1. Hakkında birçok efsane dönen organ.

    Bunlar arasında en yaygın olanlardan biri sanırım beynin sağ lobu ve sol lobu efsanesi. Yani sayısal ve analitik düşünmede başarılı birinin beynin sol lobunu, müzik, resim gibi sanatsal alanlarda başarılı kişilerin ise beynin sağ lobunu baskın/etkin bir şekilde kontrol ettiği söylentisi.

    Aslında %100 yanlış demek doğru olmaz, araştırmalar gösteriyor ki bazı işlevler beynin sadece tek bir yarımküresinde meydana geliyor fakat aynı araştırma sonucunda bilim insanları beyni 7000 farklı bölgeye ayırarak hangi bölgenin ne kadar özelleşmiş olduğunu anlamaya çalıştılar. İlgili makale

    Bunun yanında ların ve ların beynin iki tarafında da sürekli bir bilgi, sinyal, veri akışı sağladığı da bilinen bir gerçek.

    bu konu ile ilgili bulabildiğim kaynaklar;

    www.zaferdergisi.com/...
    bilimfili.com/...
    evrimagaci.org/...
    www.bbc.com/...

    Gelelim ikinci efsanemize, kişisel gelişim fetişistlerinin her fırsatta bilimin kabul ettiği bir gerçekmiş gibi yansıttığı efsaneye; yani ''olm beynimizin aslında %10'unu kullanıyormuşuz, Aynştayn fazladan %2'sini kullanıyormuş.'' efsanesi.

    Bu efsanenin başlangıç noktası yamulmuyorsam 1890'ların sonu, 1900'lerin başında yazılan bazı kitaplar ve bilimsel araştırmaların yanlış anlaşılması. 'in ''Çoğumuz zihinsel potansiyelimizi kullanmıyoruz.'' sözünün farklı yerlere çekilmesinin de payı büyük. Hatta bu yüzden başta olmak üzere birçok bilim adamına yanlış atıflarda bulunulmuştur. Wiki'de konuyu özetleyen bir makale

    Bu iddiayı körükleyen ve küresel bir yanılgı haline gelmesine neden olan bir diğer şeyse 2014 yapımı filmi. Filmde karnına yerleştirilen uyuşturucuların bilmem ne bilmem ne olması ile beyninde aşırı gelişme sağlayan ve yavaş yavaş beynini %100'ünü kullanan hanım ablanın hikayesi anlatılıyor. Bilim kurgu bile denemeyecek kadar çöp bir şey.

    tr.wikipedia.org/...
    griceviz.com/...
    evrimagaci.org/...
    www.youtube.com/... (1 saat süren ve gayet bilgilendirici bir video. Serkan hocanın eline sağlık.)

    Sanırım beyin hakkındaki birçok şehir efsanesinin en yaygın iki tanesi çoktan çürütülmüş fakat uzun süre boyunca bu iki efsaneye inanılacak gibi görünüyor. Ayrıca beyninizi sevin.
    #265792 albaykus | 4 yıl önce
    3organ 
  2. lezzetli bir sakatat. Haşlatılarak pişirilir.

    Yöntemler size kalmış, bazıları önce zarı soyar sonra haşlatır, bazıları zar ile birlikte haşlatır. Annem pamuklu bezden bir keseye koyarak haşlatırdı.

    Önerim zarı soymadan, mümkünse kese içerisinde haşlatmak. Çünkü fazla haşlanınca dağılıyor. Deli dana gibi hastalıklar nedeniyle insan tedirgin oluyor; 10 dakika haşlatın diyen var içime sinmiyor. Daha uzun süre haşlatılmalı, dağılmaması için de kese içerisinde haşlatılmalı bence.

    Haşladıktan sonra soğuk yenir. Az haşlatırsanız dilimlenebiliyor ama çok haşlatınca dilimlenirken eziliyor. Ezilsin varsın. Karabiber ile çok güzel gidiyor. Üzerine zeytin yağı ve limon sosu dökülebilir, o da güzel oluyor.

