Ali Koç, mükemmeliyetçi bir zihniyetin tezahürüyle yoğrulmuş. Yönettiği, sorumlu olduğu, ortağı olduğu tüm şirketlerin işlerini yapmadan evvel müthiş bir fizibilite sınavından geçiriyor. Bu tarz insanlar sağlamcıdır. Yönettiği şirketler adına bir yatırım yapacaklarında, gerekiyorsa kılı kırk yararlar zira ortada milyonlarca lira söz konusudur. İtibarları ise paradan önde gelir. Şu işi yaparsak ''bize ne katar, bizden ne götürür'' bu adamın ve ailesinin en temel sorusudur herhalde. Her işi araştırma ve geliştirme ile fizibilite çalışmalarına dayanan bir insan, bir spor kulübüne başkan olursa, orada da aynısını yapar yahut yapmaya çalışır. Normal koşullarda olması gereken de budur ama bunu çok büyük bir bütçen var ise uygularsın. Fenerbahçe gibi bütçesi sıkıntıda olan ve hızlı hareket edip başarıya ulaşması gereken bir kulüpte transfer konusunda kılı kırk yarmak için öncelikle iyi bir kadron olması lazım. Onlarca eksik varken bu kadar yavaş davranırsan, geçen seneki durumun aynısını yaşar ve nerede kötü oyuncu varsa onu alırsın. Şükür ki bu yıl, geçen seneye nazaran eli yüzü düzgün oyuncular alındı. Buna rağmen takımda büyük eksiklikler göze çarpıyor. Örnek vereyim. Fenerbahçe, roma'nın satın aldığı genç Türk stoper mert çetin ve kulübüyle anlaşmış ancak; Ali Koç'un daha iyisini almak için bekleyelim ve araştıralım talimatları dolayısıyla elden kaçmıştır. Kolarov ha keza öyle. Luiz Gustavo da. Her iki oyuncu da transfer sezonunun başlarında çok kolay alınabilecekken, Ali Koç bekleyerek işi zora soktu. Bu süreçte, Hem oyuncuların talibi arttı hem de menajerlerin ve kulüplerin fiyat yükseltme oyunları başladı. Yumurta kapıya dayanınca faaliyete geçildi, bu sefer de elde para yok. Geçen yıl anlaştığı Vedat'ı bile Galatasaray'a kaptırıyordu Ali Koç. Yani Galatasaray araya girmese belki alamayacaktık Vedat'ı ya da çok daha geç alacaktık. Spor kulübü yönetmekle holding yönetmenin aynı olduğunu sanıyor diye düşünüyorum. Yaklaşık 2 hafta önce bir açıklama yaptı kendisi. Transfer sezonunun son günlerine kadar bekleyeceğiz transfer yapmak için diye. Korkunç bir açıklama bu. İlgilendiğin oyuncuları alamama ihtimalin var, rakiplere kaptırma ihtimalin var, rakibin olmayan başka takımların o oyuncuları transfer etme durumu var... Aceleci değil, hızlı hareket etmek zorunda ama bunu etrafında ona söyleyen kimse yok herhalde. Kendisini bu ülkeye kattığı değerler ve de büyük bir atatürk sevdalısı olmasından ötürü çok seviyorum ancak çok yanlış hamleler yapıyor. Böylesine yüksek sükse yapmış bir insanın yönettiği diğer şirketlere nazaran küçük kalan Fenerbahçe'yi, deyim yerindeyse kaos ortamıyla ve yavaş bir karar mekanizmasıyla yönetmesini aklım almıyor.
kendisini seviyorum. (o ne ya? ne saçma giriş oldu? gidip bir çay mı içelim? seviyorum nedir? tanıyorum da sanki... tekrar deneyeyim.)
kendisi hayranlıkla takip ettiğim bir insan. (oldu gibi?) benim düşünceme göre her spor kulübünün başında benzer vizyon ve nitelikteki insanlar bulunmalı. yani bir yerlere gelmek için başkanlık etiketine ihtiyaç duymayan, tek amacı taraftarı olduğu camiayı yüceltmek olan insanlar.
özetle, daha önce de yazdığım gibi, takdir ettiğim bir insan kendisi. lakin, son dönemde özellikle fatih terim ile ilgili söylemleri, bana kabak tadı verdi. internette ali koç hakkında ne yazılmış diye arayan bir ekibi varsa lütfen kendisine şu yazdıklarımı iletsinler. ali koç, sen fenerbahçe'nin başkanısın. bir teknik direktör, senin muhatabın olmaz, olamaz. hatta o seni muhatap alıyor olsa bile kale almaman gerekir. fenerbahçe başkanının bir teknik direktörü muhatap alması, hakkında olumsuz konuşsa bile, o teknik direktörü yüceltir. fatih terim ne kadar çok başarıya imza atmış olursa olsun, herhangi bir camianın başkanlık makamına denk konumda değil. lütfen artık bırak, bırak ne hali varsa görsün. adam zaten hayali bir düşman yaratıp onunla mücadele ederek motive oluyor. bırak kendi hayali düşmanlarıyla boğuşsun.
