1. Dün gece Boston Celtic maçında attığı 35 sayı ile NBA playoff tarihinin en çok sayı atan oyuncusu ünvanını ele geçirmiştir.

    1. LeBron James 5995
    2. Michael Jordan 5987
    3. Kareem Abdul-Jabbar 5762
    4. Kobe Bryant 5640
    5. Shaquille O'Neal 5250
    #41590 11001 | 8 yıl önce
    0basketbolcu 
  2. bu aralar jordan la çok kıyaslanıyor ama şu ana kadar kimse jordan seviyesine çıkamadı lebron dahil.

    bireysel olarak geçmiş olabilir bazı istatistiklerde ama gsw serisi 3-0 buradan çevirirse anca o zaman kıyaslıyabiliriz.
    #44325 humblesquirtle | 8 yıl önce
    0basketbolcu 
  3. gün geçtikçe daha büyük oyuncu oluyor. oyun olarak da duruş olarak da kendisini çok geliştirdi. normalde oyunu bu kadar fizik gücüne dayalı bir basketbolcunun düşüşe geçmesi gerekiyordu. bırakın düşüşe geçmeyi performansı artıyor.

    geçen sene final serisinde 5 olumlu istatistikte(sayı, ribaunt, asist, blok ve top çalma) tüm oyuncular içinde ilk sıradaydı. bu sene takımı bir türlü onun seviyesine çıkamadı. zaten çıkamazlardı ancak 4. maçtaki oyundan bahsediyorum seviyeye çıkmak derken. takımı böyle oynayınca, karşılarında da nba tarihinin en anormal takımlarından biri olunca kolay bir şekilde geçildi.

    jordan ile karşılaştırma meselesine gelince; eskiden jordan mı lebron mu deseler. tabii ki jordan derdim, herkes derdi. ancak bu son yıllardaki performansına bakınca, jordan mı lebron mu diye bir soru gelince 1 saniye duraksayıp jordan diyorum.
    #45278 blackmamba | 8 yıl önce
    0basketbolcu 
  4. bugün 'e karşı oynadığı attığı 28 sayı ile kariyerinde 30.021 sayıya ulaşarak nba tarihinde 30.000 sayı barajını geçen 7. oyuncu olmuştur. bunu en erken başaran isimdir. başka bir deyişle 30.000 sayı barajını aşan en genç basketbolcu olmuştur.

    30.000 sayı barajını geçen diğer basketbolcular:

    1. (38.387 sayı)
    2. (36.928 sayı)
    3. (33.643 sayı)
    4. (32.292)
    5. (31.419 sayı)
    6. (30.808 sayı)

    ayrıca nba tarihinde 30.000 sayı, 7.000 asist, 7.000 ribaund istatistiklerine ulaşan tek oyuncudur.

    (bkz: )
    #72323 blackmamba | 7 yıl önce (  7 yıl önce)
    0basketbolcu 
  5. dünkü son saniye üçlüğü ile 'i seride 3-2 öne geçiren basketbolcu.