    Ekmeğe sürüp yenebiliyor, kahvaltıda keyifle yenebilen yiyeceklerden.
    #119883 Keltox | 6 yıl önce
    4organ 
  3. mutluluğun da mutsuzluğun da kaynağıdır. o'nu düşünüp, kalbe 20.000 santigrat derece ateşi döküp yanmasını söyleyebilir mesela.
    elinizden birşey de gelmez. ibnenin önde gidenidir diyebiliriz. (homofobi olarak bakmayın, yeri geldi diye)

    kendinin nasıl bir şey olduğunu çözmeye çalışan bir şey düşünün yahu. mesela şu an övdürüyor bana kendini, üstelik bunu da ispiyonlamamı isteyip yazdırıyor namussuz.
    cehalet mutluluktur diyen zat-ı muhterem -artık bilerek mi bilmeden mi bilmiyorum- nasıl derin bir laf etmiş, bunu düşünen organımızdır.

    her daim "tüm vücudumuzdaki düzenlemeyi yapar, diğer organlarımızın çalışmasını sağlar..." gibi cümlelerle tanımlanıyor bize fakat çok eksiktir.
    bize istediğini yaptırırp, bir de ikna ediyor. sonra yaptığımızın yanlış olduğunu yine o anlayıp "ah keşke...", "hay eşek kafam nasıl düşünemedim!" gibi cümleler kurdurtup hatayı bizim üzerimize atıp kabullendiriyor.

    öyle zannediyorum ki fena bir kerizleme durumu mevcut. hayır bilincimiz var, her koyun kendi bacağından diyoruz da... robot muyum ulan ben! kölen miyim senin!
    bak görüyor musun? üstüne gidince de canımızı sıkacak odalarına giriyor zihnimizin. büklümlerini ısırdığımın bilinmezi.
    #111233 Tukenmekte olan kisi | 6 yıl önce
    0organ 
  4. Teknik olarak herkeste bulunan, pratikte ise üzen.
    #119920 petra von kant | 6 yıl önce
    2organ 
  5. aslında aya hiç gidilmedi bizi skiyorlar diyenler ve beynimizin aslında yüzde onunu kullanıyormuşuz diyenlerin sığlığı ortak beyinsizlikten gelir.

    sanırım beyin için var olmuş en karmaşık yaşam sistemi diyebiliriz. tanımdan sonra meramıma geçebilirim.

    yatay solucan diye muhteşem bir hayvan çeşidi vardır. yatay solucan hayvanı aslında hala olmaması gereken bir hayvandır. antik muhteşem bir canlıdır kendisi. sudan çıkıp karada yaşam başladıktan sonra, aslandan insana bütün omurgalı varlıkların ortak atasıdır. öz be öz dedemizdir.
    geçenlerde bu hayvan üzerinde yapılan bir deney okudum. anlayabildiğim kadarıyla aktarmak isterim.

    yatay solucan hayvanlarını ortadan ikiye böldüğünüzde iki parça ve iki şahıs solucan hayvanı olarak yaşamlarına devam edebilirler. bu hayvan dedelerimiz gün ışığından çok korkarlar. haliyle ışıkta avlanamazlar da. bilim adamları bunlara ışıkta avlanmayı öğretmişler. bu mazlum hayvanlar da beyin yoktur. beyin yerine kafa kısmında tek bir hücre mi ne var. o kadarı aklımda kalmamış. buna benzer bir olay var işte. fakat ilkel de olsa bir sinir sistemine sahipler elbette. bu hayvanlarımızın bir özelliği de ortadan ikiye böldüğünüzde, yaşamlarını iki solucan şahıs olarak sürdürebilmeleridir. bilim adamları da bunları gün ışığında avlanabilecek şekilde eğittikten sonra ortadan ikiye bölüp gözlemlemişler. kafa kısmı kalan solucan şahıs haliyle öğrendiği davranışı devam ettirebilmiş. zaten bugüne kadar yaygın biliş öğrendiklerimizi beynimizde depoladığımızdır. fakat ilginç olan göt kısmı kalan solucan şahıs da öğrendiği davranışı devam ettirmiş. bugün bilim insanları hafızanın salt beyinde değil acaba hücrelerimizde de depolanıyor mu ayağına uzun uzun beyin yormaktalar. bu arada ilk gençliğimde değerli bir devrimci büyüğümüz bana şöyle demişti. ''beyin yoruldukça gelişen bir organdır'' devrimci büyüğümüz haklıdır.

