11 tane eşşeği birbirine bağlayıp 19 hafta futbol sahasında koştursan, iplerini çözdüğünde beraber hareket etmeyi öğrenmiş olurlar, bizim eşekler 19 haftadır takım boyunu ayarlamayı, birbirleri arasındaki mesAfeyi ayarlamayı öğrenemedi. Maçı izlerken ekrana kafa atasım geldi yemin ediyorum.
25 dakikadır benzia'nın, eljif'in ayağına top değmedi. Beklerin hücuma girdiği yok, aynı bölgenin oyuncularından birisi tam saha prese kalkıyor, diğeri 40 metre geriden bakıyor. Valbeuna olmayınca takımda efektif boş alan koşusu yapan, hareketli bir tane adam yok. Kimin hangi pozisyonda olduğunu anlamak için Einstein olmak gerekiyor.
Zaten kötü oynuyorlardı ama taktiksizliğin bu kadar bariz gün yüzüne çıktığı başka maç hatırlamıyorum ben bu sezon izlediklerim arasında, kişiliksiz şahsiyetsiz, Amaçsız bir takım var sahada.
Rakip de liverpool falan değil ha, şu oyunla aynı fenerbahçe gibi süper ligde olması terbiyesizlik olan Antalya.
Önümüzdeki sezon şanlı tarihini super toto 1. Lig kupasını da kazanarak başarısını perçinlemesini dilediğim ve bu yolda istikrarla giden, geçmişinde şike olaylarından dolayı UEFA’dan ceza almış, cas davası onurumuzdur, şerefimizdir deyip davasından vazgeçmiş Türk kulübüdür.
Rakamlarla hiçbir şekilde doğrulanmamasına rağmen taraftarları tarafından en başarılı Türk takımı olarak dile getirilmektedir.
Kaç yıllık Beşiktaş taraftarıyım ve diyorum ki, biz böyle zulüm görmedik be arkadaş! Bu geceki bursa spor maçı da tüy dikti resmen.
Güzel ülkemin büyük klüplerinden birisinin bu halde olmasına cidden üzülüyorum. Futbol takımına bir kurşun döktürmek lazım olmadı kurşunu futbolculara sıkmak lazım kökten çözüm için. Siri bile efkar yaptı resmen.
Yolda olduğum için Bursa maçını izleyemedim, anlık skor takibi yaptım telefondan. Sanırım uçağa geçerken 78.dakikaydı. O ana kadar aklımda hep "ulan garanti gol yeriz" düşüncesi vardı. Normal şartlarda bu his totem vazifesi görür büyük takım taraftarı için; yani korkarsınız son dakika bir şanssızlık olmasından. Fenerbahçe'de bu sezon durum böyle bir çekingenlik durumu değil ama, inançsızlık durumu. Takıma inanmıyorsunuz. Zaten kuyrukta son bir bakayım diye açtım maçı cep telefonundan (bein CONNECT denen hadise), Volkan'ı boynunu bükmüş çimleri izlerken gördüm. Şaşırmadım, ana avrat sövdüm baya ağır şekilde ama dediğim gibi hiç şaşırmadım.
Fenerbahçe sezon başında çok önemli bir inanç aşılamıştı taraftarına bence ali Koç'un gelişiyle ve bu inanç şu anda yok, daha da önemlisi ben anladım ki artık umut da yok.
olayın özü şudur; bakmayın futbolda psikoloji önemli bir faktördür. neticede karşı takımda da senin benim 11 tane adam oynuyor. mesela zamanında 8-0 yenilip durduğumuz ingiltere maçları maçları falan bundandır... kadroyu okuyunca daha en baştan "sikmeseler bari" modunda çıkıyordu bizimkiler sahaya. mesela ne zaman ki lejyoner topçu sahibi olduk... "ne var aq, sen şu takımda oynuyosan ben milan'da oynayan adamım!" gibi özgüvenler sonrası bir jenerasyon iyi gittik.
neyse buraya kadar girişti... gelişme ve sonuca gelince...
tüm takımlar fenerin yenilebildiği gördü. eskiden defansif çıkan takımlar kadıköy'de feneri gözüne kestirebiliyor. ulan şu takım yendiyse biz de yeneriz bakarsın diye. tamam takımda sorun vardır, iyidir kötüdür neyse... umurumda da değil. ama oynadığı maçların en az yarısında rakip eskiden defansif ya da korkarak çıkardı emin olun. o da ne kadar puan farkı yapardı siz hesap edin. bu psikolojik sınır da anca yeni sezonla falan toparlarsa toparlar, yoksa durduk yere kırılmaz.
