yalnızca kişinin sağlığını ilgilendiren bir şey olsa herkesin hayatına kimse karışamaz diyeceğim. ama bu toplum sağlığı ile ilgili bir mesele. aşı olmak istemeyen, korkan, aşıya güvenmeyen aşı olmasın ona da bir diyeceğim yok. ama kısırlık yapıyormuş, çip takılıyormuş, yan etkileri bilinmiyormuş gibi argumanlarla propaganda yapıp kararsız kesimi etkilemeye çalışmalarına anlam veremiyorum. çünkü aşılama oranı toplumun belirli bir yüzdesinin altında kaldığında aşının koruyuculuğu kalmıyor. bunun sebebi virüsün yayıldıkça mutasyona uğraması. mutasyon dediğimiz şey kendini kopyalarken oluşan hatalar neticesinde genetik kodun değişmesi. ne kadar hızlı çoğalırsa bu hataların oluşma sıklığı da artıyor. şimdi hindistan varyantı çıktı, onun da varyantı çıktı. hindistan nüfusu aşırı yoğun, insanların üstüste yığılı halde yaşadığı bir ülke. maske, sosyal mesafe vb önlemleri de pek etkin kullanabildiğini düşünmüyorum. aşılama yapılıyorsa bile belli ki yetersiz. bu nedenle yeni varyantlar üretmeye de gebe. bu koşullar altında bu pandemi bitmez. virüs mutasyona uğradıkça üretilen aşıların koruyuculuğu da yetersiz kalacaktır. aşı olmak istemeyen olmasın risk alsın, covid varyantlarından istediğini geçirsin, ama aşı olma ihtimali bulunan kişileri caydırma girişimlerini toplum sağlığı açısından çok tehlikeli buluyorum. pandeminin bitmesi için hastalığın yayılma hızının düşmesi yeni varyantlar oluşma riskini azaltacaktır. aşı ile ilgili caydırıcı söylemlerden yalnızca birinin bilimsel açıdan doğruluğu var. uzun vadeli yan etkilerin yeterince bilinmiyor olması. bunun dışında kalanlar safsatadan ibaret. ben toplum sağlığı açısından yan etkilerin oluşturacağı riskleri daha kabul edilebilir buluyorum. çünkü bunlar yalnızca benim sağlığımı tehlikeye atıyor. ben bu riski kabul ediyorum. henüz varlığı kanıtlanmamış ve yalnızca bir ihtimal olarak dile getirilen yan etkilerin vereceği zararın aşılama olmadığında bitmeyecek gibi görünen salgının vereceği zarardan daha düşük olacağı kanaatindeyim. böyleyken böyle. kimse aşı olmaya zorlanamaz. ama aşı olmak istemeyenlerin aşı karşıtı propoganda yapmaları da kabul edilemez.
Kesinlikle aşı karşıtı olmamakla birlikte sorguladığım durumdur, insan neden aşı olmak istemez? Bu sorunun cevabını kendimde bulduğum bir durumdur aynı zamanda, fakat bunu özellikle covid-19 aşılarında kendimde şiddetli bir şekilde hissettim. Grip, tetanos, kızamık vb. aşıları olmakta çekinmeyen ben covid-19 aşısı hakkında sorgulamaya başlayınca "acaba bu şekilde mi oluyor bu durum?" sorusunu bana sordurmayı başarmıştır. Peki nasıl oluştu bu durum? Çalışmış olduğum iş yerinde tam 6 kişi bu lanet hastalığa yakalandı ve hepsi ile temasta bulundum, tabi ki bilmeden. Annemde bu lanet hastalığa yakalandı ve temas etmek zorunda kaldım kendisine. Sorguluyorum, Defalarca bu virüs ile tanışmış olan vücudum bir şekilde kendi savunma mekanizmasını kurmuş olabilir mi? Eğer bu doğruysa, aşı mantığının aslında bir hastalığı geçirmeden vücudun bu hastalık ile küçük miktarda tanıştırılarak, hastalığın kendisi bulduğumuzda en rahat şekilde atlatmamız için yapıldığını düşünür isek, defalarca bu virüsü almış olan vücudum kendi savunma mekanizmasını oluşturdu ise, neden FDA onayı almamış, daha yan etkileri bilinmeyen ve de orta ve uzun vadede neler ile karşılaşılacağı belli olmayan, üreticinin dahi garanti vermediği bu aşıyı vücuduma alayım? Galiba bu sorular ile aşı karşıtı oluyorum..
