trump gelir diye dolara yatırım yapmıştım. son günlerde de "trump çok fena terste bıraktı beni" diye düşünürken yatırımım hiç beklemediğim bir yerden değerlendi.
inanın trump yüzünden değerlenmesini isterdim. olmaz olsun böyle değerlenme...
bugün bir yerden "uyan sunam" türküsü çalındı kulağıma.
sonra durup dururken bu türküyü dinleme ihtiyacı hissettim.
bayağı, bildiğin, insanın canı sigara çeker ya, saatlerdir içmemişsindir, öyle bir ihtiyaç.
ya da ne bileyim, çölde susuz kalmışsındır da bir damla suya muhtaçsındır.
bir şey eksik, o kadar eksik ki.
evet, bu türküyü dinlemek istiyorum ama kulağıma gelen ses beklediğim ses değil. kim'den dinlemeye ihtiyacım var bu türküyü? kimin sesini arıyor kulaklarım? Allah'ım çıldıracağım...
sonra aklıma geldi, sanki ben bu türküyü telefondan dinlemeliyim, orada bir yerde olmalı.
ah be!
tabii ya!!!
meğersem yıllar, yıllar evvel sevdiceğim bu türküyü söylemiş de göndermiş bana. yıllardır öylece duruyormuş telefonda.
benden gidenlerden bazılarının her şeyini silip atıyorum, hiç var olmamış, hatta hiç var olmayacak gibi oluyor artık.
ama bugün dedim ki iyi ki bir şekilde silinmekten kurtulmuş bu ses kaydı. yoksa bu şarkıyı dinleme ihtiyacı bana o'nu aratabilirdi. (böyle bir şeyin varlığı hatırıma gelseydi)
yahu bu nasıl bir ihtiyaçmış? az kalsın "bir nefes sigara gibi ihtiyacım var sana" temalı şarkılar yazacaktık belki de...
ha, telefonumda öyle bir ses kaydı olmasaymış da bir kaç kişiden daha dinledikten sonra "uyan sunam" ihtiyacım giderilmiş olur muydu, bilmiyorum.
sonuçta öyle bir şeyin varlığından haberdar değildim, olurdu bence.
neyse, dinledik, ihtiyacımızı karşıladık. işimizi gördük. artık bir paçavra gibi çöpe atabilirim ses kaydını *
suriye'de htş zafer kazandıktan sonra çeşitli ortamlarda türkiye'de neler olacağıyla ilgili şeyler okumuştum. o zamanlarda şu günlerde olanların belirtisi bile olmadığı için ve hatta ab'nin de bir türkiye açılımına gitmesi sebebiyle "demek ki farklı bir senaryo devreye girdi" diye düşünmüştüm.
ama şu son günlerde olanlar o senaryonun adım adım işleme koyulduğunu gösteriyor. umutsuzluk yaymak istemem ama çok acayip günler bizi bekliyor olabilir.
ben zaten sadece bir gün veya bir dönem değil, her dönem için türkiye'de üçüncü sınıf vatandaşım. bazı politikacılar için ayaklananların günü geldiğinde benim arkamda durmayacağını biliyorum. o sebepten ötürü sadece olanları izliyorum.
ama türkiye'de zihniyetin değişmesi gerekiyor. politikacıların değişmesi zihniyetin değişeceği anlamına gelmiyor. a partisi veya b partisi de aynı şeyleri yapacak. leven kırca'nın da dediği gibi biz hala ninelerimizin problemleriyle uğraşan bir toplumuz. o sebepten ötürü ben artık türkiye'de bir şeylerin değişebileceğine inanmıyorum. suriye bile adam olur da biz olmayız. çünkü hala aşamadığımız tabularımız var milletçe.
Uzun zaman sonra inşaatın şantiyesinde yatıyorum, izlenimlerim;
Güvenlik x abi, sokağa çıkanları kendi tanıdığı reisten işaret gelmediği için vurmadığını iddia etti, Vietnam ne zaman ayağa kalksa Tayland halk cephesine bir şey olduğunu söyledi.
Döşeme ustası y abi, kuala Lumpur belediye başkanı balya balya parayla kameraya yakalanmasına rağmen, Kamboçya halkının bir kısmının mal gibi hâlâ hukuka karşı geldiğini, Kamboçya savcılarının işini yapması gerektiği yönündeki düşüncesini belirtti.
Halkın bir bölümünün sokağa inmesini o insanların mallığına bağladı.
Tam koğuşuma gidiyordum ki bir kalıpçı abinin tik tok kanalına şöyle bir hikayenin düştüğünü gördüm ve duydum.