    #89281 kerem | 7 yıl önce (  7 yıl önce)
    0basketbolcu 
  6. elenme ihtimali olan maçlarda çoşan sepet topçusu. dün yendikleri maçta kariyer rekoru kırarak 46 sayı 11 ribaund ve 9 asist ile oynamış ve seri 3-3'e gelmiş.
    #93828 kerem | 7 yıl önce (  7 yıl önce)
    0basketbolcu 
  7. 33 yaşında yaptıkları gerçekten inanılmaz. jordan ve kobe gibi onun oyunu da başka bir yöne doğru evrildi. yıllar geçtikçe hem oyunu çözüyorsunuz hem de fiziksel durumunuz o eskiden yaptığınız uçup kaçmalara müsaade etmemeye başlıyor. bu durumda daha az enerji harcayarak daha fazla kazanç sağlamaya yöneliyorsunuz. lebron 33 yaşında olmasına rağmen hala fiziğini kullandığı zaman karşısında kimse duramıyor fakat daha çok orta mesafe şutlara ve alçak posttan takım arkadaşlarını beslemeye yöneldi. 7. maçı boston'ın kazanacağını düşünüyorum. td garden enteresan bir yer, bizim şükrü saraçoğlu stadı gibi. takımlar arasındaki güç dengesinden bağımsız olarak değişik bir atmosferi var. kazanırsa(kazanırsa diyorum çünkü hemen hemen tek başına kazanıyor.) yine büyük iş yapmış olur fakat lebron yaptığı için çok da şaşırılmaz.
    #93835 blackmamba | 7 yıl önce
    0basketbolcu 
  8. Bu sene finalde yine golden state ve cleveland cavaliers eşleşince herkesin aklına 2016 performansı gelmiştir acaba yine öyle müthiş bir oyun izlermiyiz diye ama o sene bu sene değildi. Aslında olmayacağı da belliydi. İlk mactan sonra sag elinde kirik tespit edildi ve buna rağmen üzerine 3 maç daha çıkardı belki de kendisi istemedi serinin uzamasını uzadıkça kırık elle oynamaya devam edecekti.

    Sağ eli kırık olmasına rağmen yine de takımın en iyisiydi seride
    #96313 11001 | 7 yıl önce
    0basketbolcu 
  9. 4 yıllığına 154 milyon dolara 'a imza atmıştır. 4 yıl olması biraz riskli bu yaşına gelmiş lebronun son durağı olabilir.
    Artık finallerde boktan bir görmeyeceğiz.
    0basketbolcu 
  10. bir lakers taraftarı olarak beni heyecanlandırmıştır. eğer da gelirse, takımdaki genç oyuncuların gelişimiyle birlikte golden state'e rakip olabilecek bir takım oluşabilir. diğer yandan da doğuda lebron cleveland'dan ayrılınca boston celtics doğudaki en güçlü takım konumuna geldi.

    içinde bulunduğumuz durumda iki adet güzellik var: birincisi; nba tarihinin en büyük rekabeti olan - rekabeti yeniden alevlenebilir. ikincisi ise; 3 sene önce birlikte şampiyonluğa uzanan lebron james ve bu rekabetin baş kahramanları olabilir. eğer bu iki takım için her şey yolunda giderse 2019 nba finalinde lebron'un lakers'ı ile irving'in celtics'i olur.

    artık insanlar cleveland - golden state rekabetinden sıkıldılar. rekabet denince de akla lakers ve celtics gelir. nba takip etmeyi bırakan insanlar için de bir dönüş olabilir bu rekabetin yeniden canlanması.
    #98990 blackmamba | 7 yıl önce
    1basketbolcu 
  11. artık lakers'lı
    #101013 kerem | 7 yıl önce
    0basketbolcu 
  12. kendisini miami heat zamanlarından beri izlemişliğim vardır.oyunculuğunu bir kenara bırakacak olursak miami heat zamanlarında kendisini durmadan yere atan, hakemlere ağlayan koca bir ergen olarak görüyordum.Yaşının verdiği ağırlıktan mı artık bilemem ama yapmamaya başladı artık bu ergen hareketleri.Muazzam yeteneklerinin yanı sıra bu adam hiç sakatlanmıyor bence en büyük özelliği de ciddi bir sakatlık geçirmemesi kobe gibi orasını burasını sakatlamaması ve kendine iyi bakması olabilir.
    #101130 izdirabinisevdiklerim | 7 yıl önce (  7 yıl önce)
    0basketbolcu 
  13. Dun gece portland a attigi 44 sayi ile nba tarihinde en cok sayi atan besinci oyuncu oldu.

    Soyle bir bilgi veriyim, bu lebron efendi cok degil bu senenin basinda 30bin barajini yeni asmisti. Yani bu haci abi 10-11 ayda 1400 sayi falan atmis. Bu sekilde devam etse iki seneye jordan i da kobe yi de gececek gibi gorunuyor.

