1. hatırı sayılır bir hayran kitlesine yaklaşık 40 yıldır sahip olmayı sürdüren ender heavy metal gruplarından biri olan 'nün 2001'de satışa sunulmuş the dirt: confessions of the world's most notorious rock band adlı otobiyografik romanından doğrudan uyarlanan, hakkında 'nin "netflix bu işi üstlenmeseydi, biz aktör seçimlerine bile 10 yıl sonra geçebilirdik" diyerek neredeyse 20 yıllık bir üretim süreci olduğunu açıkladığı 2019 yapımı film. affetsin; genel olarak metal hakkında en iyi belgeseller olarak nitelendirebileceğim ve 'tan bile daha çok içime sinerek, daha keyiflenerek izledim. heavy'ye yakın ve yatkın metalciler için bundan daha iyi bir belgeselimsi film ortaya çıkmadı henüz. burası oldukça net.

    mötley crüe özellikle '80'ler heavy'sini seven metaldaşlar için glam ile speed metal arasına sıkışmış gibi görünen, solisti 'ın grubun genel karakterini yansıtamadığı için çokça eleştirilmiş, belki de en iyi heavy metal davulcularından biri olabilecek potansiyelini hiçbir zaman ortaya çıkartamamış tommy lee faktörü yüzünden ve gibi başaltı grupların hiçbirine doğrudan rakip olamamış bir grup. ergenliğimde edindiğim 5 albümlerini döndüre döndüre, saatlerce dinlemiştim. hayat hikayeleri birbirinden beter olan ve her biri dışarıdan bakan bir çift göz için rahatlıkla ilham kaynağı olabilecek bu grubu derinlemesine inceleyen ve haklarındaki efsaneleşmiş anılarla anlatan bir film olmuş the dirt. 'in, annesini 10'lu yaşlarında gerçekten de bile isteye hapse attırıp attırmadığı, sixx olarak ismini değiştirdikten hemen sonra eski kimliğini bizdeki nüfus müdürlüğüne benzer bir yerin içinde yakıp yakmadığı, grubun ile çıktığı uzun soluklu amerika turnesinde yaşadıkları onlarca olayın doğru olup olmadığı, 'ın yıllar içinde fosilleşip beton gibi sert bir hale geleceğini doktorlardan öğrendiği belinin gerçekte böyle olup olmadığı gibi birçok ayrıntıyı canlandırmayı da unutmamışlar. the dirt, aslında ile aynı zamanlarda vizyona girecek ve ona rakip olacaktı. keşke olsaymış da, eğlenceli ve gerçek müzik belgeseli nasıl çekilir; vizyona nasıl sokulur; filme konu olan grubun şarkıları filmin içine nasıl yedirilir dersi verseymiş... rockla, metalle alakası olmayan ve bohemian rhapsody'yi izledikten sonra ağızlarında buruk bir tat kalmış izleyicilerin the dirt'ü kesinlikle izlemesi gerektiğini düşünüyorum.

    filmle ilgili aktarmak istediklerimi sözlükte bulunmadığım dönemde kağıda yazmıştım. o kağıdı bile, filmi izledikten sonra mötley crüe komasına girip kafa sallarken fırlatıp atmışım; bulamıyorum. filmin imdb'deki trivia sayfası ndaki bilgiler nefis. ama filmi izledikten sonra okuyun çünkü korkunç boyutlarda spoiler alırsınız. ayrıca fragmanını da izlememenizi öneririm. filmin tamamına yakınındaki eğlenceli yerlerin hepsi fragmanda bulunduğu için izleme zevkiniz illa ki azalır. bunları uyarı olarak sıraladıktan sonra, oyunculara geçeyim:

