1. bugüne dek hep nefretle andığım, bırakıp gideceğim, terk edeceğim dediğim; ancak şimdi ayrılma zamanı gelince içten içe bağlandığımı fark edip bırakamadığım şehir. şehrim.

    tuhaf şey doğrusu; kaba saba insanlarına, zehir gibi havasına, uçsuz bucaksız beton yığınlarına rağmen sevdalısı olup çıkarsınız bu şehrin.
    #285905 berdus | 2 yıl önce
    0şehir 
  2. Gayrimenkul piyasası bir anomalidir. Son birkaç haftadır beşiktaş civarından satılık ev bakıyorum ve şunu gördüm ki bu şehirdeki evler prestijlerinin ve haklarının çok üstünde değer görüyor. Ayrıca tüm evlerin fiyatları da euro/dolar üzerinden konuşuluyor ama şöyle bir sıkıntımız var ki evler euro bazında bile avrupa'nın büyük şehirlerine göre pahalı.

    Az buçuk kenarda köşede biriktirdiğim bir parayla yeni yapılmış yani deprem meprem uğraştırmayacak bir ev almak istedim ve sarı siteyle birlikte emlakçıları da geze geze biraz bilgi topladım diyebilirim ve avrupa'daki emlakçının yaptığı çalışmayla da kıyaslayarak size bir resim çizeceğim.

    Beşiktaş ilçesi istanbul'un en turistik ve merkezi ilçelerinden bir tanesidir ve yeni bina sayısı da azdır ayrıca kira çarpanı da yüksektir yani amortisman süresi uzundur. Aynı şekilde barselona'nın diagonal ve paral-lel adlı iki en büyük caddesi de şehrin en turistik bölgelerinden geçen caddelerdir. Beşiktaş'ta gezdiğim evler arasında öyle fiyatlandırmalara şahit oldum ki aklım çıktı, örneğin abbasağa parkı yanındaki 50 m² net olan 1+1 dairenin fiyatı 295.000€. Yine yıldız mahallesinde 45m² net 1+1 daire için istenen fiyat 294.000€. Yıldız mahallesi ya da abbasağa gibi nispeten yüksek "şerefiyeli" yerlerdeki 2+1 fiyatlarıysa 340.000€-360.000€ bandında. Ihlamurdere caddesi üzerindeki ve etrafındaki 1+1 fiyatları yaklaşık 260.000€-270.000€ civarlarında ve 2+1 daireler de yine 285.000€-300.000€ civarlarında. Tabii ki daha ucuz evler de var, eğer eksi kotta oturmayı veya it bağlasan durmayacak eskilikte binalarda oturmayı kabul ediyorsanız. Bu fiyatlara artık emlakçılar bile itiraz ediyor hatta bizzat emlakçının ev sahibiyle kavga edip "bu fiyata burayı satamazsınız, sonra gelip bana yüklenmeyin." Diyerek isyan ettiğine şahit oldum.

    Bu fiyatları görünce de insanın aklına şu fikir geliyor: arkadaş ben giderim la sagrada familia'nın dibinde, barselona'nın en büyük iki caddesinin birinin üzerinde yer alan ve sahile 20 dk mesafede olan 90m² net, temiz bir 2+1 alırım. Hem de 300.000€ gibi bir fiyata mümkün olabiliyor bu. Üstüne ispanya mülk alana oturum verdiği için ekstradan bir de ispanyol oturumum olur, daha bir rahat takılırım. Hem barselona'yı da seviyorum, çok güzel bir şehir. Emlakçının raporuna göre de öyle bir evin tahmini kira geliri aylık 1400€-1800€ civarı. Gider oradaki evi kiraya verir, kendi ülkemden de mülk almak yerine 1000€ kiraya verip kalanı da yer içerim. Cidden soruyorum size, istanbul barselona'dan daha mı prestijli bir şehir? Bu fiyatları nasıl reva görüyor mal sahipleri? İnsan kendi ülkesinden mülk alamayacak hale gelir mi?