"takımdan ayrıldığı açıklanan hoca takımıyla yarı final maçına çıkar mı?" sorusu da kendisi hakkında durmadan konuşanların gündeminde yer tuttu. ki aslında bu, semih özsoy tarafından net bir şekilde cevabı verilmiş bir soruydu.
ali koç bazı şeyleri farklı yapmak için geldi ama maalesef pek çok şeyi farklı yapamadı. çünkü, sistem buna izin vermedi. soktuğu çomak, kovandaki arıları rahatsız etti. ama ersun yanal'ı ayrılacağı açıklandıktan sonra son bir maça daha çıkartması, onun kafa yapısına umutla bakmamı sağlıyor.
önce şunu izah edeyim. ayrılan bir teknik direktör bir maça daha çıkabilir. başkan ve yönetim için bu uygunsa, kendisi de kabul etmişse, gerisi onların bileceği iş. ha ben çıkmasın isterdim. bir maç daha bizi kanser etmesin isterdim. çıktı. yine kadro tercihleriyle kanser etti. ve gitti.
başarılı olamadı. evet. en çok eleştirenlerden birisiyim. ona da evet. ama adam, ayrılmak istedi diye bir günde takımını mı satacaktı? ayrılmak istedi diye saçma bir iş mi yapacaktı? yani, üç gün önce takımı emanet ettiğin adam, kendi isteği ile gittiği için takıma zarar mı verecekti? hadi bu bakış açısıyla bakmayalım. diyelim ki teknik direktörsüz çıksın son maça. yarı finale. daha iyi bir sonuç alacağının garantisi mi vardı? teknik direktör gitti diye birden bire fenerbahçe uçmaya mı başlayacaktı?
çıktı, yine inandığı sistemle oynadı, 2-1 maçı kaybetti. inancındaki inadını saçma bulsam da kendi kafasındakine güvenmesine saygı duymaktan başka çare yok. ve ona bu imkanı ali koç ve yönetim verdi.
peki ne dedi semih özsoy? aynen alıntı yapayım:
"Veda gecesinde hocamıza teşekkür etmek istiyoruz. Görevden gittiği halde maça çıkarttığımız için eleştirilmiştik ama hocamız son ana kadar menfaatlerimiz için mücadele etti. Antalya'da, bir locadan veda etmek olmazdı. Ne bu anlaşma sırasında, ne de süreçte parayı gündeme getirmedi. Hiçbir zaman taleple karşılaşmadık. Kariyerinde, özel hayatında başarılar diliyoruz. Ersun Yanal ile ayrılık kararı Fraport TAV Antalyaspor maçından sonra alındı."
neymiş, ersun yanal'ın vedası tribündeyken değil, sahada takımının başındayken olmalıymış. oldu da.
taşın altına eline soktuğu için her başarısızlıkta istifaya davet edilen adam. neymiş misal, 20 yıldır cimboma kaybetmiyorken kaybetmişiz. o 20 yılda cimbom kaç kez şampiyon olmuş, sen kaç kez olmuşsun, onun hesabını yapan yok...
ben ali koç olsam çoktan bırakıp gitmiştim. aslında bırakıp gitmeyi bırak, baştan hiç bu işe soyunmazdım. çünkü aklı olanın uğraşacağı bir şey değil. nitekim varını yoğunu ortaya koysan da birileri çıkıp laf edecek bir şey bulur. ki sağolsun o da laf edilecek bir şey aramasın insanlar diye laf edecek bir sürü şey sundu...
velhasıl kelam, işi zor. lakin ben fenerliyim diyen herkesin anlaması gereken mevzu şu, ali koç kadar geniş maddi imkanlara sahip olup bu yükün altına girmeyi göze alacak başkası yok. git sor bakalım murat ülker'e veya ferit şahenk'e, mali açıdan kulüp bu durumdayken gelip başkanlık yaparlar mı?
fenerin geleceği için fırsattır. dilerim yılmadan yoluna devam eder. nitekim görebileceği başka dip kalmadı.
Senin de dediğin gibi 'Onurlu' olmanı, sözünü tutmayı zaten beklemedik, beklemeyiz. Neyse başkan, konu bu değil; sana üzücü bir haber verelim.
Küçük kardeşin bugün yine küme düştü. Ali Kıratlı'ya, bülent uygun'a bir selam söyle; belki bir yardımınız dokunur. Ne de olsa eski dosttan düşman olmaz, değil mi ?
