-
8 ocak 2021 çıkışlı yağmur taylan, durul taylan'ın netflix platformunda yayınlanan filmi. beğendiğim ikinci taylan biraderler filmi oldu.
ilki için:
(bkz: küçük kıyamet)
bu adamlar metaforlarla bir şeyler anlatma işini çok iyi beceriyorlar anladığım kadarıyla. bana bunlarla gelin işte, recep ivedik tarzı komedilerle değil.*
aziz (engin günaydın), bir süre yalnız kalsa çok rahatlayacak olan bir kişidir. iş arkadaşı erbil (haluk bilginer) ise henüz eşini yeni kaybetmiş ve yalnızlığa alışmaya çalışan bir kişidir. bir gün aziz yalnızlık için aradığı bir fırsatı yakalar ve olaylar gelişir.
oyuncu kadrosu gerçekten şampiyonlar ligi gibi. ama filmi tek güzel yapan kadrosu değil elbette.
küçük kıyamet'teki "size şimdi ne demek istediğimizi anlatalım" olayına da hiç girilmemesi çok güzel olmuş. bu sefer mesajlar çok güzel zarfların içerisinde sunuluyor. takdir ettim. -
haluk bilginer ve engin günaydın'ın başrol oynadığı, taylan bros filmi.
filmi "komedi" olarak değerlendirecek olursak, sanıyorum haksızlık ederiz. zira, bir mizah var filmde evet ama film bildiğiniz psikolojik.
tamamen hayatındaki her şeyden bunalmış bir adamın iç sıkıntısının tezahürü. her yanıyla bir gerçekliğe oturtabilirsiniz filmdeki tüm olguları. aziz'in kolye soran sevgilisini bile. valla bak, onu da anlatırım, mantığınız alır. bu olay örgüsünü absürt yapan şey, filmin sonlarına doğru erbil'in rahmetli karısını sadece onun duymuyor olmasını gözümüze sokmaları oldu. orada film mantıktan çıktı işte.
ha ama sosyal mesaj, psikolojik çıkarım, devinim falan dersen, hepsini olağanüstü vermişler. fakat kadro farkı.. evet ya. yani bu kadro olmasa, bu film yüksek ihtimalle izlenme sayılarında çok aşağılarda kalır ya da çerezlik olurdu.
illa komedi istiyorsanız bu filmle alakalı, en güzel performans spoiler'da.
-- spoiler --
-
"ben bunu niye izledim şimdi?" diye düşündürtecek kadar kötü değil, "of ne güzel vakit geçirdim!" dedirtecek kadar iyi de değil. bir başka deyişle, hem izlediğime pişman değilim, hem izlemesem de olurmuş. kadronun hatırı için izlenir ama. ötesi yok bende.
bir kaç sahnesi gülümsetiyor. fikir de iyi esasında. yine de netflix yapımı son dönem türk filmleri arasında yine en iyilerden birisi diyebilirim. -
Öncelikle çok beğendiğimi söyleyeyim. Cidden çok beğendim ve sinemamızın en azından ana akım sinemamızın tek düze yapıdan kurtulması için bir kaçış denemeleri bunlar. Kapitalist sinemanın emperyalist kültürünün pompalanıp popüler kültürü yaygınlaştırması ve "güzel" olarak kodladıkları sistemden kurtulabilmemiz için gereklidir bunlar.
Nedir? Her karakterin bir sevdası olacak, aşk olacak, komiklik olacak, eğer biraz "özgün" olduğunu söylüyorsa trajikomik olacak, trajedi ve ağlatıcı unsurlar olacak, zenginlik olacak, fakirlik olacak falan filan. Dizi de olsa, film de olsa konu veya tür içerikleri yok. Hepsini bir şekilde bu saydığım salak matematikle aynılaştırıyorlar.
Pekala bizim sinemamız ve kitlemizin büyük çoğunluğu da popüler kültür hayranı olduğu için aşk sana benzer, kalbimin zımbırtısı, çikolatayla aşk, eylülde ağlayıp sevişelim gibi "farklı" gösterilerek aynı filmleri yapıyor.
Neden? Çünkü her şeyi para uğruna yapıyorlar. Sinemanın seyirciye katkısı, sinemayı geliştirici, doğruyu sorgulayıcı, eleştirel bir anlayışla yapmak aşırı "pahalı".
Şu ortamda, karakomedinin çeşitli yönetmenler arasında sıkışıp kalmasından ayrılıp gelişerek ana akımda da yer bulması, popüler kültür efradına birazcık da olsa farkındalık yaratması, aaa bu çok ilginçmiş ya diyerek o yönelimde gerçek farklılıkları uyandırması gayet güzel.
