T: kahvelerinde kekremsi kıvamı yakalamak için fil dışkısı kullanan kahve zinciridir.
F/p ve mekan kalitesi, sınırsız mekan kullanım imkanı ve wifi hizmeti ile her zaman benim için on numara mekan olarak kalacağa benziyor. Yoksa kahvelerinin kalitesinin mükemmel olmadığının farkındayım. Ne zaman üst düzey kaliteli kahve içmek istesem zaten Nişantaşındaki tatlı-butik ve pek tabî gizli kahvecime gidip hasret gideriyorum zaten ama saatlerce goygoy ve wifi imkanını orası bile sağlamıyorken starbuckstan nasıl vazgeçerim?
Babamın meğersem kahvelerin adını bilmediği için içeri girmekten çekindiği kahve zinciridir. Hatta geçenlerde yol üstünde beni görüp, starbucks’tan bana sade filtre kahve alır mısın demişliği vardır. Girip sade filtre kahve istedim ve buna şahit de ettim kendisini. Umarım artık kendine güvenirsin babacım seni kandıramazlar :)
kahve seven bilir, kahvenin güzelliği, çekirdeğinin geldiği ülkeye göre büyük fark yaratır.
her ülkenin kahve çekirdeğinin aroması farklıdır.
starbucks büyük bir zincir, standardı hep aynı tutmak için ya tüm kahveyi aynı ülkeden temin etmek, ya da kahveyi aşırı kavurup ülkesel farkı yok etmek durumundadır.
starbucks, 2. seçeneği tercih etmektedir.
kısaca kahveden zevk almak istiyorsanız, 3.nesil kahve dükkanlarına bir el atın. french presste mi, aeropresste mi, chemex'te mi yoksa v60'ta mı demlendiğinin çok bir önemi yok.
aero, moka pot hemen hemen aynı. ikisi de espresso kadar basınçta(espresso 8-9 barda demlenir) olmasa da iyi bir basınçla(ikisi de yaklaşık 3 bar basınçla) demlenir.
filtre, chemex ile v60'ın da demlendiği aletin şekli şuklu dışında farkı yoktur. chemex'te kahveyi bir cam kaptan öbürüne alıyorlar falan ama şekilden şukuldan ve soğutmaktan başka işe yaramıyor. neticede üçü de pourover demleniyor.
siz kahvenin çekirdeğinin geldiği ülkeye ve o ülkenin aromasına varmak için çekirdeğin o anda öğütülmesine dikkat edin.
o yüzden starbucks hava kasmak dışında bir işe yaramaz. ha bi de içinde oturup beleş wifi kullanmak.
kahve seviyorsanız dediğimi uygulayın. ve evde de kahveyi kendiniz çekip kendiniz demleyin.
starbucks logolu kahve bardağı kılığına giren birine ''you must have gotten roasted too hard for becoming a cup of starbucks coffee.'' şeklinde acımasız bir şaka yapmak istediğim kahveci zinciri.
Kömürü toz haline getirip demlesem starbucks kahvesinden farksız olur çünkü.
hakkında yıllar boyunca değişen fikirlerim olsa da nedense uzaktan bile olsa sevmeye devam ettiğim, aralarında huzur hissettiğim şubeleri olan kahve satan dükkanlar zinciri.
kahveleri pek de iyi olmayan, bir dönem elinde boş bardaklarıyla dahi dolaşmanın sözüm ona prestij sembolü sayıldığı, şube sayılarına göre güzel ülkemin avrupa'da ikinci sırada bulunduğu kahve zinciri markası.
amerikan kahve zinciri markası, toplumumuzda hala bir çok insan önyargı ile bakıp kahve sırasına girmemişte olsa pekte abartılacak bir şey değildir. iki tane abzürt ismi söyleyememek sizleri komik duruma düşürmez. bütçenize göre fiyatları başta abartılı gelmiş olsa da ülkemizdeki normal bir kafe restoranda aynı kıstastaki ürünlere daha fazla ücret ödediğimi bilirim. zamanla insanların müdavimi olduğu bu kahve dükkanı toplumda bir kesimin tercihlerini ve hayat biçimlerini bile temsil ediyor.
mcdonald's gibi türkiye'de amerikan emperyalizmiyle özdeşleştirilmiş, "sovyetleri onlar batırdı!" gibi bir efsaneye konu olmuş şirket bile 6 şubat 2023 kahramanmaraş depremleri sonrasında bölgeye yardım götürürken türkiye ayağı sessiz kalmış ve ancak günler sonra "aman yardım yapalım da ağzımızın tadı kaçmasın" tadında göstermelik bir yardımda bulunmuş olan ikinci dalga kahve kültürü ürünü.
şirketin resmi açıklamasına ulaşamadım ama galiba "şirket olarak bu tarz politikalarımız yok" denilmiş. ama abd'de gayet de var bu tarz işleri. mesela abd'de yiyecek bankası ortaklıkları falan var. demek ki türkiye operasyonlarını yöneten şirkette var bir sıkıntı.
kalvinist bir arkadaşım dünya çapındaki tüm starbuckslar için "şeytanın kahve dükkanı" derdi, o geldi aklıma...