ilkokulda bize öğrettiklerine bakarsan sonbahar ayı. eylül, ekim, kasım. bunlar sonbahar. pratikte öyle olmadı bu sene. eylül ayını cehennem sıcaklarıyla bitirdik, ekime girdik. ayın beşi oldu halen sırtımıza bi serinlik değmedi. oturduğumuz yerde ürperip dolaptan bir hırka almaya kalkmadık yerimizden. millet sokaklarda terlik, şort, tişört dolaşıyor hala. tamam çok soğuk olmasın doğalgaza abanmak zorunda kalmayalım ama bir hırka olsun giyelim artık. yetti bu sıcaklar.
"ek-" fiilinden türetilen türkçe kökenli bir ay adı.
eski takvimde bu ay "teşrin-i evvel" olarak adlandırılır. 1945'teki değişiklikle yerine, tarlaların sürülüp ekildiği ay anlamına gelen "ekim" getirildi. aynı zamanda anadolu'da bu ay için "gazel ayı" da denir.
Üst girdideki ilkokul yazısını gördüm ya ben 2004 te başladım okula ve mevsimler tablosu geldi aklıma büyük ihtimalle o tablo okulun açıldığı 1988 yılından beri oradaydı.
Yağmurlu bir karadeniz günü o zaman sınıfım sobalıydı, hocam biraz yakmış sobayı, 7 yaşındayım ama sabahçıyım soğuktan donmuşum ve sınıfta o tabloyu görüyorum askılıkların üstünde.
Ekim ayında sararmış yaprakları yere dökülmüş tek katlı köy evinin önünden hafif katmanlı montları ve sarı atkılarıyla ve başındaki fesleri ile tek katlı ilkokuluna yürüyen çocuklar geldi ve o tabloyu düşününce içime bu bunaltıcı zamanlarda bile bir huzur doldu.
Bu konuda yalnız değilimdir herhlade.