Bazen insanlar bu ülkenin ekonomik büyüklüğünü kavramakta zorluk çekiyor.
* Amerika'nın 50 eyaletinden en fakir ikinci eyaleti tek başına, Almanya ve Kanada'dan kişi başına (gdp) daha zengin.
* Amerika'nın en fakir eyaleti bile tek başına Fransa'dan, Birleşik krallıktan kişi başı gelirde (gdp) daha zengin.
bağlantı
* Bütün Hindistan'daki para sadece Kaliforniya kadar
* Ortadan Arizona'ya bakalım mesela, tek başına oradaki toplam para Danimarka'dan, Yeni Zelanda'dan fazla.
bağlantı
elbette artılı eksili hesaplar ama şu kadar ülkeyi toplasan anca amerika ediyor.
bağlantı
bu gücü nasıl elde ettiği, kime nasıl paylaştırdığı ve ne için kullandığı ayrı konudur. Mesela eşitsizlik endeksinde dibi görür (galiba şili'den sonra, yüksek gelirli ülkeler arasında sonuncu, en eşitsiz ülke) (bkz: gini katsayısı)
ha bir de, g7 içinde kovid'den sonra en hızlı toparlamış ve basmış geçmiş ülkedir. avrupa hala nal topluyor.
bağlantı
seçim günü geldi çattı artık. bir tarafta kamala harris amerika tarihinin hem ilk kadın hem de ilk siyahi kadın başkanı olmak için yarışıyorken diğer tarafta amerika tarihinin yine yeniden beyaz erkek başkan adayı ve eski başkan donald trump var.
şimdi mevzulardan ilki şu. trump seçim turunu biden'ın yaşlı ve hasta olması üzerinden kurgulamıştı. hatırlarsınız biden eşini başkasıyla karıştırmış, boşluğa selam vermiş, konuşmalarda garip şeylerden bahsetmişti. bunlar üzerine trump ekibi bu olaylara yüklenerek kampanyalarını yürüttüler. sonra belki çoğu kişi tarafından beklenmeyen çekilme olayı gerçekleşti. biden yaşını öne sürerek aktif başkan yardımcısı kamala harris'in aday olduğunu ve onu desteklediğini söyledi. burada herkes duruldu çünkü kimse çekilme beklemezken çekilme hem aktif başkan yardımcısının artık başkanlık için yarışıyor hale gelmesini hem de bir kadın ve siyahi adayın başa gelmesi durumunu ortaya çıkardı.
trump cephesi sürekli olarak biden'ın yaşlılığına dem vurarak kampanya yürütürken bi anda trump abd tarihinin en yaşlı başkan adayına dönüştü ve karşısında kendisinden çok daha genç bir aday kaldı.
ikinci mesele trump'ın mahkeme sürecinde gerçekleşti. uzun yıllardır söylenen şeylerden biri trump'ın neredeyse parası kalmadığı ve mal varlıklarının zor durumda olduğuydu mahkeme de bunun için toplanmıştı. buraya kadar her şey normal ama davanın görüleceği süreçte twitter'a düşen bir fotoğraf patriot amerikalılar sinirlendirdi. fotoğrafta 5 siyahi kadın yargıç bulunuyor ve twitte "işte trump'ın geleceği ile ilgili karar verecek kişişer bunlar" minvalinde bir açıklama mevcut. fotoğraf bütün üyeleri siyahi olan ilk yargıç kümesinden ibaret sadece yani trump'ın davasına bakmakla ilgili bir durum yok ama bu "factcheck" trump destekçileri tarafından ne kadar yapıldı ya da yapıldıysa da inanıldı mı bilmek zor.