    Bi not daha lebron efendi bu sene basinda 30bin barajini gectiginde listedeki bir diger aktif oyuncu nowitzki 30800 sayi civarindaydi o da bu sure zarfinda 600 sayi atmis. Tabi dirkle lebronu karsilastirmiyorum ama lebrondaki hayvanligi gostermek icin iyi bir ornek.

    Mevcut liste asagida

    1.Kareem Abdul-Jabbar-38,387
    2. Karl Malone-36,928
    3. Kobe Bryant-33,643
    4. Michael Jordan-32,292
    5. LeBron James-31,425
    6. Wilt Chamberlain-31,419
    7. Dirk Nowitzki-31,187
    8. Shaquille O'Neal-28,596
    9. Moses Malone-27,409
    10. Elvin Hayes-27,313
    #116991 11001 | 6 yıl önce
    0basketbolcu 
  14. dün gece itibariyle 'de 30 takıma karşı yapan tek basketbol oyuncusu vasfına sahip olmuştur.
    #166019 kerem | 5 yıl önce (  5 yıl önce)
    0basketbolcu 
  15. 20 sene önce takım bulamayacak 5 numaraların finallere ilk 5 çıktığı, crossover yaparken topu ayağına çarptıran adamların guard oynadığı bir ligde kendisine goat yakıştırması yapılması jordan'dan önce dönem itibariyle kobe'ye falan haksızlık oluyor. oyunla birlikte oyuncu karakterlerinin de değiştiği bir dönemin, o değişimi en iyi yansıtan ve en büyük oyuncusu olabilir ama goat değil. her boka maydanoz olurken bu adam hakkında nasıl yazmamışım bugüne kadar hayret.
    #178890 fly | 5 yıl önce (  5 yıl önce)
    0basketbolcu 
  16. Tarafı bellidir.
    (Maç Orlando - Detroit)
    #180648 fly | 5 yıl önce
    0basketbolcu 
  17. Bir Iverson değildir olamayacaktır
    #180667 Sabbracadabra | 5 yıl önce
    0basketbolcu 
  18. toplam sayı, asist ve ribound sıralamalarının hepsinin içinde ilk 10'da kendine yer bulmuş tek oyuncuymuş nba'de. her ne kadar upuzun bir kariyere sahip olsa da çok yönlülüğü takdire şayan.

    (bkz: )
    #182055 fly | 5 yıl önce (  5 yıl önce)
    0basketbolcu 
  19. bir ara güzel bir powerade reklamında rol almış olan basketbolcu.

    www.youtube.com/...
    1basketbolcu 
  20. yine zirvelerde
    #192050 kerem | 5 yıl önce
    0basketbolcu 
  21. Bu sene şampiyon olup finaller mvpsi ödülünü alırsa 3 ayrı takımla bunu başarmış ilk oyuncu olacak olan kişi.
    #199158 gufdas | 4 yıl önce
    0basketbolcu 
  22. bugün 4. şampiyonluğunu 3. farklı takımında almış, 4 kez fmpv olmuş tarihin görmüş olduğu en büyük bir kaç oyuncudan birisidir.

    kendisinin etkisinden bahsedeceğim ve malum kıyaslamayı da yapacağım ama öncesinde jordan ve lebron döneminde kıyaslayamayacağımız şeyleri ayıklamamız gerekecek. başta oyunun hızı, alan savunması, pick and roll savunmalarının yarattığı farklar ve oyunun oynanışındaki farkları anlamak lazım.

    öncelikle söylemek lazım ki lebron jordan ile artık kıyaslanmayı hak edecek noktada. kimisi burada lebron daha iyi der, kimisi jordan daha iyi der bilemeyeceğim. ben lebron''un kariyeri bitmeden bir şey söylemeyi uygun görmüyorum ancak insanların fikir sahibi olması adına karşılaştırma yapılabilecek unsurları ortaya koyacağım.

