Adonis ve afrodit'in hikayesi aslında yakın doğu uygarlıklarından yunan mitolojisine milattan önce beşinci yüzyılın başında geçmiştir. *Adonis efsanesi sümer ve hitit kaynaklarından gelmedir. 'Adon' ibranice efendi anlamına gelen tammuz adının yunancalaştırılmış karşılığıdır.* Yine yunan mitolojisinde adonis'in annesi olarak geçen myrrha ismi de sami dilinden gelmedir.
Kral theias kızı myrrha'nın güzelliğiyla öylesine övünür ki kıskanç afrodit'in dikkatini çeker. Afrodit, oğlu eros'u gönderip baba ve kızı birbirine aşık eder. Theias ve myrrha günlerce birlikte olur ve theias kandırıldığını fark ettiğinde öfkesini kızından çıkarmak ister. Öldürmek için Myrrha'nın peşine düşer. Hamile olan myrrha tanrılara yalvarır. Tanrılar (bir versiyona göreyse yaptığından pişman olan ve durumu telafi etmeye çalışan afrodit) myrrha'yı mür/mersin ağacına dönüştürürler. On ay sonra ağaç çatlar ve adonis doğar. Afrodit bebeği alıp persephone'a emanet eder. Adonis büyüdüğünde öyle yakışıklı olur ki persephone adonis'i geri almaya gelen afrodit'i reddeder. Tanrıçaların kavgası üzerine zeus, adonis'in eşit bir şekilde yıl içinde her iki tanrıça ile de vakit geçirmesine karar verir.
Hikayenin diğer versiyonuna göreyse adonis ile afrodit'i öğrenen ares yaban domuzuna dönüşerek adonis'i öldürür. Genç adamın ruhu yeraltına giderken akan kanından manisa çiçeği/anemon/gelincik doğar.
Doğanın ölümü ve yeniden doğuşunun simgesidir. Ya yerin altında ya da üstündedir. Bir ağaçtan doğmuş ve bir çiçek olarak ölmüştür.
Ek: lübnan'da bulunan, her şubat kırmızı renkte akan abraham isimli nehrin diğer ismi de adonis nehri. Adonis'in nehrin yakınında öldüğüne ve kanının nehre bu rengi verdiğine inanılırmış.
sümer / akad / babil mitolojilerinde geçen ve dumuzi / temmuz / dammuz / tammuz isimleriyle bilinen; türk / orta asya mitolojisinde ise damuz-han / tamız-han ismiyle bilinen tanrının yunan mitolojisindeki karşılığıdır.