1. müzik yapma amacıyla bir araya gelmiş insanların oluşturduğu gruplara denir. müziğin türüne göre eleman sayısı değişkenlik gösterebilir.

    yıllardır ara ara mutlaka izlediğim bir müzik grubu performansı var ki , , veya üyeleri görse kıskanırlar. kendileri için en sevdiğim isimlendirme "grup kafasına göre takılanlar". bu grup ilk olarak afyon kanal 3 canlı yayınında sıla'nın inşallah isimli şarkısını icra ediyor fakat dinlerken yanlış giden bir şeylerin olduğunu hissediyorsunuz. grup kafasına göre takılanlar'da hakikaten herkes kafasına göre takılıyor.

    inşallah performansından sonra ülke gündemine oturan bu grup beyaz show'a çıkıyor ve o gün teknik sorunlar yaşadıklarından, normalde böyle bir performans sergilemeyeceklerinden bahsediyorlar. beyazıt öztürk de "haydi o zaman olması gerektiği gibi dinleyelim." diyor ve mikrofonu grubun solisti olan hanımefendiye veriyor. önceki performanstan farklı olarak yalnızca solist performansta yer alıyor. orkestra ise beyazıt öztürk'ün orkestrası. şarkı normal bir şekilde başlıyor. hanımefendi güzel güzel şarkısını söylerken bir yerde ani bir giriş yaparak orkestrayı ters ayakta yakalanmış kaleci gibi ortada bırakıyor fakat tecrübeli orkestra durumu bir şekilde kotarıyor.

    üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen izlediğim en iyi canlı performanslar arasında olan bu iki performansın linklerini sizler için bırakıyorum. özellikle afyon kanal 3 canlı yayınında sergiledikleri performans efsaneler arasına girecek nitelikte.

    afyon kanal 3 performansı.

    beyaz show performansı.
    #104295 blackmamba | 7 yıl önce (  7 yıl önce)
    3genel terim 
  2. içinde bir süre bulunduğunuzda ne "zaten arkadaşımdı, şimdi iyi bir ekip olduk" kuralının işlediğini gördüğünüz ne de "ilk kez grupta tanıştık, dost olduk" mottosunun geçerliliğini kanıtlayabildiğiniz hede. ikisi de amaca uygun ilerler; yani, önce iyi müzik yapmada üzerine düşeni yapan bir eleman olacaksın, sonra arkadaş mı, dost mu, sevgili mi olacaksınız; size kalmış. grubu bağlamaz bu.

    ben üniversite hazırlıktayken kurduğumuz, üyelerinin hepsinin benden en az 3-4 yaş büyük olduğu bi' grubumuz vardı. mehmet emin adında da bi' ritimci vardı. bizim solocunun hemşehrisiydi. ben kendisini dev aynasında bu kadar büyük görüp çevresine bu kadar toksik olabilme kapasitesine sahip az insan evladıyla tanıştım. 5 vakit namaza başlatmaya çalışıp kendince "dine döndürdüğü" solocu kafayı yedi, okuldan sonra akıl hastanesine falan yattı. vokal kızceğize "ben sana sevgili ayarlıcam, ortamım geniş" dedi, bulduğu adayların hepsi kızın hayatına en az 1 ön yargı ekledi. grupça sahne almak için götümüzü yırttığımız köhne barların biriyle o konuşmaya gitti, bar sahibi bizi "grupla ya da grup olmadan bu mekana bi' daha giremeyeceksiniz, öldürürüm sizi yoksa" diyerek kovdu. halâ sosyal medya hesabımda ekli kendisi. hikaye paylaştığını her gördüğümde ağız dolusu küfrediyorum.

    bir müzik grubu olabilmek için önceden tanışıklığınızın ya da sevişme tecrübenizin falan önemi yok. müzikal olarak ne kadar birbirinizi tamamlayabildiğiniz ya da eksilttiğiniz önemli. bizim (müthiş grup adıydı be) grup elemanlarından birinin eksiltemediğimiz egosu yüzünden kötü anılar dehlizinde yüzüyor halen. fraktalı oluşturan insanlar gibi olmayın siz.

    edit: yazım yanlışlarını düzelttim.
    #282562 lake of the hell | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
    3genel terim 
  3. japonya'da olanları genelde şirket tarafından oluşturulan grup türü.

    bu sebeple bir müzik grubunda olma şansınız, şirketlerle olan ilişkinizle az çok ilgili. mesela roadie olarak başlamış şirket içerisinde, sonra bir punduna getirip vokalistliğe geçiş yapmış.

