akp seçmeninden tamamen farklı sebeplerle sevebilirim kendisini. karakterinden kaynaklanan baskıcı tutumu ve baş aşağı giden bir imparatorluğun kaçınılmaz şekilde büyük topraklar kaybetmesi abdülhamid döneminin en bilinen özellikleridir, buna karşılık abdülhamid cahil akp tayfasının sandığının aksine ilerici bir adamdır.
abdülaziz avrupa'ya fetih için değil de davetli bir misafir olarak giden ilk osmanlı padişahıdır. bu seyahatinde onunla birlikte giden güruhun içinde o dönemde veliaht olan abdülhamid de vardır. abdülhamid bu geziden batı dünyasını görmüş, iyisiyle kötüsüyle kendince dersler alarak dönmüştür.
tahta çıktığında ciddi bir eğitim hamlesi başlatmıştır. sanayi mekteplerini*yaygınlaştırmıştır. kızlar için ilk üniversite abdülhamid döneminde açılmıştır. sanayii nefise mektebi* abdülhamid döneminde kurulmuştur. hepsinin ötesinde türkiye cumhuriyetini kuran osmanlı münevverleri abdülhamid dönemi eğitim sistemi içinde yetişmişlerdir.
fabrika-i hümayunlar abdülhamid döneminde kurulmuştur. hereke halı fabrikası, yıldız porselen fabrikası, avrupadaki kraliyet fabrikaları örnek alınarak teşkilatlandırılmıştır. cumhuriyet dönemi sümerbank işletmelerinin ana çekirdeği bu fabrikalardır.
istanbul arkeoloji müzesi bu dönemde müze kimliğine kavuşmuştur.
latin alfabesine geçiş konusunda ilk ciddi çalışmalar abdülhamid döneminde başlamıştır. memleketin her yerine yaptırdığı büyük saat kuleleriyle günü 24 saate bölen alafranga saat düzenine geçişi sağlamıştır. Saat kulesi/#88953 bağdat demiryolu abdülhamid döneminde yapılmaya başlanmıştır. bu ve bunun gibi olumlu sayılacak pek çok hamlesi günümüzde hem akp yancıları hem de karşıtları tarafından görmezden gelinmektedir.
resmi tarih tarafından aktarılan olumsuz yanları ya da kadir mısıroğlu, mustafa armağan gibi basiretsizlerin uydurduğu efsaneleri bir yana bırakıp dönemi ciddi bir gözle incelediğimizde iyi ve kötü yanlarının bir şekilde denge sağladığını idrak etmek mümkün.
yukarıda bir yerlerde toprak kaybının kaçınılmaz olduğunu belirtmiştim. onu da biraz açayım. 19. yüzyıl sonu-20. yüzyıl başı milliyetçi akımların da etkisiyle büyük imparatorlukların parçalanmaya başladığı, monarşilerin çöktüğü ulus devletlerin kurulmaya başladığı bir dönemdir. bütün dünyayı etkileyen bu dalga elbette ki osmanlı devletini de etkilemiştir.
gençliğinde reform ve anayasa vaadiyle iktidara gelmiş padişahdır. 1. meşrutiyetçiler de maşallah bokunda boncuk var lan bu adamın diyerekten pek bir desteklemişlerdir ilk zamanlarında. fakat yine de allah kendisinden razı olsun bugünkü kadar ilerici bir anayasayı yürürlüğe koymuştur. günümüz zat-ı şahanelerinde de meclisi fesih yetkisi vardı onda da. puşkin oyunlarında ilk sahnede duvarda silah asılıysa o silah mutlaka patlar. abdulhamit'de meclisi fesih etmiş ve modern devlet anlamında en büyük zulmü patlatmıştır. 40 yıl sonra onu deviren enver'ler, talat'lar ondan öğrendikleriyle halka zulüm etmişlerdir. hatta cumhuriyet yönetimlerinde bile baya baya hamidizmin izlerini görebilirsiniz. bugün akp'ye oy veren büyük bir kesim cahil olmakla yaftalanıyor doğrudur. fakat toplumun geri kalanın da onlardan farkı yoktur. kızıl sultan zamanında hiç bir toprak parçası kaybedilmedi yalanı yoksa nasıl bu kadar rahat pazarlanabilir?
kendisine yapılan başarısız bir suikast girişiminden sonra büyük vatan şairi teyfik fikret'in muhteşem bir şiirini bırakıyorum güne.