Bundan 6 yıl önce, tam da 4 Nisan 2015 günü akşamı türkiye'nin teksas'ı Trabzon'da takım otobüsü kurşunlanmış fenerbahçe spor kulübünün şu anki başkanı. Göt yakar.
"bielsa kalibresinde bir teknik adam" dedikten sonra vitor pereira'yı getirerek fenerbahçelilerin büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına sebep oldu. bir yandan da aziz yıldırım'lık yapmayarak doğruyu yaptı belki de ama yine de geç kaldı.
bielsa kalibresi çok büyük bir söz. ciddi anlamda büyük. hocaların hocası olarak adlandırılan bir adamdan bahsediyoruz. bazen ali koç'un bielsa'nın kim olduğunu bilmediğini düşünüyorum, sonra imkan vermiyorum. belki de o toplantıda bielsa ile bjelisa'yı karıştırdı, bilemiyorum.
haziran başıydı o toplantı yapıldığında. emre ile yolları ayırdıklarını söyledi ki sonuna kadar haklıydı bence. yabancı bir teknik adam dedi ki bu konuda da kendisine hak veriyorum. nitekim 4231 haricinde bir şeyler oynamayı deneyecek birilerine ihtiyaç var. aynı toplantıda en geç haziran'ın üçüncü haftası da dedi. sonra o üçüncü hafta geldi çattı. seçimden sonra, pazartesi günü açıklayacağız dedi. bizzat kendisi söyledi. seçim oldu, kazandı, seçimden sonraki pazartesi geldi ama yok. ha bu arada pek çok ismin türkiye'de çalışmak istemediğini de dillendirmişti... yanılmıyorsam salı günü, anlaşmak istedikleri hocanın sözleşme sürecinin nihayete ermemesi sebepli bir süreç uzamasından bahsedildi kulüp kanalıyla. ona da eyvallah dedik ve akla şu isimler geldi. nuno santo, paulo fonseca, marcelo bielsa. çünkü üçünün de sözleşmesi 30 haziran'da nihayete erecekti. sürekli ismi geçen marco silva ise boştaydı ve hazırdı. ancak marco silva için bielsa kalibresinde demek zor idi.
sonra ne oldu, fonseca fenerbahçe ile hiç görüşmediğini söyledi ki istediği maaş zaten 6 milyon euro idi. nuno tottenham'dan kaç alıyor bilmiyorum ama mourinho'nun brüt maaşı 15 milyon sterlin civarındaydı. yani nette 8-9 milyon euro'ya geliyordu. bielsa desek leeds'den 9 milyon sterlin brüt alıyordu ki orayla uzatmayı kabul etmedi. haliyle bielsa ya da kalibresi hocaların fenerbahçe'ye maliyeti 6-8 milyon euro civarında bir rakamla mümkündü. fenerbahçe'nin tff limitinin 48 milyon euro olduğu düşünülürse - ki bu limit tl, euro yükseldikçe düşüyor - bielsa kalibresindeki hocaların ücretini ödeyecek gücü yoktu fenerin. işte tam o esnada zaten boşta olan ve feneri beklediği söylenen marco silva da gidip fullham ile anlaştı. ve yine boştaki bir hoca olan vitor fenerin başına geldi.
ali koç'un burada fenerbahçe taraftarı gözünde küçük düşeceğini bile bile bu hamleyi yaptığını adım gibi biliyorum. çünkü bu kadar beklettik insanları, ama elimizde bielsa kalibresinde bir hoca kalmadı, verelim 10 milyon euro yıllık, getirelim bielsa'yı diyebilirdi. taraftarın gözünde çok şirin olabilirdi. şahsen benim bile beklentim bu idi. ali koç'un aziz yıldırım'lık yapmasını istedim. ama o ali koç'luk yaptı ve çılgın ama süper yerine makul olan seçeneği tercih etti. kendisini küçük düşürmeyi göze aldı. taraftar gibi değil başkan gibi davrandı.
bunu bilmek, yine de kalp kırıklığına engel değil. çünkü sonraki seçenek vitor olacaksa, kendisi erol bulut'tan hemen sonra da gelebilirdi. vitor'un son çare olarak getirildiğinin hepimiz farkındayız. belki de çok başarılı olacak, onu da bilmiyoruz. ama süreç için ali koç'a kırgın ve kızgınız. sonuçta 10 milyon euroluk hocanın başarılı olacağının garantisi olsa herkes hoca ile işi çözerdi...
üç senesi zor geçti, önündeki üç sene daha da zor olacak. geç de olsa başkan ali koç gibi davrandığı için kendisini takdir ediyorum. ancak bu hayal kırıklığımı gidermeye yetmiyor. çünkü alman ya da ingiliz değilim. futbola bu kadar soğuk bakamıyorum.