Şu halde pektabii yapılan denemelerin iyi ya da kötü olması çok mühim değil bizde. Henüz oturmayı bırak oluşamamış bir alan belirlenmeye çalışılıyor.
Bunun için tüm yönetmen, senarist, yapımcı ve katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum.
Azizler özeline gelince, eski yapımlara selam çakma durumları, alt metinde izleyiciyi etkilemesi, planların içindeki mesajlar ve anlatılanlar, konunun düşündürücülüğü, oyuncuların yönlendirilmesi ve oyunlarını vermesi benim açımdan çok üst bir noktada.
İzleyenler için de konuşalım tabii;
-- spoiler --
Film başlarken, filmin isminin önce Aziz, ardından yalnızca e harfinin eklenip Aziz e, ardından da Azizler olarak yazılması çok tatlı olmuş. Azizin nezdinde erkeklerden ayrı olarak kadınları da konu ettiğini, yanıldığımız üzere aziz kelimesini değil aziz isminde adamın veya adamların hayat kısımlarını anlatacağını bize ipucu olarak veriyor. Bunu farkederek izlemeye başlamak gerçekten güzel bir heyecan yaratıyor.
İnsanın hayatında bir problemi halledemeyip askıda kalması, gerçekte de olsa nasıl olur? demişler ve bunu yaşayan kişiye hissettirdiğini de canlı kanlı bize göstermişler.
Aziz'in kız arkadaşı ile arasındaki kararsızlığını, kendi kafasında netleştiremediği yolunu ve biraz yalnız kalabilir miyim savaşını sürüncemede bırakmanın, aklının ve ruhunun bir yanında oluşunu, dalgınlığını, sevgilisinin de kafede zamanda asılı kalarak bize göstermesi güzel bir farkındalık.
Hepimizde öyle olmuyor mu kararlaştıramadığımız konu olduğunda?
Nereden anlıyoruz aziz'in kararsızlığını? Kolye nerede'den. Nerede kolye? Ayrılacaksa, kolyeyi çıkarması aşikar. Fakat böyle bir simgeyi terkettiğinde, simgeyi çıkardığını hatırlamamak? Var mı yok mu?
Yargılayan, sorgulayan, üsteleyen, ebeveyn denetimi ebeveynde değil de ailenin çocuğunda olsa ne olur? Nasıl olur? Peki çocuklaşan ebeveynlerinin arasında büyümek zorunda bırakılan fakat bunu istemeyen çocuğun hali?
Aziz'in ablası, eşi ve çocuğu ile halit ergenç, bergüzar ve çocuklarının birbirlerinin zıttı olarak aynı soruyu soruşu güzel bir sorgulama izlencesi.
halit ile bergüzar tartışırken arkalarındaki hangi renge dahil olduğunu taraflaştırmasını güzel vermişler bu arada.
haluk bilginer nasıl bir usta değil mi? Bakışından, konuşmasından, kafasının nerede olduğunu farkedemeyip anında kayboluyoruz biz de.
Binnur kaya'nın vavien'den sonra bir kara komedide nasıl da muhteşem oynayabileceğini göstermesi de çok güzel. Küçücük bir fotoğraftan dev bir oyunculuk :)
haluk bilginerin ya da erbil abi'nin her yerde karşısına çıkan kadın sanırım eceli. Zira çok çekici, ona bakmaktan aklını ve kendini alamıyor, ecelinin de bir tane bile sigara içmeyen adamın ciğer kanseri oluşunu anlatır halde ablanın mütemadiyen sigara içmesi...
Kadınla birlikte olacağını kamuran'ına anlatıyor ve anında ölüme bağlanıyor konu. Bence bariz ecel abla :)
engin günaydın'ın aslında kendi rollerini oynaması biraz işkillendirdi beni başka yapımlar için. Fakat onun da karakomedi için biçilmiş kaftan olduğu aşikar. Umarım bu türde oynamaya devam eder.
-- spoiler --
Ezcümle; film aslında normal ile anormalin yer değiştirmesi ile, normalin normal olan hayatımızdaki sorunları anlatmaya çalışıyor. Anormalin normal olması ile normalin anormal kabul edilmesinin biz normal normallerce izlenmesi çok keyifli. Dayı diye sayıklıyorum.
hiç çıkarmiycam demiştin, ee kolye nerde?
Hiç çıkarmiycam de.....