ptt tarafından 20-65 yaş aralığında bulunan her vatandaşa tc kimlik numarası ile talep edilmesi durumunda her hafta 5 adet gönderilecek olan maske çeşidi. ben şahsen istedim. gelince emin olacağım bez maske olduğundan. buraya da yazarım yine, tabi eğer gelirse.
maske epttavm üzerinden talep ediliyor idi. lakin epttavm sunucuları bu yükü taşıyamadı. şimdi orada sadece ilanı var. e-devlet üzerinden yapılacaktır diye. o iş olursa o linki de eklerim elbet.
ücretsiz gönderilecek maskenin ffp2 ya da ffp3 olacağına ben pek ihtimal vermiyorum. (ffp ne ola diyenler için (bkz: ffp)) haliyle n95 falan olmayacaktır. ama hiç yoktan iyidir tabi.
şimdi hesaplayan adam modunu açayım. belirtilen yaş aralığında yaklaşık 50 milyon vatandaş var. bunların yarısının maske talep ettiğini düşünelim. 25 milyon yani. hadi onlardan da ortalamada iki kişinin toplu talep ettiğini düşünelim. yani 25 milyon paket maske, 12,5 milyon ayrı kargo ile gönderilecek olsun. pakette kaç maske var? 5 adet. yani 125 milyon adet maske, 12,5 milyon kargo ile gönderilecek.
ben aylar önce yazmıştım. aylar demeyeyim de bir ay önce. yukarıda var. maske yoka düşecek demiştim. şimdi bu yoklukta devletin elinde her hafta gönderecek 125 milyon adet maske varsa tebrik edeceğim kendilerini. ve her hafta 12,5 milyon adet farklı adrese bu maskeleri teslim edecek dağıtım ağı varsa yine tebrik ediyorum. niye peki?
hatırlarsınız 2019 yılında bir black friday vardı. 11.11 indirimleriyle başladı, black friday ile son buldu. o süreçte, black friday günü satış adedi yaklaşık 2,5 milyon olarak gerçekleşti. yani o hafta yaklaşık olarak haftada 12,5 milyon kargo yola çıktı. o kargoların yarattığı yoğunluğu tüm kargo firmaları paylaştığı halde o yoğunluk neredeyse aralık ayı sonuna kadar kargo firmalarının kilitlenmesine ve sistemin çökmesine neden oldu. an itibarı ile insanlar ağırlığı internetten alışverişe vermişken, market alışverişlerini bile internete kaydırmışken, sisteme, sadece ptt kargonun üstleneceği, haftalık 12,5 milyon adetlik kargo ilave etmek, benim aklım almıyor açıkçası...
daha önce yazdım, sonrasında pek çok kişi de yazmış lakin ben yine bir özet geçeyim.
epttavm'den başvurun dediler, başvurdum, gelmedi. e-devlet dediler, e-devletten başvurdum, gelmedi, şimdi eczanelere gidiyorsun ve sanıyorum sana gelen sms'e göre ücretsiz veriyorlar. evet, benim önerdiğime yakın bir yöntem ama yine de değmez.
ücretsiz verdikleri maskeyi görmüş değilim. ama hiç görmeden de bez maske olacağını söylemiştim. sanıyorum söylediğim gibi iki ya da üç katlı bez maske veriyorlar. yani verdikleri maskeyi para ile almak isteseniz tanesine 2 bilemedin 3 lira verirsiniz. yani 10 ya da 15 liralık maske. ki bence verdikleri o kadarlık da değildir. neden öyle diyorum, az sonra anlatacağım. verdikleri maskeyi almak için eczaneye gitmeniz gerekiyor. hem de bir kere değil. defalarca. çünkü sms gelmiyor, henüz gelmiyor vs vs. sonra tekrar gidiyorsunuz...,
benim fikrime göre böyle bir salgın varken zorunlu değilseniz gidilmemesi gereken 3 yer var: 1. hastane (her tür poliklinik ve aile sağlığı merkezi dahil) 2. eczane 3. market
bu saydığım üç yer koronavirüs hastalığını taşıyan kişilerin de uğrayacağı üç yer. haliyle buralarda hastalığa yakalanma riskiniz çok daha yüksek. hal böyleyken ederi 10 TL bile olmayan 5 tane maskeyi almak için eczaneye gidilmez. bir kere gitmek bile riskken defalarca gidilmesinin gerekmesi ise çok daha dramatik.
