uzun süre boşanma avukatlığı yaptım ve halihazırda 6 yıldır da evliyim. aslında evliliğimi 8 yıl gibi de düşünebilirsiniz; çünkü evlenmeden önce 2 yıl da birlikte yaşadık. beni içiniz rahat ciddiye alabilirsiniz.
sayısını unuttuğum kadar çiftin boşanmasını sağladım. bunlar genel olarak türkiye'nin orta üstü sınıfına mensup, birbirini seçerek evlenmiş, üniversite mezunu insanlardı. haliyle şiddet, alkol, kumar, büyük maddi sorunlar ya da başka ekstrem sebeplerle değil aldatma, sıkılma ve birbiriyle geçinememe gibi sebeplerle boşanıyorlardı.
yukarıdaki paragrafta yazdığıma uyan ve muhtemelen kulzos ahalisinin büyük çoğunluğunun da içinde yer aldığı sosyal / ekonomik sınıfın evliliklerindeki bozulmaların sebepleri 3 grupta incelenebilir:
1. çiftin birbirini iyi tanımadan evlenmesi: bu gruba giren çiftler aynı evde belirli süre yaşamadan, gelecek beklentilerini (çocuklarımızı nasıl büyütürüz, nasıl birikim yaparız, kariyer tercihlerimiz nasıl olur, hayatta ne hedefliyoruz gibi konular) detaylı konuşmadan, sevişmeden, birbirlerinin aileleriyle doğru düzgün iletişim kurmadan vs. evlenmişler ve haliyle her yandan bin tane problem patlamış. teker teker değerlendirildiğinde muhteşem insanlar, birbirlerine canavar kesilmişler. sonuç: iyi tanımadığınız bir insanla evlenmeyin.
2. sorunları gördüğü halde düzelir diyenler: bu gruptakiler esasen sevgililik aşamasında da benzer problemleri yaşamalarına rağmen evlenince geçer ya da ben onu değiştiririm gibi saçma düşüncelere kapılarak evlenmişler. tabi ki ne işler düzelmiş ne eşler değişmiş. sonuç: şunu ne kadar vurgulasam az, değiştirmek istediğiniz biriyle sakın evlenmeyin. hayatınıza giren hiç kimse mükemmel olmayacaktır, siz de mükemmel değilsiniz. ama tolere edilemeyecek kadar davranışları size batan, sizi yoran, geren bir insanla sakın evlenmeyin.
3. erken evlenme: burada esasen çiftimiz birbirini çok iyi tanımış, birlikte yaşamış, sevişmiş, gelecek planlarını konuşmuş; ama tutmuş okul / askerlik / iş meselelerini halleder halletmez yaşına başına bakmadan daha ne bekliyoruz ki deyip 22-27 yaş aralığında evlenmiş. evlenmeden sonra çiftimizin karakterleri bambaşka yönlerde evrilmiş, hayat beklentileri, genel olarak algıları değişmiş, birbirlerini tanıyamaz olmuşlar. çoğu, neden her şeyin alt üst olduğunu bile idrak edemez halde. çok acıklı bir durum aslında. sen tut her şeyi doğru yap sonuç bok gibi çıksın. oysa sadece büyümüşler. ha bu büyüme sürecinde karakterler aynı yönde de ilerleyebilirdi ya da karakterleri 20 yaşında sapasağlam oturmuş iki insan birbirine denk gelmiştir, olabilir, erken evlilik ille boşanmayla sonuçlanmaz; ama dikkate değer bir risk içerir. şahsen 35 yaşımdan 20-25 yaşlarıma baktığımda devasa bir fark görüyorum, çevremdeki hemen hemen herkeste de bu yaş aralığında majör değişiklikler yaşandığı için kimseye yaşı 30'u görmeden evlenmesini önermem.
