temelde iki insan evlenirken bahane ile eşi dostu toplayıp eğlenmek, karın doyurmak, dans etmek şeklinde tanımlanabilecek aktivite. bokunu çıkarmanın alemi yok. eltimin yengesinin teyzesinin dayı oğlu da o düğüne gelmesin kardeşim. davetli konusunda iyice abardı millet. yüzlerce davetli, israfa varan yemek, dekorasyona harcanan bir yığın para. israfın tillahı. akşam haber bülteninin sonunda rastladım. bir yerlerde wedding fuarı varmış. röportajda adamın teki anlatıyor. bilmemne konseptli masamız ikramlar dahil onbin lira. bir tek masanın fiyatı bu. altı ya da sekiz kişi oturuyor toplamda. hali vakti olanı geçtim, kaç kişidir bilmem, meteliğe kurşun atan tipler heves ediyor bunlara. bir de bu yaratıcı konsept manyaklığı var. kimsede olmayan bende olsun, herkesinkinden farklı olsun, şanımız yürüsün, herkes birbirine anlatsın. türlü türlü abuk sabuk işler. sokağa atılan dünya paralar. hiç bir yerlere sığmayan egolar. ne yaparsan yap sen de herkes gibisin halbuki. daha borçların bitmeden üçüncü yıl krizi, beşinci yıl krizi, yedinci yıl krizi, her krizde ortalığı yatıştırmak için dizilen çocuklar, çocukların masrafları sonunda tükeneceksin. evlilik zaten boktan bir müessese, öte yandan herkes evleniyor. hızını alamayan ayrılıp bir kaç kez daha bile evleniyor. her seferinde aynı tantana. gerek yok. hiç gerek yok. tevazu bir meziyettir. borca harca girmeden topla eşini dostunu, gerçek standardına göre bir eğlence yap. asla yaşayamayacağın bir lüksü şan olsun diye elaleme yaşatmaya uğraşma. sen de biliyorsun, gelen de biliyor ki o sahte hayat senin hayatın değil.
Pasta kesme geleneği antik romalılardan kalmadır. Nikah kıyıldıktan sonra gelin ve damat on şahit huzurunda arpa yahut buğdaydan yapılma ekmek yer imiş. Ekmeğin gelinin başı üzerinde parçalandığı ve kırıntıların bereket getirmesi için davetlilerce toplanması da bir başka gelenek. Bu eylem hem kadının bekaretinin sona ermesini hem erkeğin kadın üzerinde ki egemenliğinin başlangıcını ve hem de evliliğin bereketli ve uzun ömürlü olmasının bir simgesiymiş.
görünüşte, en mutlu gününde yanında olmasını istediğin insanları bir araya toplamak amacı güden, ama sonrasında işin "o bizim düğüne gelmedi, biz de onun oğlanın düğününe gitmeyelim" ya da "altın takmadılar. ben de onların düğünde takmayacağım" türünden, bir nevi kan davasına evrildiği gereksiz aktivite.
hayatım boyunca bu tür şeylere hiç hevesim olmadığından, hevesli olanları anlamakta güçlük çekiyorum. normal şartlarda x fiyata yaptıracağınız saç ya da makyajı, gelinsiniz diye 3x liraya yaptırmak, düğün ortamlarından hiç hoşlanmayan insanları, sırf siz öyle istiyorsunuz diye zorla düğününüze sürüklemek, her gelenden maddi bir şeyler ummak, tüm gün gereksiz yere yorulmak ve rahatsız bir kıyafetin içinde işkence çekmek vesaire... bir de ekstra şımarıklıklar yapanlar var. geçenlerde okumuştum bir yerde, gelin tahtı mıydı neydi, öyle bir şey varmış. bilmem kaç bin tl'ye kiralanıyormuş falan... yav kardeşim! evleniyorsun, zaten evinin bir sürü masrafı olacak. sen kalkmışsın 1 gün için kendini prenses sanacaksın diye kendine kazık atıyorsun.
Gerçekten gereksiz.siz cümbür cemaat insanları çağırmış eğlenmeyi bekliyorken, kapıya bir iniyorsunuz salonun yarısı sigara içiyor, üstelik sürekli.süt sığırları madem öyle gelmeyin.her düğýnde vardır bu.saat 9 dan sonra kimsecikler kalmaz.bir bakmışsın arkana yakın akrabalar kalmış.eğlence olayı geçti artık.
of yani, düğün var pazar günü. önce nikah, maltepe'de, peşinden kır düğünü. deee ha polonezköy'de. maltepeden çıkılacak, dörtlüler yakılacak, dikiz aynalarına havlu bağlanmış arabalar konvoy yapacak, allahın dağ başısında sineklere, böceklere, kenelere ziyafet çekilecek. millet içtiğini içecek, sonra tekrar direksiyon başına geçip evine dönecek. sakat iş. kaytarmanın yolu da yok.
bize yüz bin tl ver seni tasmayla gezdireceğiz, artık resmen eski hayatın bitiyor.hayatını zehir edeceğiz deseler kimse bunu kabul etmez. adına düğün denilince kabul görüyor anca.