Kanada'da nisan basinda ilk doz asilanma orani %15'ten az, 8500 uzeri gunluk vaka sayilari vardi. bir kapanma donemi yasanmis olsa da gercek anlamda vakalar kapanmaya degil, asi oranin artmasi uzerine azaldilar. su anda ulkede 12 yas ustu nufusun ilk doz asi orani %75'i asti, ikinci doz asi olanlari oraniysa neredeyse %25. paralel olarak gunluk vaka sayilari da 750 bandinin altina indi ki her eyalete gore farkli olsa da kademeli olarak ulke bir aydan uzun suredir aciliyor.
bu veriler ortadayken asi karsitligini bencillik olarak algiliyorum. hergun binlerce, onbinlerce insan bu hastaliktan dolayi oluyor. ve rakamlar gosteriyor ki asilamayla bu hastaligin, olumlerin onune gecilebilir. normal hayatlarimiza geri donebiliriz. maalesef asilama konusunda en pozitif ulkelerden biri olan kanada'da bile ilk doz asilama orani %75 bandinda duraksadi. bu da demek oluyor ki eger su anki asilarin korunma saglamayacagi bir varyant ortaya cikarsa, kabus gibi en basa doneriz. asi karsitlari toplumun genelini sadece olumle tehdit etmiyorlar ki asi karsitlarinin buyuk bir bolumu 50 yas alti, hastaliktan cok fazla etkilenmeyen insanlar. asi karsitlari ayrica hayatlarimizi bizlerden calmakla tehdit ediyorlar. 1 yili askin suredir hayattan geri kaldik. asi olmayarak bizim hayattan geri kalma suremizi uzatmanizi bencillikten ote bireysel haklarima saldiri olarak goruyorum.
Bugün birçok şeye alerjisi bulunan bir bünye olarak gidip aşımı vuruldum. Aşı olmak istemeyenlere zorla bunun dayatılmasına ben de karşıyım lakin aşı karşıtlarının sunduğu argümanların hiçbirini de bilimsel bulmuyorum. Bundan dolayı eğer aşı vurulmama hakkı verilecekse bunun vicdani bir hak olması gerektiği kanaatindeyim. Zira bilim dışı spekülasyonun, halk arası efsanelerin aşırı hızlı yayıldığı insanların komplo teorisi üretmeyi sevdiği bir ülke olduğumuzu biliyorum. Bu açıdan uzaylı istilasına karşı önlem alan amerikan toplumuna da biraz benziyoruz.
Bununla ilgili kısa bir anekdot anlatayım. Geçtiğimiz yıl görev yaptığım okulda otizmli bir öğrencimin babası komplo teorisi üretmeyi epeyce severdi. Genelde çocuğu almaya geldiği okul çıkışlarında yaptığımız kısa sohbetlerde siyonistler, yeni dünya düzeni gibi konularda konuşurdu ayaküstü. Neyse günlerden bir gün yine böyle bir okul çıkışında öğrencimin iki yaşına kadar hiçbir otizm belirtisi göstermediğini, İki yaşında vurulduğu yurt dışından gelen bir iğne yüzünden otizmli olduğunu iddia etti.
Ben elbette otizmin 3 yaşından önce tespit edilmesinin mümkün olmadığını söylemedim kendisine. Çünkü özel gereksinimli bireylerin ailelerinde kabullenme aşamasının çok can sıkıcı bir süreç olduğunun da farkındayım. Benim çocuğum nasıl böyle olur sorusuna kendince bir cevap üretmişti zira o da.
Kelamın hülasası covid 19 aşısı ile ilgili ciddi bir çalışma yapılıp hakikaten aşı karşıtlarının iddia ettiği gibi yan etkileri bulunursa işte o zaman konu bilimsel bir zemin kazanabilir. Ancak şimdilik vicdanı olarak reddetmek dışında sunulan argümanlar maalesef safsatadır.