çokça dile getirilen maddiyata düşkünlük, sosyal medyanın olumsuz etkisi, bireysel alan müdahaleleri, duygusal / cinsel tatminsizlik vs problemler, yukarıda yazdığım üç gruptan birine uyan evliliğin sonuçlarıdır aslında, tek başına sebep değildir. söz gelimi her gün kavga eden ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmak isteyen çiftin hikayesinde, bandı yavaş yavaş geri alarak süreci geriye doğru işlettiğinizde bu üçlüden birine ulaşılır genelde. ya da en azından ben başka bir şeye ulaşmadım diyeyim.
boşanma -hele de çocuk varsa- çok pis bir süreçtir. yanınızdaki insandan emin değilseniz gelinlikle / damatlıkla nikah masası aşamasına kadar gelmiş de olsanız "hayır" deyip yolunuza gitmek daha mantıklı. boşanma işi bu senaryodan daha sevimsiz. öte yandan kötü bir evlilik mi 5 yıl davası devam ettikten sonra neticelenen yıpratıcı bir boşanma mı derseniz, yüz kere bin kere "boşanma daha iyidir" derim. tek bir hayatınız var. hata yapıp size uymayan biriyle evlendiniz diye bu yükü bir ömür omuzlamak zorunda değilsiniz. yükünüzü atıp önünüze bakacak cesareti göstermeniz yararınıza olacaktır. maddi manevi elbetteki zorlanacaksınız; ama her şey mevcut halinden daha iyi olacak. bundan emin olabilirsiniz. başından boşanma geçmiş insanlarla konuşun, bu iddiamı teyit edeceklerdir. keşke boşanmasaydım diyen bir kişi bile görmedim, hepsi koro halinde "keşke daha erken boşansaydım" diyorlar.
Kutsal müessesenin yıkılması, eşlerin birbirlerine "eeeh eytere beah" demesi durumudur. Amcaoğlu bundan 2 yıl önce çekişmeli boşanma davası açmıştı eşine. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle. Hani yaşananları toplasalar incir kabuğunu doldurmaz da, bir anlık alınan kararlar sonucu ilerletemeyince insanlar böyle oluyor işte. Sonra bir sürü tantana, mal paylaşımı, nafaka vs al başına belayı. Çocuklar varsa onların durumları zaten başlı başına dert. Eşlerin kaynaşan akrabalarının ilişkileri zaten başlı başına sorun. Bunun bir de boşanma avukatı tutma tarafı var. Çekişmeli boşanma davalarında taraflar elini güçlendirmek için avukat tutmak zorunda. Normalde zorunlu değil ama kim daha iyisini tutarsa o kadar alıyor istediğini. İş iyisini bulmakla da kalmıyor, bunun bir de danışmanlık ve vekalet ücretleri vs. var. Şuradan boşanma avukatı fiyatlarına bakabilirsiniz. Günümüz koşullarında pek altından kalkılacak fiyatlar değil yani. O yüzden evlenirken de boşanırken de iki defa düşünmek ve üstüne bir defa daha düşünmek gerekiyor.
katolik kilisesi tarafından hoş karşılanmayan bir eylem. günah sayılıyor.
sakramental bir evlilikte (katolik-katolik çifti ve rahip tarafından kıyılan nikah) kişiler ancak zina sebebiyle boşanabiliyor. ama bu boşanma artık en son çare. eğer mümkünse boşanmamaları daha iyi. ama olmayacak gibiyse de boşanmaktan başka çare yok.
boşandıktan sonra yeniden evlenmek diye bir şey de yok. çünkü evlilik sadece seks için lisans alma eylemi değil. bir aile kuruluyor, ruhsal bir bağ kuruluyor. hatta ahiret hayatında bile bu bağ yok olmuyor. ama cennette seks yok tabii (islam mücahitleri için üzgünüm, malesef...). yine de ruhsal bağ devam ediyor.
cinsel ilişkiye girmek de bir evlilik göstergesi sayılıyor. yani ister katolik olun, ister olmayın bu bağ kuruluyor bir şekilde cinsel ilişkiyle. o sebeple fuhuş ve zina günah sayılıyor zaten. çünkü tanrı insanı bir kadın ve bir erkek olarak yarattı. tabii yahudilerin büyük bir bölümü, putperest olmalarının yanı sıra evlilik kurumuna da epey zarar verdi. orası ayrı.
işte bunları anlayabilmek için de biraz beden teolojisi bilgisine sahip olmak gerekiyor. papa ii. ioannes paulus'un bu konuda çok güzel dersleri ve kitapları var.