islam inancına ve diğer ilahi dinlere göre şeytan, insandan hoşlanmayan, insandan hoşlanmadığı için onları cehenneme düşürmeye çalışan melektir. tüm kötülüklerin temel sebebi olarak görülür. oysa bence bu tamamen hatalı.
ilahi dinlerde anlatılanlardan yola çıkarsak eğer, şeytan kötü değil, iyidir. kötülük yapmaz, kötülük yapma potansiyeli olanların bu potansiyelini ortaya çıkarmak ve kötülüğü yapanları cezalandırmak için mücadele eder. tüm yaratılış öykülerinde yaratıcı insan'a gerekli iradeyi verdiğini söyler. insan, sahip olduğu iradeyi, vicdanı kullanmıyor ve kötülük yapıyorsa, bunun sorumlusu şeytan değil insanın kendisidir ki yaratan cezayı onu yoldan çıkartmak için uğraşana değil, yoldan çıkana verir. demem o ki, eğer suçlu şeytan olsaydı, cezalandırılan insan değil şeytan olurdu. nitekim ilahi dinlere inananların inandığı yaratıcı, muhakkak adil olandır.
şeytan'ın tek suçu, efendisine karşı çıkmaktır. günah keçisi olarak ilan edilmesi ve bütün kötülüklerin kaynağı olarak gösterilmesi doğru değildir. nitekim şeytan'ı kötülüklerin kaynağı olarak göstermek, onu da yaratan yaratıcıyı kötülüklerin asıl kaynağı olarak göstermek olur. ki bu da büyük bir yanılgıya düşmek demek.
biraz karıştırdım belki kafaları. ama olay özetle şu. tüm kötülükler ve iyilikler tercih meselesidir. din olsun olmasın, tüm insanların doğru olanı tercih etme şansı vardır. ama kimisi bencillikten, kimisi vicdansızlıktan, kimisi umarsızlıktan, kimisi öylesi daha çok hoşlarına gittiği için iyi yerine kötüyü seçer. işte bu noktada, suçlanması gereken, ilahi dinlere göre o insanların kulağına fısıldayan şeytan değil, insanın kendisidir. ki bu nedenle ilahi dinlere göre yaratan, fısıldayan varlığı değil, fısıltıya kulak kabartanı cezalandıracağını söyler. bu durumun altında yatan dayanak ise "ben size gereken irade, vicdan ve kudreti verdim" söylemidir. ki öyle.
iblis, yani şeytan cin tayfasından olup, ateşten hem de dumansız, öz, yalın, yakıcı ateşten yaratılmıştır.
bursalı ismail hakkı hazretleri de, ?o cinlerdendi? ayetini, ?onun aslı, ateşten yaratılmış bir cindi. meleklerden değildi.? diye tefsir etmekte ve ?meleklere 'ademe secde edin!' demiştik. iblis hariç hepsi hemen secde etti.?(kehf, 18/50) ayetinde iblisin meleklerden istisna edildiğini söylemektedir.
?iblis melek olmayıp, cin olduğuna göre, melekten nasıl istisna edilmiş olabilir?? tarzındaki muhtemel bir soruya cevap için şu izahı yapmıştır. çünkü, iblis de onlarla beraber secde etmekle emrolunmuştur. daha sonra ise istisna edilmiştir. tıpkı, ?falan kadın hariç hepsi çıktılar? sözünde olduğu gibi.
burada hariç olan kişi, erkekler arasında bulunan bir kadındır. bir görüşe göre, ?o cinlerdendi? cümlesinden kasıt, onun ilk cin olduğuna işarettir. hz. ademin ins'den olduğu gibi. çünkü hz. adem insanların ilkidir.
iblis denen o cin, ?rabbinin emrinden çıktı.? allah'a itaat etmekten kaçındı. oysa biz biliyoruz ki, ?melekler, allah'ın emrine isyan etmezler, ne emrederse onu yaparlar.?
insanlar ve cinler, kulluk sorumluluğu ile yükümlü oldukları için, iradeleri ile yaptıklarının cezalarını veya mükafatlarını göreceklerdir. ancak melekler öyle değil. onlar hata yapmaktan korunmuşlardır; şer işlemeyi irade edemezler.
Tanrı Azda tarafından yaratılan ve kendisine evreni ve insanları yaratma görevi verilen Melek-Tanrı.
kendi yarattığı insan önünde eğilmeyerek asıl sınavı, tapılmayı hak edip etmediği sınavını geçmiştir. sureti tavus kuşudur. bu yüzden şeytana melek tavus da denir.
İslami açıdan bakarsak sanılanın aksine melek değil cindir. zaten meleklerin yaratılış özelliklerinin arasında allah'a karşı gelmek yoktur, onların iradeleri yoktur.
meleklerin arasında olan bir cin olduğu için melek sanılmaktadır. ayrıca melekler nurdan yaratılmışken kendisi hz adem'e secde etmeyip ''onu topraktan yarattın, beni ateşten yaratttın, ben daha üstünüm.'' demesi bile melek olmadığının kanıtıdır.
ara sıra uyulması gereken kalu beladaki diyalektik kişisi. fakat tabii bu uymanın dozu şeytanı veresiye siken insanoğlu tarafından çok iyi ayarlanmalıdır.
