazık. şu açıdan gidenleri anlayabiliyorum. kahveni al, geç otur, ikide birde taciz eden garson falan yok. eyvallah. ona lafım yok. bir mekanda başka bir arzunuz diyen birilerinin olmaması güzel bir şey. ama işte kapıda sıra bekleyenleri, ellerine isimlerinin bilinçli olarak yanlış yazıldığı bardakları almak için kuyrukta bekleyenleri anlamıyorum. değmez çünkü.
bir de o isminizin hatalı yazıldığı bardakları lütfen paylaşıp durmayın. çünkü o hep viral reklam amaçlı. -
Kuzey amerika'da 400 şube kapatacak önümüzdeki 1.5 yılda. Sonra 300 yeni "oturmasız" şube açacakmış. Biraz küçülüyor, biraz da format değiştiriyor galiba.
Türkiye'de de yemek kartlarını kabul etmeyi durdurmuş. Karşığını almakta onlar da zorlanıyor demek ki. Küçülmeye işaret eder mi izlemedim. -
genelde müşterisi olan güruhu sevmediğim kafe.
zaten dikkatli bakınca her şey maliyetten kaçmak üzerine kurulu. self servis ile garson masrafından kaçıyorlar. tek kullanımlık bardak kullanıyorlar, bulaşıkçı masrafıdan kaçıyorlar.
ama amerikalı ya, günümüz ergenleri çok bir şey sanıyor. artık sırf hava atmak için gidilen bir yer oldu kahvesinden çok.
kahvesini beğendiği için gidene lafım yok, ama sırf hava için ülkeden daha çok para kaçırmaya gerek yok. sırf hava için gelenlere diyorum: "yallah kahve dünyası'na"