    Bakın yine bir örnek vereyim eğer ispanya kesmediyse. Hollanda'da la haye diye bir yer var. İstanbul'a göre çok küçük (yaklaşık 1.5 milyon nüfusu var), sakin ama her şeyin bulunabildiği ve turistik yerleri de olan ve idari olarak da önemi büyük ama kendi küçük bu şehirde 324.870€ ile 850m² alan uzerine inşa edilmiş 205m²'lik 4+1 müstakil bir ev alabilirsiniz. Bana 1500€-1600€ bandında kira getirisi olacağını rapor eden emlakçım sayesinde de türkiye'de kirayı dert etmeden yaşayabileceğinizi öğrenmiş bulunuyoruz.

    İnsan kendi semtinde, şehrinde yani ülkesinde ev alamaz mı ya? İlla kazıklanmayı göze almak mı lazım? Bu fiyatlandırmanın gözümde makul bir hale gelebilmesi için bana "arz-talep abiiiiğğ" dışında bir argümanı olanlar açıklama yapabilir mi? Sinirden saçımı sakalımı yiyeceğim ya.

    Edit: fiyatların ne kadar uçuk olduğunu paris üzerinden örnek vererek tekrar göstereyim. Le malais'de (quartier latin'in paraleli), 1+1, 46m² net bir daireyi 300.000€ civarına alabiliyorsunuz veya ikinci arondismanda louvre'un dibinde 320.000€ ile kendinize çatı katı bir stüdyo daire alabilirsiniz ki paris'teki ev fiyatlarının yüksekliği malumunuz. Hem de benim bu bahsettiğim yerler paris'in kalbi diyebileceğimiz hatta demezsek yanılacağımız yerler. Sabah oldu hala sinirliyim arkadaş ya.
    #287881 kayser sose | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
    0şehir 
  3. arz-talep demeden olmaz ama buradaki talep edenin Euro ile pazara girdiğini vurgulamadan edemeyeceğim. bu piyasada tl kazanıp euro ile rekabet edilmesi zaten imkansız. konutu yatırım aracı olmaktan çıkarmamız gerekli dediğimiz noktayı çoktan geçtik daha derin bir fikir veremeyeceğim bu konuda. istanbula yerleşme ihtimali olan biri olarak konuşuyorum ya denizli ya da istanbul'a atanma ihtimalim var eğer istanbul'a atanırsam benim için pirus zaferi olacak tabiri caizse. olası atanmam durumunda barınma sorununu nasıl çözeceğim konusunda hiçbir fikrim yok.
    #287882 diomedes | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
    1şehir 
  4. 2025 yılı itibariyle Türkiye’nin en kalabalık şehri.
    #293800 iktisat ogrencisi | 2 ay önce
    0şehir 
  5. kimse kusura bakmasın; ama ben böyle şehrin gelmişini ayrı geçmişini ayrı s.keyim.
    istanbul demek, insanın kendi kendine zulmetmesi demektir.

    dört günlük bir iş gezisi planı dahilinde -maalesef- bir kez daha istanbul'a gitmek zorunda kaldım ve bir kez daha istanbul'un, bu ülkedeki "umutsuzluk ve çaresizlik" hissinin vücut bulmuş hali olduğunu anladım.

    klasik dertlerini geçiyorum; kalabalık, trafik, pahalılık... bunlar artık klişe ve hem içeride bu zulmü çeken köleler hem de dışarıdan izleyen diğer şehirlerin köleleri aynı şekilde dert yanıyor ve şikayet ediyor bu problemlerden.

    son ziyaretimde ise beni çıldırtan şey "nefes alamamak" oldu.
    .mına koduğumun şehrinde, boğazın kıyısında dahi nefes alınmıyor!
    hava kirliliği öyle bir noktaya gelmiş ki, nefes aldıkça ciğerlerim tıkandı, boğazım yandı kavruldu.

    istanbul aşıkları ankara'ya bok atarlar "gri şehir" diye. yemin ederim fakir avuntusu gibi bir bok atma bu.
    boğaz gri, gökyüzü gri, şehrin her yeri gri... yeşil alan dedikleri yerlerin bile üzerinde gri bir pus tabakası var.

    yazık günah vallahi.
    s.keyim tarihini, etkinliğini, parasını pulunu.
    hala kanser olmadıysanız, ciğerleriniz iflas etmediyse, kaçın kurtarın kendinizi istanbul cehenneminden.
    #293868 the ancient one | 2 ay önce
    0şehir 
  6. tepeden baktığı, hor gördüğü, ezip geçtiği 'nun sırtında devasa bir yüktür. ancak eziklediği, burun kıvırdığı, küfrettiği anadolu olmasa bir gün bile ayakta duramaz.