eskiden superman idi. şimdi karşısına çıkan her batman superman'in kanayabildiğini gördü.
ersun yanal ne için geldi. bu takımı fenerbahçe gibi oynatmak için. peki nasıl oynatıyor. aykut kocaman gibi. hal böyle olunca da, ne desek boş.
fenerbahçe 20. dakikasında öne geçtiği maçta 21. dakikadan itibaren oyunu yavaşlatmaya ve zamana oynamaya başlamaz. başlarsa, sonu bu olmaya devam eder. küme düşmesi bile umurumda değil, fener gibi oynasınlar yeter.
2 günlük destek kampanyası ile başkanın hibe ettiği rakama ulaşamayan spor kulübü (bkz: win win) Not: $50m hibe edecek paran var, eksilse komaz olanlardan.
Kadrosunda Hasan ali, şener, mehmet topal, dirar, volkan, neustader gibi çöp yığınları dolu olan, bu sezon özellikle lefter sezonunda küme düşme potasında gelgitlerle taraftarı kanser eden, yeni başkan büyük umutlarla çok kötü bir sportif hezeyan yaşayan, benim de taraftarı olduğum Türkiyenin en köklü spor kulüplerinden biridir.
20.05.2019 saat 20:00'da başlayan B.B.Erzurumspor-Fenerbahçe maçında görüldü ki bu takım gerçekten yeteneği kısıtlı oyunculardan kurulu. Maçı aranızda izleyen oldu mu bilmem ama eğer olduysa bana hak verecektir diye düşünüyorum. Küme düşmeme yarışı veren Erzurum, leş bir takım olduğunu dün gösterdi. Maçın ilk yarısı iki takımın da neredeyse pozisyon bulamadan tamamladığı bir yarı olurken, ikinci yarı pozisyon cümbüşüne döndü. Erzurum'a mutlak 3 puan lazımdı, aslında Fenerbahçe'ye de öyle. Her neyse önemli noktaya gelelim. İkinci yarı rakibin direnci kırılmış, çok yorulmuş, geri dönüşlerde çok büyük sıkıntı çekiyorlar yani istesen 4-5-6 atarsın. Bir ara istedi de takım ancak istemesine rağmen 2.'yi bile atamadılar. Rakibi 2'ye 4 mü yakalamadılar, 3'e 5 mi yakalamadılar... Neler neler... Yanındaki adama düzgün pas atmaktan aciz olan futbolcu topluluğumuz, 30 metre ilerideki adamın koşu yoluna pası atamadığı için geride çok büyük boşluklar veren Erzurum'a bir gol daha atamadık. Kaldı ki o boşluğu değerlendirecek futbolcumuz da yok. Takımın en hızlısı chelsea'den kiraladığımız victor moses. Onun hızı da ortalama. Dün aynı Erzurum'un karşısında beşiktaş veya galatasaray olsaydı çok farklı biterdi diye düşünüyorum. Fenerbahçe'nin en büyük sorunu oyuncularının yavaş ve yetenek konusunda fakir olması. Takım kontraya çıkamıyor. Galatasaray denilen takım, hızlı kanat atakları sayesinde şampiyon oldu aynı şekilde Beşiktaş da önceki sezonlarda benzer oyun stiliyle ve ileride temiz bitirici ile şampiyon olmuştu. 12 oyuncunun sözleşmesinin biteceği Fenerbahçe'de, para da yok, her şeyin tersine dönmesi ve önümüzdeki sezon şampiyonluğa oynanması çok güç gözüküyor. Hayalden öte hayalcilik olur bu. Rakiplerinin nispeten oturmuş kadrolarına karşı, olmayan parayla yapacağın düşük profilli oyuncu transferleri, seni ne kadar şampiyonluğa yaklaştırır; tam bir muamma. Üstelik yeni oyuncular, yeni sistem ve alışma süreci demek. Fenerbahçe'yi çok uzun yıllar sürecek stresi bol süreçler zinciri bekliyor. Koyu bir taraftarı olarak canımı sıkıyor bu durum ancak başa gelen çekilir. Tek umut, Ali Koç'un ve beraberindeki yönetimin, birkaç yıl sonunda Fenerbahçe'yi bu kuyudan çıkarabileceğine olan inancımda gizlidir.
