anason çekirdeklerinin rahiyası olmazsa rakı olmaz. geçen trakyalı bir misafir rakı getirdi. ev yapımı rakı diyerekten. sofrayı kurduk, birer yudum aldık. bildiğin alkol. bu nasıl rakı anasonu yok dedik. hası böyle olur dedi. sesimizi çıkarmadık ayıp olmasın diye ama kalanını içemedik.
bir ton şey yazardım da... sözlük neticede burası arada ufku açıcak bişiler yazmak lazım...
yeryüzünde içerken zıkkımlanabileceğiniz nadir içkilerden biridir. (bele yazıyom ki olur da içmediğim başka bir içki de böyledir falan). bu yüzden türk olmayan birisine anlatamayacağınız bir olgudur. adam hala gider bira veya votka veya fiski içer gibi içer.
pink floyd yerine emel sayın dinler lan insana... hadi aq ateistler bunu da açıklasın?
yıllarca içmediğim içkiydi kendisi. ya ne var bunda denilebilir ama o yılları tekirdağ'da geçirince pek hoş görülmüyor bu davranış. ne bileyim, antep'tesin fıstık yemiyorsun, çorum'dasın leblebi yemiyorsun, edirne'desin ciğer yemiyorsun gibi tuhaf bir şeydi.
sonra bir gün denemeye karar verdim. yeter bu kadar votka, cin, rum dedim ve rakı sofrasına oturdum. ilk başta yüzüm gözüm buruştu bir. ikincide daha iyi geldi. üçüncüde çok daha. artık, rakı deyince ışınlanasım var ortama.
tek başına içilmez ama. hani hem meze lazım, hem de arkadaş. viski, votka vs öyle değil. kola gibi al al iç. ama bunun sofrası olması gerekiyor. sofrada insanlar gerekiyor. ya en kötü, yanında sevdiğin, çarşafın üstünde de bir kalıp beyaz peynir...
tekirdağ'ın en yakın komşusu edirne'nin keşan ilçesinde rakı kadehi susuz, rakının yanında içilen su kadehi rakılı olur. ona da keşan dublesi derler zaten. haliyle rakıya su dışında bir şey katılmaz. su bile katılmasa yeridir. yanında içilen ise isteğe bağlı değişir elbet.
içinde anason olmasa iyi içki aslında.
ben ufakken; havalar ısındığında, sıcaktan bunaldığımızda içelim diye buzdolabına cam şişeyle su konurdu evde. haliyle, bu cam şişelerde ya cola, ya da rakı şişeleri olurdu. yaratılış gereği miskin bir insan olduğum için, serinleme faaliyetini şişeyi kafaya dikme suretiyle gerçekleştirirdim.
günlerden bir gün buzdolabından aldığım suyu kafaya diktiğimde, akşamdan kalma rakı şişesini dikmişim kafaya. o anasonun gırtlağı yakan acılığı, her rakı gördüğümde içimi acı acı ısıtır hala. bu nedenledir ki, rakı içmem, sevmem, hatta ortamlarda kokusuyla sarhoş olurum..
anason da sevmem. nasıl bir damak tadıdır bilmem ama, girne'de poğaçaya, simite, hellime de anason koyarlar. bir kaç kez denk gelip yedi düvele sövmüşlüğüm vardır.
ufakken yaşadığım bu travma sayesinde bugün rakı içmiyorum, anason sevmiyorum ama ne hikmetse hala şişeyi kafaya dikiyorum.
bu da böyle bir anımdı...
litresi 100 lira olduğundan beri sevenlerinden önemli bir bölümünün evde yapar olduğu milli içkimiz. aslında kültürel değerlerin evlere geri dönmesi açısından güzel bir gelişme.