gelelim ederi kısmına. sağlık bakanlığı geçen haftalarda bize de maske sordu. "maske almak istiyoruz." dediler. dedik ki "satışı yasak, hani tamam almak istiyorsunuz ama bakanınız ve başkanınız çıktı dedi ki "satışı yasak." satışı yasak şeyi nasıl satın alacaksınız?" dedik. orası da ayrı bir komik zaten. hem yasak diyorsun, hem satın almak istiyorsun... neyse efendim, akabinde dediler ki "maskeniz varsa 80 kuruştan alırız tanesini.". biz de dedik ki, "80 kuruşa maske varsa söyleyin biz de alalım oradan."
demem o ki bakanlık piyasada bulduğu en ucuz maskeyi satın aldı. bizim satmadığımız ama satışının söz ile yasaklanmasından hemen önce son satın aldığımız üç katlı ve telli bez maskenin fiyatı 2 lira + kdv. biz toptan alıyoruz. tedarikçiyiz. gerisini siz hayal edin.
yıkanabilir ve kullan at olmak üzere iki türü şu anda piyasada satılmakta.
öncelikle yıkanabilir maskelerden bahsetmek istiyorum. yıkanabilir maskeler gerçekten varlar. benim bildiğim bir israil firmasın üretiyor. ve 100 yıkamaya kadar herhangi bir sıkıntı çıkartmadan kullanılabiliyor. nano teknoloji ile üretiliyorlar çünkü. ve bu maskelerin bir adedinin fiyatı 60 dolar civarında. yani yaklaşık 450 TL. 100 kez yıkayıp tekrar kullanılabileceği düşünülür ve iki günde bir yıkanacağı varsayılırsa, günde iki kullan at maske kullanan birisinin bir adet maskeye 1.12 TL ödemesi gibi bir hesap ortaya çıkar. bu bilgi ışığında diyebiliriz ki, nano teknoloji maske neredeyse kullan at bez maskelerin tavan fiyatına yakın bir maliyet yaratmaktadır.
şimdi, bu bilgi ışığında, piyasada nano teknoloji adı altında satılan maskelerin fiyatlarıyla, gerçek nano teknoloji maskelerin fiyat karşılaştırmasını size bırakıyorum. 5 lira verip edinilen yıkanabilir(!) ve nano teknoloji(!) maskeler ne kadar işe yarar?
şimdi gelelim kullan at maskelere. kullan at maskelerle ilgili çok basit bir test var. adına çakmak testi deniyor. maskeyi takıyorsunuz, elinize bir çakmak alıp yakıyorsunuz, suratınıza yaklaştırıp maske takılıyken üflüyorsunuz. düzgün üretilmiş üç katlı bir kullan at bez maske ile o çakmağın alevini üfleyerek söndüremezsiniz. sönüyorsa, geçmiş olsun.
kullan at bez maskeler melt blown teknolojisi ile üretilmiş spunbond kumaş olmalıdır. spunbond yani polipropilen kumaşın melt blown yöntemiyle üretilmesi aslında üflenerek üretilmesidir. yani, sıvı halde bulunan polipropilen döner bir mekanizmaya üflenir ve bu mekanizma üzerinde toplanan parçalar birbirine yapışarak spunbond kumaşı oluştururlar. haliyle spunbond kumaş dokunarak üretilmiş bir kumaş değildir. üflenerek üretildiği için dokumanın yaratacağı gözenekleri bulundurmaz.
bez maske üreticisi olduğunu iddia eden bazı insanların, üç katlı maskede orta kata bakılması gerektiği gibi safsatalar yaydıkları kulağıma geldi son günlerde. bu da büyük bir saçmalık. çünkü üç katlı bir maske, her katı melt blown yöntemiyle üretilmiş spunbond kumaştan dikişsiz olarak imal edilmelidir. önemli olanın ara kat olduğu, diğer iki katın o katı koruduğu masaldır. eğer sadece ara kat olması gereken malzemeyi ihtiva ediyor ise o maske tek katlıdır ve muhtemelen basit çakmak testini geçemeyecektir.
