Soyulmuş halinin lütuf, soyulmamış halinin ceza gibi olduğu meyve.
Bu meyve bizim eve girdiğinde benim açımdan sonuç nettir. Ya soyulup dilimlenecek ve öyle yenilecek ya da yüzüne bile bakılmadan görmezlikten gelinecek. Soyuldu ve dilimlendiyse kilo kilo yiyebilirim. Ama ellenmediyse kimse bana onu ne yedirebilir ne de dokundurabilir.
Henüz olgunlaşmamışken yemeyi sevdiğim meyve. Diğer türlü çok itici oluyor. vıcık vıcık... Ayrıca yedikten sonra da saatlerce çekirdeğini, üzerinde en ufak bir şeftali parçacığı kalmayana dek temizlerim. Hasılı ilginç bir meyve.
Şeftalinin Türklerle mutlaka bir ilgisi olmalı. İçi yumuşak ve tatlı, dışı ise tüylü. Bu benzerliği ortaya koyan ilk kişi olduğumdan eminim. Görüşümü araştırılmak üzere bilim dünyasına seve seve emanet edebilirim.
çin mitolojisinde ölümsüzlüğün ve baharın sembolü olan meyve. çin uzun ömür tanrısı Shou-lao ve japon mitolojisi kahramanı momotaro ile ilişkilendirilmiştir. hristiyan sanatında ise kurtuluşun simgesidir. yine bir kaynakta* yazana göre çinliler kolostrumu şeftali suyuna benzetmişler.
*the encyclopedia of sacred sexuality - rufus c. camphausen
Çocukken yerken hiçbir problemimin olmadığı, hatta babaannemin tüylerinden huylanması ile dalga geçtiğim ama sonradan bu huy bana da bulaşan lezzetli meyve. Şu an biri doğrayacak anca öyle yerim.
malumunuz bu meyvenin üstü tuhaf bir tüy tabakasıyla kaplı. bazı insanlar bu yüzeye dokunmaktan çok rahatsız oluyorlar. şeftali, kayısı gibi tüylü meyvelere ve hatta kadifeye filan dokunamama durumunun bir adı varmış: haptodysphoria. şu link de şurada bulunsun. en.wiktionary.org/...