    öncelikle en öncelikli tartışma şampiyonluk sayıları ve finallerde oynama sayısı. lebron james bugüne kadar 10 final oynadı 4 kez kazandı; jordan ise 6 kez final oynadı 6 kez kazandı. lebron'a getirilen en büyük eleştirinin temel kaynağı olarak finallerdeki başarısızlığı öne sürülüyor. aslına bakılırsa bu eleştirinin bir de öbür yanı var. lebron üst üste 8 kere, toplamda 10 kere final oynamayı başarabilmiştir. bu devamlılık seviyesi tarihte çok az rastlanabilir bir seviyedir. james'ten daha fazla final maçına çıkan 4 oyuncu vardır ki bunların ikisi bill russel ve sam jones'dur. ondan sonra kareem abdul-jabbar gelir. burada aslında dikkata alınabilecek tek isim kareem diyebiliriz çünkü 60'larda basketbolun seviyesinin çok çok diplerde olduğu günlerde boston dominasyonu ile alakalıdır.

    bu arada 80'ler öncesi boston dominasyonu bize bir fikir daha vermektedir. eğer sadece şampiyonluk sayılarını baz alsaydık 11 defa şampiyon olan bill russel'dan daha büyük oyuncu olmadığını konuşmamız gerekirdi. oysa bugün 1-2 tane saçma argüman dışında kimse bill russel'ın tarihin en iyisi olduğunu falan iddia etmez. tüm otoritelerin işaret ettiği isimlerin hepsi 80'ler sonrasıdır. 80'ler sonrasıdır çünkü 76'da nba ve aba birleşmiş, takım sayısı artmıştı. gerçek anlamda profesyonel rekabete etkileri ise 80'lerde oldu. bu dönem yaşanan boston-lakers rekabeti, kapitalizmin yaratıcılığı ile birleşip nba'i çok ayrı bir noktaya taşıdı. marka değeri kadar oyuncular da bu noktada büyük gelişim yaşadı. yükselen rekabet ortamı ve imkanlar ile beraber fiziksel olarak sporcuların seviyesi 60'larla kıyaslanamayacak kadar üst seviyedeydi. ayrıca yeni antrenman düzenleri ve taktiksel anlayışlarda da farklılıklar vardı. basketbol daha sertti ve temas aranan bir olaydı.

    nba kurumsal olarak değişikliğe giderek aslında bir organizasyonun nasıl ayaklanabileceğini, spora nasıl etki edeceğini göstermiş oldu. gerektiğinde fiba'dan farklı kurallar dahi uyguladı. kendi organizasyonunu ve buna uygun oyuncuları tasarlamayı başardı. bu seviyeyi aşmak için de her zaman fikirler aradı. özellikle david j. stern ipleri ele aldıktan sonra tüm dünya tarihinde en kompleks, sürekliliği yüksek ve bütün dünyaya hitap edebilen bir mekanizma bırakmıştır. bu noktada rekabeti 80'lerden sonra aramak daha doğrudur ve bu rekabetin en büyük noktası, marka değerinin tavan noktası ise michael jordan'dır. 2 yıl önce değişen maaş sistemine kadar en yüksek maaş rekoru hala 90'lardaki jordan maaşıdır(amerika'da 90'larda 100 dolar'ın değeri 2020'de yaklaşık 170 liradır ve michael jordan o dönem yıllık 35 milyon dolar almıştır).

    jordan 6 kez şampiyon olarak tarihe geçmiştir. 2 kere basketbola ara vermiştir. filmlerde rol almış, beyzbol oynamış ve yatırımcılığa yönelmiştir. kendisi bir basketbolcu figüründen daha fazlası olmuştur. o bir ikondur. sadece bir basketbolcu olarak değil, bir sporcu olarak tarihin en ulaşılmaz noktalarından birisi olmuştur. ancak basketbol ve başarılarına dönecek olursak 6 kere kazanmıştır ama washington dönemini saymazsak 13 sezonun 7'sinde finallere gidememiş hatta ilk turunda elendiği dönemler olmuştur. burada başarıya giden yolda takımın değeri de anlaşılabilir çünkü jordan ilk 6 senesinde final yüzü görmemiştir. phil jackson ve pippen gelene kadar da şampiyonluk alamamıştır. bunları söylememdeki amaç jordan'ın başarılarına gölge düşürmek değil aksine başarılarda alınan yolları ve koşulları anlaşılır kılmaktır.