    bu deney bana uzun zaman önce okuduğum bir bilimsel çalışmayı hatırlattı. cinayet sonucu öldürülen bir insan kalbi, kalp ihtiyacı olan bir dönora takılır. ve bu dönor katili rüyasında görerek cinayeti aydınlatır. bilimde bugüne kadar muaama olan bu sorunsalın cevabı da yukarıda anlattığım deneyde saklı olabilir. veya olamaz ben götümden de uyduruyor olabilirim.
    #161477 memosh usta | 5 yıl önce
    0organ 
  6. yer yer kendi kafasına göre çalıştığına inanmanın güç olmadığı, insanın yediği-içtiğinden doğrudan ve anlık olarak etkilenen, insanın kurduğu hayallerin ilk ve ebedi katili.

    "ay sonunu nasıl getireceğim? daha başı sayılır" diye düşünürken " mi lazım abi?" der ve ortamı bombok eder; "şimdi sakin olmalı ve uygun bi' dille bu işin böyle yapılacağını belirtmeliyim" diye düşünürken "hımm, gerekiyor sanırım" der ve kendinizi "sizin ağzınızı yüzünü, dalağınızı keserim lan, insan gibi yapın şu işi" diye bağırırken bulursunuz; "romantik ortam yapayım, 2 kadehle eski güzel anılarımı anıp mutlu olayım" derken " reaktörünü tam güç çalıştırın!" emri verir ve kendinizi günün ortasında dinlerken, dayınızı gömdüğünüz anda bulursunuz; "bu konu şöyle de açıklanabilir mi ya? biraz yan okuma yapmam lazım. dopamin gönder bana reyiz" diye düşünürken "göz yaşı bezini sonuna kadar doldurun" der ve akademik bilgi ararken fonda türk sanat müziği dinlemeye başlarsınız; "toplantıya yetişmem için 15 dakikam var, hızlı hareket etmeliyim" diye düşünürken " salgılatıyorum, hazır ol vücut" der ve uzun süre geçmeyeceğini bildiğiniz ereksiyonu gizlemek için ne giyeceğinizi düşünmek bile 15 dakikanızı alır.

    vücuttan bağımsız olsa daha rahat edebilirdim (evet, aynen şöyle ). kendi halinde çalışmaya devam edebilir, üzerine farz olmayan işlerin tüm sorumluluğunu da kendisi alır, hayatım daha rahat olabilirdi. her zaman devreye girmeye can atan beynim, bi' sal artık beni be.
    #280386 lake of the hell | 2 yıl önce
    0organ 
  7. bir zamanlar bebeklere yedirilirdi. ek gıdaya geçtikleri vakit çorbasına beyin katılmasını tavsiye ederdi doktorlar. bir de haşlanıp limon ve zeytinyağı ile meze olurdu. deli dana hastalığı zuhur ettikten sonra sessiz sedasız kayboldu ortalıktan. katiyen yemeyin diyorlar hatta. sakatatın hiç bir türlüsünü tüketmediğim için neye benzediğini bilmiyorum.
    #119871 laedri | 6 yıl önce
    0organ 
  8. Ülkenin yarısından fazlasının enerji tasarrufu amaçlı onun yerine g*tünü kullandığı organ.
    #200293 isthatnotokey | 4 yıl önce
    0organ 
  9. Milyarlarca nörondan oluşan ve kafatası içinde beyin zarı tarafından sarmalanan iki yarım küre şeklinde organizmayı kontrol eden organ. Bütün omurgalı hayvanlarda ve bazı omurgasız hayvanlarda bulunur
    #215905 space station | 4 yıl önce
    0organ 
  10. yapısını çözmenin 200 bin yıl gibi kısacık bir tür tarihine, birkaç asır gibi önemsenmeyecek bir teknoloji ve bilgi tarihine sahip insan türü için oldukça güç olduğu organ.
    #226682 birp | 4 yıl önce
    0organ 
  11. bende olmayan şey, galiba
    #58806 canarslan12 | 7 yıl önce
    0organ