çakmak testinden daha da öte olarak, büyük firmaların ürettiği maskelerin laboratuvar testleri de mevcuttur. örneğin türkiye'nin en büyük kağıt üreticilerinden birisi olan hayat kimya (papia, molfix, molped, bingo gibi markaların sahibi) tarafından salgın sonrası üretilmeye başlamış olan goodcare ve evony marka maskelerin lab ortamında bakterilerle yapılmış geçirgenlik ve dayanıklılık testleri bulunmaktadır. virüslerle yapılmış testler olmasa bile yakın boyutlardaki bakterilerle yapılmış testlerde bu maskelerin %99 oranında koruma sağladığı test sonucuna göre de ispatlanmıştır. maske, sertifikasız üretilemiyor olsa bile sertifika sahibi çoğu küçük ölçekli işletme maskelerini böyle bir teste tabi tutmamakta ya da tutsalar dahi sonuçlarını açıklamamaktadırlar.
özetle, demem o ki, maskeyi doğru şekilde kullanmak kadar önemli olan bir diğer şey düzgün maskeyi kullanmak. ucuza alacağım derken çöpe para verilmemeli...
olgunlaşma enstitüleri tarafından çocuklar için Rengarenk maskeler üretilmeye başlanmış, ziya selçuk da Şurada duyurusunu yapmıştı bu maskelerin ama girdi bu kadar değil maalesef keşke bu kadar olabilseydi neyse, bu maskelerden bazılarına Gökkuşağı deseni konulmuş evet ne var ki bunda çok da güzel olmuş derken linkteki tweet cevaplarını okuduğunuz zaman anlayacaksanız neler yokmuş ki ! düşündüklerimi buraya yazamayacağım sanırım, okursanız anlarsınız.
Gökkuşağını Bir meteorolojik olay olarak görmek yerine, Sırf renklerinden dolayı Çocuklarının bu maskeleri takınca lgbti* bireyi olacağını ya da onlara özeneceklerini düşünen zihnin son cahilliği/saldırısı/tepkisi artık ne dersek diyelim adına zaten sonuç hep aynı.
dünyadaki en büyük üreticisi çin halk cumhuriyetidir. o kadar uygun fiyatla üretir ki çoğu yatırımcı üretmek yerine satın almayı tercih eder. ki bunu yaparken çin'in amacı diğer üreticileri bitirmektir ki bunda da büyük ölçüde başarılı olmuştur. çin'in zaten genel politikası bu. bir ürünü gerekirse zararına satarak dünyadaki tek üreticisi haline gelmek. tekel oluşturmak.
bez maskeler aslında çok çeşitli. bunların tek tek paketlenmiş halde steril olanları var, steril olmayanları var, kutularda satılan tek katlı, çift katlı, üç katlı olanları var. filtreli olanları var. filtreli ve ventilli olanları var. n95 olanları var. kafanızı karıştıracak kadar çok çeşidi var... kaldı ki bunların bir kısmı aslında toz maskesi... yani medikal maske değiller. ve neredeyse tamamı kullan at ürün. yani, 8 saat içinde yenisinin takılması gerekiyor.
maskeyle ilgili bilinmesi gereken bir başka mevzu ise, maskenin öyle ya da böyle virüsler karşısında şansı arttırması. yani bulaşma riskini azaltıyor. zaten bu nedenle, bağışıklık sistemi zayıf durumdaki kanser hastaları ve benzeri hastalar tarafından kullanılıyor.
