-
cem yılmaz'ın en yarattığı en özgün karakter. Sadece 3 dakika görünüp Türk sinemasında bu kadar hatırlanan başka karakter yok sanırım. -
cem yılmaz türkiye'de "adın çıkmış 10'a inmez 9'a" atasözünün rol modeli gibi oldu.
birçok çalışmasında olduğu gibi bu yapımında da çoğunluk eleştiriyi, özellikle ekşi gibi yoğun mecralarda, güldürme kriteri üzerinden aldığından maalesef yine harcanmaktadır.
erşan kuneri çok zor bir senaryonun çok detaylı ve en önemli karakteri.
bilmem hiç senaryo yazmayı denediniz mi? ben denedim, kısa bir süre de ismi lazım değil bir kanalın, ismi lazım değil bir dizisinin senaryo ekibinde yer aldım.
inanılmaz zor bir şey, gerçekten kendi kurduğunuz bağlantıları kaybettiğiniz zamanlar oluyor ki, birkaç kişiyle birlikte çalışırken bu çok daha olası elbette.
bu dizinin senaryosunu aklım almadı sevgili dostlar; çok sağlam bir zeka işi gerçekten.
dizide en çok eleştirilen şeylerden biri küfür ve kelime kalıplarıyla espri kasılması.
bunu da bir düşünmek lazım, belli bir senaryonun içinde kalarak, aynı anda, aynı sahnede 8 farklı karakter varken, onların sohbet aşamalarını kaybetmeden, o anda kalmalarını başararak, bu kadar anlamsız ve saçma cümleyi, bu kadar küfürü yedirmek de çok sağlam bir iş diye düşünüyorum.
bazı sekansların içerisinde bir anda karşınıza çıkan gölge ile olsun, yazı ile arkadan geçen olsun, masanın üzerinde görünüveren olsun, o kadar çok düşünülmüş şey var ki gerçekten takdir ettim.
tüm karşılıklı konuşmaların arasında pat diye, bazısı da bilerek ve isteyerek göze sokularak, o kadar patlak yapılmış şey var ki bir süre sonra zaten tüm bunların anlamsızlığına eğlenmeye başlıyorsunuz.
ben de ilk bölüm ilk 15 dakika içerisinde "haydi yerleşin artık" diye düşündüm yalan yok, her zaman, en beğendiğim yabancı dizilerin bile ilk bölümlerinde bunu yaşıyorum, ancak ikinci bölümden sonra herkes net olarak yerini almıştı.
tamamını izleyemedim henüz, 5'te mi ne kaldım, benim nazarımda bölümler ilerledikçe karakterler iyice özünü bulmuş artık.
bir süre sakince seyredip olayları yakalamaya çalıştıktan sonra, konunun, başlarına gelenlerin saçmalığı birden sizi de yakalıyor. yani gerçekten o kadar saçma ki bazı olaylar, bu kadar saçma bir şeyi nasıl oynama kararı almışlar diye daha çok eğleniyorsunuz. (en azından ben)
oyunculuğun içinde yaptıkları oyunculuk gerçekten şaşırtıcı derecede başarılı. siz izlerken iki farklı karakteri de yakalıyorsunuz, bence önemli bir iş. çünkü kendi çektikleri filmlerdeki oyunculuklar, çektikleri filmlerin saçmalığına rağmen o kadar ciddi ki bu daha da komik. normal hayatlarında içip, eğlenip para kazanma derdinde olan bu, aslında mesleki anlamda "vasıfsız" diyebileceğimiz tipler, mesleklerini inanılmaz ciddiye alıyorlar. patronlarına her şeye rağmen derin bir saygıları var. senaryo bile denmeyecek fikirlere çılgınca heyecanlanıyorlar, kimse de bu ne saçma konu demiyor, hemen atlıyorlar.
dizi içindeki tüm filmlerde siyasi dokunuş var. kendi yaptıkları bu dokunuşa karşı alay da var.
cast muhteşem.
çok büyük bir başarı, her bir detay ince düşünülmüş. masaların üzerindeki her şey, mobilyalar, duvarlardaki resimler, bardaklar çanaklar, halılar... en önemlisi de kıyafetler. çok detaylı, çok emek verilmiş.
oyunculuklar da hepsi çok iyi ama benim için parlayan nilperi şahinkaya ve uraz kaygılaroğlu oldu. ikisi de bambaşka oynamışlar.
ezgi mola birkaç bölümden sonra ısındı sanki.
bülent şakrak 'da hakkını vermiş.
-- spoiler --
ebenin avı bölümünde gerçekten çok güldüm, her şey süper saçmaydı ve bölüm boyunca cem yılmaz'ın kolunun altındaki tavuğun anlamsızlığı ve sakinliği beni kopardı.
-- spoiler --
sözün özü ben beğendim, her bir bölümüne bu kadar farklı hikaye yazmak da, her bir bölümdeki bu kadar farklı hikayeye uyum sağlamaya çalışan bu kadar çok karakter yaratmak da büyük iş.
sonuçta erşan kuneri benzeri bile olmayan ilk defa yapılan bir iş, daha iyilerine öncü olması da olası.
haydi.