şahsen ben kolay kolay ağrı kesici bile almayan, medikal ilaçları son çare olarak kullanan biriyim.
salgın sürecinde de çok dikkat edip, henüz hastalığa yakalanmadım. ki yakalansam da yaşım ve sağlık durumum gereği hafif atlatacağıma inanıyorum. bu yüzden durduk yere henüz yan etkilerini görecek kadar zaman geçmemiş bir ilacı vücuduma almak istemiyorum. en doğal hakkım.
ancak toplumda yaşadığımıj ve topluma karşı sorumluluklarım olduğunun da bilincindeyim. hastalığın yayılmasına alet olmamak için aşı olabilirim. ancak burada da kendi devletime ve ülkemin sağlık sistemine güvensizliğim beni tedirgin ediyor. bu ülkede çok saçma sağlık hatalarından insanlar öldü yıllarca. ayrıca hükümetin çoğu konusunda beceriksiz olduğuna inanıyorum. bu yüzden tereddütteyim hala aşı sıram gelmiş olmasına rağmen. ama yine de aşı olmazsam başıma gelecekleri tahmin ettiğimden mecbur olacağım.
bu durumun son zamanlarda çok yanlış değerlendirildiği ortada.
aşı karşıtları tüm aşıları reddeder. içeriği ve güvenilirliği ispatlanmış olanların da yapılmaması gerektiğini savunurlar.
bunlara; hep-b, su çiçeği, hep-a, bcg, DABT-İPA-HİB (karma aşı), kpa, kkk, opa, td, kuduz da dahil.
"covid aşısı yaptırmak istemiyorum içeriğini bilmiyorum" demek aşı karşıtlığına girmiyor bence. bu farklı bir durum.
covid aşısı olmak istemeyenlerin çoğunluğu güvenilirliği kesinleşince de yaptırmam demiyor ki "şu anda bilmiyorum ya bir şey olursa" diyorlar ki burada da yine çoğunluğu "ay kısır kalcam aman çip taktılar" kafasında değil yan etkilerinden korkuyorlar.
ben bu aşıyı vurulmak istemeyenlerin tamamını bu statüde değerlendirmeyi doğru bulmuyorum.
fakat şu yapılabilir. toplumsal bilinçlendirme. evet. burada kar/zarar düşünülmesi gerektiği ve kişinin aşı vurulmazsa bu hastalığa yakalandığında nelerle karşılaşabileceği yani corona virusunun etki mekanizması bir şekilde anlatılabilir. bunlara gerekiyorsa farklı suşlardaki hastalık tabloları da örnek gösterilebilir "bakın mekanizma bu ve insanda da böyle etkiler yaratabilir" şeklinde.
çip takılmasın falan diye aşı olmak istemeyene laf anlatmakla uğraşmaya gerek yok bence. onları bir ayıralım. bahsettiğim bilinçli ama içeriğinden korkan kesim. onlara laf anlatabiliriz ama bunu yapmak yerine içeriğinden ve yan etkilerinden korkan insanlara da bu şekilde sert bir yaklaşım sergiliyoruz bu cidden yanlış.
uzmanlar aşının içeriğinden bahsedeceklerine açık açık "gelecekte ne olur biz de bilmiyoruz ama bakın hastalığa yakalanırsanız da bunlar olabilir en azından bunların önüne geçmek adına aşı yaptırmalıyız" dese. bence hem daha samimi olur hem de daha gerçekçi.
daha önce de bahsetmiştim aşı karşıtlığı 1700'lerin sonunda ortaya çıkan bir durum.
şimdi gündemimiz covid 19 diye, bu insanları bu şekilde kategorileştirmek ve ötekileştirmek ne kadar doğru ?
edit: bu aşıyı bu sebeplerle yaptırmak istemeyenler de kendilerini aşı karşıtıyım diye tanıtmamalı bence. bu da aynı ölçüde yanlış.
kişinin en doğal hakkıdır. ve hiç kimse bir başkasını aşıya karşı olduğu için yargılayamaz, yaftalayamaz.
şey gibi düşünelim. sigara gibi. sigara, insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri net olarak ispatlanmış bir ürün. kanserden başla, kalp ve damar hastalıklarına kadar pek çok ispatlanmış zararı var. ancak buna rağmen her gün tüketilen ve yeni tüketiciler kazanana, üstelik bağımlılık da yaratan keyif verici bir zımbırtı. ve insanlar bu riski bilerek sigara içmeye devam ediyorlar.
nasıl ki insanlar, kendi bedenlerine zarar verdiğini bildikleri halde, sigara içmeyi tercih ettiklerinde, "bu size zararlı" diyerek onların sigara içmesini engellemeye çalışmak onların haklarını ihlal etmekse, aynı şekilde insanlara aşı olmak için zorlamak da haklarını ihlal etmektir. haliyle hiçbir kişi ve kurum insanları aşı olmaya zorlayamaz ve zorlamamalıdır.