şimdi elimizde 3 bilgi var. maskelerin birinci üreticisi çin. maskelerin çok çeşidi var ve kullan at ürünler. maskeler öyle ya da böyle virüs karşısında bir miktar koruma sağlıyor.
hal böyle olunca, salgın sonrasında çin maske satar konumdan, maske alır konuma geçti. tüm dünyada sattığı maskeleri kendisi satın almaya başladı. hatta bu yetmedi, üreticileri de kendine bağladı. türkiye'de örneğin durum bu. an itibarı ile üreticiler çin için maske üretiyorlar...
maske dediğimiz ürünün ana malzemesi tela. haliyle bu talep, tela ile üretilen diğer ürünlerin de fiyatlarını etkiledi. burada nasıl bir etkiden bahsediyorum, ona da değineyim.
çift katlı bir bez maskenin salgın öncesi fabrikadan toptan satış fiyatı 6 kuruş idi. çinden gelip, türkiye'de paketlenenlerde ise maliyet 5 kuruş idi. düşünün, çinden gelen maske, fabrikada üretilenden daha ucuzdu. şimdiki durumda ise çinden maske gelmiyor. türkiye'de üretilenlerden ise fabrikadan çıkış fiyatı 2 lira ile 3.5 lira arasında değişiyor. 6 kuruştan, 3.5 liraya....
olayın özü şu. kısa süre sonra ihtiyaç duyanlar ya bez maske bulamayacaklar, ya da cidden korkunç fiyatlardan satın almak zorunda kalacaklar... satıcının da yapabileceği bir şey yok çünkü aşırı ihtiyaç nedeniyle maske üreten makinelerin fiyatı bile 6'ya katlanmış durumda...
neyi becerdiler ki bunu becerecekler. bir hafta önce e devletten başvuruda bulunduk. ses cıkmadıkça her gün tekrar başvuruyoruz. ne ptt'den maske geldi ne de eczaneden almak için kod. maske satışı yasak, maskesiz markete girmek, toplu taşıma kullanmak da yasak. toplu taşımayla işim olmaz ama markete gitmek gerekiyor. bir de insanlarla dalga geçer gibi sokağa çıkmayı yasakladıkları 65 yaş üstüne kolonya yanı maske gönderdiler. bu artık komik değil, trajikomik.
devlet ihracatına el atmıştır. ihracatı izne tabi ürünler listesine eklemiştir.
şimdi şöyle izah edeyim. yurt dışından milyon adetlerde talepler gelmekteydi. hatta bizim şirketimize 150 milyon adet bulabilir miyiz diye soran oldu. o dönemde maskenin fiyatı 3 TL civarında seyretmekteydi. yani ne yapıyor rakam, 150,000,000 x 3 = 450,000,000 TL'sı. böyle bir satışta, herhangi bir aracı fiyata 1 kuruş eklerse, alacağı aracılık komisyonu ise 1,500,000 TL yapıyor.
tabi ki devletimiz, bu rakamlarla ilgilenmiyor. olası bir salgın durumunda yurt içi maske ihtiyacını karşılayabilmek adına izne tabi ürünler listesine ekledi. yoksa bu satışın sadece izin alabilen kişiler üzerinden dönmesini sağlamak falan hep komplo teorisi.
neyse, bakalım izin alan olabilecek mi? olursa, sadece sayılı kişi izin alabildiğinden fiyata kaç kuruş ekleyecek, bekleyip görelim.
"Ucuz mal alacak kadar zengin değilim." şeklindeki özdeyişe konu olması gereken ürün. Sağlık, bu yaşam serüveninde ucuza kaçmamayı gerektirecek yegane varlık.
apple da 2 farklı türle maske işine girmiş. şimdilik sadece kendi çalışanları için ürettiklerini açıklamışlar. birinci tür, 8 saatlik kullanımla, 5 kez yıkanabilir özelliği varmış. bu 3 katlı ve üçgen şeklindeki maskeleri çalışanlara haftada beşer kez dağıtacaklarmış.
dışarıdan ürettirdikleri ikinci tür maske de şeffaf maskeymiş. işitme engellileri düşünerek geliştirmişler. böylece işitme engelli insanlar, karşılarında konuşan kişilerin dudaklarını okuyup, daha kolay iletişim kurabileceklermiş.