    james ise 2003'de draft edildikten sonra 17 sezonda 10 final görmüştür. o da ilk 3 yılında final görmemiş, 9. senesinde ilk şampiyonluğu yakalamıştır. wade ve spoelstra ile oynayana kadar şampiyonluk yaşayamamıştır. burada hem basketbolun takım etkisi vardır hem de bu isimlerle yükselen mental durum vardır aslında. 2012'de alınan şampiyonluktan sonra lebron gerçekten kayda değer bir figüre dönüşmüştür çünkü yeteneklerine oranla önemli anları başaramayan bir oyuncu durumundan çıkmış, bugün ise zor anların adamı konumuna gelmiştir. geçen sene yaşadığı sakatlığı saymazsak 10 senede 9 finali 3 farklı takımda yaşadığı düşünülürse devamlılığının nereye geldiği anlaşılabiilir. playofflar ise çocuk oyuncağı değildir. zayıf olanlar ilk turda elenir, bazen 2. tura kalanlar olur ama 2. tur ve konferans finalinden itibaren kimse zayıf değildir. playoff çocukların oyun alanı değildir. bu noktada her sene final oynayacak mental kafa her oyuncuda bulunmaz.

    bir diğer kıyas ise lebron ve jordan'ın rakipleri kıyaslamasıdır. öncelikle şunu bilmek gerekir ki 90'larda oyun temposunun yavaşlığıdır. 2012'de kurulan pivotsuz miami takımının çaresizce topa baskı savunmasından bu yana takımlar oyun düzenlerini büyük oranda değiştirmişlerdir. yani 2012 öncesi ve sonrası olarak bakılması gereken bir oyun anlayışı vardır. bir önemli yanılgı da 90'larda çok iyi savunmaların olduğu yanılgısıdır. 90'larda savunmaların iyiliğinden ziyade oyun kurallarının hücumları kısıtlaması ve 2010 ile beraber 80'lerde yaşanana benzer oyuncularda yaşanan fizik kalite farkı vardır. gelişen bilim ve teknoloji ve spor yöntemleri ile beraber tüm sporlarda oyuncular inanılmaz fizik kapasitelere ulaşmışlardır. bu sadece basketbola özgü değildir. bugün hala tenisin en iyi 3 oyuncusu 35 yaş üzerindedir.

    tekrar oyunun oynanış şekline dönersek, 90'lar ve 2012'ye kadar olan dönemin temel oyun şekli kısaların fade away ve uzunların postta aldıkları topu rakibi sırtında ittirerek içerde tamamlamasına dayalıdır. çünkü alan savunması olmadığı(bir dönem yasaktı ve yasak kalktıktan sonra dahi uzun süre koçlar tarafından tercih edilmesi zor oldu) bir dönemdi. bu dönemde birebir savunma mecburdu ve daha iyi olan oyuncu net avantajlıydı. bu noktada hand check olayının sertlik yarattığı konuşulsa da aslında mantıken elle şarjın doğal bir reaksiyon olmadığı açıktır ancak sertliğe büyük bir etkisi yoktur. eskiden elle şarj serbestti gibi bir algı var. hayır elle temas perimeter defansta kontrol amaçlı kullanılıyordu sadece. asıl sertlik perimeter defans kalktıktan sonra geldi. hem günümüze yaklaştıkça artan atletik yetenekler hem de oyuncuların el yerine gövde ile yapacakları temasa itilmeleri defansif hareketleri daha çok gövde temasına dönüştürdü. artık hücumcular bundan kaçmak için ise ya daha hızlı hücuma ya da üçlüklere kaçmaya başladılar. zannediliyor ki eskiden çok sertlik vardı, savunma vardı bugün yok. bu tamamen bir yanılgı aslında.

