1. bu ülkede türkçe rock denildiğinde ve özellikle 2000-2010 arası işaret ediliyorsa, anmadan geçilmesi mümkün olmayan bir albümdür. 'u hem benim neslime hem de neredeyse 20 yıl sonra dinlediklerinde bile "abi, sizin zaman iyiymiş be" diyebilecek ergen ve ergenellalara tanıtmıştır.

    dinlemek için tık

    şarkılar:

    - : albümü bu kadar yavaş başlatmasıyla belki de buz'un grup halinde beklediği patlamayı yapamama sebebi olan şarkı. sözleri nefistir. "bi' yerde patlayacak ulan bu şarkı" diye diye 5 dakika harcarsın ama "yalnız bir el gibi satıldım durdum/ korkmadım hiç sevilip çalınmaktan// gözlerinde hep o tuhaf anı/ kalbindeyse yaralardan bir sargı" sözü girdiği gibi "aslında bu hali de iyi be" derken bulursun kendini. albümü açan şarkı bu olmasaydı, halen buz'un döneminin en iyi grubu olabileceği ihtimalini düşünen kitleye henüz 20'li yaşlarımdan öncesini yaşarken bile katılırdım.

    - : albümün gazını veren, "şimdi başlıyoruz" diyen şarkıdır. "kaybolmuş birer birer eski aşklar, eski dostlar/ unutulmuşuz, gidecek bir evimiz bile yok" diye başlar, size saçma sapan geçen ama daha sonra hiçbir zaman o kadar mutlu olamadığınız anılarınızı hatırlatır; hem de bir ayrılık şarkısı gibi kulağınıza mırıldanmaya devam ederek. "sevdiğim herkes bir bir terk etti beni" derken, arkanızda bıraktığınız bütün insanları hatırlar, bazen gururlanır, bazen yüreğinizin parçalanmasına pamuk tıkamak istersiniz. şarkıdaki "onlar"ın aldatılmışlığın gizli özneleri olduğunu bin yıldır düşünüyorum ama net bir cevabım halâ yok.

    - : albümün sigara yaktıran ilk şarkısı. yalnızlığı tamamen yitip gitmiş bir ayrılıktan sonra anlatan bir adamı dinlersiniz. yalnızlığa sus payı der, yok olmayı hayatla eşleştirir, aptallığı her zaman kalplerin donuklaşmasına benzetir. "ulan adam haklı, sıçayım böyle ilişkilere" diye mırıldanırken bulursunuz kendinizi. düşleri satan, inanıp aldandıkça kendinden veren bütün geçmiş ilişkilerinizdeki "siz"i hatırlarken bir nefes daha çekersiniz. yalnızlığı ilişki düzeyine indirmesini fazla klişe bulurum ben ama sözlere bu kadar abandıkları için cı cı cı cı şeklinde ciğer oyan basın dahi ninni gibi gelmesine karşı koyamam.

    - : grubun konserlerinde en beğenilen şarkıydı. bana fazla clean vokal, gereksiz ve rahatsız edici bir eko, kötü ve etkisiz riff destekli bir şarkı gibi gelir. sözleri gene de iyidir çünkü albüm komple intihar düşüncesinin nüveleri üzerinden "kahpe dünya"'yı içinizden atmanıza yardımcı olmak için yazılmıştır. albümün "hayat akıp gidiyor, ne yapıyoz olm biz?" diye düşünmeye başlanılan şarkısı da olur aynı zamanda.

    - : albümün ikinci sigarayı içmeye yeltendiren şarkısı. bir ayrılık hikayesinde ebeveynlerinizin rolü yok mu sanıyorsunuz? haha, hemen cevap vermeyin çünkü bilinçaltınızın size söyleyeceği birkaç şey var. hem anaya hem babaya hem de tanrı'ya doğrudan sövme vardır. "vaad ettiğin her şey gibi/ korkularım da senin eserin" babaya, "beni getirdin bu dünya'ya/ ama kaçtığım her şey burada" anneye, "kapladığın bir gökyüzü/ o gökyüzünün altı daha beter" tanrı'ya sitemdir. "sen de gitme" diye yalvarılan da ayrılığı yaratandır. yıllardır dinlerim; halâ neye isyan edeceğimizi bilmediğimiz berbat bir hayat yaşadığımızı en iyi anlatan türkçe şarkı olduğundan deli gibi korkmaya devam ediyorum.

    - : albümün hiti olduğunu anlamasanız bile, -henüz yakmadıysanız- ikinci sigaranın kendiliğinden yandığı şarkı. intihar şarkısıdır. klibindeki inşaatın varlığı, çevresinin bomboş bir kuyu olduğu metaforu falan hep bu yolda ilerleyen birini zihninize çakar. aslında anlatıcı umutludur ama yaşadıkları, çektikleri öldürdüğü yarınları kadar karadır. hepsini üzerine kusar, "sen seç" der. doymayan nefis, aldatmanın zevki, ölümün gecikmesi, huzursuz bir yürek, daha fazla kendinden nefret edemeyen saf bir bilinç. kafanız çok yüksekken, kötü olaylar üst üste gelip murphy'nin size göz kırptığını bildiğiniz anlarda, çıkışsız, alternatifsiz kaldığınız zamanlarda kodeinden beter etki yapar, aman diyeyim. 4 tur dinlersiniz, kanınıza henüz karışmamış her türlü fiziki ve ruhsal pislik vücudunuzu terk edip yok olmayı diler çünkü bünyeniz kendinizden nefret etmeye başlar. sık dinlemeyin. nefretin güzelliğinden büyülenmemeye çalışın.