    rap'ten nefret eden biri olarak, tommy lee'yi canlandıran ünlü rapçi 'nin müthiş bir performans gösterdiğini yazmazsam olmaz. lee'nin "benden daha iyi ben oldu. bazı sahnelerde 30 yıl öncesine dönüp kendimi onu izlerken kahkahalara boğulmuş halde gördüm" demeci var. lee'nin savruk, çevresindeki hiçbir şeye yeterince önem vermiyormuş gibi görünen, davuldaki ataklarda ise kendinden geçen halini bu taramalı rapçi mükemmel canlandırmış. nikki sixx'i canlandıran 'un görsel olarak sixx'e pek benzememesi (özellikle dudakları) filmin açılışında biraz rahatsız ediyor ama annesi ile aralarında geçen meşhur otel sahnesinde benim gibi hemen hemen bütün crüe hayranlarının içini rahat ettirdiğine eminim. ayrıca sixx ile annesi deana'yı canlandıran, yıllar önce yer aldığı ile gönlüme çiviyle çakılmış afet arasındaki uyum(suzluk) da filmin akıcı ve gerçekçi görünebilmesini sağlayan temel dayanak noktalarından biri. mick mars'ı canlandırabilecek aktör arayışlarında uzun süre sıkıntı yaşayan grubun imdadına kendi isteğiyle koşmuş, 'tan hatırlayabileceğiniz da donukluğuyla rolün altından kalkmış. filmin yan rollerinde ufak tefek gerçek dışılıklar var ama özellikle ozzy ile turne sahnesinden sonra film öyle bir hızla akıyor ki; hataymış, bokum gibi oyunculukmuş, yan rollerin derinliğindeki tutarsızlıklarmış; bunların hiçbirini önemsememeye başlıyorsunuz.

    the dirt'le ilgili en büyük eleştiri, birçok yerde yazıldığı üzere, şu: "neden filmi 4 saat yapmadınız?". filmin ham halinin 3 saatten biraz fazla tuttuğu ve yaklaşık 2 saate haftalar süren bir çabayla düşürüldüğü de, bu eleştirinin dayanak noktası. ayrıca, crüe'nün hit olmuş çok fazla şarkısı bulunduğu için filmde yaklaşık 15 şarkısının kullanılmış olması (saydım, 16 crüe eseri var filmin içinde), filmi izlemiş hemen hemen hiçbir hayranına yetmemiş. sixx'in modern metal sularını hissettiği etkisinin çığ gibi olmasından önce grubun bütün müzikleri üzerinde tam yetki alabilmesi ve tabii ki grunge ile ilgili yapılmış gırla atıf da filmin kıyıda köşede kalmış nefis ayrıntıları. bir ayrıntı daha var. bunu yazıp yazmamak arasında tereddüt ettim çünkü filmi izlerken keyfiniz kaçmasın, merakınız azalmasın istiyorum. ama yazacağım ve sizi o kadar da etkilemeyeceğine inanıyorum: the dirt, zaten crüe elemanlarının hepsinin yazdığı bir hayat hikayesinden uyarlandığı için gerçek/yalan ve abartma/uydurma dengesi çok iyi kurulmuş. bunun üzerine, filmdeki crüe şarkılarının birçoğunu grup elemanlarını canlandıran oyuncu ekibinin öğrenip çalmış olması gerçekten de gözlerimi yaşarttı. düşünün ki; ünlü bir rapçisiniz, aktörlüğünüz de pek bilinen bir şey değil. efsanevi bir heavy metal grubunun hayatını anlatan filmde önemli bir rol alıyorsunuz ve kendiniz "şarkıları çalmayı öğrenebilirim" diyerek öneride bulunuyorsunuz. iş ahlâkı bu olsa gerek, di' mi? crüe şarkıları çalarken lee'nin bu taramalı rapçinin çaldığı bölümlerde kafa sallayıp mutlu olduğu, sixx ile yan yana onları izlerken tempo tutup keyiflendiklerini gösteren bir video da var youtube'ta. bu bile filmin profesyonel bir çaba ve tabii ki metal ruhuyla üretildiğini özetliyor bana göre.

    çok gaza gelip the dirt'ü biraz abartmışım gibi görebilirsiniz ama yanılıyorsunuz. ucundan kıyısından biraz '80'lerden, biraz glam metalden, biraz rock 'n roll kültüründen ve biraz da şarkılı filmlerden (müzikal değil) hoşlanıyorsanız, açın, keyifle izleyin. filmin 18 yaş sınırı yok ama siz gene de küçük çocuklarınıza izletmeseniz daha iyi olur.

    afiş

    türkçe altyazılı fragman
    #141103 lake of the hell | 6 yıl önce
    0film