selefi tunç soyer ve önceki çıban başı aziz kocaoğlu'ndan hiçbir farkı olmadığını şu birkaç aylık görev süresinde anlamak mümkün. zaten karşıyaka'daki görev süresinde bile kendisini bilen yok gibi bi' şeydi. şimdi tüm şehri etkiliyor.
- balık ölümleri ve şehirde aylardır devam eden berbat koku: şehir en az 1,5, en fazla 3 aydır leş gibi ölü balık ve deniz tuzu kokuyor. belediye olarak, önceki açıklamalarından halkın bi' bok anlamadığını görüp tekrar açıklama da yapmadılar. murat kurum buraya gelip şov yaptıktan sonra bile sessiz kaldılar. ben bunu şurada anlatmıştım biraz: izmir/#291324 . gün boyu saatlerini toplu taşımaya ayıran kimse yokmuş gibi devam. şehir dışından misafiriniz, eşiniz dostunuz gelirse, siz de belediye açıklamasından değil, benim yazdığım açıklamadan faydalanabilirsiniz çünkü durum halâ aynı. hele bir de yağmurlar başlayınca, düzgün çalışmayan arıtma tesislerine döküldüğü rivayet edilen kanalizasyon hattının yoğun kokusu ile bu ölü balık kokusu birleştiği zaman; işte karnaval o zaman başlayacak.
- metro hattındaki yürüyen merdiven arızası: ulan, neredeyse yazın başından beri bu durum aynı (temmuz sonunda başladığını söyleyenler var. ben ağustos'ta gördüm ilk). özellikle akşam iş çıkış saatlerinde millet homurdanarak merdiven çıkmaktan bıkıp "yapacağınız işe sıçayım!" diye bağırmaya başlayınca, istasyonlardaki ilan panolarına "yurt dışından malzeme bekliyoruz, ekim'de biter bu iş" yazısı yapıştırmışlardı. ekim'e girdik, hiçbir değişiklik yok. fahrettin altay'a işiniz düşerse gitmeyin çünkü iki taraflı olarak hiçbir çıkış merdiveni çalışmıyor orada. doğrudan kaymakamlık metrosu bekleyip, narlıdere'ye gidin; daha az yorulursunuz. ak-itler ve ak-trollleri için bundan iyi bir propaganda alanı olamazdı. teşekkürler belediye reisi.
- kordon'daki su taşkınlarını engellemek için "sahile" duvar örmek: ben bunun doğru olmadığına inanmak istemiştim ilk okuduğumda. fotoğraf falan da görmemiştim tabii. benim gibi düşünen birisi üşenmemiş "gidip bakayım bi' ya, n'apıyorlar orada; görmüş olurum hem" demiş ve gitmiş: alın, okuyun . körfez çevresinde yerleşmiş bir kentin sahil şeridinin en cavcavlı yerine boyu insan göğsüne gelen, geçiş kapısı olmayan, denize yakın kısmı tinerciler için cennet olacak betondan bir duvar örmek nasıl bi' kafa ya? trump bile bu kadar küçük ölçekteki benzer hamleyi yapmazdı. "bunun nedeni doğrudan su taşkınlarını engellemek" deniyor ama bunun bir de yer altı suyu ve kanalizasyon ayağı var. bu çin seddi denizin yükselmesinden sonraki suyu engelledi diyelim hadi. hayvan gibi yağmur yağınca arada kalan su ne olacak? gediz aş'nin "yolun altından geçirdik yeauv" dediği ama asfaltın 7 santim altında olan elektrik kablolarından bizi bu betonarme duvar mı koruyacak? peki, son taşkında deli gibi maddi zarara uğramış, 1 hafta elektrikleri kesik kalmış, buzdolaplarındaki bütün öte beri çürümüş gitmiş olan esnaf buna ne diyecek? bu çin seddi kordon'un bir bölümüne yapılacak diyorlar (sanki su taşkını sadece bir yerde olup tüm alsancak'ı ve karşıyaka'yı esir almıyor gibi) ama bunun tüm konak-liman arasını kaplaması, kimsenin tepkide bulunmamasıyla birlikte bütün sahil şeridinin betonla kapatılması ihtimali ne durumda? ya olm, sırf turist çeksin diye yaptıkları tramvayın şehrin kalbinin içine sıçtığını bile görmeyen belediye, bu betonun gerçek amacının su taşkını engeli olacağına inanarak savunur mu bunu be? konak-inciraltı arasındaki üzerine oturmalık bankları tek tip yapıp betona yatırdığınızdan beri millet zaten azıcık çim buldu mu oturmak istiyor. bu beton duvar için kimlere, ne koşullar altında ihale verdiniz siz ya? bütün bunların cevabı keşke akp zihniyetinde olsaydı, o zaman suçlu bulmak daha kolay olur, parmağımlan işaret etmem de içimi rahatlatırdı.
- su faturalarındaki belediye payı: bunun oranının arttığından şüpheleniyordum bir süredir. 4 metreküp su kullanıp 300 lira fatura ödemek batıyordu bana. sanırım bu belediye paylarını metreküp başına yeniden düzenlemişler. bununla ilgili bir haber de bulamadım, net bi' şey söylemek istemiyorum ama 4 metreküp suya 300 lira ödemek zekama aykırı geliyor. suyun metreküpü de 16,5 lira bu arada. vergilerden sonraki kısmın yaklaşık yarısını hem ilçe belediyesi hem de büyükşehir alıyor. bilemiyorum ama buna benden başka şikayet eden çıkmaz koca şehirde zaten.
umarım kendisine oy atan izmirliler mutludur. ben atmamama rağmen hem pişman hem de kin doluyum. gene de bu şehrin insanının büyük yıkımlar yaşamadıkça haksızlıklara ses çıkarması ya da ses çıkaranlara destek olması mümkün değil artık. ben bunu 11 yıl önce anladım. henüz olmasa da, bize de svihs denilecek zaman gelecek. bundan tek korkan ben olmamalıy(d)ım.