-
pornocu olmayan erotik film yapımcısı... -
Netflix'de dizisinin yayınlayacağı kesinleşmiş bir Gora karakteri. Tarihi ve kadrosu kesinlik kazanmamış olsa da projenin 2021 yılı içerisinde yayınlanacağı söyleniyor. Dizi 75-78 yılları arasında yeşilçamın seks filmleri furyası içinde geçeceğini açıklamıştı cem yılmaz. Karaterimiz bu yıllar içinde erotik film prodüktörlüğü yapıyordu. -
(bkz: grup indirimi)
(bkz: darbeli matkap)
(bkz: çıkarmadan 5)
(bkz: kafa hariç 17) filmlerinin yapımcısı olan mümtaz şahsiyet.
"benim adım erşan kuneri! pornocu muyum ben? donla sevişcek dedim. tabi canım tabi aşçı, uşak, bahçıvan, şoför; hepsi. köşkte geçiyor olay zaten abicim. aşçı bahçıvanı, bahçıvan şoförü, şoför uşağı, sonra hepsi uşağa. tabi tabi." -
(bkz: sean connery) * -
eğer çekilirse arif ve 216 gibi bir esinti bekliyorum bu yapımdan. 80 ihtilalinden sonra 70'ler sex film furyasının sona ermesi, o dönemden kalma oyuncuların yeşilçamdan tabiri yerindeyse ihraç edilmesini bob marley faruk karakterinin sinemaya küstüm göndermesi çok iyi açıklıyordu. erşan kuneri karekterinin de sudan bir sebeple tutuklanması da ince bir göndermeydi bence.
cem yılmaz politik meselelerde her ne kadar merkeze inmeyi sevmese de yoğun komediden ziyade biraz eleştirel bir dizi olmasını bekliyorum. -
ağır spoiler içerir.
-- spoiler --
4 bölüm izledim.
öncelikle kimse bu yapımdan gora, arog gibi kah kah , keh keh güldürecek bir mizah beklemesin. zaten vadettiği şey de o değil. ancak şunu net olarak söyleyebilirim, böyle bir dizi / yapımı cem yılmaz'dan başkası yapamaz.
oyuncu kadrosu o kadar yerli yerindeki, bu rolü başkası oynayamazdı diyorsun.
yer yer inanılmaz güldürdü. bazı yerleri ilk seferde anlayamacağımız kadar ince esprilerle süslemiş. nilperi'ye tekrar aşık oldum.ne kadın be...
ezgi mola ve merve dizdar döktürmüş.
çağlar çorumlu manyaksın olm sen. o nasıl bir nazlı tiplemesi :)
genel olarak bir erotik film yapımcısı yıldızının bu filmlerden vazgeçip, normal filmler yapmaya karar vermesini ve bunu hayata geçirmesini anlatıyor erşan kuneri. bu yüzden dil ve esprililer baya baya belaltı. çoluk çocuk ile oturup izleyeceğiniz bir dizi değil bu.
netflix göndermeleri çok hoşuma gitti. sinema ve tiyatro'da dördüncü duvarı yıkan yapımları çok severim.
müzikler çok keyifli bir müzisyen olarak zaten sertaç özgümüş'ü yakından takip ediyor biliyorum.
son dört bölümü izledikten sonra editlerim.
kötü mal'da helena kaminski'nin attığı roket patlayınca, patlayan minyatür araba sahnesinde yarım yarım yarıldım.
-- spoiler --
son dört bölümü izledim. muhteşem ya...
devamı gelmeli bence... ben çok sevdim. -
kendime rol model olarak seçtiğim güzel insanlardan biri.
diğerleri için bkz.
- saldıray abi
- şahin k
edit: @biri beni silksin'in hatırlatması ile onursal idol başkanı da ekleyelim: salih abi
-
Döneminin meşhur sanat erbabıdır. Bu bağlamda saygıdeğer Erşan Kuneri’nin ne kadar muteber bir insan olduğunu aşağıda kanıtlarla sunmaya geldim. GORA filmindeki sahneyi analiz edersek gerçekler yıldız gibi parlayacaklardır.
- Her şeyden önce gömleği ve pantolonu ütülü ve temizdir, saçlarını taramış, tıraş olmuştur.
- Ürettiği sanatsal içerikleri ofisinde sunmayı sever. Yaptığı her işin arkasındadır.
- Toplum ahlakını son derece iyi gözetir. Donla sevişilmesine özen gösterir, isminin kirletilmemesi konusunda son derece hassastır.
- Döneminin proleter meslekleri olan aşçı, uşak, bahçıvan ve şoförü filmlerinde kullanmaktan çekinmez ve bu rollere kolektif bir dayanışma içerisinde estetik bir uyum yakalatarak toplumsal bir mesaj vermeyi amaç edinmiştir.
- Matbaacıya zorluk çıkarmamak adına önden afişi bastırmasını istirham eder, afişe göre oyuncu seçmesi yaptırarak hem matbaa çalışanlarını mağdur etmez hem de piyasaya geniş bir oyuncu yelpazesi sunar.
