filmin sonundaki o meşhur sahnede söyledikleri çok etkileyici elbette ama ben "o kadar parayı çarçur ettim ki..." dediği anda ağlamaya başladım. az önce bahsettiğim sıkıldığım sahneler schindler'in ziyafetleri ve eğlenceleriydi. bunları gösterirken diğer tarafta suçu yalnızca o an o komutanın karşısına çıkmak olan insanlar vardı. bütün bu sahneleri gördükten sonra çok daha fazlasını kurtaramadığı için kahrolan bir insanı gerçekten anlayabiliyorsunuz. "o kadar parayı çarçur ettim ki..." dediği zaman, o kadar parayı gerçekten çarçur ettiğini bilerek izliyorsunuz, ikna oluyorsunuz. o pişmanlık seyirciye geçiyor.
filmin en sevdiğim tarafı buydu. bu tarz kahramanlar öyle bir anlatılır ki -özellikle bizim sinemamızda- gökten peygamber gibi iner ve hatasız olur. bu filmde schindler bir iş adamı olarak başlıyor. bazı noktalarda karakterden uzaklaşabiliyorsunuz bile. fakat bütün bu gördükleri karşısında -ki bunları ekranda biz de onunla birlikte görüyoruz.- bir karar veriyor ve bu doğrultuda hareket ediyor. yani demem o ki "bu schindler de ne mükemmel adammış!" demiyor film. "schindler de böyle bir adammış işte." diyor. doğrusuyla yanlışıyla bir karakter var karşımızda. adamın yaptığı şey zaten başlı başına çok büyük bir olay. bunun üzerine bir de ekstra kahramanlıklar ekleyip, ekstra iyi insan özellikleri ekleyip gerçekçilikten uzaklaşmaya ne gerek var? bu film bu konuda çok güzel bir yerde durmuş bana göre.
--
spoiler --