Cerrahi türde olanı, özellikle korona günlerinde çoklukla kullanılan bir kişisel koruyucudur.
malum artık cerrahi maskeler hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. uzunca bir süre de hayatımızda kalacak gibi görünüyor. tabi maskenin sürekli kullanımıyla beraber, çeşitli sorunlarda ortaya çıkmaya başladı. piyasadaki birçok maske, benim gibi hassas bir cilt tipine sahip insanlarda alerji yapmaya başladı. ayrıca kulak arkasında da lastikler tahriş yaratıyordu. hal böyleyken, ihtiyaçlar ve memnuniyetsizlik arayışa itiyor insanı tabi ki. birçok denemeden sonra en sonunda evony maskeyi keşfettim. Evony, hayat kimyanın ürettiği, elastik kulaklı cerrahi maske.
kulaklar elastik olduğu için hiçbir tahriş hissi yaratmıyor. herhangi bir alerjik problem de yaşatmıyor. hatta uzun süreli kullanımlarda hissettiğiniz rahatsızlığı, bu maskede hissetmiyorsunuz. bir süre sonra yüzünüzdeki varlığını tamamıyla unutuyorsunuz hatta. kullanıcıların yaşadığı sıkıntılar göz önünde bulundurularak tasarlanmış.
bu tasarım özelliklerinin yanı sıra, 3 katmanlı, %99 bakteri filtrasyonunu sağlayan meltblown kumaştan üretilmiş. koronavirüse karşı da çok daha güvenli olduğu anlamına geliyor bu.
tıbbi maksatla kullanılması bizim kültürümüzde 'ölecek galiba' düşüncesi ile bağdaştırıldığından nezleye gribe yakalanmış insanların ya da bunlardan korunmak için kullanmayı düşünen kişilerin ne yazık ki uzak durduğu ya da uzak durmak durumunda kaldığı malzemedir. elin asyalısı salgından korunayım ya da hastalığımı millete bulaştırmayayım diye gayet doğal ve gündelik hayatına adapte olmuş bir şekilde kullanıyor, ben grip olmamak için 25 kişinin kesintisiz öksürüp hapșırdığı bir otobüs yolculuğunda șalımı maske yaptım diye garip bakışlara maruz kalıyorum. tanıdığım hemen herkesin haftalardır hastalıktan döküldüğü lakin sağlık bakanlığının grip salgını yok diye haber kanallarında kendini paraladığı bir ülkede benim maske takmak istemem abes zaten.
mütamadiyen her allahın günü internetten form falan dolduruyorum. gerçi o doldurduğum formda kimlik bilgileri dışında mahalle köy bilgisi falan da istemişler, niye istemişler neyi istemişler orasını anlamadım. kimlikteki bilgilerimi, adres bilgisini mi istiyorlar bilmiyorum. zaten gelmez diye doldurup doldurup atıyorum işte. ptt getirmedi, kod da gelmedi zaten. salgın bitene kadar da gelen giden olmaz muhtemelen. bizim burada nükleer saldırısında kullanılan gaz maskesi takanlar var bu arada. ben de zamanında aldığım sağlam bir karbon filtreli maske var, ffp2 galiba. mutlu mesut takılıyoruz onunla.
istanbul eczacılar odasının açıklamasına göre, kamu kurumunda çalışanlar çalıştıkları kurumdan, herhangi bir iş yerinde sigortalı çalışanlar ise çalıştıkları iş yerinden maske temin edeceklermiş. 20 yaş altı ve 65 yaş üstüne zaten eczaneden maske verilmiyor. verilse bile sokağa çıkması yasak, maskeyi napacak? gidip alması da olası değil zaten.