Bu vizyonla giderse olaganustu kongre karari almak zorunda kalacak.
Aziz yildirim’i elestirdigi ne varsa yapiyor, saka gibi. Vitor hamlesi de cok buyuk risk. Uzun uzun yazmaya gerek yok; cok buyuk hayal kirikligisin baskan.
"Zat-ı alinizin önderliğinde FETÖ'ye karşı olan tavizsiz duruş, artık milletimizin duruşudur." sözleriyle bu toplumdaki önder algısının ne kadar değiştiğini, ne kadar sığ bir seviyeye indirgendiğini; 3 kuruşluk çıkar ve sempati için namus, ar gibi kişilik profillerinin nasıl terkedildiğini tekrar göstermiş sözde kale muhafızı.
Şike sezonu ile ilgili çok şey yazmanın artık ne manası var, ne de gereği. ahmet şık' ın deyimiyle "kötülüğün organize olmuş hali" nden başka bir şey olmadığınızı siz de biliyorsunuz; biz de. Çok değil, en geç 2023'te bunu tüm türkiye görecek ve yaşayacak. ama Diğer ülkeler gördüler, cezanızı da verdiler, uefa 'nın resmi kaynaklarına isimlerinizi yazdılar, yüzünüze tükürmekten beter ettiler, kabul etmediler, defolun dediler ama sizler, önder bellediğiniz sıyın cumhurbaşkanınız ve sizlere inanan 3-5 milyon cehalet timsaliyle hayal dünyanızda yaşamaya devam ettiniz. Etmeye de devam edeceksiniz. Ama nereye kadar? Siz de bilmiyorsunuz değil mi ?
Her gece korkarak yattığınızı biliyoruz. Her sabah gözlerinizi açmaya korktuğunuzu biliyoruz. İktidarınızın bittiğinin farkında olduğunuzu biliyoruz. Korkunuzu görüyoruz. Çaresizliğinizi görüyoruz. Kaçınılmaz sonun yaklaştığını bildiğinizi biliyoruz. Çırpınışlarınızı izliyoruz ve;
Bizler ise,
Tükenmeyen bir öfkeyle,
Tükenmeyen bir isyanla;
Demokrasiye,
Hakka,
Hukuka,
Şeffaflığa,
Ahlaka,
Doğruya olan;
Tükenmeyen bir inançla bekliyoruz.
Gülerek ve sabırla;
Sessizce ama sinirlenmeden; bilakis acıyarak bekliyoruz.
"Cas davası namusumuzdur." demiştin ya hani; senden namuslu olmanı beklemenin büyük lüks olduğunu biliyoruz zaten ama "önder" ini kabul etmiyor ve bunu da deklare ediyoruz "koç".
Hadi şimdi git ve bielsa'yı mı alıyorsun, mahmut tuncer'i mi alıyorsun bilmiyorum ama ;
rakip takım trollerine rağmen duruşundan taviz vermeyen, futbol branşı açısından başarılı da başarısız da olsa, özellikle mali açıdan ve diğer branşlarda yaptığı atılımlarla, türk futboluna kazandırdıklarıyla, görevini yürüten kulüp başkanı.
Eline megafon almış şimdi de puhahaha. Herhangi bir alanda sadece spor da değil buna kara ambar kamyoncular derneğini, varsa fok balıklarının bıyıklarını alma derneğini falan hepsini dahil ediyorum gelmiş geçmiş gelebilecek en en en en kötü başkan.
hızla aziz yıldırım'laşan başkan. genç dinamik farklı diye gelip, aynı selefi aziz yıldırım gibi kalabalığın gazını almak için taraftar toplamalar, asarımlar keserimler falan derken fenerbahçe'de yine hiç bir şeyin değişmediğini ve değişmeyeceğini, göstermiştir.
Türk futbolu şu sıralar hamsi mafyasının ve siyasetin avuçları arasında. Ortama ne kadar hızlı ayak uydurursa kulüp için o kadar iyi olacaktır. Bizim kendisinden temiz futbol, aklı başında başkan gibi bir beklentimiz yok. Takım otobüsü kurşunlatacak ya da kebabçıdan dayak yiyecek kadar düşemeyeceği için zaten sıkıntı yok.
Mesut'un altında kamış gördüğüm kadarıyla. İyi kötü kafasında bir oyun planı olan ve bunu sahaya yansıtan, hakkı olana forma veren hocanın başını haftalardır önce "mesutla arasında sorun var" sonra da "üçlü oynama" diye diye yediler, ali koç da buna çanak tuttu. Şampiyonluğa oynaması gereken sezonda en önemli oyuncusunu sattı, adam kulübede haftalardır forma giymiyor...
Fenerbahçenin tek yapması gereken teknik direktörüne sabır göstermekken o kulaklarını taraftara, basına kapatmayı gene başaramadı.