üçüncü mesele tabi ki çok daha kötü sonuçlanabilecek trumpa suikast girişimi. yani güvenlik zaafiyeti mi desek, ateş edenin çılgınlığı mı desek ne desek bilmiyorum ama sadece kulağından yaralanan trump için çok gazlayıcı bir hareket oldu bu. bu girişimden sonra ünlü yayıncı adin ross'un yayınına konuk oldu ve takdim edilirken 50 cent'in "many men" parçasını kullandı. bilmeyenler için hatırlatayım 50 cent'in 9 yerinden vurulup ölmediği dönemden sonra yaptığı ve "herkes ölmemi istiyor" ve "beni vuran adam artık nefes almıyor" tarzı lirikler içeren bir parça.
diğer meseleler de zaten her daim olan meseleler orta doğu, ekonomi ( ki bu çok ciddi bir seçmen problemi enflasyondan memnun olmayan çok büyük bir kesim var, abd yeni döneminde iç ekonominin gelişmesi için çok adım atılacak gibi duruyor) israil ile ilişkiler gibi gibi.
biraz da ünlüler hangi tarafta onları yazalım. harris pek tabi siyahi oylarının büyük çoğunluğunu alacak. lebron james, jennifer lopez ( ki burada diddy mevzusundan dolayı trump cephesi "gerçekler açığa çıkacak o yüzden sığınmaya başladılar" benzeri bir yaklaşım sergiliyor) mark ruffalo, chris evans, scarlett johanson, robert downey junior, madonna, beyonce, eminem, taylor swift
trump destekçileri tabi ki elon musk, dennis quaid, hulk hogan, mel gibson, jake paul gibi isimler.
2001'den bu yana yürüttüğü operasyonlarla ikinci dünya savaşı'ndan daha büyük bir felaketi dünyaya yaşatan ülke.
tabii 22 yıldır devam eden bir sürecin elbette ikinci dünya savaşı'ndan daha tahribatlı olması normal olsa da, ciddi anlamda son 20 yıldır doğu ülkeleri çok çekti kendisinden...
ikinci dünya savaşı sırasında japonya'ya savaş ilan etmeden önce de, örtülü olarak japonya'yla savaşan ülke.
çan kay şek'e japonlara karşı savaşında yardım etmek üzere pilotlarını "gönüllü" adı altında çan kay şek'in ordusuna göndermiş. tıpkı sscb'nin kore savaşı'nda kendi pilotlarını kuzey kore'ye gizlice göndermesi gibi. ya da ispanya iç savaşı'nda savaşan naziler gibi.
gerek bayrağındaki elli tane yıldızla, gerek haritasındaki düz bir şekikde çizilmiş çizgilerle, gerekse de özgürlüğüyle çok güzel bir ülkedir. alım gücüyle, insanların suratındaki mutlulukla, gelişmiş sanayisiyle dünyada lider konumdadır. dünyadaki birçok büyük markaya sahip olması da bu ülkenin teknoloji ve bilimde ne kadar gelişmiş olduğunu bizlere gösteriyor. umarım gelecek hükümet(2023’te) abd ile iyi politikalar izler. eğer iyi politikalar izlenirse eminim ki ülkemiz her bakımdan gelişmiş bir ülke olacaktır, sizlere bunun garantisini veriyorum.
Siyasetini, özellikle hangi konularda siyasi tartışma döndüğünü, takip etmenin önemli olduğu ülke. ABD'de gündeme oturup popülerlik kazanan pek çok siyasi tartışma belli bir süre sonra diğer ülkelerde ortaya çıkıyor. Aşı karşıtlığı, yeni akım sağ ve sol siyasi ideolojiler, cinsiyet siyaseti son yıllardan örnekler. Eğer Amerikalı muhafazakarlar kürtaj meselesinde siyasi başarı elde ederlerse, Avrupa'da benzer tartışmaların yeniden gündeme gelmesi muhtemel. Bizde'de AKP'ye yeni mağduriyet kapısı çıkabilir.
şu sıralar kürtaj meselesi yüzünden pro-life ve pro-abortion tayfasının birbirine girdiği ülke.