şimdi düşünelim, 20 yaştan büyük, 65 yaştan küçük, kamu ya da özel sektörde çalışmayan kaç kişi vardır? ev hanımları ve işsizler. onlara maske verecekmiş eczaneler. ötekiler, yani maskeye en çok ihtiyaç duyanlar, evden çıkmak zorunda olanlar, onlara iş yerleri verecek. kamu kısmını belki devlet çözecek, onu anlarım, özel sektörde nasıl olacak? iş yeri satışı yasak bir ürünü nasıl temin edip çalışanına verecek. bu sorunun cevabını bilen yok.
son durumunu bir süredir takip etmiyorum kendisinin. sanıyorum artık satılabiliyor. yılan hikayesine döndü. gelecekte çok anlatılır bu mevzu. ben başka bir hususa değinmek istiyorum.
iyi ya da kötü her maske bir miktar fayda sağlar. çünkü bez maskelerin iki işlevi var. sizi dışarıdan korumaktan daha çok dışarıdakileri sizden korumak için gerekli. haliyle herkes maske takarsa faydası katlanarak artacak. bununla birlikte bir takım sıkıntılar da söz konusu değil dersem yalan olur...
öncelikle belirtmek isterim ki nano teknolojiyle üretildiği söylenen ve yıkanabilen bez maskelerin benim bildiğim kadarı ile bir koruyuculuğu söz konusu değil. çünkü öyle bir teknoloji yok. eğer olsaydı sağlık çalışanları yıllardır kullan at maskeleri kullanıyor olmazlardı. birileri onlar için çok daha önce sürekli kullanılabilir maskeleri üretirlerdi. ama yok...
dikkatimi çeken bir diğer mevzu, maskelerin saçma sapan takılması. pek çok insan maskeyi burnu dışarıda olacak şekilde sadece ağzına takıyor. yani? virüs "aa burada sümük var ıyk!" diyip burundan girmeyecek mi? mantığını anlayamıyorum.
bir diğer konu ise, bez maskelerin sürekli kullanılması. yani aynı cerrahi maskeyi sürekli kullanmak. bu noktada bez maske ile ilgili bir bilgi vermem gerekir.
kaliteli bir bez maske mümkün olduğunca küçük gözeneklere sahiptir. ve belirli süre kullanımın ardından hali hazırda küçük olan bu gezenekler nefes alış verişi sırasında oluşan vakum etkisi ile zamanla kapanmaya başlarlar. yani zamanla bez maskenin nefes almayı güçleştirecek hatta imkansız hale getirecek kadar tıkanması gerekir. haliyle eli yüzü düzgün bir bez maske, işe yarıyorsa, gözenekleri kapanacaktır. halı silker gibi silkerseniz ya da yıkarsanız muhtemelen gözenekleri açılır. ancak, bu durumda da gözeneklerin deforme olup maskenin iş göremez hale gelmesine sebep olursunuz. yani tutması gereken partikülleri geçirmeye başlar. işte bu nedenle aynı bez maske sürekli kullanılamaz. maksimum 8 saat civarında bir kullanımın ardından değiştirilmesi gerekir.
özetle, lütfen bez maske diye yıkanabilir ürünleri kullanmayın, lütfen aynı bez maskeyi sürekli kullanmayın ki kullanabiliyorsanız zaten o maske aslında yıkanabilir maskeden çok da farklı değildir ve lütfen maske kullanırken burnunuz dışarıda kalmasın...
takması ne kadar zor olsa da işime geliyor. Virüsten korunma kısmını demiyorum ama. Sevdiğim bir aktivite olarak, Yolda yürürken dinlediğim şarkılara sessiz playback yapıyorum ve kimse farketmiyor. Bulunmaz nimet:))
en sonunda bazı illerde zorunlu hale geldi. sanıyorum. emin de olamıyorum. çünkü parça parça zorunlu oldu. hani bir tanesi de çıkıp maske takmayan dayıyı kepçe ile yakalamaya çalışan çinli güvenlik görevlisi dayıları izlememiş. üç dört ay önceki falan video idi...
valla çok komik ülkeyiz ya. aylardır yazıyorum bu mevzuyu. ve sonunda bir yerlerde zorunlu oldu... galiba?
