İngilizce ismi What the Day Owes the Night. Cezayir’li yazar Yasmina khadra’nın romanından uyarlanmış film. Filmle ilgili bilgi vermeden önce Yasmina khadra’dan bahsetmeliyim. Muhammed Moulessehoul diye devam etmem daha doğru olacak çünkü Yasmina Khadra paravan isimi. Muhammed Moulessehoul yazar kimliğinin yanında cezayirli bir subay. Fransa’da yazarlık yaptığı dönemlerde, Fransa ile Cezayir arasındaki savaş yıllarının kitaplarına getireceği sansüre engel olmak için bir kadın ismi olan yasmina khadra ile çıkarmış.
Filme geçersek; Muhammed Moulessehoul’un romanı, Alexandre Arcady , Alexandra Deman, Antoine Lacomblez, Daniel Saint-hamont tarafından senaryolaştırarak 2012 yılında sinemaya uyarlanmış. Fransız yapımı filmin yönetmenliğini yine arcady yapmış. Başrollerde fuad ait aattou (jonas) ve Nora Arnezeder (emilie) oynuyor. Film 2 saat 42 dk. sürüyor. Film künyesine de değindikten sonra konuya geçebilirim.
Fransa’nın cezayir’deki sömürge yıllarında 10 yaşındaki younes(jonas)’in amcası ile yaşamaya başladığı andan itibaren başından geçenler anlatılıyor. Younes o gece çiftliklerinde çıkan yangının ömrünü değiştireceğini asla bilemezdi. Daha küçücük yaşında ailesinden uzak ait olmadığı bir dünyada ait olmadığı hayatta, Üst sınıf fransız yaşıtlarına bir arap olarak varlığını kabul ettirme mücadelesi veriyor. Kendi toprağında tam da deyimdeki gibi fransız hissediyor.
Romanda da aşk ön planda mıdır bilmiyorum ama filmde bu durum beni rahatsız etti. Savaşın, “insan” olmaktan çok birinin diğerine üstün olduğu kimlikler çok daha iyi işlenebilirdi. Katilin, kötü insanın kimliği veya milleti olmaz. Younes’in hayatının değişmesine sebep olan o yangının sebebi kendi ırkından olan bir arap. Tutuklandığında younes’i kurtaran veya kendisini bir anne şefkati ile büyüten amcasının karısı bir fransız. Bu ilişkilerin izleyicide çok daha fazla etki bırakması sağlanabilirdi.
Filmin 2 saatinin sonuna geldiğinizde bir aşk filmi izliyorsunuz. Son 40. dakikasından itibaren savaşın insanların hayatındaki sarsıcı etkilerini izlemeye başlıyorsunuz.
Yukarıda yaptığım eleştirinin dışında-sıkmadan sonuna kadar izletiyor. Nedense içimde romanın filmden çok çok daha iyi olduğuna dair bir his var. Bir coğrafyaya ait hikayeye fransızların nasıl baktığını gördüm. Romanı okurken de vatanı sömürge altında kalmış cezayirli yazarın gözünden bakacağım.