özellikle ateist ve katolik demedim. çünkü pro-life bünyesi içerisinde yer alan ateistler ve başka inançtan insanlar da var. mesela budistler de dini sebeplerden ötürü karşı kürtaja:
ama tabii münazaralarda ve etkinliklerde katolikler daha çok ön plana çıkıyor. bunun sebebi katoliklerin bu konuda taviz vermemesi. diğerleri biraz daha "ya tabii sen bilirsin..." diyebiliyor.
ben de mesela evlilik dışı cinsel ilişki konusunda "beni ilgilendirmez" diyebiliyorum. ama kürtaj konusunda bunu diyemiyorum.
gtünü taşla silen, kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, açık saçlı kadın gördüğü zaman taşlayan, eliyle pilav yiyen, kadınların özel hayatına karışan ortadoğu’lulara demokrasi getirdiği için suçlanan ülke.
dünyanın en havalı, en çalışkan ülkesi. öyle ki 21.yy’da sahip olunan birçok teknolojiyi bu ülkeye borçluyuz. hiç şüphesiz bu ülkeyle iyi ilişkileri olan kanada, ab ülkeleri, avustralya gibi ülkeler şu anda dünyanın en güçlü ekonomisine sahip ve en mutlu ülkelerdir. peki ya bu ülkeyle hasım olan ülkeler kimlerdir? çin, kuzey kore, rusya, iran gibi demokrasi ve insan haklarının olmadığı ülkelerdir.
"işsizlik yok, iş beğenmiyorlar" geyiğinin başladığı ülke.
bu geyiğin başladığını takip ettiğim muhafazakar katoliklerin paylaşımlarında görmeye başlayınca "lan yoksa adamlar biden'dan rahatsız da, uyuzluğuna mı böyle şeyler paylaşıyorlar?" diye düşündüm aslında.
ama the new york times yazarları da isyan etmiş olacaklar ki bu duruma "iş var, tabii kirayı ödeyebilirseniz" mealinde bir başlıkla bir iş fırsatı haberi yayınlamış:
bayrağı ingiliz doğu hindistan ticaret şirketi'nin bayrağından union jack'in çıkartılıp yerine eyaletleri sembolize eden yıldızların konulmasıyla oluşturulmuş ülke.
hayvani aşılama programı sayesinde covid belasından kurtulmasına %10-15 kalmış ülke
burada kritik %50 oranı var. kaliforniya bu orana ulaştığından beri rahat. san fransisco ise %72'de ve neredeyse 900bin kişilik eyalette nisan boyunca altı kişi ölmüş.
onlar ölmesini bitirsin, kendini kurtarsın, daha açık pazar olarak bize sıra gelir herhalde.
başkent washington'da, insanların geçerken uğrayıp, aşı yaptıracağı noktalar yapmışlar. ilk başta yaşlılara hizmet verirken, geçtiğimiz cumartesi günü 18 yaşa kadar inmişler. belediyenin sayfasından, twitter'dan her gün noktaları haber veriyorlar. bu uygulamanın özellikle de evsizler için çok iyi olduğu söyleniyor. telefon, interneti olmayan, randevu alamayacak insanlar, çadırların kurulduğu yere gidip, aşılarını olabiliyorlar.
aşılamayı 18 yaşa kadar indirdi adamlar. biz de daha aşılar nerede diye bağırıyoruz. bakan, aşı sıkıntısı olacak diyor, cumhurbaşkanı olmayacak diyor , bakan sonra vazgeçiyor, 10 yüz milyon aşı gelecek diyor, diyor da diyor... ikinci dozlar falan erteleniyor. neyse ki kar yağdı da mikroplar kırıldı.
Bir ara fena sıçmışlardı sanki covid konusunda. Biraz önce okudum ki nba'de oynanacak nets maçına gelenlerden isteyenleri, ev sahibi milvaukee bucks salonda kurduğu özel bölümlerde aşılayacakmış. Hatta Pfizer veya Johnson & Johnson aşılarından istediğinizi seçebiliyormuşsunuz.
Medeniyet ve zenginlik böyle bir şey sanırım. Biz mesela 3 hafta kapatıldık ama aşı yok.
Hafta sonu yanlışım yoksa ekonomik zorlukları aşamadıkları için 7 insan intihar etti.
Çoğunuz bu satırları evinizin tavanına bakarak okuyorsunuz muhtemelen.
Ve evet, Ecevit'e yazar kasa fırlatıldı..