"İngiltere Osmanlı işgalinde olsa, bir İngiliz paşa, Osmanlı'nın emriyle savaş başlatıp, savaşı kazansa ve İngilizlerin alfabesini Osmanlı alfabesi yapsa, kadınlarını zorla örtse, İngiliz kanunları yerine Osmanlı kanunları koysa, soyadını da ataingiliz yapsa, heykellerini dikse sizce İngilizler ne hissederdi, böyle bir adama ata der miydi ?" Dedi, videodaki ulu deha kişilik. (sigarasını içe içe, 2 defa arka arkaya izledi, ustam)
trajikomik bir tebessüm ettim. Böyle şeyler de var maalesef.
çok çok uzun aradan sonra geri döndüm. ekşinin tadı yuzu kaçtığı için oraya uzun zamandır bilgi içermeyen bir iki satır çöp entry haricinde bir şey yazdığım yok. kulzos'a hangi emaille kayıt olduğumu unuttuğum için bir türlü şifremi resetleyememiştim, zilyon tane email adresine sahip olmanın eksisi de bu oluyor. şifre yöneticime de girmemişim nedense. larden loughness sağolsun yardımcı oldu da yıllardan sonra geri dönebildim. artık arada buraya yazarım. ekşinin canı cehenneme.
hata yaptığını kabul etmek lazım. "bu muhalefet bu saatten sonra asla sokağa çıkmaz, hele ki z kuşağı kim sokak kim" demiştim; yarramı çıkmaz, ağzımın payını aldım.
bundan yıllar önce i.melih ankara'da genelevleri kapatma kararı almış ve bu kararı hem halk tarafından hem de orada çalışan insanlar tarafından çok eleştiri almıştı.
kavga kıyamet kopuyor, her gün oradan seslenen muhabirlerin yaptığı haberler televizyondan veriliyor ortalık kavruluyordu.
mikrofon uzatılan insanlar yasal olarak vergilerini vererek çalıştıklarını, resmi kimliklerini göstererek haklarının alındığını anlatıyor şimdi ne yapacaklarını soruyorlardı. birkaç gece sonra oradaki mama'lardan biri mikrofonu aldı, i. melih'i göstererek şöyle dedi; "biz buradaki tüm orospular toplansak bile bu adamı doğuramayız" çocuk halimle çok anlamamıştım, babam büyük bir kahkaha patlatmıştı.
ah sevgili mama. çevremizde yaşananlara bakıp her gün senin ne demek istediğini çok daha iyi anlıyorum.
Birkaç ay önce tarihin hep yanlış tarafında durduğumu söylemiştim çok daha iyi anlıyorum.
Kitapların içinde, rahat bir sosyal çevrede, kişisel gelişimimi sürdürebileceğim bir ortamda büyümedim. Ama hiçbir zaman da içinde büyüdüğüm çevreye göre biri olmadım. İçimde anlayamadığım şekilde hep bir ışık oldu, hiçbir zaman yavan tarafa kendimi kaptırmadım, oraya karşı hep bir yabancılaşmam oldu.
Üniversitede çok değiştim, fakat tam değişimimin meyvelerini toplayacağım zaman okuldan mezun oldum.
Bizim gibi adamların hiçbir zaman ikinci kurşunu olmaz, ardından Türkiye'nin 2020 ve sonrasında yaşadığı sürece geldim.
Her şey tepetaklak gitti, bütün dünya şemam gerçek dünyanın kendisiyle beraber yok oldu, hep ikinci kurşunumu aradım ama bulamadım.
İkinci kurşunu ararken, herhalde eskiden o kadar tiksindim ki çok radikalleştim, çok farklı yerlere saptım, her şeyimi el yordamıyla bulmaya çalıştım fakat yine de bulduğum ve bulduğumu zannettiğim hiçbir şeyden memnun olmadım.
Hâlâ bir şeyler yapmaya çalışıyorum, bir şey bulmaya çalışıyorum, aslında kendimi kandırabilsem çok rahat edeceğim de, şairin dediği gibi "gök hırpalanmaktadır merakımdan" nereye gittiğim, ne yaptığım hiç belli değil ama hâlâ gidiyorum, hâlâ hırsım var.
Belli bir müddet kesin olarak Kurtulamayacağım prangalarım var, şunları bir atayım onu bekliyorum ilk baş.
Şundan eminim, 2020'leri bilemem ama 2030'lar ve 2040'lar bizim olacak, bundan adım gibi eminim. Kendimizi çok çok iyi hazırlamamız lazım, özel olarak da bu sefer tarihin doğru tarafında olduğumdan emin olacağım.