ben şahsen aşı karşıtı değilim. hatta birinci doz biontech'i oldum, ikinci dozu bekliyorum, üçüncü doz için de nasıl bir kokteyl yapsam diye düşünüyorum. gerçi biontech kafası fena değil. sevdim yani.
aşı karşıtı olmamakla birlikte, aşıdan çekinen insanları da anlayışla karşılıyorum. çünkü çok yoğun bir bilgi kirliliği var. facebook teyzesi moduna girmiş bir takım bilim insanları bile söz konusu. ve geçmişte yanıldıkları halde, hatalı bilgiler vermeye de devam ediyorlar. bunun dışında tedavi sürecinde yapılan yanlış uygulamalar da ortada. ha bir de işin komplo teorisi boyutu da var ki bu boyutta düz dünyadan chemtrails takipçilerine kadar türlü türlü garip inanış var. chip mevzusuna ise hiç girmeyeceğim.
evet aşılara dair bilinmezler söz konusu. özellikle yeni teknolojiyle üretilen aşılara karşın. ancak bu aşıları üreten farklı farklı ülkelerdeki, farklı farklı firmalardaki, farklı farklı bilim insanları ve yine aynı bunlar gibi farklı farklı denetim mekanizmalarının hepsi birlik olmuş bir şekilde insanlığın sonunu getirmeye çalışıyor olabilirler mi diye bir düşünmek lazım. yani, trollleri ve facebook teyzelerini zaten kale almıyorum ama, bir tane tıp fakültesi mezunu aşı karşıtıyken, bunun karşısında 10,000 tane tıp fakültesi mezunu aşı olunmalı diyorsa, belki konuyu biraz daha irdelemek gerekiyordur karar vermeden önce.
demem o ki, aşı yaptırmamak ve buna karşı olmak kişinin en doğal hakkı. toplumun geleceği için aşı ne kadar önemli olursa olsun bu böyle. haliyle bu noktadaki insanlara üst perdeden "mal!" demek yerine aşıya dair korkularının nedeni olan sorularına cevap bulmalarını sağlamak daha fazla fayda sağlayacaktır.
düz dünyacılardan mantıksal düzeyde pek farkı olmayan, topluma saygıda oldukça geride olan hareket.
ikisi de, araştırabilecekleri abartısız yüzbinlerce bilimsel kaynak, milyarlarla ifade edilen veri, onbinlerce bilimsel kurumun, tüm dünyadan hakemli, karşılıklı teyidli, denetimli gözlerinden geçmiş bilgisi varken "ben anlamıyorum, bilmiyorum, o zaman internetteki kerameti kendinden belli 50 tane labunyanın, ben gibilerce yayılmış kirli iddiları doğrudur. çünkü bu bana bilgisizliğimi hatırlatmak yerine, hiç anlamadığım konularda tüm dünyanın ötesinde, üstünde düşündüğümü hissettiriyor. daha iyi hissettiriyor" der.
mesela "helikopteri türkler yaptı ama gizleniyor, biz bu gerçeğin farkındayız" diyen dayı da aslında aynını söyler.
her ne kadar günümüzde adı çok duyulsa da, aşının ilk yapıldığı zamanlara kadar uzanan bir eylem geçmişi vardır. edward jenner 1796’da sığır çiçeği hastalığına ilk kez aşı çalışmalarını uygulamıştır. aşılara ilk tepki bilinen kaynaklara göre e. massey adında bir din adamı "Aşı Hristiyanlığa karşıdır" şeklinde kampanyalar daha doğrusu vaazlar sırasında verdiği cahilce argümanlarla başlamıştır.
yani aşı karşıtlığının tarihçesi de bu kadar eskidir. fakat derin araştırmalar dışında tarih kendisinin adını yazmadı hiçbir zaman.
aslında her hastalığın başlarında özellikle insanları etkileyen ve bulaşı yüksek olan hastalıklarda, insanların hastalıklar için aşı kullanımını desteklediği görülmüştür. zamanla bu bulaşlar engellenip önüne geçildikçe hastalık sayıları azaldıkça hatta hastalıkların isimleri bile unutuldukça insanlar "aşı"nın hayat kurtardığını unutur ve birçok içi boş argümanla karşı duruşa geçer.
son zamanlarda herkesin yine tartıştığı bir konu olmasının sebebi de yine dünya genelini etkileyen bir hastalığın vuku bulmasıdır. covid19 bulaşı ve seyri azaldıkça yine aşıları ve koruyuculuğunu herkes unutacak yine böyle bir hastalık tablosu görülene kadar.
Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2013 verilerine göre hiçbir aşı yaptırmamış olma durumu 13-26 aylık çocuklarda 2008’de 20 bin dolayında (%1.6) iken 2013’te 37 binlere (%2.9) kadar yükselmiştir. 2019'lardan bahsetmek istemiyorum bile. aşının bünyeyi zayıflattığından yola çıkarak çocuklarını birçok hastalığa karşı korumak isteyen bireylerin sayısı dünya genelinde daha da arttı.
geçmişte de günümüzde de aşı karşıtlığı hiçbir zaman bilimsel olgulara dayandırılarak yapılmadı, yapılamaz. idiyopatik hastalık tabloları görüldüğü, immun sistemin mekanizmasını bozduğu, yan etkilerin çokluğu gibi argümanlar sergilenmek istense bile aynı bireyler başları azıcık ağrıdığında yan etkileri çok ciddi boyutlara ulaşabilen ağrı kesicileri kullanmaktan çekinmezler.
burada sanıyorum ki tedavi olgusunu incelemek gerekiyor. bu bireyler tedaviyi sadece hastalığa yakalandıktan sonra ilaçlarla semptomları azaltan ve yok eden bir durum gibi gördükleri için aşının "önleyici tedavi" olduğunun farkında değiller.
şimdilerde çocuklarına cıva gibi zararlı maddeler vermek istemeyen ebeveynler geçmişte gebelik esnasında bulantıları önlemek için thalidomide etken maddesiyle yapılan ilaçları kullanmaktan çekinmeyenlerin akıbetini pek bilmezler. türkiye bu konuda daha bilgisiz açıkçası çünkü 1957'de üstat Ordinaryüs Prof. Dr. süreyya tahsin aygün ilacın ülkemize girişini yasakladı. yine pek çokları bilmez ki ilacı yapan doktorun adı: heinrich mückter.
aşıdan ilaca birçok yan etki, anafilaksi, ani ölümler, kalp krizi gibi riskler hem hayvanlarda hem de insanlarda sıklıkla görülmekte. fakat burada kar/zarar ilişkisinin önemini hiçbir zaman göremeyecek insanlar bunları bahane ederek bu karşıt eylemlere devam etmekte.
kendi alanımda da yıllardır birçok aşı karşıtı ile mücadele edildiğine şahit oldum.
aşılamayıp sonra hastalanınca al tedavi et mantığına ayrı bir sinir oluyorum.
"bazı hastalıkların tedavisi sadece 'önleyici tedavidir' lütfen bunu anlayın !"
aşı tedavidir. önleyici tedaviler de tedavinin bir parçasıdır.
tüm bunlar dışında günümüzün konusu corona virusunun hayvanlardaki etkilerine inanamazsınız. benim alanımdaki birçok hekim kedi köpek suşları için yıllardır aşı çalışması yapıyor. bazı konularda insanlığın ne kadar öncelikli olduğunu ve bilimin maddi kısmından daha çok yararlanabildiğimizi unutmayın.
unicef tarafından 90'ların sonunda yayımlanan bir tabloyu bırakıyorum. burada aşının ne kadar önemli olduğunu özetle anlayabilirsiniz.
sevgili @petra von kant'ın girdisinin altındaki yoruma bıraktığım linki de eklemek istedim. birçok soruya cevap bulabilirsiniz.
başımız kıçımız ağrıdı diye ilaç kullanmaktan çekinmiyorken ölüme kafa tutmak yerine bazı gereksiz argümanları bırakıp bilime bir sığınalım artık.
geçmiş dönemlerde dünya genelinde de türkiye'de de aşı karşıtlığı hep vardı hep olacak bu aslında aşıya değil cehaletin bilime olan savaşından başka bir şey değildir.
Cahillik şimdiye kadar, bugün olduğu gibi prim yapmamıştı. Aşının ne olduğunu bilmediği için aşı karşıtı olmakla övünmek, havanın içinde ne olduğunu bilmediği için nefesini tutmak ile eşdeğer.
