1963, istanbul doğumlu, selahattin pınar'ın, müzeyyen senar'ın yetiştiği istanbul üsküdar musiki cemiyeti'nde eğitim almış, şarkıları okurken fantezi ile türk sanat müziği* arasında çok fazla gel-git yaşattığı için aslında pek sevilmeyen solist. kendisi bir trt sanatçısı olmadığı için de aslında çok fazla olumsuz eleştiriye maruz kalmış. bence bu eleştirilerin büyük kısmı kendisinin açıklamalarından ötürü oldu. "kaç yaşında olursam olayım, 18 yaşımda hissediyorum", "halâ bakireyim, isteyene kanıtlayabilirim" (gerçi bunun şaka olduğunu, yıllar önce verdiği demeci basının malzeme yapmak için çok uzattığını söylemişti. "40'lı yaşlarımdayım, bu yaşta bakirelik mi kalır yahu" demişliği de var) gibi açıklamaları, özellikle türk sanat müziği söyleyen solistlerin kendisine burun kıvırmalarına yol açmıştı. hoş, hüner coşkuner bunu ne kadar dert edindi; bilmiyoruz.
zamanında arabalara ve paraya aşırı düşkünlüğü magazincilerin iştahını kabartıyordu: link . jet fadıl'la bile adı çıkmıştı: link . erol büyükburç'la düet yapması da elitist tsm ahalisi tarafından afaroz edilmesine sebep oldu. sesini oldukça severim ben. girdinin sonuna birkaç videosunu ekleyeyim.
lanet 2020'nin halen devam ettiğini türk sanat müziği çapında yüze vuran ölümsüz sanatçı.
başlığını neredeyse 2 yıl önce açtığımda (edit: 3 yılmış), kendisini nalan altınörs'le bir gördüğümden, benim için ne kadar değerli bir sanatçı olduğundan, hiçbir ünlüde göremediğim naif karakterinden, kendisiyle her zaman dalga geçebildiğinden, vefa adındaki istanbul'daki semti özellikle tsm yorumcuları çerçevesinde bir duyguya dönüştürebilen ender azınlığın içinde yer aldığından bahsetmemişim. vefat ettikten sonra bunlardan bahsetmem de ikiyüzlülük olacak, biliyorum ama çok doluyum.
miyeloma yakalandığını 10 ay en yakın arkadaşları ve akrabalarından saklamış. modacı ablası deniz coşkuner "çok şaşkınım" diye ağlayarak son günlerini şurada anlatmış (uçankuş tv'nin stüdyodaki 4'lüsü yokmuş gibi dinlemeye çalışın). ikizi ve menajeri saliha coşkuner'in de, hüner çoşkuner'in vefatını öğrendikten sonra kendisini kaybettiğini ve acilde olduğunu söylemiş. "hastaneye farklı isimle yatırdık çünkü o sapasağlam kalkacaktı" derken hıçkırıklara boğuldum ben. kendisinin son 1 yılda neler yaşadığını sadece ablası ve kardeşi biliyor bence. sosyal medyada "zaten büyük lezbiyendi", "keşke tedaviyi reddetmeseydi" gibi piç piç yorumlar sıçanları da okuduktan sonra, dün işten eve gelirken rakı aldım. kötülüğün bu denli somutlaştığı anlarda savaşmak yerine, insanın kendisini zehirlemesi daha mantıklı sonuçlar doğuruyor (özlem çekmek, hasret gidermek, saf anılarla birlikte sevdiceği yad etmek gibi). hastanenin yazılı açıklaması da, hastalığının oldukça hızlı ilerlediğini gösteriyor.
hüner coşkuner'in müthiş bir hayvan ve insan sevgisi var (vardı diye bi' şey yok çünkü ölümsüz olanlar ölmez). engellilere karşı yürütülen maddi kampanyalara dünya kadar bağış yaptığını bile pek fazla kişi bilmiyor. şu na bakıp bakıp duygulanmamak mümkün değil. evinde gırla evcil hayvanı olduğunu ve vasiyetinde onların sahipsiz bırakılmamasını istediğini de gene ablası anlatmış. "şok! şok! şok! vasiyetinde küpeleri var!" gibi gene piç piç clickbait haberlerine ve videolarına bakmayın siz. of, bu kadar ayrıntı yazmayacaktım, yarınki yayında kendim anlatıp ağlayacaktım. kulzos var oldukça bu girdi burada kalacak demek oluyor artık.
yeni albüm çıkarmak için evine stüdyo kurulmuş ve düşünülen bütün şarkıları okumuş. sanırım miksaj kısmına gelinmiş. büyük ihtimalle bu yaza doğru bu albüm de büyük bir hype'la satışa çıkacak. kusura bakmayın ama almayanı, çevresindeki eşe dosta da hediye etmeyeni siksinler. kendi kendine diva diyen, bu sözümona divalıktan ötürü de çevresindeki görünmez kibir kalkanı hiçbir zaman kırılmayacak, bi' oturuşta 20 kilo et yiyebildiğini magazincileri çağırıp belgeleten kendine sanatçı diyen insancıkların, hüner coşkuner'in alçakgönüllülük içinde yüzen hayat ayrıntılarına bakıp, diz çöküp tövbe izlemeleri gerek (edit: tövbe izleseler de olur, değiştirmiyorum). yahu, hangi ünlü tsm sanatçısının 10 ay boyunca farklı isimle hastanede kaldığını okudunuz? hangisi kameraların olmadığı yerlerdeki yardım kampanyalarının lokomotifi olmuş? hangisinin vasiyeti "yoksullar, perişanlar, sahipsizler yalnız kalmasın" olmuş (burada müslüm baba'yı anmazsam olmaz)? bu gözyaşları senin pamuk gibi olan, naif yüreğin için be hüner'im.
seni unutmak değil, her daim hatırlamamak günah. valhalla'daki sevdiğim müzisyenlerin hepsine bol bol selam söyle, artık ağrımayan sırtını da lemmy'nin viski kokan vücuduna dayayıver artık. bir yudum huzur, özellikle ölümsüzlere lazım. seni dinlemekten de, sevmekten de vazgeçmeyeceğim.
ölümü yüceltmeyi sevmiyorum. "57 yaş"ın bazı ölümler için bile erken olduğunu düşünmediğim bir an bile yok son 2 gündür. ciğerim soldu be. gene de mutluyum. gittiğin yerde, bu boktan dünya'daki son 1 yılında çektiğin acıları çekmeyeceğini umuyor ve mutlu oluyorum.