    - : yeni bitmiş bir ilişki sonrası üçüncü sigarayı yaktıran, geri kalan kitlenin ise yıllardır bulamadığı mışıl mışıl uyuyabilme hissine sarılma umudunu içindeki davul partisyonları kadar sert tekmeleyen şarkı. "kaybolduk yoklukta/ ben yandım, sen kaçtın// bir sırdık dünya'da/ sırlara karıştık" diye başlayarak umut verir, içinize dolmakta olan ve nedenini henüz bilmediğiniz öfkenizi kamçılar. "bir ses ver geçmişten/ özlemek çareyse// vazgeçtim kendimden/ sen gel diye kendine" ile bütün berbat eski ilişkilerinizi, o berbat "karşılıklı olgunlaşma isteği" anıları ile birlikte suratınıza tokat gibi vurur. "istersen yor beni/ yerden yere vur beni// sonra dua en tanrı'ya/ bu bana yetmesin" derken de kendi yok etme potansiyelinizden korkmanızı sağlar. sağlar çünkü bu iyi bir şeydir. öz güveninizin halâ oralarda bir yerde olduğunu ama kayıp bir çocuk gibi her yöne savrulduğunu size hatırlatır, "kendine gel! sen bu değilsin" der. albümün yerdeki ekmek gibi el üstünde tutulması gereken şarkılarındandır çünkü hepimiz biraz yalaka, biraz eski anıların esiri, biraz isyankar, biraz da yılgınızdır; ve bu durum hep, aynen bu şekilde, kazulet gibi, heyula gibi sabit, ürkütücü ve ihtişamlı halinde kalacaktır. şarkının şu ana kadar size verdiği duygular henüz bir hiçtir, ayrıca; henüz biten son ilişkinin anasını bellemedik, di' mi? daha isyan bütün ipleri ele almamıştır ve sırasını bekliyordur. şarkıyı her dinlediğimde, korkuyorum kendimden.

    - : albümün siliklerinden ve çiş/nefes/huzur molası vermenizi sağlayanlardandır. bir döngüyü sürekli şekilde devam ettirmenin ağırlığı altında ezilenlerin bu döngüyü gördüklerinde "artık çok geç" olduğunu anlatır ama bağırarak. "durdur onları/ bu kavga niye// sustur onları/ konuşmasınlar yine" diyerek içlerindeki şeytanları bilmeyen insanları dürter. sözleri nefistir. ama bu silikliğini kapatamaz.

    - : albümün hem söz hem de müzik olarak en sert şarkısıdır. sanki size, bir erkek olarak kadınların cinsel organını öveceği izlenimi verip ters köşe yapar. uğruna satılan her duygunun insanı yok ettiğini, erkeklerin vajina düşkünlüğünün ahmaklığın başlangıcı olduğunu bağırarak söyler. çok değil, bir dörtlük sözü daha olsa, albümün hiti olabilecek potansiyel vaad ederken, 'ın 'u gibi sadece konserlerde bir şarkılığına heyecanını kaybeden kitleyi gazlama amacı taşımasını olumsuz görürüm. belki de sırf bu yüzden, 2006 yılında vajina adında şarkı yapıp erkekleri topa tutan tamamı erkeklerden kurulu bir grubun varlığına şimdilerde sjw diyorlar. "asıl sensin vajina"!

    - : albümü kapatır, iyi uykular diler. güzel akorları ve riff çaprazları vardır. albümün kalanına göre daha müzikaldir. ayrılık şarkısı olması bir yana, ayrılık anında hissedilenleri de iyi özetler; hem de masal tadında. isyan yoktur, anlık şokun oluşturduğu anlamsızlık bulutunu tanımlar. geleceğe de umutlu bakar ve albümü böyle kapatması nefretim kederimden'de anlatılan kadar boktan hayatlar yaşamadığımız illüzyonunu yaratır. kötü başlayacağını ilk şarkısıyla kafaya çakan albümü umutlu bitirir; 2000-2010 arasında sosyal ortamların içinden geçmiş her y nesli ferdinin yaşadığı saçma duygu patlamalarının gerçek olabileceğine inanç gibi.

    şaheserdir. dinletin, dinletin; favori şarkılarınızı kötü günlerinizde dinlerken dönemin en iyileri arasında olan bu gencoları bol bol anın.
    #289830 lake of the hell | 12 ay önce (  12 ay önce)
    0müzik albümü