Hakkında o kadar bilimsel araştırma olmasına rağmen, aşının içinde ne olduğunu bilmemek yalnızca ve yalnızca kişisel cahilliktir.
sosyal medya yüzünden sayıları git gide artan insanlar. sığındıkları ilk nokta mrna aşılarının gelecekte ne yapacağının bilinmemesi oluyor. e, peki inaktif aşı yaptır, çocukluğundan beri olduğun aşılardan diyorsun, mavi ekran veriyorlar. sonra falanca doktor bilmem ne demiş de görmedin diye savunmaya geçiyorlar.
o doktorlar da ayrı bir cins. var twitter'da birkaç tane. biri cerrah. adam enfeksiyon hastalıkları, viroloji falan en son rotasyonda görmüştür, her sene grip aşısını olur ama iş koronavirüs aşısına gelince "uuu tu kaka ben doktorum beni dinleyin". teyzenin biri der ki, facebook'ta gördüm, çin'deki bilmem ne doktoru demiş ki aşının içinde kısır yapıcı ilaç koymuşlar. teyze doğurmuş zaten 5 çocuk, kısır olsan ne olur ulen bu saatten sonra? ama sadece erkekleri kısır yapıyor anladığım kadarıyla. pipileri çok kıymetli. anlatamazsın ki teyzeye pipisi düşmez senin oğlanın merak etme. ama şahsım demiş bir kere en az üç çocuk diye. doğur doğur sal sokağa, pazarda limon satar en kötü.
düşünün ki bu ülkede her bir bokolog uzmanı dr. canan karatay çıkıp kelle paça yerseniz korona olmazsınız dedi. al işte, ondan sonra istediğin kadar adama maske tak, aşı ol de. gerek yok çünkü beykoz'a gidip çorba içtim der sana. hatta bir adım ileriye gidip, israil hiç aşı yapmıyor soyunu korumak için biliyor musunuz dedi. evet, dedi yahu. israil aşılama işini ilk halleden ülke dünyada. bir karşıma çıksa da sorsam ne diyorsun hiç aşı yapmayan israil'e diye? e ülkenin güvendiği bir doktor çıkıp böyle bir şey deyince, uzmanlar istedikleri kadar bir taraflarını yırtsınlar nafile.
aşılanma hız kazanınca aşı karşıtları da iyice azdılar. bildiri dağıtmaya başlamışlar sokaklarda. eline el ilanı tutuşturdukları çocuk soruyor, "abi bunu n'apayım" diye. cevap veriyor şuursuz, "oku". önce sen oku diyeceksin de, bunlar bana denk gelmiyor ki. okudukları tek şey gazetelerin spor sayfası.
ben yoruldum yazarken, ne halleri varsa görsünler diyeceğim ama toplum için gerçekten büyük tehlike. bireysel özgürlüklerin toplumun genel sağlığının ve iyiliğinin önüne geçmemesi gereken durumlardan biri bu olmalı ama değil işte.
Aşı olmadan sokağa çıkamazsınız denilinceye kadar, ne olduğunu bilmediğim bir şeyi vücuduma enjekte ettirmek mantıklı gelmiyor. Belki 6 ay belki 1 sene geçer yan etkileri ortaya çıkar, buna göre iyileştirme yapılır ve derim ki tamam şimdi olabilir. Belki pandemi biter belli mi olur :)
Şimdi kul hakkı, vebal, sinsilik, cahillik diyenler olacaktır. Katılmıyorum!
Ben önce kendimi sonra çevremdeki insanları koruyacak kadar dikkatli şekilde hareket ediyor ve kimseyi tehlikeye atmıyorum ya da atmadığımı düşünüyorum. Hatta bunu açıklamama bile gerek yok, size şöyle söyleyeyim; 6 - 7 aydır aynı yerde çalıştığım insan geçen gün şahsi aracımda maskesiz görmüş beni, ertesi gün şirkette yanıma gelip anvene seni sadece gözlerinden tanıyordum, maskesiz ilk defa gördüm yabancı geldin dedi.
Evden çıkıp tekrar eve girdiğim zamana kadar maske yüzümden düşmüyor. Ne aşı olmayıp başkaları olsun ben rahat gezeyim düşüncesindeyim ne de aşı olup aşı olmayanlara hebele hübele hakaret edecek düşüncedeyim. Rahat olun biraz, uyuyunca geçer.