    bizans-osmanlı zamanlarında da böyleydi, cumhuriyet sonrası biraz daha düşük yoğunluklu da olsa bu durum hep devam etti ve günümüzde de devam ediyor.

    yüzyıllar boyu ın ve nin merkezi olmanın getirdiği kibir, istanbul'un üzerine sinmiştir. o kibir yüzündendir işte anadolu'dan '''', anadolulardan da (küçümseyerek) '''' diye bahsetmeleri... bilmezler ki anadolu'nun (kendi tabirleriyle) hala ''''ni yaşıyor olmasının nedeni de bizzatihi istanbul'dur. sen ağır vergilerle ezdiğin anadolu'ya adamakıllı tek bir yatırım yapmayacaksın; okul, hastane vb. açmayacaksın, onu da bırak doğru düzgün yol, su, elektrik dahi sağlayamayacaksın, anadolu'da üretilen refah mütemadiyen istanbul'a akacak; tüm bunlar olup biterken gelişip kalkınması için anadolu'ya hiçbir ekonomik, sınai, sosyal, kültürel, altyapısal vs. vs. imkan sağlamayacaksın, ondan sonra anadolu da ''''nı mı yaşayacak?

    bu iç daraltıcı sondan tek bir çıkış var: istanbul nüfusunun en az yarısını boşaltıp anadolu'ya kanalize etmek. anadolu'nun farklı bölgelerinden seçilecek (atıyorum 10 farklı ilde) pilot bölgelerde istihdam sahaları yaratılacak, böylece istanbul'un nüfusu ve ekonomisi anadolu'ya dengeli ve kademeli biçimde taşınacak. bu sayede hem istanbul boşalıp rahatlayacak, hem de anadolu kalkınıp ekmek yiyecek.

    ama o tren de kaçtı... her şeyi geçtim, bugün istanbul'u boşaltacakları yerde hâla ağzına kadar dolduruyorlar. ki şimdi bile istanbul'un bu sıkışıklığında ne su, ne lağım, ne altyapı, ne bilmem ne yetiyor. açık ve net: bu şehir, bu kalabalığı taşıyamıyor. kaldı ki istanbul, birinci derece deprem bölgesinde olduğu için fay hatları zaten kırılgan. sen tutup da bu daracık alanı ağzına kadar doldurduğuna, zaten kırılgan olan fay hatları üzerinde iyice baskı yaratıyorsun. bu da deprem riskini iyice artırıyor... işte bu yüzden olası bir deprem durumunda sadece istanbul değil, tüm türkiye darmadağın olacak.

    bu memleketin efendileri anadolu'yu geliştirip kalkındırmakla zerre-i miskal ilgilenmeyip yıllar yılı ihracatı, ithalatı, finansı, üretimi, tüketimi ve diğer her şeyi bilinçli olarak istanbul'a taşıdıklarında başka nasıl bir sonuç almayı bekliyorlardı acaba?
    #293874 mahallenin delegesi | 2 ay önce (  2 ay önce)
    1şehir 
  7. "Biz ki İstanbul şehriyiz,
    güzelizdir,
    dört yanımız mavi mavi dağdır, denizdir.
    Öfkeli, büyük bir şair :
    ‘Ey bin kocadan arta kalan bilmem neyi bakir’
    demiş
    bize
    ve bir başkası,
    yekpare Acem mülkünü feda etti bir sengimize."
    #293876 migfer tokmakel | 2 ay önce
    0şehir 
  8. türkiye'de yaşayan bir gayrimüslim için izmir ile birlikte en iyi seçenek olan şehir.

    rus kökenliyseniz zaten en iyisi antalya, mersin falan. ama latinler, ermeniler, rumlar, yahudiler için en iyi seçenekler istanbul ve izmir.
    #293877 bachophile | 2 ay önce
    3şehir 
  9. Burası İstanbul...
    Hayatla savaşırsın...
    Ayakta kalmak için insanlarla yarışırsın..
    Hayaller duman olur...
    Zamanla alışırsın..
    #294192 egzistansiyalist | 2 ay önce
    0şiir