büyük fikir adamı, müthiş bir gönül insanı olan rahmetli müslüm gürses'in hayatını konu edinecek olan filmin adı. müslüm gürses'e yeniden hayat verecek kişi timuçin esen olarak gözükmektedir. filmin bu sene içerisinde yayınlanması beklenmekte. birkaç bilgi için: boxofficeturkiye.com/...
adamın hayatı öyle bir hayat ki rahat 10 sezonluk dizi olur. e öyle bir hayatı 136 dakikaya sığdırmaya çalışınca ister istemez anlamsız geçişler ve zaman atlamaları, kurgusal problemler doğuyor. ama buna rağmen müslüm baba'nın o hayatının içine çekiyor insanı ve çektiği acılara çilelere ortak oluyorsun. onunla üzülüp onunla seviniyorsun. filme dışarıdan bakmıyorsun da onun bedenine ruhuna girip onunla yaşıyorsun. dolayısıyla filmografik hiç bir hata zihnini ele geçiremiyor. oyunculuklar çok iyi, müzikler zaten harika. öyle salya sümük ağladık yorumlarına kanmayın son derece tadında bir dram söz konusu. ajitasyon kesinlikle yok. özetle izlenmesi gereken kaliteli bir iş çıkmış ortaya.
müslüm gürses'in hayatını konu alan biyografik film.
filmi henüz izlemedim, ancak popüler kültürün etkisiyle bir anda herkesin müslümcü olması bana aşırı irrite edici geliyor ne yazık ki. hayır, hiçbir zaman müslüm dinleyip de kendini kesen tayfadan da olmadım ama, müslüm dinlediği için hor görülen insanların olduğu, kıro musun yaftasının yapıştırıldığı insanlar ve bir de bu yaftayı yapıştıran insanlar vardı bu memlekette. şimdi bu filmin çıkmasıyla en çok da müslüm dinleyenlere farklı itham ve yaftalarda bulunanlar birer müslüm gürses fanı oldu, sanatçının 2004 yılı sonrası çıkardığı albüm ve şarkılardan referans alarak müslümcü oldukları iddiasını göğüslediler. tamamıyla şahsi kanaatim olmakla ve kimseyi de bağlamamakla birlikte, affet, bir ömür yetmez, nilüfer, sensiz olmaz, tutamıyorum zamanı gibi şarkılarla müslümcü olunmaz kanısındayım. tabi ki bu şarkılar da çok kıymetli eserler olmakla birlikte, müslüm baba'yı müslüm baba yapan eserleri, onun lümpen tayfa tarafından "ıyyy" diye burun kıvrılan ama arabesk tarihinin en etkili parçaları olan, birkaçını entry sonunda örnekleyeceğim şarkılar oluşturmaktadır.
işte müslüm gürses'i türk arabesk sanat tarihinin zirvesine çıkaran şarkılardan birkaçı:
bazılarınızın "ıyy" dediğinizi duyar gibiyim. ama müslüm gürses bu ve bunun gibi şarkılardan var olmuş bir büyük sanatçıdır ve ıyy çektiğiniz, çekeceğiniz bu şarkılar olmadan, sevgisizliğine bir kalp verdiklerinizin isyanından müslümcülük oynarsanız, işte asıl samimiyetsiz olan bence siz olursunuz. veya artık adına her ne derseniz;
sarıkamış çocukları "ağlatı"sı ve ayla ile uzun metraj yönetmenliğe adım atmış can ulkay'ın çekimlerine başladığı, başrolündeki timuçin esen ile tartışmasından sonra ulkay'ın yerine ketche adıyla tanınan "hakan kırvavaç"'ın getirildiği, türkiye'nin en iyi biyografik anlatısı olmayı sonuna kadar hak eden 2018 yapımı türk filmi.
filmin birkaç hayvani eksisi var. önce onları yazayım:
- ulkay ile esen'in tartışması ve dizi bölümü yönetmeni gibi gördüğüm ketche'nin özellikle filmin son yarısını çekmesi filme çok şey kaybettirmiş. kurguda da söz sahibi olan ketche, "ahmet akbaş"'ın hikayesini mahvetmiş. ayrıca müslüm gürses'in özellikle '90'lardaki şöhreti hakkında filmin geneli hiçbir şey anlatmıyor. bi' gülhane parkı, bi' de harbiye açıkhava konseri ile arabeskin en iyisinin şöhretini açıklayamazsın benin neslime. ketche burada da devasa sıçmış.
- turgut tunçalp'in canlandırdığı "mehmet akbaş" karakteri "pure evil" olarak nefretten başka bir şey hissedilmesi mümkün olmayan bir karakter haline getirilmiş. gürses'in babasına bakışı biraz daha irdelenebilir, ahmet ile babası mehmet arasındaki çatışmayı gürses'in nasıl tolere edip soğurabildiği daha net anlatılabilirdi. bir aziz gibi gösterilip geçilmiş.
- zerrin tekindor tercihi bile isteye yaratılmış bir facia olmuş. muhterem nur ile ilgili birkaç belgeselimsi, biraz da yan okuma yaptığınızda kadının tekindor'un "salon kadını" görüntüsünden tamamen farklı olan "çile kadını" olduğunu görürsünüz. tekindor'dan akan saf zarafet, nur'un suretinde acıyla karışık bir hoşnutluğa dönüşür. ayrıca nur'un özellikle 40'lı yaşlarındaki hali tekindor'un filmdeki bütün hallerini her türlü döver. acıların kadınından tam bir "göz alıcı afet"e dönüşmesine dikkat edilmemiş bence. yahu, kadın bazı fotoğraflarında doğrudan belgin doruk'a bile benziyor. tekindor neden tercih edilmiş, anlayamıyorum.
- gürses'in meşhur morg hikayesi kurguya kurban gitmiş, ne filmdeki etkisi ne de gürses'in hayatındaki etkisi izleyiciye yeterince verilebilmiş. ben kronolojik bir hikaye anlatısı beklemiyordum. aksine; gürses'in mahvolduğu anların izleyicinin üzerine boca edileceğini ve izleyici göz yaşlarını silerken de gürses'in toparlanma ve şöhrete erişme basamaklarının hafif hafif hikayeye yedirileceğini düşünmüştüm. fazlasıyla kolay bir yol seçilmiş.
- güven kıraç'ın canlandırdığı burhan bayar karakteri tamamen yanlış tanıtılmış. bayar'ın hayatında tamamen kel olduğu bir dönem bile yok, ki filmde kendisini ilk gördüğümüz yıllarda 30'lu yaşlarının başında. gürses'le aralarında sadece 2 yaş var ya. kıraç tercihi de, kıraç'ın bayar canlandırması da gene facia olmuş.
bunlar dışında tek bir sahnesine bile laf edemem. esen'in gürses şarkılarını seslendirmesini bile bazı andavallar eleştirip "keşke gürses'in kendi sesinden dinleseydik" falan demişler. şaşkınlıkla okudum bu yorumları. hiçbir müzisyenin biyografik anlatısında eserleri, kendi sesinden dinletilmez çünkü bu durum, filmin gerçekliğini de bozacağı gibi, şarkıların üzerine playback yapan bir başrol oyuncusu da inandırıcılığını tamamen kaybedecektir. müslüm'de 6-7 kısmen uzun sahne var böyle. her birinde gerçeklikten koptuğunuzu ve filme odaklanmak için tekrar toparlanmanız gerektiğini bi' düşünsenize. aman diyeyim ya, sikko yorumların peşinden sürüklenmeyin siz de sakın.