    eskiden hücum süresi 30 saniye idi ve tekrar rebound alıp hücuma devam ederseniz yine 30 saniye hücumunuz oluyordu. bu ilk önce 24 saniyeye düşürüldü, daha sonra ise rebound sonrası hücum süresi 14 saniyeye. doğal olarak ilk başta maç başına yapılan hücum sayısı otomatik olarak arttı ve maçlarda daha çok sayı olmasını sağladı. ayrıca artan atletizm sayesinde takımlar hızlı hücumları bir ana silaha dönüştürmeye başladı. böylece maç başına hücum sayısı 90'larla kıyaslandığında 25 gibi bir farka ulaştı. aslına bakılırsa pozisyon başına üretilen sayı ortalaması çok değişmedi. 90'larında 2010'larında büyük bir çoğunluğu 106-108 bandında devam etti. peki nedir bu istatistik diye soracak olursanız 100 hücum başına ortalama kaç sayı elde edildiğidir. kısacası 1 hücumda ortalama 1.08 gibi bir rakam çıkıyor demektir. tabi artan hücum sayısı ise maçlarda olan skor sayısını yükseltince 90'larda çok iyi savunma yapılıyordu algısı çıktı. aslında bugün o kadar iyi savunma yapılıyor ki 90'lar tarzı hücum eden takımların içinden geçiyorlar. kısaca farkı söylemiş olalım.

    bu noktada oyunun çeşitliliği, taktiksel imkanların fazlalığı, daha fazla fiziksel ve atletik imkan ve daha fazla rakiple beraber lebron daha zorlu koşullarda oynadı diyebiliriz. ha onun için yaratılan bir doğu çok kolay imajı var ki aslında o durum çok da öyle sayılmaz. evet doğu rakiplerinin 10 tanesi çöptü ama zaten sen playoffta asıl o 5 takımı geçmeye çalışıyorsun. kaldı ki 2018'de final oynayan cleavland kadrosunun 1 sene sonra lebron olmadan playoff bile yapamadığını söylemek gerekir. yine 2019 yılında batıda 4. giderken lebron'un sakatlanması sonrası lakers 13. sıraya kadar düşer. lebron'un etkisi bu noktada çok fazladır.

    lebron adına eksi yazan şeylere gelirsek özellikle 2012 öncesi kariyeridir. 2007 finalinde kötü oyunu genel olarak 22 yaşında ve 4. senesi olan bir oyuncu için çok büyük bir eleştiri konusu yapılmamıştır. rakibi de efsanevi spurs kadrosu olunca insanlar lebron'a çok ateş etmez. 2010 yılında cavaliers'tan ayrılış şekli ise onun ilk büyük antipati toplayan hareketidir. o vakte kadar king lakabı herhangi bir başarı yakalamadan takılmışken bir de üstüne üstlük televizyonlarda şov yaparak cavaliers'a yaptığı hareket ve 2 büyük ismin yanına gitmesi onun kariyerinde en büyük yaradır. bu birlikteliğin yaşandığı sene 2011 finallerinde dallas'a karşı silik oyunu tuz biber olmuştur. lebron bundan sonraki 2 yıl 2 şampiyonluk olsa da o yarayı silmesi ancak 2016 yılında hem cavaliers'a gelip onlara şampiyonluk kazandırmasıyla olmuştur. hem tarihin belki de en iyi takımı olarak görülen(o sezon 73-9'luk derece ile playofflara girmişlerdir) gsw'ye karşı, hem de tarihte ilk defa gerçekleşecek olan 3-1'den dönüşle bunu başarmasıyla lebron'un imajı ancak temize çıkabilmiştir. bugün lebron antipatisi olan bir çok isim dahi fikirlerini ilk orada değiştirmişlerdir. bu sezon yaşadığı şampiyonluk ile de bu etki büyük oranda kırılmıştır.

