hakkında konuşulması ve üzerinden ekonomi analizi yapılması global olan gıda maddesi.
avusturya'nın bir dağ köyündeyim, eve gidem de pattis kızartması yapıp bir soğuk bira açayım diye düşünerek markete uğradım. sonra da markette yağ rafının önünde, avusturya'lı amca ve teyzelerle ayçiçek yağındaki fiyat artışını tartıştım.
ukrayna kaynaklı olduğunu düşünüyordum buralara yansımasının ama değilmiş, son 7 ayda 100'de 150 artmış. elbette benzin başta olmak üzere diğer tüm her şey de aynı şekilde.
emekli maaşları üzerinden aylık mutfak masrafını hesapladık falan.
kurtulamıyorum.
kabus gibi oldu iyice. her dilde aynı şey konuşulur mu ya, şiştim yemin ederim.
çok az her şeyi unutacaktım oysa ki.
ne işin var evde diye soran sevgili dostlar;
çalışıyorum ayol. pattis de yapmadım. öfingen
"bre kel keyif pezevengi, bu iş için niye zeytinyağı kullanmıyorsun" diye soruyorlar anlatıyorum.
Et mühürleme işlemi için çok yüksek sıcaklık gerekiyor. ızgara sıcaklığı 270 - 300 derece civarına gelmeden eti atmıyorum çünkü döküm demir bile kullansam eti atınca aniden 230 civarında düşüyor. (ölçtün mü diye de soruyorlar. Ölçtüm. Temassız sıcaklık ölçer var. (bkz: science bitch) )
evde sızma zeyinyağı var dumanlanma noktası 160 derece. mühürleme işleminde kullanırsanız yağ yanıyor ve sağlıksız oluyor.
ayçiçek yağı 227 derece. yanmıyor. kokusu yok, etin kendi kokusunu değiştirmiyor. Rafine zeytinyağı da yüksek sıcaklığa dayanır ama kokusunu etkiliyor.
Yani şöyle özetleyeyim. piştikten sonra üzerine baharat ekecekseniz rafine zeytinyağı olabilir. marinasyon için soğan vs. koyduysanız rafine zeytinyağı olabilir.
ama etin kokusunu değiştirmeden, sonrasında üzerine bırak baharatı, tuz bile ekmeyeceğiniz saf et tadı için ayçiçek yağı uygun bir seçenek.