tam adı beşiktaş jimnastik kulubü olan, 1903 yılından bu yana varlığını sürdüren spor kulubü. futbol branşında 1991 - 1992 sezonunda beşiktaş 30 maçta 23 galibiyet ve 7 beraberlikle namağlup tek şampiyon olmuştur.
Büyük ihtimalle 2016-2017 Turgay Şeren sezonunu birinci tamamlayarak futbolda uzun yıllar sonra üst üste 2 kez şampiyon olacak olan ve ülkemizin en köklü kulübü olan beşiktaş jimnastik kulübünün kurulduğu İstanbul ilçesi.
Fanatik olmasam da başka bir takımın taraftarı olarak bu güzel takımı tebrik ediyorum. Biz şampiyon olamadığımızda şampiyonluğuna sevindiğim takımdır Beşiktaş. Çünkü onlar çarşı'dır, haksızlığa karşıdır.
Ayrıca beşiktaşlı bir arkadaşımızın yeni doğan minik kartalına armağandır bu şampiyonluk.
2 senedir insanlara güzel futbol izleten futbol takımı. diğer takımları tutan arkadaşlarımdan da böyle övgüler alıyorum, sağolsunlar. bu sene ise geçen sene kadar etkili futbol oynamasa da yine en iyi futbol oynayan takımdı. sonunda da kiev ve lyon travmalarından çıkmasını bilip 15. şampiyonluğa ulaştı.
Umarım şu an yazdıklarımı olabildiğince fazla kişi okuyacak. Öncelikle öfkeli olduğumu belirterek yazıma başlıyorum. Aslında öfkeli az kalır, normalde mümkün mertebe fanatik damarımın ortaya çıkmamasına uğraşırım ama şu an bildiğin cinayet işleyebilecek derecede öfkeliyim diyebilirim, hani biri tersime bi laf atsa 7 ceddini siqerim bu sinirle ha zaten bu yazıyı yazma sebebim de öfkemin bir nebze yatışmasını sağlamak. Şimdi, olayın iç yüzünü bilmiyoruz ama şunu biliyoruz bak şunu biliyoruz fatih terim ayrıldıktan sonra bu hamuduna smaç bastığımın medyasında muazzam bir şenol güneş milli takıma !! algısı yaratılmaya başlandı. Çok sevdiğim yazarlar da dahil neredeyse alayının milli damarı kabardı. 16 yıldır iki tane turnuvaya katılmış ve kimsenin sikine takmadığı, çözüme kavuşturmak için ne alt yapıya yatırım yaptığı ne adamakıllı sistem kurduğu futbolumuz, milli takımımız kıymete bindi. 2006 dünya kupasına gidemedik dert etmedik yine sikik sikik adamları kadroya almaya devam ettik 2010'da gidemedik yine köklü bir yapılanmaya gidilmedi üzerine 2014'e gidemedik ki normalde bu kadar başarısızlık üzerine ülkede futbolun falan yasaklanması lazım ama onda da öyle aman aman yaygara kopmadı ama bu yedi ceddini siktiğimin dünya kupasına gitmek her şeyden önemli bir hal aldı öyle mi :) ? ve o kadar da önemli bir kupa oldu ki 16 yıldır yüzüne bakmadığınız afedersin medya olarak maymun ettiğiniz adam takım çalıştırırken getirilmek isteniyor :) boştaki hocalara bakıyoruz mustafa denizli... çalıştırabilir mi? elbette. irfan buz? adam taktisyen alman altyapılı. Hadi hiç bulamadınız yabancı birine parayı basar 4 maçlığına getirirdiniz. Ama onun yerine sizin 10. sırada bulunan liginizin 11. sıraya gerilememesi için, yani şampiyonlar ligine direkt bir takım gönderme durumunu kaybetmemesi için en önemli silahınız olan beşiktaş'ı darma duman edebiliyorsunuz. eğer ki bu sene 11.liğe gerilersek artık hiçbir takımımız şl gruplarına katılamayacak. 2+2=4 bunu 16 yıldır büllüğünüze takmadığınız milli takım uğruna feda edebiliyorsunuz. tabi çok şey yazarım ama kendimi tutuyorum. ulan böyle bir şey başka hangi takıma yapılabilir 4 büyüklerden veya yapıldı ? fatih istifa ettikten yönetimle arası bozulduktan eleman muhabbetlerinden sonra aldınız ama bu nedir ya? şenol hocayı da çok severim ve 2 yıldır ağzımı açıp bir kötü laf etmedim kendisine neden? çünkü 2 sene üst üste şampiyon olmuş takımın hocası toleransı hak eder ama ama dünkü açıklamalarından sonra ( hepimiz dinledik ) 4 maçlık anlaşmayı kabul ederse benim hocaya olan saygım sona erer. hatta daha açık konuşuyorum eğer ki şu an haber gelsin anlaştılar diye fikret orman'ın arkasındayım kovsun. ağzımı açarsam piçim. tazminatını istesin tff'den hocaya da sen yoluna ben yoluma desin. bitti.
dünkü konyaspor maçından sonra aşağıdaki yazacaklarım kafamda daha çok netlik kazanmaya başladı. öncelikle dünkü futbolu kötüydü, maç konyanın hakkıydı demek istiyorum.