şeytan bireyinin bu denli haksız şekilde bir nefret objesi haline getirilmesi hususunda kutsal kitaplara ben de çok kırgınım. onu da yarattığı iddia olunan varlığın hiç mi günahı yok?
asıl itibarıyla tanrıyı'da şeytanı da yaratan insandır ya, gece gece nöbetten çıkmış yorgun argın halimle felsefe kasıyorum idare edin. bir de kamyoncu dayılardan işittiğim benim için söylenmiş ''bu çocuk şeytanı veresiye siker allahıma'' sözü aklıma geldikçe istemsiz gülüyorum.
şeytan gençliğinde sağlam bir teist idi. isyan eden cin'lere karşı melek ordusuyla kahramanca savaşmıştır. kazanan olmuştur. hocası tarafından sürekli uyarılan sürekli bak şeytan sende ki bu güç seni mahvedecek gibi telkinlere maruz kalmıştır. mağarada uyurken ruhuyla gezintiye çıkıp cin'leri gözetleyecek kadar manevi güce sahip olan şeytan manevi kişiliği sayesinde cennete kabul edilmiştir. kainatta neredeyse secde etmediği yer kalmamıştır. meleklere ders veren alim şeytan gün geçtikçe yükselmiş yükselmiş. sonra melekler kendi aralarında konuşurken onlara kulak misafiri olmuş yeni bir halife yaratılacağını duymuş. söylentiler gerçek çıkınca olay gerçekleşince şeytan isyan etmiş. isyan o isyan halil sezai'ye ilham olmuş. hz.adem ve hz. havva 'yı kandırdıktan sonra asıl serüveni başlıyor. burada bir şey eksik tabiki de aşk ... prenses fulya'ya aşık olan şeytan kalbindeki bu boşluğu bir ölümlüyle doldurur.
felsefi bir bakış açısıyla insanın egosu. bir düşman olmasa da bilincin oluşturduğu hayali düşmana isnat edilerek yapılan çirkinliklere kılıf bulmanın ne kadar insani bir eylem olduğunu düşünürsek çok akıllıca bir çıkarım.
metin erksan'ın yönettiği türk işi, müslüman the exorcist filmi. ayin kitabı yerine kuran, kutsal su yerine zemzem suyu var. peder karras yerine de seküler bir figür tercih edilmiş.
filmin çekilme amacı, "madem the exorcist türkiye'de vizyona girmiyor, biz de yerlisini yaparız" olmuş. en azından benim araştırdığım kadarıyla böyle. the exorcist ise 1982 yılında vizyona girmiş türkiye'de.
@watchingyou düzeltmesi: the exorcist'in türkiye vizyon tarihi 9 mart 1981.
güney kıbrıs, 65'inci eurovision şarkı yarışmasına Elena Tsagrinou 'nun şeytan anlamına gelen el diablo şarkısıyla katılmaya karar vermiş. ancak "kalbimi şeytana verdim, bana onun meleği olduğumu söyledi" gibi sözleri olan şarkıya fena halde sinirlenen ve kendilerine kıbrıslı hristiyanlar adını veren bir grup, şarkının dine bir hakaret olduğunu ileri sürerek, rum devlet radyosunu basmışlar ve şarkıyı çalarlarsa eğer, binayı yakmakla tehdit etmişler.
hristiyanlık inancında "insana secde etmeyi reddettiği için" değil de, tanrı'yla eşit olmaya çalıştığı için insanları yoldan çıkartmaya çalışan ilahi varlık. bu sebeple tolkien'in morgoth* isimli karakteriyle çok benzeşir. acaba neden? tolkien dindar bir katolik olduğu için olabilir mi?*
elbette yaratılış kitabı bir tarih kitabı değil, ama şeytan'ın insanları ayartmaya çalıştığını ve insanları da tanrı gibi olma konusuna yönlendirdiğini göz önüne alırsak, demek ki şeytan insanın yaratılışından çok daha önce bu konuya kafayı takmış ve isyan etmiş. ayrıca hala tanrı tarafından da uzaklaştırılmadığı göz önüne alınırsa (uzaklaştırılmış olsa aden bahçesi'nde barınamazdı) tanrı'nın şeytana bir tövbe etme zamanı tanıdığı ve lütuf gösterdiği de görülebilir. ama insanı da "siz de bana katılın, tanrı gibi olmak için çalışalım" teklifiyle yoldan çıkarması muhtemelen şeytan'ın tövbe etmeye yanaşmadığını göstermekte.
şimdi tabii "şeytan bu kadar gerizekalı mı?" denilebilir. ama insanlar ne kadar gerizekalıysa, şeytan da o kadar gerizekalı işte. insanlar da iyilik yerine kötülüğü seçmiyor mu çoğu zaman? hatta kötü olmak dünya üzerinde bir övünç kaynağı değil mi? reddedilen bir ergen erkek "ben de pic erkek olacağım artık!!!" nidalarıyla gezmiyor mu?*
not: z kuşağı da "ben de alfa erkek olacağım..." diye geziyor sanırım. çok hakim değilim onların muhabbetlerine. ama işte yine bir "kötü olayım ki kızlar beğensin..." mentalitesi var.