şimdi şöyle anlatayım. çin sars salgınını yıllar önce yaşadı. ve o salgın döneminden beri çinliler arasında yıllardır maske kullananlar var. çünkü beslenme ve hijyen alışkanlıklarının, bir de üstüne dünyanın en kalabalık ülkesi olmalarının yeni hastalıklara sebep olabileceğini biliyorlardı. yanılmadılar da. sars hastalığının daha beteri ortaya çıktı. daha beter olmasının sebebi ise sars kadar ölümcül olmaması idi. sars gibi hastayı bir kaç gün içinde sokağa çıkamaz hale getirmiyordu. haliyle hasta dışarı çıkıp çok daha fazla insana bu hastalığı bulaştırabiliyordu. ve beklenen oldu, hastalık tüm dünyaya yayıldı...
hastalığın çıkış noktası olan çin'de beyan edilen vaka sayısı 83,325. hadi diyelim ki yalan söylüyorlar. en az bunun 10 katı olsun. 833,250 vaka olsun. doğru olduğunu sandığımız rakamı çin nüfusuna oranlarsak 100,000 de 58 gibi bir vaka oranı buluruz. yani, ilan edilenin 10 katı vaka olduğunu varsaysak bile her 100,000 çinliden 58 tanesi hastalandı diyebiliriz.
peki bizde oran ne? resmi rakamlara göre 184,031 vakamız var. nüfusa oranlarsak 100,000 de 218 yapıyor...
yani, hastalığın çıkış noktası olan çinde ilan edilen resmi rakamın on katı ile bizim ilan edilen resmi rakamımızı doğru kabul ederek karşılaştırıp nüfusa oranladığımızda, 3,75 kat fazla vakaya rastlandığını görüyoruz. (ki çin için de resmi rakamı dikkate alırsan 37 kat olur.)
peki bu bariz farkın sebebi ne? en az yarısı bez maske.
çin, ilk günden zorunlu tuttu. biz, "olm adamlar 10 kuruşluk beze 1,5 lira ödüyorlar!" diye elimizdeki maskeleri çin'e sattık. sonuç ortada.
bez maske bu süreç boyunca her ilde zorunlu olmalıdır. çünkü asıl işlevi sizi hastalıktan korumak değil, diğerlerini sizden korumaktır.
covid 19 nedeniyle ev dışında her yerde kullanılması gerken bir koruyucu. süreç uzadıkça türlü renk ve desende maske türedi piyasada. bu aralar birdenbire çevrenizde pembe maskeyle gezen insanların sayısı artabilir. meme kanseri farkındalığı için bu yılın kampanyası pembe maskeymiş. facebooka sütyen numarası yazmaktan daha makul geldi.
gözlük kullanan insanlar için tam bir işkence olan gereç. ne yapsam da en fazla 1 dakika sonra gözlerim buğulanıyor. diğer gözlüklü kişilere bakıyorum ama nasıl oluyorsa hiçbirinde buğulanma olmuyor. denemediğim yöntem kalmadı.
ipleri bazı canlılara zarar vermekte olan maske türü. Bu sebeple kapalı bir poşetin içine atılmayacaksa iplerini koparıp atmakta fayda var.
Zaten kapalı poşete atılması en mantıklı olanı. Çoğu kişinin aksine en başından beri tıbbi atık muamelesi yapıyorum bu ürüne.
Bu sebeple de koluna maske takanların 3 metreden fazla yanına yaklaşmamak için sokaklarda slalom yaparak yürümeye çalışıyorum. Yaptığınız işi şey edeyim koluna maske takanlar...