    gelelim antipati olayına. sanırım en önemli konulardan birisi de budur. imaj demişken sadece buna değinmeden olmaz. özellikle lebron tarihin en antipatik basketbolcularından sayılır ancak sebepleri biraz değişik. öncelikle jordan veya kobe ile kıyasları yapılırken yeteri kadar kazanma azmi olmadığı söylenir ki aslında 2012'ye kadar mental olarak bu seviyede olmadığı doğrudur. ancak jordan ve kobe'de kariyerinin başlarında bu seviyelerde değillerdir. hatta kobe'nin ilk 3 şampiyonluğunda finaller mvp'si shaq'tır ve tarihe geçecek dominasyonla elde etmiştir. zaten shaq ayrıldıktan sonraki sene kobe sezonu 35 sayı ortalaması ile bitirse dahi playofflara bile girememiştir. aslında lebron'un mental anlamda nasıl ilerlediğini bu şekilde anlamak lazım.

    tabi değinilmesi gereken bir diğer konu jordan. basketbol romantiklerinin çoğu jordan sevgisi gösterse de aslında saha dışında çok sevimli bir karakter değildir. sorunlu, obsesif, çıkarcı, sert birisidir. belgeselleri de izlenirse sevimsizliği daha net anlaşılacaktır. hatta ırkçılık konusunda tavrı geçen 1-2 yıl öncesine kadar büyük eleştiri konusu olmuştur. hiçbir zaman ciddi bir ırkçılık karşıtı olmadığı gibi, amerikanın en zengin iş adamlarından olmasından kaynaklı olarak işleri etkilememesi adına bunlara çok bulaşmamıştır. özellikle sosyal medyanın ittirmesi ve zedelenen imajı sonrası ırkçılık karşıtı organizasyonlara rekor yardımlar yaparak imajını düzeltme yoluna gitmiştir.

    mesela kobe'de iyi bir karakter değildir. tecavüz olayının içeriği tam bilinmese de bu iddiayı atan kadın ifadesini geri çekmiş, kobe ise karısına 2 milyon dolarlık yüzük alarak barışmıştır. en kötü ihtimalle karısını aldattığı bariz birisidir. kincidir, en basitinden yıllarca shaq ile didişmiştir. halbuki shaq'ın o dönem lakers'ı taşıdığı çok açık iken kendisi takımın 1. oyuncusu olmak için diretmiştir. halbuki en basitinden finallerde 38, 35 ve 36 sayı ortalamayla oynayan shaq varken kobe 15, 25 ve 26 sayı ortalamayla oynamış ve buna rağmen shaq'la takım liderliği konusunda didişmeyi bırakmamıştır.

    lebron ise basketbol içi antipatik hareketleri haricinde sosyal hayatında 1 tane bile kötü dönemi olmayan adamdır. lise aşkıyla evlenmiştir, ailesine bağlıdır. her zaman yardım organizasyonlarının peşinde koşmuştur hatta son yıllarda zenciler adına politik söylemleriyle de liderlik etmiştir. özellikle ırkçılık konusunda sert çıkışlarıyla amerikan kamuoyunda itibarı da çok yükselmiştir. buna rağmen neden lebron tarihin en antipatiği mi sizce? ben bunu sosyal medyaya bağlıyorum. curry gibi bir adama bile sırf ağızlığı için veya omuzlarını salladığı için nefret söylemlerinin olduğu yerde lebron'a yapılan lincin temelinde sosyal medya var. kobe ve jordan gibi oyuncuların kariyerlerinde en büyük şansı sosyal medya dönemine denk gelmemiş olmaları. kobe ucundan görmüş olsa da kariyerinin sonuydu onu da eklemek gerek. eğer bugün sosyal medya insanları jordan dönemini falan görseydi neler konuşulurdu neler! sosyal medya bu noktada nefreti veya antipatiyi çok körüklüyor. bu sadece lebron veya curry için değil bir çok sporcu için geçerli. mesela messi veya ronaldo için yazılanları okuyun. ronaldocular messi'ye messiciler ronaldo'ya etmediği hakaretleri bırakmıyorlar. durmadan balon diyorlar. sanki karşı taraf bir hiçmiş, bir aşağılık objeymiş gibi saldırmaktan geri durmuyorlar.

