Yemek yiyormuş restoranda. Yemek bitmiş, hesap ödenmiş filan. Sonra Vehbi Koç bahşiş bırakmış. Garson da beyim demiş oğlunuz demiş daha çok bahşiş veriyordu. Onun demiş Vehbi Koç, babası demiş Vehbi koç'tur demiş, o demiş bırakır tabii ki demiş. Görüyor musun bak, onun babası diyor vehbi koç diyor vehbi koç'un oğlunun babası. Yani o diyor baba parası yiyor diyor, zengin diyor babası diyor.
Mesela benim babam hiç bahşiş vermez. Garson da beni tanımaz zaten. O yüzden biz böyle afişe olup magazinlere çıkamıyoruz. Halbusi babam azıcık bilgi verse hakkımda, garson soracak.
sanırım hilton otel açıldığında restoranına gitmiş. yemiş, içmiş ve çok yüklü, muazzam bir bahşiş bırakmış. yediği yemeğin ücreti, bıraktığı bahşişin yanında solda sıfır.
her gittiğinde o bahşişi bilen, duyan garsonlar etrafında pervane olur, fır dönerlermiş ama bir daha değil yüklü, hiç bahşiş bırakmamış.
dıştan baktığınızda ya da konuştuğunda bunu belli edecek bir yönü yoktu ama gerçekten zeki adammış.
bir de herşeyi ama herşeyi yazarmış. söz uçar, yazı kalır dermiş. bunu ben de uygulamaya çalışıyorum. anlaşmasız yapılan sözleşmeleri de bir yerlere not alırım.
ekleme: hiç canlı görmedim ve konuşmadım. vehbi koç'un benimle, bebim vehbi koç'la ne işi olacak. gazetelerden, televizyonlardan, dergilerden gördüğüm, bildiğim kadarıyla işte.