    şirketlerin bir araya getirmediği gruplar çok nadir. mesela , okudukları lisenin müzik kulübünün grubu. üyeleri de sanat kursuna (dans, müzik vs) giderken birbirleriyle tanışıyorlar.

    basçı olarak ben de türkiye'de kafamdaki müziği yapmak isteyenlerle birlikte iki ayrı grupta çaldım. ama o zamanlar psikolojik olarak sıkıntılı dönemlerim olduğu için ikisinin de sonunu getiremedim. şimdi ise rock müziği bıraktım, keman çalıyorum. zaten bir yere varmayacakmışım müzikte demek ki...
    #282566 bachophile | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
    0genel terim 
  4. adı sanı belli olan üç tanesinin geçmiş zamanda üyesi olduğum oluşum türü. adı sanı belli olamadan proje halinde kalan ancak stüdyoya prova için girilen, konuk olarak sahnede eşlik edilenleri de sayarsak altı. üyesi olduklarımın ikisiyle düzenli sahne almışlığım da var. hatta üyesi olduklarımdan birisinde sevgili eşimle tanışmışlığım da.

    benim için de bir zamanlar bir yaşam biçimiydi, aktif olarak müzik yapanlar için bir kez içine girildi mi sonrasında bir parçası olmak için büyük bir istek duyulan, bir parçası olmadan neredeyse eksik hissedilen bir olay bu, birlikte müzik yapmanın inanılmaz bir elektriği var çünkü. beş ya da altı kişi birlikte, bir parçayı baştan sona dek eksiksiz çalmanın verdiği tatmin, evde tek başına bir parçayı baştan sona dek çalabilmekle aynı şey değil zira, beraber müzik yapmak, kayıt olsun, canlı müzik olsun, bambaşka bir şey.

    çoğu zaman ego problemleri, çoğu zaman hayattaki ilerleyiş yollarının farklılaşması, bazen, nadiren de gönül ilişkileri yüzünden bu gruplar genellikle sonsuza dek sürmezler. ancak bu da öyle bir bağdır ki, insan nasıl bazen bir parçayı dinlerken aklına eski sevgilisi gelir de dertli bir nostalji içine düşer, ben bunu genelde eski gruplarımla ilgili hissediyorum, bazen bazı insanların kişiliklerini değil ama o insanlarla beraber müzik yapmayı özlediğim oluyor. bir gitarist arkadaşım vardı mesela, yürüyen ego idi, sevilmezdi, ama onun müzik konusundaki bilgisini, uyumunu özlerim, stüdyoda şeker gibi bir insandı, dışarıda değildi.

    eşimle aynı grubun üyesi olmak üzere tanışmış/tanıştırılmıştık. biz sevgili olduktan kısa bir süre sonra grup, bizimle ilgili ama bizden alakasız bir şekilde dağıldı. (bir arkadaşımızın en yakın dostunun gönül ilişkisi isteğini reddetmiştim, ancak eşimle sevgili olduktan sonra arkadaşımız, kendi dostuyla bizim aramızda kaldı ve bir bahane ile grubumuzdan ayrıldı, sonrasında biz de onsuz yürütemedik.) benden sonra, "tıpkı gemiye olduğu gibi stüdyoya da dişi alınmaz," şeklinde bir kural oluşturan ve bu kuralına bugün bile hala uyan bir arkadaşımız var mesela haha, çeşit çeşit ayrılık ve dağılma sebepleri olabiliyor, bir arkadaşım kendisi gruptan ayrılmaya üşenip kendisini kovdurana dek stüdyoları ekip yerine başkasını geçirdiğimizde çirkefleşmişti. başka bir arkadaşım, kendi enstrümanının partisyonlarını öğrenmeye üşeniyor, kendi partisyonlarımın yanında onunkileri de kapatmak için onlara da çalışıyordum, ama o arkadaşı kovmak da aklımızın ucundan geçmiyordu, insan var insan var çünkü, kimi tembel ve yeteneksiz olur ama grubu bir arada tutan hamurdur, grupta kalır; kimi yeteneğini içine sığdıramaz, ama çekilmez bir insandır, gruptan gönderilir. gibi...
    #282737 taro | 2 yıl önce
    3genel terim