İlk alınan nefeste okulları değil de alışveriş merkezlerini açan bir zihniyetin tabandaki tezahürüdür. Demokrasi dediğimiz şey, sistem olarak hiçbir zaman bugünkü kadar yıpratıcı olmamıştı.
"Karantina, halka rağmen halkı eğitip ,onlara kendi kendini koruma hünerini öğretme işidir."
Son zamanlarda en tahammülsüz olduğum konulardan biri de bu. Açıkçası bu konuda saçma sapan (hatta olmayan) argümanlara dayanarak konuşan, abuk subuk komplo teorileri üreten insanlardan da acayip soğuyorum.
Baktığımızda bu aşı karşıtlığı yapanların neredeyse tamamı tıp ya da bilimle zerre ilgisi olmayan, bırakın bilimsel bir yetkinliğe sahip olmayı belki hayatında bir tane bile bilimsel yayın okumamış tipler. Ülkede başımıza herkesin ekonomi profesörü, kripto para uzmanı, siyaset bilimcisi kesilmesi gibi herkes de hekim maşallah. hayatında mikroskop görmemiş adam sana virüsün kütüğünü çıkarabilecek özgüvene sahip. Bu cahil cesareti, cahil pervasızlığı denen şey gerçekten çok tehlikeli. Dünyanın en zeki, en çalışkan insanlarından oluşan bir grup aylardır aşı geliştirmek için gecesini gündüzüne katmışken, okuduğu en uzun metin sakızdan çıkan mani olan adam epey kendinden emin şekilde "bize çip takacaklar" diyor. Yaa sana çip takıp neden çipi ziyan etsinler be gerizekalı. Çip olsam Ne işim var senin gibi embesilin götünde. Yahu herkes kendini ne kadar önemli, ne kadar akıllı zannediyor. İnanılır gibi değil.
Bir konu hakkında ahkam kesmek ya da fikir beyan etmek için o konu hakkında "biliyor" olmak gerek. Tıp eğitimi almadıysan, bilim insanı değilsen aşı, pandemi gibi konularda konuşamazsın, bu kadar basit. O konunun cahili olarak sadece uzmanların söylediklerine, bilimsel verilere inanırsın, inanmak zorundasın. Çünkü bu konuda cahilsin, kabul edeceksin. Başka bir şeyin en iyisi de olsan bu konudaki cehaletine boyun eğeceksin.
İnsanlar kendileri bir şey olamadıkça olmuş insanları da engellemeye, karalamaya başladılar artık. Kendi başarısızlıklarını, beceriksizliklerini iyiye, güzele çamur atarak gizlemeye çalışan bu tiplerden bıktım artık ben.
Düne kadar bir ortamda doktor görünce eli ayağına dolaşan, "benim götüm ayrı başım ayrı ağrıyor" diye ayaküstü kendini muayene ettirmeye çalışan tipler, uğur şahin'e falan laf sokmaya başlamış sağda solda. Ha bir de uğur şahin para için yapıyormuş bunları. Adam 6 yaşından beri gece gündüz çalışıyor muhtemelen, tabii ki para da kazanacak, tabii ki reklam da yapacak tabii ki kendiyle gurur da duyacak. Yahu siz ne ara bu kadar pervasızlaştınız, ne ara böyle hadsizleştiniz! Gerçi siz hep böyleydiniz, elinize fırsat geçmeye görsün bir kere. Yok cidden çok sinirleniyorum yaa, çünkü sadece kendilerinin değil, başkalarının hayatını da mahvediyor bu uyduruk yaşam formları.
Ve maalesef bu aşı karşıtlığı korkunç boyutlara ulaşmış durumda. Ben sosyal medyadaki karşıtlığın şişirme olduğunu düşünüyordum hep, lakin her gün uğradığım bakkaldan arkadaşımın annesine, iş arkadaşımdan sevip saydığım komşu teyzeye kadar pek çok kişinin covid 19 aşısı, bazılarının da özellikle biontech karşıtı olduklarını farketmemle uğradığım dumuru tarif edemem. Yaa dna ne, rna ne bilmeyen insanlar neredeyse 4 milyon kişiyi öldüren bu virüsü yok sayıp, maske takmayı reddedip, aşı karşıtlığı yapıp bir de saygın bilim insanlarına ayar veriyorlar akılları sıra.
Gerçekten cehaletin de aptallığın da ucu bucağı yok.