felsefeyi bilimden ayırmak pek mümkün olmayan bir düşüncedir. lakin felsefi yöntem bilimsel yöntemden ayrılabilir. bunun ne kerteye kadar yapılabileceği thomas samuel kuhn veya karl raimund popper tarafından tartışılmış ve tabii ardından feyerabend de gelmiştir, lakatos da vardır. söylemek gerekirse, bu kişiler popper'dan itibaren viyana çevresi'nin doğrulamacılık fikrine karşı çıkmış ve yanlışlanabilirliğin de ehemmiyeti olduğundan bahsetmişlerdir. bu bağlamda şu denmelidir ki bilim felsefeyi aşmamıştır, aşacak gibi de görünmemektedir. bilim kendi yönteminin getirdiği sonuçlar üzerine düşünme işi değildir ya da bulgularının genel mânâda paradigma dışı anlamlarını da tam olarak yorumlama işi değildir. günümüzün bilimsel paradigması ancak filozofların da yardımlarıyla özellikle ingiliz deneyciliğinin de etkisiyle oluşmuştur. bununla beraber bir paradigma değişimine yaklaşırken ve bilimde tekrarlanabilirlik sorunu varken, felsefenin tam olarak bilimden ayrılması bilimin mekanik bir işe indirgenmesi olacaktır.