"ey şanlı avcı, damını bi hüdâ kurmadın, attın, fakat yazık ki, yazıklar ki, vuramadın. dursaydı bir dakikacağız devr-i bi-sükun bir hayır olurdu, misli asırlara geçmemiş..."
hükümdarlığının ilk yıllarında mason kardeşi v.murad'ın tahttan indirilmesinden sonra sadrazam mithat paşa'nın güdümünde girilen 93 harbi sonucu teselya (yunanistan), kars-batum-ardahan (rusya), kıbrıs, (ingiltere [kiralık, 1914'te kesin ilhak] ) mısır, sudan (ingiltere), habeşistan (italya) ve tunus (fransa) vilayetleri elden çıkmıştır. 93 harbinden meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılına kadar hiçbir toprak kaybı yaşanmamıştır.
aslında zeki olan ama osmanlının o dönemde zaten çökmüş olmasından dolayı elinden pek bir şey gelmeyen padişah. iki büyük hatası şunlardır: borç aldıktan sonra ödemeye çalışmak yerine daha fazla borca yüklenmek, yıllarca meclisi mebusanı kapatmak. onun dışında zeki bir adam olduğunu düşünüyorum. bu zeki adam kanuni-yavuz döneminde, devletin çökmemiş olduğu en parlak dönemde gelse, muhtemelen şu anda kanuni gibi hakkında çok daha iyi şeyler söylenen bir adam olurdu.
2. Abdülhamid, Paşalarının ahlaksızlıklarıyla alay edebilmek için nazırlarının yolsuzluk yapmasını beklerdi.
Meselâ ihtiyar bahriye Nazırının hırsızlıklarından sık sık bahsederdi. İhtiyar Nazırı, sırf kendisine yapılacak bir darbe teşebbüsünde donanma darbeye katılmasın diye mevkiinde tutuyordu.
Bir gün Abdülhamid'e, meşhur bir hokkabazın Çatalları yuttuğu hakkında hünerleri anlatılmıştı.
Padişah hemen cevap vererek, bunda o kadar büyük bir Hüner görmediğini; çünkü Bahriye nazırının hiçbir rahatsızlık hissetmeden muazzam hARP gemilerini yuttuğunu söylemişti.
Yerli ve milli machiavelli, kendinden önceki darbe geleneğini kurduğu jurnal sistemiyle uzun süre kesmiş, ulusçuluk hareketlerinin devletine vereceği zararları görerek, Meclisi kapatmıştır. (fakat daha sonra burada biriken enerji Balkan savaşlarından göreceğimiz şekilde atom bombası gücüne Erişmiştir.)
Kendisini gereğinden fazla ululamayacağım fakat kurumlaşma anlamında ikinci Mahmut'tan sonra devrimci olmayan devrimci diyebilirim kendisi için.
Avrupalıların muhafazakâr yöneticileri gibi davranmıştır bana göre. Toplumsal patlamayı gemlemeye çalışarak modernleşme hamlelerini ard arda hayata geçirmiştir.
Balkanlardaki mezhep ayrışmasını hristiyan nüfus açısından Körükleyerek, Balkanları elinde uzun süre tutmayı başarmıştır.
Müslüman nüfus açısından arap Milliyetçiliğinin önünü kesmek için pragmatist panislamist politikalar uygulamış, arap aşiretlerinin ileri gelenlerinin çocuklarını istanbul'da okutmuş, bürokraside kilit yerlere getirerek, imparatorluğa yabancılaşmalarını önlemeye çalışmıştır. Bunlardan biri de ırak eski kralı Faysal olacaktır. İş Bankası yayınlarında o dönemleri anlattığı bir kitap mevcut, kendi ismiyle.
Türkler açısından dönemine bakacak olursak, kendini devirecek, birinci dünya savaşı sınavına girecek ve Cumhuriyet'i kuracak, Modern bürokrasi kadrosunu da kendi döneminde yetiştirmiştir.