özellikle gordon mille döneminden sonra suskunluğa yattığı için çoğu kişi tarafından kardeş kulüp görülüp küçük düşürülen takımın son zamanlarda başarıya ulaşmasından sonra, beşiktaş taraftarı dışındaki çoğu kişinin (herkesin demiyorum) nefretini kazanmış spor kulübü. yani düşman takımı gibi görmeye başlıyorlar, özellikle anadolu takımları yunan takımı gibi görmeye başladı. diğer 2 büyük takımın bazı taraftarına zaten diyecek söz bulamıyorum. sanki beşiktaş varlıkları için bir tehdit oluşturuyor. yazıktır, bu takım da bu ülkenin takımı. senelerce ne eziyetler edildi bu takıma. 2003 yılında tam ivme yakalayacakken önüne taş koyuldu, hep yetim bırakıldı. şimdi başarıya ulaşmaya başlayınca yandan medyası olsun, fanatik diğer taraftarlar olsun hepsi takımın üstüne gitmeye başladı.
ülkemizde iyi gidenin ayağını kesmek farz olmuş, kimse kendi sorunlarına bakmayıp iyi gidenin yolunda çukur açmaya çalışıyor. dün sahaya atlayan beşiktaş taraftarı olsa, o kelebeği bizimkilerden biri atsa gazete manşetleri galibiyeti değil onları yazardı. ama şimdi bakıyoruz, bütün manşetler sadece konyanın galibiyeti üzerine, sanki hiç olay çıkmamış gibi.
neyse yazı iyice zıvadan çıktı bağlamak lazım. spor üzerinden nefret oluşturmamak lazım. ingilizler gibi maçı izleyip barda birbirine şaka yaparak geçiştirmeyi bir türlü öğrenemedik...
1. ilk kez bir türk takımı şampiyonlar ligine ikide iki galibiyetle başladı. 2. ilk kez bir türk takımı şampiyonlar liginde bir alman takımını kendi evinde yendi. (deplasmanda yenebilen var mıydı onu tam hatırlayamadım şimdi)
kendi açısından ise sanıyorum oldukça uzun süredir ilk kez şampiyonlar liginde evinde maç kazandı ve maçı gol yemeden bitirdi...
Beni orgazm etmiş takımım. İlk yarı çok iyiydik ama ikinci yarı fiziksel düşüş baş gösterdi. Sebebi ise fener maçında uzun bir süre 9 kişi oynamamiz ve aradan sadece 3 gün geçmesiydi. Olur haliyle. Alacağımız 1 galibiyete gruptan çıkmayı garantileriz.
dün geceki oyunu ve taraftar desteğiyle hepimizi gururlandıracak kadar kaliteli ama öte yandan sahasında elektriği kesilecek ve bizi avrupa'ya rezil edecek kadar tinerci bir takım.
şampiyonlar liginde 1 maçı kalmasına rağmen türk takımları arasında ilk kez gruptan lider çıkmayı garantileyen takım. leipzig maçından da 1 puan ya da puanlar alırsa puan rekorunu da kıracak.
son 8 lig maçında sadece 2 galibiyet alan fitbol takımı. bunun nedenleri nedir tartışılır ama şampiyon olamazsa seneye finansal açıdan epey sıkıntıya girecektir.
26 mayıs 2018 senesinde kiev olimpiyat stadyumunda oynanacak final için çekilen kuralarda bayern münih ile eşleşmiş futbol takımı. diğer eşleşmeler de şöyle.
Juventus (ITA) v Tottenham (ENG)
Basel (SUI) v Man. City (ENG)
Porto (POR) v Liverpool (ENG)
Sevilla (ESP) v Man. United (ENG)
Real Madrid (ESP) v Paris (FRA)
Shakhtar Donetsk (UKR) v Roma (ITA)
Chelsea (ENG) v Barcelona (ESP)
Bayern (GER) v Beşiktaş (TUR)
kura çekimi sonrası bayern takımı twit atmış
twitter.com/...
tövbes bir kura çekmiş takımım. hiç romantizme gerek yok bu adamlar geçen sene iki maçta arsenal'e 10 attılar biz hani 10 yemeyiz ama iki maçta yine 5,6 yer eleniriz (orada 3-4 burada 1-2) ha şansımız var mı var yüzde 3. orada atıyorum bayern 10 kişi kalır biz bir tane sallarız sonra yener, berabere kalır ya da en kötü tek farkla yeniliriz burada da işte seyirci baskısıyla belki alırız olursa öyle olur.
dün akşam itibariyle sezona havlu atan futbol takımı. zaten bu futbolla şampiyonluğu hak etmiyordu. bunun sinyallerini ise geçen sezonun 2. yarısı veriyordu zaten. peki neden mi böyle oldu?
bence en büyük nedeni orta sahadan verim alınamaması. bütün oyunun sağ kanat üzerinden quaresma'ya bağlı olması. bu da hücumda başarısızlığı getirdi. özellikle oğuzhan ve tolgay'ın kötü olması bunları da doğurdu diyebiliriz. transfer döneminde orta saha alınmaması da ayrı bir nokta.
yönetimin sezon başından beri "come to beşiktaş" dalgası ile uğraşacağına, "bu takım neden kötü oynuyor?, eksiği nedir" diye sorsaydı belki daha iyi yerlerde olurduk.
kısaca istatistiklere de bakarsak 2 tane alt sıralardaki takıma mağlup olma + 7 beraberlik görüyoruz. deplasman karnesi ise aşırı zayıf.
peki bundan sonra ne olacak?
sezon sonu oyuncuların çoğunun gönderilmesi lazım. takımın yaş ortalamasının düşürülmesi lazım. "bonservis vermiyoz ehehe" dersen 34 yaşındaki adamı alırsın anca. para harcanmalı transfere ama bu borçla, bütçeyle olur mu bilmem.
özet geçersek, tekrar bir "feda" dönemine girecek ve bu sefer uzun yıllar bundan çıkamayacak, sonu da arap milyarderlere satılmak olacaktır diye düşünüyorum.
diğer 2 büyük kulübün de finansal durumuna bakarsak eninde sonunda hepsi büyük sermayeye satılacak.