    düşünsenize kariyerinizde neredeyse 500 golünüz var, messi veya ronaldo'sunuz. adamın sana sosyal medyada sayfalarca yazdığı şey "balon"! bunların sebepleri ayrı bir konu ancak sosyal medyanın yersiz linçleri apaçık. bu noktada değinmek istediğim şey aslında lebron üzerindeki olumsuz algının bir kısmının sosyal medya algısı olduğunu söylemek istiyorum. halbuki kıyaslandığı oyuncuların çok daha fazla antipati toplayacak özellikleri olmasına rağmen, sosyal medyanın hafızasında olmayan dönemler olduğu için onlar bu "gereksiz" olumsuz algı yağmuruna hiçbir zaman tutulmadılar. lebron aslında bir de bu algıyla da mücadele etti desek yeridir.

    karşılaştırmanın başında lebron'un kariyerinin bitmesi gerektiğini düşündüğümü söyledim ancak bu bilgilerin de insanlara şu anki durumu anlamak için de küçük bir rehber olabileceğini düşünüyorum.
    #204264 marophat | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0basketbolcu 
  23. tarihin en iyi basketbol oyuncusu olup olmadığı konusundaki tartışmaları anlamsız buluyorum. aynı dönemde oynadıkları için kobe ile karşılaştırılması doğal ama kendisinden uzun süre önce oynayan jordan'la karşılaştırılması pek mümkün değil. çünkü iki dönemin dinamikleri, savunma sertliği(dönemin kötü çocuklarına selam olsun!), hücum varyasyonları, diğer takımların gücü vs. çok farklı. dolayısıyla her dönemin getirdiği avantaj ve dezavantajlar var. bu nedenle en çok sayı atan, ribaunt alan, asist yapan, en çok şampiyonluğu olan oyuncunun en iyi olduğunu söylemek zor.

    basketbolun en iyi oyuncusu olma konusu daha önce de çok tartışıldı. russell, chamberlain, abdülcabbar, jordan konusunda tartışmalar yürütüldü. çok yüksek egoya sahip chamberlain ve jordan bile çıkıp "en iyi oyuncu benim." demedi. bu işin farklı dinamikleri olduğunu kabul ettiler. işin ilginç yanı diğer ikisine göre çok daha mütevazı bir kişi olan russell aynı programda, en iyi basketbolcunun kendisi olduğunu söylüyor. (bkz:www.youtube.com/... ). en iyisi olmasa da bu dörtlü benim fikrime göre ilk beşin içinde yer alır. son kişinin lebron mu, kobe mi olduğuna modern nba'i takip edenler karar versin. russell'ı ve chamberlain'i izlemedim, ama jordan'ın yeteneğini kabul etmekle beraber kendisini sevmezdim. abdülcabbar'ın son yıllarına yetiştim. bird ve magic'le beraber en beğendiğim üç basketbolcudan biridir. üstelik abdülcabbar, tüm diğerlerinden farklı olarak toplumsal olaylara, özellikle de siyahlara karşı ayrımcılığa karşı duyarlı biri olduğu için benim için her zaman bir adım öndedir.
    0basketbolcu 
  24. 'in tüm zamanların en skorer oyuncu listesinde 2. sıraya yükselen basketbolcu. şu an 1. sırada olan ile arasında 300 sayı civarı bir fark kaldı. büyük ihtimal onu da geçip 1. sıraya yükselecektir.
    #283290 kerem | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
    0basketbolcu