susmayı zorlayan anlardır oysa anlamazlar yalnızlığın camlarına yağan çoğu kez seçilmiştir korkular bir yönüdür yaşamanın tenha dağlar gibi durur çocukluğumuzun coğrafyasında çekip perdeleri bir yere gidemezsin! hayal eski gölgelerin vurduğu aynalar şimdi ışık almıyor başka odalarda
uzun uzun bu aleme dalmak ve kendini unutmak. bunu bize sağlayabilen uyuşturucudur. büyüdükçe toleransımız artar ve bırakırız. bıraktığımızda ölmeyi bekler ve dualara başlarız. öldükten sonra tekrardan kendimizi kaybedebilmek için.
Bir şeyin imgesi her zaman kendisinden daha çarpıcıdır. Bizler Geçmişi ve geleceği ancak imgeler aracılığıyla düşünebiliriz. Bundan dolayı geleceği düşlerken veya geçmiş bir yaşantıyı hatırladığımızda aklımıza gelen şey o an ki gerçekliği temsil eden ancak asla aynısını karşılamayacak bir imgedir. Düş kurarken beynimiz çok yönlü çalışır ve birden fazla mekanizmayı devreye sokar; severken, üzülürken, coşku anında, şimdiki zamanın elle tutulabilir gerçekliği kadar imgenin orda olmayan bir düşü yaratmasına da ihtiyaç duyarız. Bu nedenle hayaller dünyanın aslını karşılamasa bile düşünce üretmek adına beynin ihtiyaç duyduğu imajları oluştururlar.
Hayallerimizle yaşadığımız gerçeklik ne ölçüde örtüşürse yine o ölçüde ruh sağlığı düzgün, sağlıklı bireyler olabiliriz. Birçok psikolojik rahatsızlığın, patolojinin kökeninde gerçek dünyanın çarpıtılması ve düşlemin onun yerini alması yatar. Dolayısı ile hayal, beynimiz için yalnızca bir temsil, bir imaj değil bütün fizyolojiyi ve ruh sağlığını etkileyen çok güçlü bir kavramdır.
uğrunda uğraştığı şeyler olmalı insanın. bir amacı bir hayali, tamam anlıyorum. yine de gerçekten hayal ettiği yere ulaşan insanların sayısı son derece azdır tahmin ediyorum ki. bunu da anlıyorum, bence büyük bir problem değil. ama adına "hayal" denildiğinde işin rengi değişiyor gibi gelmiyor mu size de?
insanların geleceklerini planlarken sınırsız seçenek arasından belli şeyleri elemeleri son derece normal ve makul gelirken, bu seçeneği 1'e indirip "ben şunu yapmazsam yaşayamam" tarzı cümleler bana epey saçma geliyor. gerçekten "şu" olmak için doğmuş hatta gerçekten çok iyi bir "şu" olmuş da olabilirsiniz ama bu düşünce tarzı bana fazlasıyla uzak. hayali kurulan şeyin gerçekleşmesinin tatminini de yaşamış biri olarak, ne kadar çok ihtimalin bu planı şaşırtabileceğini düşünmek bile "iyi ki uzak" dedirtmiyor değil.
bana göre plan her durumda elinden gelenin en iyisini yapmak, hayal de bunun güzel bir şekilde sonuçlanmış halidir. buradaki güzelliği kategorilere bölmemek çok daha iyi geliyor bana. az önceki paragraftaki versiyonda son derece başarılı bir şekilde tamamlanmış bir planın sonucu bile "şu" olmadığı için sizi tatmin etmeyebilir hatta karalar bağlamanıza sebep olabilirken bu senaryoda "evet, ben elimden geleni yaptım" demenin rahatlığıyla -bir de sonucun istediğiniz halini de beraberinde getirirse- "benim hayalim tam olarak buydu işte" diyebilirsiniz.
hepimiz astronot olamayacağız yani. kendinizi ille de müthiş hayaller kurmak zorunda hissetmeyin.