alt metninde belirli bir iktidar eleştirisinin yattığı, oyuncuların gayet iyi oynadığı bir filmdir. “Bir memleket gibidir gemi.” repliğidir duyduğumuz en başta, İdris Kaptan, uçuk kafasıyla anlatmaya başlar, geminin başbakanını, başbakan yardımcısını ve vatandaş – memurlarını. Bir başbakan olarak, kararları verme gücü ondadır, bu kararların sorumluluğunu üstlenme zorunluluğu da. “Başbakan Yardımcısı” olarak tanıttığı Kamil ise, vatandaşlar ile başbakanın iletişimini sağlayan, Ali’ye, Boksör’e görevlerini bildirir, tutanak tutar, yazışmalarla, bilgi – işlem ile uğraşır. Bürokrasiye benzetilebilir bu yönüyle. Ali normal vatandaştır, sönük, başkaldırmayan, sadece bir başkası başkaldırdığında, onun açtığı yoldan nemalanmaya çalışan. Boksör ise, başkaldırır, kendi çıkarı için zira. Belki bireysel bir devrimci ya da bireysel bir anarşist olarak görülebilir boksör, işleri yokuşa sürüp düzeni bozan vatandaştır.
Gemiye sonradan dahil olan kız ise, devridaim halinde çark gibi işleyen düzeni bozan, düzene yabancı, “Öteki” olandır. Bu “ötekileşmenin” düzenin içinde ortaya çıkmasına sebep olan ise düzenin sorunlu çarkı Boksör’dür. Ötekileşme ortaya çıkınca, sürekli işleyen çark işlemez hale gelince, İdris ve Kamil artık bir çözüm bulmaya çalışmak durumunda kalırlar. Bu çözüm bulma arayışı, yöneten ile yönetilen arasındaki iletişimi sağlayan mekanizmanın aslında ne kadar çürümüş olduğunu ya da bu mekanizmanın ne kadar kolay bir şekilde yozlaşabileceğini göstermek dışında bir işe yaramaz. “Öteki” olanı bile kendisi gibi sayıp koruduğunu söyleyen bu mekanizma, aslında ancak kendi çıkarını düşünmektedir.
Yönetilenler ve yöneten aslında birbirlerinin yansımaları gibidir. Yönetilenler, ancak yönetenin onlara sunduğu ile var olabilirler. Zira, hayal dünyaları bile yönetenin, İdris Kaptan’ın, kafası iyiyken anlattığı hikaye ile çalışır, cinsel ihtiyaçları bu hikaye ile tatmin olur. Ali, kız ile sevişmenin hayalini kurarken bile, İdris’in anlattığı hikayeyi yaşamaktadır hayalinde. Yöneten ise, ancak yönetilenlere kendini anlatarak, ancak onları yöneterek var olabilmektedir.
Sistem öylesine yozlaşmıştır ki, bir gün denize atmayı planladıkları “Öteki” olanı, ertesi gün kendi içki masalarında oturtup, içki, yemek ikram edebilirler.
(etilen'de kaleme aldığım yazımı buraya kopyaladım. etilen.net/...