ali koç'un gelişi tüm taraftarlarında büyük heyecan uyandırsa da kendisi tarafından ilk getirilen insan olan damien comolli tamamen sınıfta kaldı.
tek tek ele alayım.
yassine benzia: yasine benziyor demiştim. harbiden yasin çıktı. ilk isabetli şutunu çektikten sonra kadro dışı kaldı zaten.
andre ayew: ismi bile heyecanlandırmıştı beni. hala arada oynasa da tam anlamıyla fiyasko çıktı.
islam slimani: guiza'yı aratacak kadar kazma çıktı.
diego reyes: meksika'nın milli stoperi ama ben halı saha takımına almam şu haliyle.
tolga ciğerci: geçen hafta antremanlara başladı sanırım. belki son hafta oynar bile...
ferdi kadıoğlu: gelecek için önemli bir yatırım. lakin takım o kadar kötü gitti ki çocuğun şans bulup oynaması mümkün olmadı.
barış alıcı: ilk forma giydiğinde büyük heyecan yarattı. ama sonra sanki futbolu unuttu. malatya kadrosunda da bir şeyler yaptığı söylenemez.
berke özer: önemli bir yatırım. lakin bu sezon kaderi ferdi gibi oldu.
michael frey: bir diğer kazma.
harun tekin: şahsen beğendiğim bir kaleci ama takım kötüyken tek başına maçı kurtaracak adam değil. yine de volkan'dan iyi.
jailson: belki de sezon başı yapılan transferler arasında tek "eh işte" diyebileceğimiz adam. en azından canını dişine takarak oynuyor.
gelelim devre arasına:
miha zajc: çok koşuyor. on numara pozisyonundaki bir oyuncu için tanım çok koşuyor olmamalıydı.
tolgay arslan: yanında atiba, önünde sosa falan olursa iş yapar. lakin tüm sorumluluğu ona verirseniz, zor.
sadık çiftpınar: varını yağını ortaya koyuyor ama kapasitesi sınırlı. en azından genç.
victor moses: sonunda devre arasında akıllıca bir iş yapıldı diye düşündüm ama ilk 11'e girmekte zorlanıyor adam. seneye belki bir şeyler yapar.
serdar aziz: milli stoper. galatasaray'ın kendisinden vazgeçmiş olması biraz şaka gibi. kadro derinliği açısından önemli bir katkı oldu.
gelelim en büyük hatalara:
philip cocu: gerilmesinin mutlaka bir sebebi vardı ama kendisi de sanki gitmek için uğraştı.
şimdi dirar'ın kadro dışı bırakılmasına rağmen ikinci yarının en iyi adamı olması, diğer kadro dışı atıf'ın gidip çaykur rizespor'da kaptan olarak takımı ikinci yarının en iyi takımlarından biri haline getirmesini hiç anlatmak istemiyorum.
koskoca sezon hatalar silsilesiydi. ve en azından küme düşmedik. 2-3 puan daha alsak avrupaya bile giderdik.
buna rağmen tüm sezonu en yüksek seyirci ortalamasıyla oynayan takım oldu. çünkü taraftarı hala ali koç'a inanıyor. onun hatalarından ders alacağına inanıyor. bize şampiyonluk sözü vermemişti. iyi oynayan, gurur duyacağımız bir takım sözü vermişti. bu sözünü tutacağına inanıyor.
tarihinin en kötü sezonu olarak adlandırılan sezonu altıncı sırada tamamladı. eğer 2 puan daha alsa 5. sırada tamamlayıp avrupaya gitme hakkı dahil elde edecekti. bu durumu nasıl yorumlamak gerekir, bilemedim.
Ersun yanal’a güveniyorum. iyi kadro kurulursa olmamamız için bi sebep de yok. Zaten fenerbahçe ne zaman kötü bi sezon geçirmiş olsa, ertesi yıl hep şampiyon olmuş. taraftarın sabrı kalmadı.
“Sevdikkk seniii, her şeyden çokkk; fenerbahçe bize bu yoldan dönüş yokkkkk!”
Bu sezon değişen forma tedarikçilerinin bir hayli fazla olması sebebiyle köpek gibi kaliteli setler çıktı takımlardan. Buna rağmen adidas'la yola devam eden fenerbahçe sezonun en Bi sikko forma tasarımını tanıtacak bu akşam. Adidas katalog formalara basmış logoyu geçmiş ve gene bok gibi bir forma seti kakalamış bize. Tanıtım akşam sekizde.