çağdaş ispanyol edebiyatının önde gelen isimlerinden carlos luis zafon tarafından yazılmış roman. kulzos kitap topluluğu listesinden seçerek okudum. biraz uzun sürdü farkındayım. kötü çeviri nedeniyle sürükleyiciliğini biraz kaybetmiş roman. bunu okumaya gayret ederken arada dune serisinin dördüncü romanını bitirdim. bir de dedektif romanı girdi araya. neyse nihayet bitti. kırmızı kedi yayıncılık çıkarmış kitabi. çevirisi de başak öztan tarafından yapılmış. kitap young adult janrında bir karanlık öykü. yazarın en sevdiği kitabıymış. en tanınmış kitaplarından biri aynı zamanda. çevirideki anlatım bozuklukları, devrik cümleler ve okura yapılan saygısızlık bir yana bırakılırsa fena da değil. okura yapılan saygısızlıktan kastım bunlar anlamaz zihniyeti. son zamanlarda okuduğum başka kitaplarda da rastladım benzer örneklere. dikkatimi çeken dört beş vukuat vardı. biri kalmış aklımda. belli ki ispanyolcada kendine özgü ismi olan bir yemek. ismi değil de içindeki ana maddeler zikredilerek verilmiş. ismini yaz. köşesine yıldız koy, bu tanımı da sayfanın altına ekle. çevirmenlik bu değil. bir de komik hata vardı, bu büyük ihtimal yazarın atladığı bir şey çeviri hatası olamaz. kahramanımız bir kış gecesi gizlice takip ettiği adamın girdiği evde neler olup bittiğini görmek için pencereden içeriyi gözetliyor. ve eliyle pencerede oluşan buğuyu siliyor. o buğu pencerenin iç yüzünde olur ve dışarıdan silinemez. ufak bir şey ama dikkat çekiyor işte.
neyse, hikayemiz yatılı bir katolik okulunda okuyan oscar drai'nin ağzından anlatılıyor. ders saatleri dışında bunaltıcı okul binasından çıkıp barcelona sokaklarını keşfetme adeti olan oscar bir gün terkedilmiş görünümlü bir köşke giriyor. köşkte yaşayan akranı marina adlı kız ve babası german ile arkadaş oluyor. marina ile birlikte civarda bulanan bir mezarlıktaki bir mezarı ziyaret eden gizemli bir kadının kadının peşine düşüyorlar merak saikiyle. ve olaylar gelişmeye başlıyor. geçmişi otuz yıl öncesine inen karanlık bir maceranın içine dalıyorlar. biraz frankenstein, biraz operaki hayalet izleri var bu gizemli öyküde. frankenstein izi çok belirgin. olayları araştırdıkları süreçte karşılarına çıkan dr. shelley ve kızı maria shelley isimleri daha kitabın yarısında bütün gizemi deşifre etti. sonrası ister oku, ister okuma tadında devam etti benim için. bütün bu yazdıklarımdan sonra kitap kötü bir kitap izlenimi bırakabilir. kötü değil. çürümüş ceset kokuları, karanlık tüneller, dirilen ölüler, karanlığın içinden üzerinize uzanan metal pençelerden hoşlanıyorsanız çevirinin bütün tatsızlığına rağmen keyifle okunabilecek bir roman.