- Film isimlerini isim tamlaması şeklinde seçerek özellikle orta öğretim seviyesinde gramer eğitimine katkı sunar.
- Telefonla gereğinden fazla konuşmaz, enerji tasarrufu yaparak dönemin sözü geçen aktivistlerinden birisi olmuştur.
- Oyuncu adaylarına dik durmalarını telkin ederek beden sağlığına azami düzeyde önem gösterir.
- Her oyuncu adayı ile tek tek ilgilenerek güzel, evet, bu bu… diye motivasyon cümleleri kurar.
- Kendi stilini oluşturamamış genç oyuncu adaylarını tatlı bir dille uyarıp özgün olmaları yönünde yol gösterir.
- En yakın arkadaşı Faruk’u dahi oyuncuları bekletmemek adına kabul etmez, adalet ve eşitlik kavramlarına son derece önem verir. İşine saygısı vardır.
- Siyah, beyaz gibi klasikleşmiş renkler yerine daha frapan renkleri tercih eder, katılımcı bir ortam adına oyunculardan aksesuarlarını kendilerinin seçmesini talep eder.
- Tophaneli kardeşimize rolü anlaması adına yaptığı oyuncu koçluğu muazzamdır.
- Dönemin önde gelen aydınlarından olduğu için sokak olaylarını ilgiyle takip eder, Faruk’a dışarıdaki hareketliliği fark ettirir.
- Bilim kurgu adında bilim geçtiği için hemen ilgisini çeker. Bilimselliğe dayanamaz.
- 6 milyon doları duyunca dayanamaz. Faruk'u uyararak israftan kaçınmayı öğütler.
- Stüdyoyu bir ay işgal etmek istemez, risk alıp bir haftaya indirgemeye çalışır.
- Anlaşma sonrasında kutlama teklif eder, misafirine alternatifler sunmayı sever.
- Türkçeye son derece hakimdir. Sekreter kızın hatasını yüzüne vurmaz, kibarca düzeltir.
- Polislere mukavemet etmez. Vatanına milletine saygılıdır.
- Son olarak Faruk’u sürecin gidişatı hakkında bilgilendirmeyi ihmal etmez, kimsenin zamanını çalacak adam değildir. -
cem yılmaz'ın pek yakında filmi için uygun bir karakterdi aslında.
Tahminim Cem Yılmaz bu karakterin filme katılmasının, zaten aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni'nden esinlendiği senaryoyu iyice o filme benzeteceğini düşünerek böyle bir şey yapmadı. Gerçekten de yıllarca seks filmi çektikten sonra kendini aklamak için tarz değiştiren adamın mücadelesi o filmin hemen hemen aynısı olacaktı. -
tekirdağ'da yaşayan birisi olarak ilk bölümünü iki kez izledim. nitekim kuru murad hikayesi tekfurdağ eteklerinde geçiyordu. rodosto da bizim buranın eski ismi zaten. adam sırf ata demirer gibi "ananın amına koyyim" diyebildiği bir film çekememenin acısını çıkartmış. söylemiş, hatta fazlasını bile söylemiş, rahatlamış.
ben açıkçası, netflix'e yapılan yerli yapımları yabancılar izleyince ne düşünür diyerek izlemeye çalışıyorum. şunu bir yabancının izleyip bir şey düşünebileceğini ne yazık ki düşünemiyorum.
açıkçası biraz daha izlerim sanırım. ikinci bölümün yarısında kaldım. en azından ikinci bölümü de bitiririm bir ara. ama özünde, olmamış ya. ha zaten cem yılmaz'ın hemen hemen hiçbir filmine gülemiyorum ben. gösterisindeki komiklik, filmlerinde, dizilerinde pek olmuyor. bununla birlikte bunda olmamışlık çok daha fazla gibi.
bunun haricinde, dizi güzel çekilmiş bir dizi. oyunculuklar da çok güzel. herkes hakkını vermiş. ona da lafım yok. ama işte bişi olmamış gibi hissettiriyor. güldürmediği de kesin. sadece bir iki yerinde gülümseyebildim. -
anafikir bana kalırsa çok çok iyi. sinema tarihinde monty python gibi müthiş örnekleri olan janr komedisinden yola çıkılmış galiba. lakin erşan kuneri karakteri yılmaz'ın daha önceki filmlerinin bir çoğunda ortaya koyduğu karakterlerden çok da farklı değil. gora'da da erşan kuneri'de de cem yılmaz aynı Stereotiple kendini oynamaya devam ediyor sanki. açıkçası perdede ilk göründüğü andan itibaren insanların "uzun metraj" beklentisine girdiği erşan kuneri karakteri de bu değildi bence ve hayal kırıklığının temelinde de bu yatıyor. beni sıktı açıkçası bu fix karakter yorumu.
ha güldürüyor mu? evet, aşağıdaki tipte espriler bir şekilde güldürüyor ama başa döneceğim gene, yılmaz'ın erşan kuneri yorumu pek olmamış ve dizinin bütününde bir hamlık var.
-Adım kuru murat, kelleni almaya geldim ulan
-sadece kellesini mi alcan